27 Ağustos 2026 Perşembe

Söyleme Bilmesinler*


 

Kitap arkası tanıtımdan: 

Şermin yaşar, Söyleme Bilmesinler’de kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor.Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı tanıyarak yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi şimdi sen anlat: aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. YUmak çözüldükçe iplerin uçları nerelere çıkmıyor ki…


Aile bağları nasıl düğüm atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sırada evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinde yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için…. Prof. Dr. Mustafa Kurt


Ethem / Cuma 13.30

… …

Emin / Cuma 14.00 

… ..

Ekrem / Cuma 14.20

… ..

Hülya / Cuma 14.45

… ..

Sevgi / Cuma 15.00

… ..

Nurten / Cuma15.10

… ..

Ethem / Cuma 15.10

… ..

Ekrem / Cuma 15.30

… ..

Sevgi’yle ilk yıl bir gece kavga ettik. Edilmeyecek gibi değil. Yani biz, evlenirsin karın olur. Karınla sevişirsin. Bu sevişmelerin neticesinde de çocuğun olur.  Bizde de böyle olacak sanıyordum. Kayınpederle kayınvalide oturup ne zaman çocuk yapsınlar, Ekrem’in okulu bitince mi yoksa Ekrem askerden gelince mi, diye planlar yapıyorlar. Bilmiyorlar ki Ekrem emekli olduğunda bile çocuğu olmayacak. Çünkü sizin kızınız Ekrem’le sevişmiyor! Ben de istiyorum elbet. Hem çocuk istiyorum hem karımı istiyorum. Çocuğu da geçtim ya, ben karımı istiyorum. Genç adamım, canım istiyor, hayal etmesen de düş görüyorsun, rüya görüyorsun. Gece uyanıyorum… Sevgi yanımda yatıyor. Pijaması sıyrılmış. Saçlarını okşuyorum, sokuluyorum, öpüp kokluyorum boynunu. Elimi memelerine koyuyorum, geri çekiyor kendini. Bir bakıyorum, kilitlemiş yine bacaklarını, ağlamaya başlamış çoktan. Buna kaç erkek, kaç yıl dayanır söyleyin bana? Yalvarıyorum, yalvarıyorum sabahlara kadar. Sevgi doktora gidelim, vardır bunun bir çaresi diye. Sen zaten beni hiç sevmiyorsun, diyor. Sevişmesek olmuyor mu, diyor. Sevişmek de sevginin bir parçası diyorum ama anlat anlatabilirsen.

Acaba diye düşündüm, başka bir sevdiği var mıydı? Sonuçta enine boyuna görüşmedik biz Sevgi’yle. On beş gün de kaçmaya karar verdik. Belki kızın başka sevgilisi vardı. O ara ayrılmışlardı. Tam o sırada ben girdim hayatına. Kızın boşluğuna geldi, benimle evlendi ama aklı eski sevgilisinde hâlâ. Belki onu istiyor. O yüzden beraber olamıyor benimle. Ne bileyim belki de boşanırız, o oğlana varırım tekrar, bekâretimi bozmayayım boş yere diye düşünüyor, nereden bileceksin? Sıkıştırdım, sordum. Gönlün başkasında mı Sevgi dedim. Yok dedi. Ben seni seviyorum dedi, başka bir şey demedi. Getirdi Kur’an’a el bastı, yeminler etti. Senden başka kimseyi sevmiyorum, dedi. İnandım.

Belki de dedim beni beğenmiyor bu, benim erkekliğimde bir sorun var. Bilmiyoruz ki biz de nasıl koca olunur? Kimden öğreneceğiz? Şimdi bak, söylemekten utanıyorum, Haydar Dümen’e bile yazdım ben. Rumuz kullandım. Rumuz: Çaresiz. Aynen böyle yazdım. Gönderdim. Günlerce adamın yazdığı gazeteyi aldım, benim sorunumu yanıtlanmış mı diye, yok, yanıtlamadı. Belki de eline geçmemiştir, dalga geçmiştir benimle. Ya da belki o da çaresini bilmiyordur, ondan yazmamıştır. Kütüphaneye gittim, bulduğum bütün kitapları döktüm önüme. Okudum, okudum, okudum. Tamam böyle bir şey var, diyor kitaplar. Kadının elinde değildir, diyor. Fakat nasıl çözüleceğini söyleyen yok. Ulan ben de biliyorum zaten böyle bir şeyi

n olduğunu, herkesten iyi biliyorum, her gece yeniden öğreniyorum. Bana çaresi lazım. O da hiçbir yerde yok.

… ..

…..


*Söyleme Bilmesinler & Şermin Yaşar

Doğan Kitap

132.Baskı / Mar 2026


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder