1 Ekim 2016 Cumartesi

Küçük Kırmızı Aşk Kitabı *

Ne tesadüf
... .. gerçek sevgi bir talih oyunu değildir.
-Sevgiyi bulmuş ve sürdüren kişilerin de hayatında bir zamanlar bu sevgiyi yaşadıkları sevgilileri, eşleri yoktu. Şimdi var. ... ..-Yağmur belli koşullar altında yağar. Ağaçlar belirli koşullarda meyva verir, bitkiler belirli koşullarda çiçek açar. Doğada her şeyin koşulları, yasaları var; sevgiyi bulmanın ve korumanın da.
Aşk nedir?
Üç ‘Aşık’ Beyin
Eski Beyin Nasıl Muhakeme Eder?
Eski Beyin İçin Zaman Yoktur
Nasıl Aşık Oluruz
-... .. Âşık olmanın temel nedei eski beynimizin, partnerimizi ebeveynimizle karıştırmasıdır.
-Âşık olduğumuz kiş, bizi yetiştiren insanların olumlu ve olumsuz özelliklerini taşır. Eski beyin “ebedi şimdi”de olduğu ve dış dünyayı bir sis içinde algıladığı için, çocukluk ortamını yeniden yaratmaya çalışır. Çünkü çocukluğumuzda yaşadığımız psikolojik ve duygusal incinmeleri telafi ederek kendini iyileştirmeye çalışır. ... ..
-Çocukluk travmalarının ille de devasa boyutlarda olması şart değil. En iyi koşullarda büyümüş olsak bile, görünmez incinmelerle dolu oluyoruz. ... ..ebeveynlerinde olmayan özellikleri seçmeli. Aşırı koruyucu ebeveyn yerine özgür bırakan eş seçilmeli.
-... .. Mantıken  insanlar eş, sevgili seçiminde ebeveynlerinde olmayan özellikleri aramalı değil mi?
-Terk eden ebeveyn yerine, güvenilir bir eş seçilmeli. Aşırı koruyucu ebeveyn yerine özgür bırakan eş seçilmeli. Alklolik ebeveyn yerine alkol kullanmayan eş seçilmeli.

-Ama bu  muhakemeyi yeni beyin yapar. Eş seçimini ise eski beyin yapar. Zaman boyutu olmayan eski beyin. Çünkü eski koşulları yeniden yaratıp, anne babayı “düzeltmek” ister.

Sınırlar Arasında *

Kitabın 1. baskısı 2006’da yapılmış. Yazar 2002 ve 2005 yılları arasındaki gözlemlerini anlatıyor. Ülkemizdeki bir çok ailenin ortak geçmişi; bugünkü topraklarımızın dışında kalan ve Osmanlı döneminde egemenlik kurduğumuz, ancak İmparatorluğun dağılma süresinde ise terk etmek zorunda kaldığımız coğrafya ile ilgili. Gönülerimiz hala oralarda.
-Kitabı okuduğumuzda eski Osmanlı coğrafyası ile ilgili duygularımızın tekrar canlandığını ve hüzünlendiğimizi hissediyoruz.
-Bilinmesi gereken bir diğer husus ise madalyonun ters yüzü; Bir zamanlar sahibi olduğumuz bu topraklarla ilgili tarihi süreç bütün hızı ile devam ediyor. Günümüzde Balkanlarda olup bitenler ve Ortadoğu’da yaşanan insanlık dramları anlatılıyor.
-Osmanlı coğrafyası parçalandığında Anadolu’ya göç etmek zorunda kalan ve eski topraklarımızda yaşamlarını sürdüren insanımızın öykülerini okurken; olup bitenlerin arka planındaki büyük oyunu anlamaya çalışıyorsunuz.
-Kısa alıntıları paylaşalım; Bulgariztan’ın Kırcaalisi, Yunanistan’ın Gümilcinesi, Makedonya’nın Kocaali’si Ya da Suriye’nin sınır köylerinde yaşayan insanımız...
-Batum’da, Kırım’da kekük’te; İran’da kuşaktan kuşağa aktarıan anılar...
-Yazar Banu Avar’ın anneannesi Balkan Harbi’nin dehşet dolu göç dalgalarında Selanik ile İstanbul arasında bir yerde doğmuş. Dedesi bir Manastır göçmeni.
-Babasının babası Bahatin Bey Dağıstan doğumlu. Küçük bir çocukken İstanbul’a getirilmiş.Yıldız Srayı’nda büyümüş. Çerkez göçmeni Nazmestan Hanım’la evlenmiş, iyi bir asker olarak ün yapmış, ünlendikçe de birilerinin gözüne batmış ve sonunda Halep’e sürgün gönderilmiş. Babasının doğumyeri Halep. O doğduğu yıl yani 1893’te Halep bir Osmalı vilayeti...
-Halası bir Trablusgarplıya varmış. O da Osmanlı’nın bir başka vilayeti.
Avrasya coğrafyasında her yer birbirine benziyor.
-Balkanlar’da, Karadeniz çevresinde, Kafkaslar’da ve Orta Asya’da son iki yılda gittiğim 45 ülkede ortak özelllikler vardı. En bariz özellik bu ülkelerdeki bir avuç insanın giderek zenginleşmesi ve geride kalan nüfusun hızla yoksullşmasıydı. Bu

19 Eylül 2016 Pazartesi

Pinokyo *

Büyüklere ve  küçüklere dersler veriliyor  bu ünlü “Dünya Çocuk Klasiğinde.
Büyükler de okuyabilir:)
Kısa alıntılara bir göz atalım:
Kiraz ustanın konuşan bir odun bulması
... ...Kiraz usta bu odun parçasını görür görmez , içini bir sevinçtir kaplamış; keyifli keyifli ellerini ovuturarak alçak sesle:
-Bu odun parçası tam zamanında elime geçti. Dur, şimdi ben ondan bi,r masa yapayım!
-Bu sözleri söylemesiyle işe koyulması bir olmuş. Hemen en keskin baltasını alıp kabuğunu çıkarmaya davranmış. Ama daha ilk darbeyi vuracağı sırada, adamcağızın eli havada kalmış: çünkü mini minnacık bir sesin, yalvaran bir eda ile kendisine:
-Ne olursun hızlı vurma, emi dediğini işitmiş. ... ..
Kiraz usta konuşan kütükten kurtuluyor
Pinokyo’nu  doğuşu
Pinokyo ile konuşan cırcır böceği
Pinokyo’nun yaptıklarının cezasını çekmesi
Jozefen’in eve dönüşü
Jozefen’in fedakarlıkları
Pinokyo’nun hatası
Pinokyo, kukula göstericisi ve kuklalar
Yolda iki hayvan: kedi ve tilki
“Kırmızı Yengeç” Oteli
Pinokyo ve katiller
Pinokyo ve peri kızı
-... ..Peri kızı sormuş:

8 Eylül 2016 Perşembe

Değirmenimden Mektuplar *

-Fransız yazar Alphonse Daudet’’in ilk baskısı 1869 yılında yapılan eseri; Fransız taşrasında bir değirmende yazılan, her biri ayrı bir yerleştilimiş anı-mektuplardan oluşmakta....  Fransa ve Fransızca’ya aşina olanlar için ilgi çekici olabilecek içine hayali sahnelerin yerleştirildiği öyküler sürükleyici bir dille kaleme alınmış. Paris'in yoğunluğundan kaçıp doğa ile baş başa kalan yazar; doğa ile iç içe kaldığı değirmeninde tabiatın insanoğlunu sunduğu zenginlikleri satırlarına yansıtmaya çalışmış. Bardağın dolu tarafını anlatırken günlük hayatımızda bizlerinde yaşadığı güxellikleri ifade etmeye çalışmış.
Kitabın ön kapağında “Dünya çocuk Klasikeri” vurgu yapılmış olmakla birlikte yetişkinlerin algılayabileceği  o dönemim hayat tarzını yansıtan seviyedeki/detaylar öyküleri oluşturuyor....  Kısa alıntıları paylaşalım:
-... .. Pariste ikamet eden ve orada hazır bulunan Şair Bay AlphonseDaudet’ye ve orada hazır bulunan Rhöne vadisinde , Provennce’in  göbeğinde, yemyeşil çam ve meşe  ağaçları ile örtülü bir yamaç üzerinde bulunan bir babun ve yel değirmeni , bütün huklukî ve fiilî güvence altında ve her türlü borç, imtiyaz ve ipotekten ayrı olarak sattığını ve teslim ettiğini... ...
-... .. İşte size oradan yazıyorum.Kapım ardına kadar açık, etraf güneşlik... Işık içinde, pırl pırıl, güzel bir çam korusu, karşımda, yamacın eteklerine uzanıyor... Ufukta küçük Alplerin zarif tepeleri beliriyor... Çıt yok... Ancak uzaktan azağa bir kaval sesi, lavanta çiçekleri arasında bir kurlinin ötüşü, yoldan da bir katırın çıngırağı... Bütün bu güzel Provence manzarası ancak ışıkla can buluyor. ... ..
-Ertafımda ne kadar güzeş şeyler var! ... ..
Beaucaire dilijansı
Cornille Ustanın esrarı
-... .. Eskiden burada değirmencilik öyle işlek bir zenaattı ki... .. Köyü saran cepheler yeldeğirmenleriyle kaplı idi. ... ..
-Değirmenciler, bizim memleketin şenliği ve zenginliğiydi. ... .. Nihayet bir gün, elediye bu harabeleriyıktırdı ve yerlerine asma ile zeytin ağacı dikildi. Ama bu bozgun havası içinde tek bir değirmen kafa tutuyor. ve tepenin üstünde, fabrikacılara inat sürekli dönüp duruyor. Bu Cornille Ustanın değirmeni idi, işte bu anda

3 Eylül 2016 Cumartesi

Define Adası *

-Kitabın arka kapağındaki tanıtımda; “18. yüzyılın ikinci yarısı okyanusların korsan kaynadığı, uzak adaların inanılmaz maceralara sahne olduğu bir dönemdi. Jim Hawkins, bu karışık günlerde ailesiyle birlikte İngiltere’nin güney kıyılarındaki Amiral Benbow Hanı’nda yaşamaktadır. Yolu Amiral Benbow’a düşen Billy Bones isimli eski bir korsan, hanı işleterek  kıt kanaat geçinen ailenin yaşamını değiştirecektir. Bones’in korsan Flint’in definesinin yerini gösteren bir haritası vardır ve bu harita bir bela mıknatısı gibi bütün korkunç korsanları hana çeker. Harita bir rastlantı sonucu Jim Hawkins’in eline geçer ve heyecanlı bir define avı başlar.” anlatımı ile sürükleyic bir dilla kaleme alınan çocuk romanı; aynı zamanda yetişkinlere de hitap ediyor.
-Kısa alıntıları paylaşarak define peinde koşan korsanların heyecanına ortak olalım.
Yaşlı Korsan
Yaşlı kurt Denizci Amiral Benbow’da
-Bir denizci (arada bir rast geldiği üzere, kıyı yolunu izleyerek Bristol’a giderken) Amiral Benbow’a misafir olduğunda, kaptanımız salona girmeden önce perdeli kapıdan ona bakardı; böyle birihandayken her zaman bir fare gibi sessiz kalmaya özen gösterirdi. En azından benim için, bu durumun sır olan bir tarafı  yoktu; çünkü bir bakıma onun endişesine ortak olmuş sayılırdım. Bir gün beni kenara çekmiş ve “tek bacaklı bir denizci adama karşı gözümü dört açmam” halinde, her ayın birinci günü elime dört gümüş peni  sıkıştırma sözünü vermişti. ... ..
-Bu kişinin rüyalarıma nasıl girdiğini anlatmama pek gerek yok herhalde. Fırtınalı gecelerde rügâr evin dört bir yanında uğuldarken ve dalgalar koy boyunca kayalıklara çarpıp kükrerken, onu bin bir kılığa ve bin bir şeytansı çehreye bürünmüş halde görürdüm. Bacağı bazen dizden, bazen kalçadan kopmuş gibiydi; bazen de tek bacağı gövdenin ortasından çıkan azman bir ytarığa dönüşürdü. Çitlerin ve hendeklerin üzerinden atlayıp koşarak beni kovaladığını görmek karasabanların en kötüsüydü. .. ..
Kara benek
-... .. şunu unutma ki, peşinde oldukları şey benim eski sandığım. ... ..

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Kandırma Dansı *

-Kitap; kendini feminist terapist olarak tanımlayan yazarın karşılaştığı bir konuyu derinlemesine irdelemesi ile genişleyen bir anlatım algısı uyandırıyor. Allah Allah bunlar da mı insanların gündeminde diyebilirsiniz ya da başkalarının da derdiymiş diyerek ilginç de bulabilirsiniz.. .... seçilen konular öylesine dağınık ki, sürükleyicilikten uzak, belki de sadece konu uzmanlarına hitap eden bir anlayışla kaleme alınan sayfalar arasında ilerledikçe okuma güçlüğü çekebilirsiniz. Aradığınızı da bulabilirsiniz...
-“Kandırma Dansı, kadınların gerçeği saptırmak ve saklamak için başvurdukları yolları (ve bunun nedenlerini) ele alıyor. İlişkilerimizin yalan, taklit, suskunluk, ‘miş’ gibi yapma ve cesurca doğruyu söyleme çabalarıyla nasıl etkilendiğini gösteriyor. Dr. Lerner, yirmi yılı aşkın klinik deneyimlerine dayanarak, bu konuya ilişkin zengin felsefesini ve düşünceli rehberliğini sunuyor. Kendine özgü tutkulu, mizah anlayışı ve açık üslubuyla yaşamımızı etkileyen yalanları, sırları ve suskunlukları irdeleyerek , herkesin doğruyu söylemesini olası kılacak yola nasıl ulaşacağımızı gösteriyor. Gizli ilişki, aile sırrı, cinsellikten haz alma taklidi gibi konularda doğrularımızı keşfetme gibi konularda doğrularımızı keşfetmemiz, dile getirmemiz ve yaşamamız için yol gösteriyor.
Kısa alıntıları paylaşalım:
-... .. Psikanalizde –yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi  -sevgi ve özbilinç, kişinin kendini değersiz gördüğü ya da suçladığı  ortamlarda gelişemez. ... ..
Kandırma ve doğruyu söyleme
-İster bilinçsizce ya da bilinçli yapılsın, kandırma gündelik yaşamın bir parçasıdır. Bu yaşamda sayısız kisveye bürünür. Dilimize bir göz atarsak doğruyu söylemekten uzaklaşıp hileye yönelişimizle ilgili ne çok deyim kullandığımızı anlaybiliriz.
-Kadın attı uydurdu, abarttı, hafife aldı, gerçeği kendine sakladı deriz.
-Beyaz yalan söyledi, anlattıkları kısmen gerçek, lafı dolandırdı, masak okudu deriz.
-Öyküyü kendine göre düzdü, gözümüze perde çekti, deriz.

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Bizans İmparatorluğu Tarihi *


-Arka kapağındaki tanıtım bölümünde; “Bizans, insanlık tarihinin en uzun süre yaşamış imparatrluklarından biridir. 1123 yıllık tarihinde farklı on üç hanedan tarafından yönetilerek yaratılan uygarlığın temel nitelikleri ve bu uygarlık yapısına nasıl ulaşıldığının anlatıldığı 519 sayfadan oluşan bu kitap , Şu Bizim Bizans’ın güncellenmiş bakısıdır. Kitapta siyasal olaylar dışında toplumsal yaşam, sanat, kültür, mişmarlık, ve günlük hayat gibi konular da yer almaktadır.
Bizans İmparatorluğu tarihi (Şu Bizim Bizans-Byzantium 330-1453) önceki baskıdan çok farklı araştırmaları da kapsamış ve bu bilgilerin ışığı altında yeniden düzenlenmiştir. Önceki baskıları okumuş olanlar ilk sayfadan itibaren yenilenen konuları fark edeceklerdir.
Okur, Bizans İmparatorluğu’ndan yanlız insanlık tarihinin gelişimini değil, aynı zamanda ondan sonra gelen Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal ve hukuksal yapısının nasıl etkilendiğini görecektir. Çünkü tarih, yanlızca geçmişi değil, geçmişten geleceğe taşınan mirasın yeni kuşakları nasıl etkilediğini de öğreten bir olgudur.” açıklamarına yer verilmiş.
-Kitabın ilerleyen sayfalarında:
   *Günümüzde yaşanan iktidar mücadeleleri ve etrikaların o dönemlerde de gündem oluşturduğunu,  
   *Batı medeniyetine bir zamanlar ev sahipliği yapmış olan ve günümüzde başta İstanbul olmak üzere müslümanların kontrolü / kullanımında olan geniş coğrafya üzüerine hazırlanan senaryoların / oyunların arka planını da anlamak mümkün olabiliyor.
-Kitaptan kısa alıntıları paylaşalım: ... .. Roma Bizans İmparatorluğu’nun bu topraklarda hüküm sürdüğü 1123 yılı anlatan, Şu Bizim Bizans-Byzantium  330-1453 isimli ... ..
-... .. Bu noktada iki konuya da açıklama getirmek gerekmektedir. Bunlardan ilki , Doğu Roma İmparatorluğu ve Batı Roma İmparatorluğu, ikincisi ise Roma İmparatorluğu tabirleridir. Bu isimleri, anlatımda kolaylık sağladığı için, tarih kitaplarının çoğunda zaman zaman çok da doğru olmayan bir şekilde ifade edilmektedir. ... ..
-Toplam bu 2400 yıla yakın süre içinde, Büyük Theodosius 395 yılında imparatorluğu iki oğlu arasında bölmüştür.