17 Şubat 2026 Salı

Valla Kurda Yedirdin Beni*


 

I

“Nedeni medeni yok! Ben komünistleri seviyorum. İşte, o kadar.

Şiran Ören, 1977


8 Nisan 1970 komando/jandarma harekâtını Türkiye İşçi Partisi adına yerinde incelemek için Silvan’a gidenler arasında ben de vardım. Şiran Ören’i bu vesile ile tanıdım. Şiran, Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın gönderdiği on altı kişilik gruptandı. . İstanbul'dan katılıyordu. Bizlerden ancak birkaç yaş büyük olmalıydı ama saçları adamakıllı kırlaşmıştı. Cildi çeşitli yaralanmaların izlerini taşıdığından olsa gerek, kendisini olduğundan da yaşlı gösteriyordu. Diwan-xana (*”x”, kh sesi verir.) dedikleri misafirhanede,  duvar boyunca dizilmiş yer minderlerinden birinin üstünde bağdaş kurmuş, sırtını sarı bir kırlente yaslamıştı. Misafirhane, bir karenin üç kenarını oluşturacak şekilde dizilmiş odalardan meydana geliyordu. Açık ucu kuzeye bakıyordu.; odaların güney duvarlarındaki küçük mazgalların hava cereyanı sağlamak için açıldığını düşündüğümü hatırlıyorum.

İçerisi tıklım tıklım (elli kişiden fazla) olmasına karşın sessizdi. Haşin yüzlü ve sükûti olduklarını, sohbet sürdürmeyi bilmediklerini henüz gözlemlemiş değildim. Mamafih, o günkü sükûnet, olayların vahametiyle de açıklanabilir. Şira’ın konuştuğu kişi (Feyzullah Sözler olduğunu sonradan öğrendim) beni görünce sustu.

“Heyrhati,” diye selamladı. Ben de öğretildiği gibi yanıtladım.

“Selametim.”

Bunu, sırayla herkesin hatır sorması izledi.

“Çavayi?”

“Başım spastıkım, tu çavayi?”

Hatır sorma bittikten sonra, Şiran Türkçe’ye döndü.

“Akşama bir saat kala sardılar, öyle mi?”

“Ne görmüşsem ne duymuşam!” diye cevap verdi, Feyzullah Sözler.

Ben gelmeden önce ne konuşuyorlardı, bilmiyorum ama bu cevap Şiran’ı öfkelendirdi.

“Kadınların önünde çırılçıplak soyup teşhir ettikleri sen değil miydin? Şimdi utanmıyor musun, ne görmüşem ne duymuşam demeye?

Feyzullah Sözler, sonradan beni kastederek, “O Türk’tür, duymasın, bu konuyu kapat,” dediğini öğrendiğim bir şeyler söyledi. Şiran’ın  daha da kızdığını gördüm.

“Mehmet arkadaş devrimcidir. Bizdendir,” dedi yine Türkçe, “Senin tavrın şoven bir tavırdır.

Bunun üzerine Feyzullah Sözler’in bacanağı ve amcaoğlu, Abdülbari Sözler, lafa girdi., komando birliğinin kasabayı akşama bir saat kala sardığını, köylülerin hepsini silah zoruyla evlerinden çıkardıklarını anlattı. 

… ..

… ..



*Valla, Kurda Yedirdin Beni & Ayşe Alatlı

Or’da Kimse Varmı?- III. Kitap

Everest Yayınları

1-4.Basım: 1993-22001, Boyut Yayınları

9.Basım: Temmuz 2018





*Telmih - Vikipedi

*Telmih, bir edebi sanat türüdür. Hatırlatma sanatı olarak da geçer. Halk edebiyatında sıklıkla kullanılmakla birlikte daha çok divan edebiyatı şair ve yazarları tarafından tercih edilmiştir. Günümüzde de kullanılmaktadır.

Bilinen bir hadise, kişi, nükte, fıkra, atasözünü dolaylı biçimde anlatma, bunlara gönderme yapma sanatıdır.[1] Telmihin başarılı olması için okuyucunun dolaylı anlatıma konu olan düşünceyi kolayca anlayabilmesi gerekir. Divan edebiyatında özellikle dini hikâyeler, din büyükleri ile kahramanları, Kur’an ayetleri ve mesnevi kahramanları telmih konusu olmuştur.

Söz arasında, bilinen bir olaya, tarihten veya mitolojiden bir kahramana, bir atasözüne işaret edip onu hatırlatma sanatıdır.


1 yorum:

  1. Türk sol tarihi ve kürt sorunu anlatılmakta. Konuya ilgisi olanlar için, arka planı anlamayı kolaylaştıran bir okuma için katkı sağlayıcı….

    YanıtlaSil