Kitap arkası tanıtımdan:
Seraphine, ailesiyle birlikte zorlu bir yolculuğun ardından Fransa hükümetinin vaat ettiği Cezayir topraklarına varır. Kuracakları tarim kolonisiyle daha iyi bir yaşam hayalinin peşinden sürüklenen tüm yerleşimciler gibi o da Afrika toprağında yoksulluk, hastalık ve ölümden başka bir şey bulamayacaktır.
Bir yanda koloniciler kendi topluluklarını oluştururken diğer yanda yaşananlar, aldığı korkunç emirleri sorgusuz sualsiz yerine getiren işgalci bir Fransız askerinin gözünden en acımasız haliyle dile getirilir. Cezayir’e sözde “medeniyet” götürmekle görevlendirilmiş askerlerin yağmalayıp yaktığı , yerli halka zulmettiği bu sömürgeci savaşta insanlığın yavaş yavaş yitirilişine tanık oluruz.
Mathieu Belezi, bugün hâlâ yüzleşilmeyen, tarihin sessiz kalan o ânına o büyük yıkımı, hem toprağa hem de insanlığa saldıran bir medeniyetin eleştirisini rahatsız edici gerçeklerle aktararak sanata dönüştürüyor.
(Meşakkatli İş)
Ağladım oraya varıp da işlememiz gereken toprağı görünce gözyaşlarıma engel olamadım.
Tanrı'nın azizeler azizesi anası Seine ve Saône, sonra da Rhône nehirlerini inmek için, hiç acele etmeyen atlar tarafından çekilen el gibi dümdüz teknelerin üzerinde günlerce yolculuk, bana inanabilirsiniz, erkekler alavere havuzlarındaki molalarda hemen civar hanlarda yiyip içip âlem yapmaya koşarken biz zavallı kadınlar bu molodan çocukların bezlerini değiştirip altlarını temizlemek için istifade ediyorduk, size günlerce diyorum, ta ki en sonunda denizi görene kadar, denizi ve Marsilya Limanı’nın üzerinde bir bayrak gibi şakırdayan göz kamaştıran ışığını
Tanrı’nın azizeler azizesi anası

.webp)
