Biraz Tarih
Biz Sıplarla Osmanlı tarihinin bahsettiği kadar tanışıyoruz. Bugünkü Cenup Slavlığı davasını anlamak için bu tanışma kâfi gelmeyeceği için , Tuna Kıyıları’nın ilk kısmını, eski Yugoslav tarihinin pek kısa bir hülasası ile Osmanlı istilasına ait iki ufak bahse tahsis ediyorum.
İspanya ve İtalya ile birlikte Balkanlar için de Yarımada tabiri ilk defa 1808’de bir Alman coğrafyacısı tarafından kullanılmıştır. İspanya ve İtalya, şimalde Pirene ve Alpler’e dayanmışlardır. Balkanlar ise Drava ve Tuna vadileri ile 1200 kilometre kadar kıta içine sokulur. Yarımada’nın İslavca adı Stara Planima (Eski-doğ)’dır.
İlk büyük göler Balkanlar’a uğramıştır. İlliryalılar Dinarik, Traklar Rodop bölgelerine yerleştiler; Selt dalgası Adalar Denizi’ne kadar indi. Yunan tesiri her tarafa girdi çıktı. İsa’ya üç asır kala Roma’nın Balkanlar’a nüfuz etmeye başladığını ve iki yüz sene süren muharebelerden sonra, Yarımada’yı hâkimiyetlerine aldıklarını görüyoruz.Roma devrinde tarlalar açılmış, bataklıklar kurutulmuş ve madenler işlenmiştir.
Roma zayıflamaya başladığı zaman, Balkanlar’da muharebeler ve salgınlar birbirini takip etti. Toprak o kadar boşaldı ki ne ordu, ne ziraat, ne de ticaret için kâfi nüfus kaldı. İşte Avrupa tarihinin “Barbarların istilası” adını verdiği ve IV’üncü asrın sonundan itibaren kopup gelen akınlar ve göler yarımadayı bu tenhalık içinde bulmuşlardır.
sene kadar tutunabildi. Şark İmparatorluğu ise 1453 fetih yılına kadar daha yaşayacaktır.
Garbî Roma İmparatorluğu’nun topraklarını parçalayan istila akınları arasında bir de İslav dalgası vardır. İslav’lar, yukarı Vistule ile Dnieper arasında, Karpatlar şimalinden , üç kola ayrılarak sökün ettiler. Şimal ve garp kollarında bulunanların bir kısmı Cermenlik içinde temsil edilip kaybolmuştur. Dillerini muhafaza edebilen İslav gruplarından Slovaklar daha bir millet olmaya başlarken Macarların hükümü altına girdiler.; içlerinde yalnız ikisi kendi reislerinin idaresi altında teşekkül edebilmiştir. Çekler;





