16 Haziran 2026 Salı

Sırların Sırrı*


 Herhalde öldüm, diye düşündü kadın.

Altında uzanan Eski Şehir’in kulelerinin üzerinde süzülüyordu. Görkemli Aziz Vitus Katedrali’nin ışıklı kuleleri, yanıp sönen parıltılı bir ışık denizinin üstünde kendini belli ediyordu. Castle Hill’den bohemya başkentinin tam kalbine inen eğimli yolu ve oradan da yeni yağmış kar örtüsünün altındaki dolambaçlı sokakları gözleriyle takip etti; elbette, hâlâ gözleri varsa.

Prag.

Aklı karışmış bir halde, ne kadar kötü bir durumda olduğunu anlamaya çalıştı.

Kendini, ben bir nörobilimciyim, diye düşünerek teselli etmeye çalıştı. Aklı başuında bir insanım.

Ama bu ikinci cümlenin, doğruluğundan şüphe etti.

Doktor Brigita Gessner’ın o anda tek bildiği, yaşadığı şehir olan Prag’ın semalarında dolaştığıydı. Bedeninde değildi.  kütlesi veya biçimi yoktu. Buna rağmen, Vltava Nehri’ne doğru yavaşça süzülürken bedeninden geri kalanı yani kendisi, özbenliği, bilinci yerindeydi ve olan bitenin farkındaydı.

Gessner bedensel acı çektiğine dair silik bir hatıradan başka yakın geçmişine ait hiçbir şey hatırlamıyordu. Ancak şimdi ,bedeni adeta içinde yüzdüğü atmosferden ibaretti. Bu, şimdiye dek deneyimlediği hiçbir hisle kıyasllanamazdı. Entelektüel öngörülerine rağmen, bu duruma tek bir açıklama getirebiliyordu.

Öldüm. Ölüm sonrasını yaşıyorum.

Düşünce aklında beelirdiği anda saçmaladığına karar verdi.

Ölümden sonraki yaşam ortak bir yanılsamadır… Yaşadığımız hayatı katlanır kılmak için ortaya atılmıştır.

Bir doktor olan Gassner, ölüme aşinaydı ve bunun bir sonu olduğunu biliyordu. Tıp fakültesinde , insan beynini incelerken bizi biz yapan tüm kişisel özelliklerin -ümitlerimizin, korkularımızın, hayallerimizin, hatıralarımızı beyinlerimizdeki elektrik yükleri tarafından tutulan kimyasal bileşiklerden ibaret olduğunu öğrenmişti. Kişi öldüğünde beyindeki güç kaynağı zarar gördüğünden, tüm bu kimyasallar çözünerek

anlamsız bir sıvıya dönüşüyor ve kişinin benliğinden kalan tüm izleri siliyordu.

… ..

… ..


Haham tasarımına, canavarın yapıldığı kitle atıfta bulunan -İbranicede “ham materyal” anlamına gelen- Golem ismini vermiş. Ve böylece Golem, Yahudi gettosunun sokaklarında dolaşarak tehli

kede olanları korumaya Kötülük yapanları öldürmeye ve topluluğun güvenliğini sağlamaya başlamış. Ama bu noktadan sonra efsane karanlık bir hal almış. 

. … ..

… .. Haham işini şansa bırakmamış. Kilden bedeni hemen parçalara ayırıp kalıntıları, sonradan kendisi

nin gömüleceği eski mezarlığa bakan Prag’ın Eski-Yeni Sinagogu’nun çatı arasına saklamış. Kilden parçaların hâlâ orada olduğu düşünülüyormuş.

… ..

… .. 

Din ve okültizm bu şehrin dokusuna işlenmişti ve gelen ziyaretçiler sokaklarda dolaşan meleklerin,

 azizlerin, şeytanların ve mitolojik karakterlerin yokluğunu hiç çekmiyorlardı. … ..

… ..


Powerpoint sunumunu kapatıp sahnenin önüne doğru yürümüştü. “Materyalist bilim insanları böylesine küçük bir organın bu kadar muazzam miktarda bilgiyi depolayabilmesi karşısında şaşkınlar. Bunun fiziksel açıdan imkânsız olduğuna katılıyorum…. İşte bu yüzden ben bir materyalist değilim.

… ..

… ..

Ancak noetik bilimciler için resim daha az sınırlıydı. Noetik bilimciler, bilincin beynin süreçleriyle yaratılmadığına, kainatın uzay, zaman veya enerjiyle bağlantılı- temel bir unsuru olduğuna ve hatta bedenin içinde yer almadığına inanıyordu.

… ..

…. ..

Langdon pür dikkat dinliyordu. “Yeni hafızamız bulut sunucu gibi mi işliyor? Hafızamızdaki tüm veriler, biz onlara ulaşıncaya kadar başka bir yerde mi bekliyor?

… ..

…. ..  tekrarlanabilirlik makroskopik seviyede makul bir ispat yüküdür. Ama kuantum seviyesinde işler farklı yürür …. Kuantum dünyası öngörülemezdir. Doğrusunu istersen öngörülemezlik üzerine en çok anlaşmaya varılan özelliğidir. 

… .. “Kuantum dünyasının dili öngörülemezlik dilidir: olasılık dalgaları, kuantum dalgalanmaları, belirsizlik ilkesi, olasılıksal tünelleme, kaos, kuantum girişimi, dekoherans, süperpozisyonlar, dualiteler…  Tüm bunlar ‘Ne olacağını bilmiyoruz çünkü klasik fizik kavramları işlemiyor!’ demenin başka bir yoludur.


… ..

…. .. Bizim ışık ve ses algılarımız filtrelenmiş. Langton birçok insanın sadece frekans aralığının ve elektromanyetik spektrumun küçük bir kısmını algıladığından habersiz olduğunu biliyordu; geri kalanlar ise kendi ayar düğmelerin,mizin ötesinde olduğundan yanımızdan geçip gidiyordu.

Katherine, “Seçici dikkat, beynin filtrelemesinin önemli bir örneğidir,” dedi. “Buna kokteyl partisi etkisi’ deniyor. Kalabalık bir partide olduğunu düşün. Beynin sadece seninle konuşan kişinin sözlerine odaklanmış ama sonra sıkılıyorsun ve bir anda odanın karşı tarafındaki daha ilginç bir konuşulmaya odaklanıyorsun. Seçici dikkat, fondaki gürültüleri filtreliyor ve yakınındaki seslerden rahatsız olmamanı sağlıyor. 

… ..

…. .. Katherine, “Alışma da filtrelemenin bir başka çeşididir,” dedi. “Tekrarlanan duyusal girdi beyin tarafından o kadar etkili bir şekilde bloklanıyor ki, klimanın vınlamasını duymuyor ya da burnunun üzerindeki gözlöüğün ağırlığını hissetmiyorsun. Bu filtre o kadar güçlü ki gözlüğümüzü ya da elimizde tuttuğumuz telefonumuzu evin içinde dakikalarca arayabiliriz.

… ..

…. .. Niels Bohr ve Erwin Schrödinger gibi kuantum fizikçilerin ilham aldığı Hindu Vedanta, fiziksel zihni, Brahman olarak bilinen evrensel bilincin sadece bir bölümünü kavrayabilen bir”sınırlayıcı faktör” olarak görür. Sufiler “zihnim “ ilahi bilincin ışığını gizleyen bir örtü olarak tarif ederler. Kabalacılar zihnin kilipotunun (*kabuğunun, engellerinin) Tanrı’nın ışığını engellediğini söylerler. Budistler egonun evrenden ayrı olduğumuzu düşündüren engelleyici bir lens olduğunu konusunda bizi uyarmışlardır.

Katherine, “Modern nörobilim,” diye devam etti. “Beynin gelen verileri filtrelediği biyolojik mekanizmayı tespit etti.” Dudaklarına belli belirsiz bir tebessüm yayıldı. “GABA: Yani, gama aminobütirik asit.”

… ..

…. .. “GABA: Yani, gama aminobütirik asit.”

… .. GABA, tam olarak bir inhibitör ajan.” 

Yani, beyin aktivitesini mi engelliyor?

Evet. Nöral ateşlemeyi azaltıyor ve nötronların aktivitesini kısıtlıyor. Başka bir deyişle, GABA fazla girdiyi ayıklamak için beynin bazı bölümlerini kapatıyor. En basit anlatımla GABA filtrelemesi, beyne çok fazla bilgi yüklenmesini engelliyor. GABA, radyodaki ayar düğmesi gibi, alımı tek bir frekansla sınırlarken diğer onlarca frekansı engelliyor.


… ..

…. .. Kimya bunu kanıtlıyor! Biz ölürken bedenlerimiz kandini kapatıyor… ama beynimiz uyanıyor!”

… ..

Bundan başka, hasta ölmeden önceki altmış saniyede beynin gama dalgalarını içeren yüksek frekanslı salınımlarla dolup taştı.” diye devam etti Katherine. “Bunlar yoğun hafıza geri çağrımı ile ilişkilidir ve hastanın seviyeleri tavan yapmıştı.”

… ..

“Hayır, bu seviyeye geldiğinde her şeyi hatırlarsın. Gama sayıları, ölmeden önce hayatın film şeridi gibi gözler önünden geçtiğine dair süregelen efsanenein doğruluk payı olduğunu gösteriyor.”

… ..

… .. bana göre bilincimiz ölüm anında fiziksel âlemi bırakıyor ve tekrar bütünle birleşiyor. Artık sinyali almak için bir bedene ihtiyaç kalmıyor… sinyal sen oluyorsun.

… ..

…. .. 

… .. Hiç bilmediği pek çok maddenin  yanı sıra dietilamid ve psilosibin gibi maddelere ait ilaç şişeleriyle içinde LSD’nin, halüsinojen mantarların ve ayahuaska’nın etken maddesi DMT bulunan flakonlar gördü. … .. 

… ..
… ..

Elon Musk’ın Neuralink’i 2016’dan beri H2M/insandan makineye ara yüzünü geliştirmekle ilgili çalışmalar yapıyordu. … ..

… .. 

… .. beyin kimyasalı olan GABA tıpkıı bir radyo düğmesi gibi iş görüyor… İstenmeyen frekansları filtreliyor, alacağın bilgiyi ve dışarıdan …  sınırlandırıyor. … 

… ..

… ..  Eğer ellerinde yapay nöronlar varsa sınır tanımazlar. Hayal ettikleri her şeyi üretebilirler. İnsandan makineye entegrasyon için gerekli olan sıçrama tahtası nöronlardır. Şunu anlamalısın. …  “Bu nöron teknolojisi geleceğin anahtarını elinde tutuyor. … ..

… ..

… .. “Genetik mühendisliği, sürücüsüz arabalar ve AI da öyleydi,” dedi. Ama geldiğimiz noktaya bak. Moore Yasası sayesinde.”



… . . çok önce CIA’nın yapay nöronlar geliştirdiği çok açıktı.

… ..

… ..


“Çip ile beynin entegrasyonundan bahsediyorum. Canlı bir beyne bir nöralfişle geçirildiğinde ikisinin tek bişr sisteme dönüşmesi zaman alır. Nöral plastisite bir mucize ama bir gecede olmaz. Beynin bir nöral implant ile sinaps oluşturması en az on yıl alır, belki yirmi.  … ..

… ..


Bir ölüm labaratuvarı.

… ..  CIA neden ölüm üzerine çalışıyor? Ne bulmaya çalışıyorlar


“İnsandan makineye ilk arayüzü geliştirebilen kim olursa geleceği o kontrol edecek,” diye söz başladı Finch. … ..

… ..

Langdon’a göre böylesi bir H2M teknolojisi yanlış ellere geçtiğinde , e kötü Orwell kâbusları bile yanında şaka gibi kalırdı.

Finch konuşmaya devam etti. “CIA bu yüzden Neuralink, Kernal, Syncron gibi biyoteknoloji devlerine yetişebilmek için durmaksızın çalışıyordu. … ..

… ..  Her biri sınırsız finansmana sahip ve hepsi de insan-makine arasında gerçek anlamda yüksek hızlı

iletişim sağlayabilen ilk beyin implantını geliştirme peşinde. Şanslıyız ki hepsi aynı zorluklarla karşılaştı.

… ..

.. .  “O implanttan çok daha üstün bir model, gözlerle değil… zihin gözüyle deneyimlenenleri yansıtabilen

bir teknoloji.”

… ..

Finch, Langdon’ın sorularını sezmiş gibiydi. “Zihin gözü profesör, beyninizin gözler olmadan gördüğü mekanizmaya denir.

… ..

…..

… .. “Kapsüllerdeki deneklerden biri ölümün eşiğine getirildiğinde bilinçleri bedenlerinden

ayrılır. Güçlü zihin bağlarını koparmış bir ruh haline gelir, fiziksel bedenin dışındaki bir bilinç

de denebilir. Bu durumdaki bir kişiye ‘psikonot” diyoruz. Ve bu olduğunda yani psikonot

kapsülün dışına çıktığında, kubbeden yukarı yükseldiğpinde ve dışarıdaki dünyaya ulaştığında

neler gördüğünü tam manasıyla izleyebiliyoruz.BU ekranlar bize bedeninden ayrılmış bir zihnin gözünden… sözün kısası, yerleşik olmayan

bilincin tüm deneyimlerinigösterecek.”

… ..

…..

… ..”Yani bedeninden ayrılmışl bir bilincepilotluk yapıkldığını kı söylüyorsunuz? Adeta bir dron

uçurur gibi?”

… ..

…..

… .. Bunları göndererek dilediğimiz her şeyi, dünyanın herhangi bir yerindeki savaş

alanalarını, savaş odalarını veya toplantı odalarını izleyebileceğiz. Fark edilmeden.

Engellenmeden.”


… ..

…..

… ..  Gessner’ın kapsüllerini kullanarak herhangi bniri beden dışı danayime

zorlanabiliyor ve bir saatten uzun bir süre bu hakldxe tutulabiliyordu.


Korkunç ama gerçek.
Beden dışı deneyimlerin önündeki bir başka engel hatırlamakla ilgiliydi. Beden

dışındaki bilinç halinden  yeniden bedenlerine döndüklerinde denekler yaşadıkları

deneyim, tıpkı bir rüyadan uyanır gibi anında kaybolduğunu belirtiyordu. Bu da

araştırmacıların güvenebilecekleri detaylı bir veri arayışının önünde engel teşkil

ediyordu. Ama şimdi Eşik’in nöral beynin implantıyla bu deneyimler kaydedilecek

ve üzerinde çalışılacaktı.

Bilinç araştırmalarında olası bir kuantum sıçraması, bu tesiste zihnin en derin sırlarının

ortaya çıkmasıyla mümkün olacaktı. Ölümün doğasıyla birlikte. Bilincin ve ölümün gizemlerini incelemek yerine CIA’in hayal bile edilemeyecek bir

gözetim silahı elde etmek için yerleşik olmayan  bilinci kullanması Katherine’i düş

kırıklığına uğratmıştı. Böylesi bir teknolojinin gerçekten de var olduğunu ve zahmetsizce

silahlaştırılabildiğini kabul etmekte güçlük çekiyordu.

… ..

…..

… .. İki ayrık işleme işleme makinesine, yani insan beynine ve bilgisayar çipine aynı

görevi vererek ikisinin işbirliği yapmasını teşvik etmişler ve en hızlı sürede sinaps

oluşturmalarını sağlamışlardı. . … ..

… ..

… ..

…..

… . “Bunların hepsi daha büyük bir kavramda birleşiyor,”  dedi. “Ölüm bir son  değil. Daha yapacak çok iş var ama bilim tüm bunların ardında gerçekten de bir şeyler olduğuna dair kanıtlar keşfetmeye devam ediyor. … .. 

… ..

… ..



*Sırların Sırrı & Dan Brown

Kitabın Orijinal Adı : The Secret of Secrets

Türkçesi: Petek Demir İpek Demir

1.Basım / Temmuz 2025 /İstanbul





*Prag Kalesi - Vikipedi 

*Prag Kalesi (Çekçe: Pražský hrad), Çekya'nın başkenti Prag'da yer alan bir kaledir. Bohemya ve Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu kralları ve Çekoslovakya ve Çekya devlet başkanları bu mekanda ofisler bulundurmuşlardır.

Dünya'nın en büyük kalelerinden birisi olan Prag Kalesi, Guinness Rekorlar Kitabı'na göre dünyanın en büyük antik kalesidir. 570 metre uzunluğunda ve 130 metre genişliğindedir.


Tarihçe:

Kalenin ilk kısımlarının kurulması 9. yüzyıla (870) kadar gitmektedir. İlk inşa edilen kısmı kilise binasıdır. Georgios Bazilikası ve Vitus Bazilikası 10. yüzyılda inşa edilmiştir. Bohemya döneminde bir manastır Georgios Bazilikası'nın yanına eklenmiştir.

Romanesk mimari tarzındaki bir saray da 12. yüzyılda eklenmiş, 14. yüzyılda da saray Gotik tarz ile yeniden inşa edilmiş, kalede de güçlendirme çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca Vitus Bazilikası'na ait

rotunda ve Bazilika kısımlarının inşaatı ancak altı yüzyıl sonra tamamlanabilmiştir. Bohemya Savaşları ve onu takip eden dönemde, 1485 yılına kadar, kale kullanılmamıştır. 1485 yılında Kral Ladislaus II Jagello kaleyi yeniden inşa ettirmeye başlamıştır. Benedikt Rejt tarafından tasarlanan oldukça geniş Vladislav Holü, kraliyet sarayına bu dönemde eklenmiştir. 1541 yılında çıkan büyük bir yangın sonucunda kalenin büyük bir kısmı harap olmuştur.

Habsburg döneminde Rönesans stilindeki bazı yeni yapılar eklenmiştir. Kral Ferdinand I eşi için, Belvedere yazlık sarayını inşa ettirmiştir. Kral Rudolph II bu mekanı düzenli olarak kullanmıştır.

1600'lü yıllardan itibaren meydana gelen savaşlar ve halk ayaklanmaları sonucunda kale hasar görmüştür. Mesela

1648 yılında sarayı yağmalayan İsveçliler II. Rudolph'a ait koleksiyonu da yanlarında götürmüşlerdir. Saray en son yeniden inşaatı 18. yüzyılın ikinci yarısında görmüştür. Meşhur Altın Yol da kalenin iç kısmında yer almaktadır.

„Geyik Hendek“ kalenin kuzey duvarlarını sarar. İmparator Rudolf II zamanında kurulmuştur. Henderin dibinde

bir çayır ve yanında ayı lar, iki kilitli sözde Gotik portallı yapay bir mağara ve küçük bir taş çeşme si vardır. 1920'lerde ayı aryası Ayı'nın aryası tarafından bırakılmıştı. 1920'lerde ve 1930'lerde, Tomáš Garrigue Masaryk ayılar için kuruldu (oyuncak ayılar Míša ve Ríša), o Rusya'dan lejyoner hediye ile aldı,[1] 1950'lerde sona erdi. Yıl. Evin karşısında Ponocny (gece adamı) bir kumtaşı heykeli, Franta Úprka, Dağ Taş Okulu

(içinde Hořice) öğrencilerinden 75 YR bir hediye bir çalışma duruyor. Çek Partisi'nin sevgili başkanının doğum

gününde. Çek Cumhuriyeti'nden Çekoslovak Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı) T. G. Masaryk'e, kaidede belirtildiği

gibi. Başlangıçta, bir kumtaşı temeli ve çim büyük bir daire vardı bir çayır, ortasında durdu.

1918 yılında bu kale yeni kurulan Çekoslovakya Cumhuriyeti'nin devlet başkanlığı sarayı olmuştur. Kraliyet Sarayı ve bahçeler Slovenyalı mimar Joze Plecnik tarafından restore edilmeye başlanmış, 1936 yılından itibaren bu görevi Pavel Janak üstlenmiştir.

II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Çekoslovakya'yı işgal etmesinin ardından bu kale işgal kuvvetleri komutanı Reinhard Heydrich'in idare merkezi olmuş; işgalin sona ermesinden sonra Soğuk Savaş boyunca komünist hükûmetin idare ofisleri olarak kullanılmıştır. Çekoslovakya'nın dağılmasından sonra bu kale Çekya'nın Devlet Başkanlığı Sarayı olarak kullanılmaya başlanmıştır.





































*Noetik - Vikipedi 

*Felsefede noetik, aklın yanı sıra aklın incelenmesiyle ilgilenen bir metafizik dalıdır.[1] Ayrıca, yazılı sözcüğün verileri aracılığıyla düşünme ve bilme, düşünce ve bilgi alanlarının

yanı sıra

zihinsel

işlemleri, süreçleri, durumları ve ürünleri kapsayan noetik bilimine bir gönderme de vardır.[2]


Felsefe:

… ..

… …


Diğer kullanımlar:

Lawrence Krader gibi düşünürler noetiği bir bilim, uzay ve zamanın gerçek dünyasındaki süreçler,

durumlar ve

olaylarla ilgilenen deneysel bir disiplin olarak görürler.[2]

Noetik, düşüncemizi ve bilmemizi etkileyen bir dizi fenomeni (duygular ve hisler dahil) ele alan

Jamesian psikolojisi ile örtüşme şekli gibi psikolojide de yararlıdır.[10]

Noetik Bilimler Enstitüsü (1973'te kuruldu) noetik bilimleri "inançların, düşüncelerin ve niyetlerin fiziksel dünyayı nasıl etkilediği" olarak tanımlar.

1970'lerden ve

NASA astronotu Edgar Mitchell ve diğerleri tarafından Noetik Bilimler Enstitüsü'nün

kurulmasından bu yana,

"noetik" terimi, Christian de Quincey gibi birçok yazar tarafından benimsenmiştir: Deep

Spirit: Cracking the

Noetic Code (2008)ve Dan Brown Kayıp Sembol (2009), bilinç ve maneviyatı hakkında yazıyor.

Düşünür Pierre Grimes, felsefi bir danışmanlık grubu olan Noetic Society for the Study of

Dialogue and the

Exploration of Dialectic'i (Noetik Toplumun Diyolog Çalışması ve Mantıksal Keşfi) yönetiyor.

(1967'de kuruldu)

[11]





*
Ra (Mısır Tanrısı) - Dünya Tarihi Ansiklopedisi 

*Ra (Re olarak da bilinir) Antik Mısır'ın güneş tanrısıdır. Mısır panteonundaki en eski ilahlardan biridir ve daha sonralarda Horus gibileriyle birleşerek Ra-Horakhty (sabah güneşi), Amun (öğlen güneşi) ve Atum (akşam güneşi) olarak ilkel yaşam veren enerji ile ilişkilendirilmiştir.

Ra, Mısır dilinde 'güneş' anlamına gelmektedir. Bir güneş ilahı olarak Ra, güneşin gücünü temsil ederdi, ancak aynı zamanda güneşin kendisi olduğu da düşünülürdü; gün boyunca göklerde mavnasıyla dolaşan, gün batımında yeraltı dünyasına inen büyük tanrı olarak tasavvur edilirdi. Yeryüzünün altındaki karalıktan geçerken, her gece güneşin doğuşunu engellemeye ve böylece dünyadaki bütün yaşamı yok etmeye çalışan dev yılan Apopsis (Apep olarak da bilinir) tarafından saldırıya uğrardı



*Kayaların Bakiresi Tablosu (Leonardo da Vinci) - Özhan Öztürk Makaleleri 

*Kayaların Bakiresi veya Kayaların Meryem’i, Leonardo da Vinci‘nin aynı konulu ve iki önemli detay dışında birbirinin aynı olan iki tablosunun adıdır ki birisi Paris‘teki Louvre’da, diğeri ise Londra‘daki Ulusal Galeri’de asılıdır. Her iki resim de Meryem ve Bebek İsa, kayalık bir ortamda bebek Vaftizci Yahya ve bir

melekle birlikte tasvir edilmiştir.

Meryem’in sağ eli ile omzuna dokunduğu bebek Vaftizci Yahya, ellerini birleştirerek İsa’ya saygısını göstermektedir.

İsa’nın hemen ardında yere çömelmiş olan kanatlı melek figürü ise Yahya’yı getiren melektir. İki tablodaki

kompozisyon farkı meleğin bakışında ve sağ elinde olmakla birlikte ayrıca kullanılan renkler, ışıklandırma, bitki örtüsü

ve sfumato’nun kullanılma şekli de dahil olmak üzere daha küçük farklılıklar da vardır. Genellikle Louvre‘da asılı olan Kayaların Bakiresi, çoğu sanat tarihçisi tarafından ikisinin ilki olarak kabul edilir ve yaklaşık 1483-1486

tarihlidir. Londra versiyonundan yaklaşık 8 cm daha uzun bu eserin tamamen Leonardo’ya ait olduğu konusunda tüm

sanat tarihçileri hemfikirdir. Bu resmin Leonardo tarafından özel olarak satıldığı ve Londra versiyonunun kilisenin

siparişini karşılamak için daha sonraki bir tarihte   boyandığı varsayılmaktadır. Amerikalı yazar, Dan Brown, Da Vinci

Şifresi kitabında Leonardo’nun ilk resimde Yahya’yı yüceltecek şekilde resmettiği sonradan kilisenin beklentilerini

karşılamak için bu havayı yumuşattığını iddia etmiştir.




*Dosya:Fra Angelico 043.jpg - Vikipedi 

*Meryem'e Müjde (Fra Angelico, San Marco) 




*Giotto di Bondone - Vikipedi 

*Giotto Di Bondone (Colle di Vespignano, Floransa yakınları - d. 1267, Floransa - ö. 8 Ocak 1337), İtalyan ressam ve mimar. Rönesans resminin öncüsüdür.[1] 

… ..

*Giotto'nun "Ağıt" (Lamentation) eseri, İsa'nın çarmıhtan alınıp mezara konulmadan önceki anı tasvir eder. Eser, Padova'daki Scrovegni Şapeli'nin fresk dizisinin bir parçasıdır. 



*İsa'nın Ayartılması 

*1. Hıristiyan teolojisinde önemli bir olay olan Mesih'in Ayartılması, İsa Mesih'in Vaftizci Yahya tarafından vaftiz

edilmesinin ardından kırk gün kırk gece oruç tutmak üzere çöle çekildiği dönemi ifade eder. Bu yalnız ve titiz

düşünme ve kendini inkar etme zamanı sırasında, O'nun ilahi doğasını ve misyonunu test etmek isteyen şeytanla

karşı karşıya geldi. Ayartıcı üç farklı meydan okuma sunmuştur: Birincisi taşları ekmeğe dönüştürerek İsa'nın

açlığına ve fiziksel ihtiyaçlarına hitap etmek; ikincisi Tanrı'nın korumasını kanıtlamak ve böylece ilahi gücünü

sergilemek için kendisini tapınağın tepesinden atmak; üçüncüsü ise tapınma karşılığında dünyanın tüm

krallıklarını teklif ederek O'nu egemenlik ve ihtişamla ayartmaktır. … ..

... ..


… ..


*Clementinum - Wikipedia 

*The Clementinum (Czech: Klementinum) is a historic complex of buildings in Prague which houses the National Library of the Czech Republic.

Until recently the complex hosted the National, University and Technical libraries; the City Library was

also nearby on Mariánské Náměstí. In 2009, the Technical library moved to the Prague National

Technical Library at Technická 6.[1] The Municipal library is located in the adjacent building on Mariánské Náměstí, where you'll find the famous Idiom

installation (known as the book tower) in the foyer.






























*Karl Köprüsü - Vikipedi 

*Karl Köprüsü veya Karlův Köprüsü (Çekçe: Karlův most), Çekya'nın başkenti Prag'da bulunan Vltava Nehri üzerine kurulmuş olan tarihi köprüdür.

Kral IV. Karl tarafından yaptırılan köprünün mimarı Peter Parler'dir. Yapımı 1357-1400 yılları arasında tamamlanmıştır. 516 m uzunluğunda, 10 m genişliğindeki köprü, günümüzde yaya trafiğine açıktır ve şehrin turistler tarafından en çok ilgi gören yeridir. Yapıldığı dönemde köprü kalesi olarak da kullanılan bir tahkimat olan yapının iki ucunda birer kule yer alır. Köprünün üstünde 30 tane heykel vardır. Aziz John Nepomuk heykeli, en ünlü olanıdır.

... ..


*Kinský Sarayı - Vikipedi 

*Kinský Sarayı (Çekçe: Palác Kinských), Çekya'nın başkenti Prag'ın tarihi kent merkezi Eski Kent'in meydanında yer alan saraydır. Günümüzde sanat müzesi olarak kullanılmaktadır. Sarayın adı sarayın eski sahibi olan soylu Kinský ailesinden gelmektedir.


Erken tarihi :

… ..



*Duyular dışı algılama - Vikipedi 
Extra Sensory Perception / ESP

 *"Altıncı his" buraya yönlendirilmektedir. Kavramın diğer anlamları için Altıncı his (anlam ayrımı) sayfasına bakınız. 
Duyular dışı algılama veya altıncı his, parapsikologların telepati, durugörü, prekognisyon gibi beş duyunun ötesindeki her türlü paranormal algılamaları belirtmek üzere kullandıkları bir terim olup, Türkçede DDA veya DDİ (duyular dışı idrak) kısaltmasıyla, İngilizcede ise ESP (extra-sensory perception) kısaltmasıyla ifade edilir. Bilimsel konsensüs, duyular dışı algılamanın bilimsel bir olgu olmadığı yönündedir.[1][2][3][4][5][6][7] Terim ilk kez 1870'te Sir Richard Burton tarafından kullanılmış, 1930'larda J.B. Rhine tarafından popüler hale getirilmiştir.
Bruce Willis'in baş rolde oynadığı Altıncı His adlı sinema filminde ise bir çocuğun ölmüş insanların ruhlarını görebilme kabiliyetini konu olarak ele almaktadır.



*
Yuditin köprüsü - wiki7.org 

*Juditin (Judifin) köprüsü ( Çek Juditin çoğu ), Prag'daki Vltava Nehri üzerinde 12. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş , Charles Köprüsü'nün selefi olan korunmamış bir taş köprüdür . Adını Kral II. Vladislav'ın karısı Bohemya Thüringen Kraliçesi Jutta'dan (Judit) almıştır . Yuditin Köprüsü 1342 selinde yıkıldı , ardından restore edilmedi, Charles Köprüsü birkaç on metre güneyine (yukarıya) inşa edildi. Yuditin köprüsü - 




*sırların sırrı - sayfa 2 - ekşi sözlük 

*okuduğuma pişman değilim ama melekler ve şeytanlar, kayıp sembol, da vinci şifresi etkisi de yapmadı. dan brownu seven bir okur yazar olarak artık biraz kabuğunu kırıp yeni bir şeyler denemesini beklerdim. sanırım 10 üzerinden 5 veriyorum. 


*dan brown'un tüm kitaplarında olduğu gibi; kitapta geçen mekanlar, sanat eserleri, tarihi yerler gerçekte de olduğu için, kitabı okurken 'burası nasıl bir yer acaba' diye meraklanıp google görsellerde ufak bir gezintiye çıkıyorsunuz ve bu da olayları daha gerçekçi hayal etmenize sebep oluyor ki dan brown kitaplarını okumayı en keyifli yapan şey de bu. 





*
II. Rudolf (Kutsal Roma imparatoru) - Vikipedi
*II. Rudolf (18 Temmuz 1552, Viyana - 20 Ocak 1612, Prag), Macar kralı (Rudolf olarak, 1572-1608), Bohemya kralı (II. Rudolf olarak, 1575-1608/1611), Avusturya arşidükü (V. Rudolf olarak, 1576-1608) ve Kutsal Roma imparatorudur (Rudolf II olarak, 1576-1612). Habsburg Hanedanı'nın bir üyesidir.

Rudolf'un mirası geleneksel olarak üç şekilde görülebilir:[1] başarısız bir hükümdarlık hataları doğrudan doğruya Otuz Yıl Savaşları'na götürdü; Rönesans sanatının büyük koruyucusu; ve bilimsel devrimin tohumlanmasına yardım eden büyülü sanatlara ve ilme düşkünlük.

… ..

… ..


*Okültizm - Vikipedi 

*Okültizm veya gizlicilik; genel anlamıyla, din ve bilimin kapsamı dışında kalan doğaüstü inançlar ve uygulamalar bütünüdür. Daha dar anlamıyla; geçmiş çağlarda doğa, evren, tesirler, insan ve evren ilişkileri ve gelecek hakkında gerek medyumnik yollarla, gerekse aktarılagelen ezoterik gelenekler yoluyla edinilmiş derin bilgiler bütünü olarak tanımlanabilir. Okült, bilimsel yöntem dışındaki yollar ile "gizli" bilginin araştırılması demektir.

Terim; Latince "gizlemek", "saklamak", "üstünü örtmek" anlamına gelen "occulere"den türemiştir. Eski Yunan'daki karşılığı ezoteriktir.

Eski Yunan zamanlarındaki Pitagorasçılıktan, Platonculuktan, muhtelif gnostik inançlardan İslam'daki Sufi inanca ve psikoloji kaynaklı pek çok yeni fikre kadar oldukça geniş bir bağlamı içine alır. Modern zamanlardaki duyum ötesi algı, hipnoz, telepati ve pirokinezi gibi parapsikoloji alanına giren ve bilimsel çevreler tarafından kuşku ile yaklaşılan araştırma alanları, okültün (gizliciliğin) kapsamı içindedir.

16. yüzyılda "okült bilimler" olarak anılan astroloji, simya ve doğa büyücülüğü günümüzde sözdebilim olarak kabul edilir.




*
Žofín Palace - Wikipedia 

*Žofín Palace (Czech pronunciation: [ˈʒofiːn]) is a Neo-Renaissance building in Prague, in the Czech Republic. It is a cultural centre, a venue for concerts, balls, conferences and exhibitions.

It is situated on Slovanský ostrov [cs] (Slavonic Island), an island in the Vltava river in New Town, Prague.

… ..

… .. 


































*
Dans Eden Ev - Vikipedi 

*Dans Eden Ev (Çekçe: Tančící dům) Hollanda kökenli bir sigorta şirketi olan Nationale-Nederlanden’in Çekya'nın başkenti Prag’ın şehir merkezinde inşa ettirdiği binasına verilen takma isimdir. Binanın tam adresi Rašínovo nábřeží 80, 120 00 Praha 2’dır.

Hırvat ve Çek kökenli bir mimar olan Vlado Milunić’in Kanada kökenli bir mimar olan Frank Gehry ile işbirliği yaparak boş olan ve nehir kıyısında yer alan bir alanda tasarladığı binadır. Bu alandaki yapı 1945’teki Çek Bombardımanı’nda harap olmasından beri boş duruyordu. 1992 yılında başlanan inşaat 1996 yılında tamamlandı.[1]

Geleneksel mimari akımlara uygun olmayan ve Dekonstrüktivizm stilinde olan bu tasarım inşaatın onaylanmasından itibaren tartışmalara neden oldu. Çekya'nın ilk cumhurbaşkanı olan ve bu yapının hemen yanındaki bölgede yaşayan Václav Havel bu inşaatın gerçekleşmesini destekledi ve binanın kültür aktivitelerinin önemli bir merkezi

olacağını umduğunu belirtti.

Orijinal olarak Fred Astaire ve Ginger Rogers’a adandığı ve dans eden iki partneri sembolizce ettiği için Fred and Ginger olarak adlandırılan bu yapı bölgede yaygın olan Barok, Gotik ve Art Nouveau binalar arasında oldukça dikkati çekiyor. Yapıya verilen başka bir isim de "Sarhoş Ev"'dir.

Çatı katında bir Fransız restoranının yer aldığı binada birkaç adet uluslararası firmanın ofisleri bulunmaktadır.






























*Forer etkisi - Vikipedi 

*Forer etkisi (P. T. Barnum'un gözlemlerinden sonra Barnum Etkisi olarak da adlandırılmıştır) bireylerin, özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük

çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme

eğilimlerini anlatan bir gözlemdir. Bu etki, tarot, grafoloji, falcılık ve kişilik testlerinin bazı türleri gibi yaygın olarak kabul görmüş inanış ve uygulamalar için kısmen açıklama getirmektedir.

Bununla ilgili ve daha genel bir etki ise kişisel onaylamadır.[1] Kişisel onaylama, birbiriyle alakası olmayan ya da tamamıyla rastsal olan iki olay, bir inanış, beklenti

ya da hipotez bir ilişkilendirmeye ihtiyaç duyduğundan dolayı, ilişkiliymiş gibi algılanması

durumudur. Bundan dolayı insanlar, kendi kişiliklerini algılayışlarıyla, burçlarının gösterdikleri

arasında ilişki kurmaya yatkındırlar.




*Prag Kalesi - Vikipedi 

*Prag Kalesi (Çekçe: Pražský hrad), Çekya'nın başkenti Prag'da yer alan bir kaledir. Bohemya ve Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu kralları ve Çekoslovakya ve Çekya devlet başkanları bu mekanda ofisler bulundurmuşlardır.

Dünya'nın en büyük kalelerinden birisi olan Prag Kalesi, Guinness Rekorlar Kitabı'na göre dünyanın en büyük antik kalesidir. 570 metre uzunluğunda ve 130 metre genişliğindedir.

… ..

… ..*Vyšehrad - Vikipedi 

*Vyšehrad ("yukarı kale"), Çekya'nın başkenti Prag'da bulunan bir tarihî kaledir. Kalenin muhtemelen 10. yüzyılda Vltava Nehri üzerindeki bir tepede inşa edildiği düşünülmektedir.[1] Aziz Peter ve Aziz Paul Bazilikası ile Vyšehrad Mezarlığı'nın yanında yer almaktadır ve Prag'ın en eski binalarında biridir. 




*Noetik - Vikipedi 

*Felsefe veya düşünbilim; varlık, bilgi, değerler, gerçek, doğruluk, zihin ve dil gibi konularla ilgili soyut, genel ve temel problemlere ilişkin yapılan sistematik çalışmalardır.[1][2] Felsefe ile uğraşan kişilere filozof denir.

Felsefe sorular bakımından evrensel, cevaplar bakımından ise öznel olan; kesinliği bulunmayan, bireysel ve toplumsal birçok işleve sahip, sistemli, tutarlı ve refleksif bir uğraşlar bütünüdür.

Tarihe bakıldığında felsefenin; fizik, psikoloji, dilbilim gibi günümüzde kendinden ayrı olarak ele alınan çoğu disiplini kapsadığı görülebilir. Örneğin, Newton'ın günümüzde fizik kitabı olarak sınıflandırılan 1687 tarihli eserinin ismi, Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri'dir; fakat 19. yüzyılda araştırma üniversitelerinin büyümesi ve uzmanlaşmanın artmasıyla birlikte, öncesinde

geleneksel olarak felsefenin birer parçası olan tüm bu araştırma alanları, felsefeden koparak ayrı birer akademik

disiplin haline gelmiştir.

Günümüzde akademik felsefesinin ana dalları arasında; varlığın ve gerçekliğin doğasını en temel seviyede inceleyen metafizik, bilginin ve inancın doğasını inceleyen epistemoloji, ahlakı inceleyen etik ve doğru akıl yürütmenin kurallarını inceleyen mantık bulunur. Felsefenin diğer başlıca alt dallarına; bilim felsefesi, din felsefesi, dil felsefesi, estetik, siyaset felsefesi ve zihin felsefesi örnek gösterilebilir.

… ..

… ..




*Alfanümerik - Vikipedi 

*Alfanümerik, Latin alfabesindeki harfleri (A-Z, a-z) ve Arap rakamlarını (0-9) kullanan karakter dizisini tanımlamakta kullanılan bir sıfat. Benzer şekilde bu dizinin üyelerinden her biri de alfanümerik olarak tanımlanır. Geniş tanımıyla noktalama işaretlerini ve bazı diğer özel karakterleri de kapsar.[1]

Yunanca alfa (άλφα) ve Latince numerus (numara, rakam) sözcüklerinden türetilmiştir. Türkçede ilk kez 1976 yılında kullanılmıştır.[2]

… ..

…. ..



*Fenomen - Vikipedi 

*Fenomen (Fransızca: phénomène) veya görüngü, duyularla algılanabilen şey. Fenomen kelimesi, bazılarınca sadece şaşırtıcı şeyler için kullanılsa da,

genel kullanımda böyle bir anlamı bulunmamaktadır. 

… ..

… ..





*Savant sendromu - Vikipedi 

*Savant sendromu, belirgin zihinsel engele sahip bir kişinin ortalamanın çok üzerinde belirli yetenekleri gösterdiği nadir

bir durumdur.[1][2]

Savantların üstün olduğu beceriler genellikle bellek ile ilgilidir.[1] Bu yetenekler, hızlı hesaplama, sanatsal yetenek, harita yapımı veya müzikal yeteneği içerebilir.[1] Genellikle sadece bir istisnai beceri mevcuttur.[1]

Bu duruma sahip olanlar genellikle otizm spektrum bozukluğu gibi nörogelişimsel bir bozukluğa sahiptir veya beyin hasarı vardır.[1] Vakaların yaklaşık yarısı otizm ile ilişkilidir ve bu kişiler "otistik savant" olarak tanımlanır.[1] Durum genellikle çocuklukta ortaya çıkarken, bazı vakalarda yaşamın daha sonraki dönemlerinde

ortaya çıkar.[1] DSM-5 içerisinde bir ruhsal bozukluk olarak tanınmamaktadır.[5]

Savant sendromunun her bir milyon insandan birini etkilediği tahmin edilmektedir.[4] Durum, 6:1 oranında erkekleri kadınlardan daha fazla etkilemektedir.[1] Durum ilk kez 1783 yılında tıbben açıklanmıştır.[1] Otizmi olan insanların 10'da 1'ine kadarında savant sendromu belirtileri bulunmaktadır.[1] Şu anda olağanüstü becerilere sahip yüzden az savantın yaşadığı tahmin edilmektedir.[1]

… …

… ..





*Piktogram - Vikipedi 

*Piktogram ya da piktograf bir eşyayı, bir objeyi, bir yeri, bir işleyişi, bir kavramı resmetme yoluyla temsil eden semboldür. Bu sembollere dayalı yazı sistemine "piktografi" denir.

Piktografi; temsilî ve grafiksel çizimler şeklinde kullanılan bir anlatım biçimidir. Bir başka deyişle, anlamlı işaretleri esas alan yazı sistemlerindeki işaretler olarak

açıklanabilir. Piktografi temelde çivi yazısı gibi biraz uzam olan ve fonotik harfler veya belirleyici uyaklar kullanılarak oluşturulan bir sistemdir. Çivi yazısında ve hiyeroglifik yazılarda piktogramlar bulunur. Örneğin; Hitit ve Urartu yazı sistemleri piktografiktir.

Erken yazılı semboller, resim-yazıları ve ideogramları temel almıştır. Bunlar MÖ 5000 civarlarında Antik Çin kültüründe kullanılmıştır ve MÖ 2000 yılı civarında logografik yazım sistemi olarak geliştirilmeye başlanmıştır. Piktograflar günümüzde hâlen Afrika

daki, Amerika'daki ve Okyanusya'daki gelişmemiş toplumlarda, yazılı iletişimde ana araç olarak kullanılmaktadır. Piktograflar çağdaş kültürler tarafından genellikle basit,

resimsel, temsilî semboller olarak kullanılmaktadır. Resim-yazılar genelde farklı ağızlar

veya farklı dil ailelerine mensup dilleri konuşan insanların anlayabileceği üstün bir dildir.

Bu nedenle trafik işaretleri ve benzer piktografik materyaller genellikle maksimum anlaşılabilirlik bakımından,

global standartlar olarak kabul edilirler.

Piktograflar; resimsel formlar tarafından tasviri istatistiksel veriler olarak, çeşitli renklerde, boyutlarda

veya sayılarda grafiksel formlar da alabilirler.

Piktogram zaman zaman ideogram ile karıştırılır, ideogramda da resmetme yolu kullanılıyorsa da ideogram denilen işaret

yalnızca bir fikri ifade eden semboldür. Günümüzde coğrafya haritalarında, meteorolojide,

trafik işaretlerinde ve diğer birçok alanda kullanılan semboller de piktogram kapsamında

ele alınabilirler.

… ..

… ..



*İmmürasyon (Immuration) Ne Demek - Katolik Terimler Sözlüğü 

*Katolik alanında sıkça karşılaşılan terimin anlamı şu şekildedir.

  • Bir kapatma, bir çevreleme. Dini ayinlere katılan bir dindarın şapel duvarındaki

  • bir açıklıktan geçerek kendi isteğiyle manastır hücresinin kapısını sembolik olarak

  • kapatması. Günümüzde nadiren görülen bazı durumlarda, yiyecek, ışık ve

  • hava, şapele bitişik olarak inşa edilen inziva yerinin bir penceresinden alınır.

  • Ayrıca, örneğin doğal toprağın gömü için elverişsiz olduğu durumlarda,

  • cesetlerin katı kagir odalara ve tonozlara kapatıldığı bir gömme yöntemini de

  • ifade eder. Bu tür yerlerden çıkarılan mumyalanmış cesetler, vicdansız tartışmacılar tarafından

  • yanlışlıkla “duvarlara kapatılmış rahibeler” veya “Engizisyon kurbanları” olarak sergilenmiştir.


*Eidetik bellek - Vikipedi 

*Eidetik hafıza (/aɪˈdɛtɪk/ eye-DET-ik, daha yaygın olarak fotoğrafik bellek olarak da adlandırılır) bir görüntüyü yalnızca bir kez gördükten sonra[1] ve anımsatıcı bir cihaz

kullanmadan kısa bir süre için yüksek hassasiyetle bellekten[2] geri çağırma yeteneğidir.

Eidetik bellek ve fotoğrafik bellek terimleri popüler olarak birbirinin yerine kullanılsa da, eidetik bellek, bir nesneyi artık yok olduktan sonra birkaç dakika boyunca görme yeteneğidir.[3] Fotoğrafik bellek ise metin, sayı veya benzeri sayfaların çok ayrıntılı olarak hatırlanma yeteneğidir.[4][5] Kavramlar ayırt edildiğinde, eidetik belleğin az sayıda çocukta meydana geldiği ve genellikle yetişkinlerde bulunmadığı bildirilirken [6] gerçek fotoğrafik belleğin var olduğu hiçbir zaman kanıtlanmamıştır.[7]

Eidetik kelimesi Yunanca (εἶδος [êːdos], eidos olarak telaffuz edilir) ''görünür biçim''

kelimesinden gelmektedir.[8]

… ..

…. ..


*Library Genesis - Vikipedi 

*Library Genesis (Libgen), bilimsel dergi makaleleri, akademik ve genel ilgi kitapları, resimler, çizgi romanlar ve dergiler

için bir dosya paylaşım web sitesidir. Kısmen, site başka türlü ödeme duvarı olan veya başka bir

yerde dijitalleştirilmeyen içeriğe ücretsiz erişim sağlar.[1] Libgen kendisini "kamuya açık internet kaynaklarından toplanan" ve kullanıcılar tarafından

yüklenen araştırılabilir makale, kitap ve resim veritabanı sağlayan bir "link toplayıcı" olarak

tanımlamaktadır.[2] 

… ..

…. ..




*Gama aminobütirik asit - Vikipedi 

*Gama aminobütirik asit veya γ-aminobütirik asit veya kısaca GABA merkezi sinir sisteminde inhibitör olarak aktif rol olan önemli bir nörotransmiterdir. yani kısaca diğer sinir hücrelerine kimyasal mesaj alma, oluşturma veya gönderme yeteneğini azaltarak beyindeki uyarılmayı azaltır.[2] ayrıca yaygın olarak tüketilen alkollü içkiler GABA kimyasalının aktivitesini artırır ve glutamat, asetilkolin gibi uyarıcı nörotransmitterlerin etkisini azaltarak merkezi sinir sisteminde depresan etki gösterir.

Beyindeki major inhibitör nörotransmitterdır.

Bu basit amino asit bazı hayvanlarda periferik bir nöronal iletici ve insanlarda muhtemelen bir

beyin ileticisidir. Etkisi her zaman inhibitördür. Etkisinin blokajı konvülsiyonlara yol açar. Glütamattan,

ko-faktörü piridoksin olan bir enzim aracılığıyla, dekarboksilasyon yoluyla oluşur. Bu husus, piridoksin

yetersizliğine bağlı epilepsilerle, özellikle çocukluk dönemindeki epilepsilerle ilgili olabilir. GABA-A üzerinden

etki eden bazı ilaçlar anksiyolitik etki gösterirler. Bkz. Akıl hastalıklarının biokimyasal ve nörofizyolojik

temelleri.



*Prekognisyon - Vikipedi 

*Prekognisyon meydana gelecek olayların önceden paranormal olarak algılanması fenomenine Parapsikoloji'de verilen addır.

Prekognisyon ile premonisyon arasındaki fark, prekognisyonun özel bir olay hakkında açık bir bilgi içermesine karşılık,

premonisyonda meydana gelecek olayla ilgili yalnızca belli belirsiz bir hissetmenin söz konusu

olmasıdır. Parapsikologlar geleceği bilme fenomeninin gerçek olduğunu, bu fenomenin

gerçekliğinin sayısız vakalarla ortaya konmuş olduğunu kabul etmekle birlikte ve bu fenomeni

laboratuvar koşullarında deneysel olarak inceleyip sonuçları sınıflandırmakla birlikte, fenomenin

nasıl oluştuğu ve nedeni konusuna bir açıklama getirememektedirler. Prekognisyon fenomeni,

büyük çoğunluğu geleceğin önceden düzenlenmiş olamayacağını savunan Parapsikologlar

arasında geleceğin önceden düzenlenip düzenlenmemiş olması konusunda bir görüş

ayrılığına neden olmuştur. Bu konu, Fatalizm'e karşı çıkan Neo-spiritüalist görüşte, geleceğin geçmişte yapılan iradi hareketlerin sonuçları olarak nedensellik kuralınca

kısmen belirlenmiş ve insanın iradi hareketleriyle mukadderatını her an belirlemekte olduğu

düşüncesiyle açıklanmaktadır.

Parapsikolojik araştırmalara göre, prekognisyon medyumluğunun kapsamındaki fenomenlerin

oluşum biçimleri içinde, % 60'ını haberci rüyalar, % 40'ını ise uyanıkken kendiliğinden görülen

vizyonlar, işitsel halüsinasyonlar, aniden zihinde çakan düşünceler, trans sırasında alınan duyumlar veya bilme duygusu biçiminde ortaya çıkan medyumluk oluşturmaktadır.

Parapsikolojik istatistikler prekognitif duyumların büyük kısmının genellikle ilk 48 saat içinde

olacak olaylara ilişkin olduğunu göstermektedir. Aylar veya yıllar sonra olacak olaylara ilişkin

prekognisyonların sayısı çok azdır. Yine Parapsikolojik istatistiklere göre, prekognisyon

fenomenlerinin % 80'lik kısmında, fenomene konu olan kişiler ile prekognitif duyumu alan kişi

arasında duygusal bir bağ (eş, aile bireyi, dost vs.) olduğu görülmüştür. Bu bağın mevcut olmadığı

% 20'lik kısım ise genellikle büyük, önemli felaketlere (uçak düşmesi, deprem, önemli birine

suikast girişimi vs.) ilişkin duyumlardır.




*Yapay zekâ - Vikipedi 

*Yapay zekâ (İngilizce: Artificial intelligence, AI); hesaplama sistemlerinin öğrenme, akıl, problem çözme, algılama ve karar verme gibi tipik olarak insan zekâsıyla ilişkilendirilen görevleri yerine getirme yeteneğidir. Dördüncü Sanayi Devrimi'nin en yaygın özelliklerinden biri olarak kabul edilir. İlk ve ikinci kategoriler arasındaki

ayrım genellikle seçilen kısaltmayla ortaya çıkar. Güçlü yapay zeka genellikle yapay genel

zekâ (İngilizce: Artificial general intelligence kelimelerinin kısaltılmışı olarak: AGI) olarak etiketlenirken, doğal zekayı taklit etme girişimleri yapay biyolojik zekâ (İngilizce: Artificial biological intelligence: ABI) olarak adlandırılır. Önde gelen yapay zekâ ders kitapları, alanı zeki etmenlerin çalışması

olarak tanımlar: Çevresini algılayan ve hedeflerine başarıyla ulaşma şansını en üst düzeye

çıkaran eylemleri gerçekleştiren herhangi bir cihaz.[3] Toplum arasında, yapay zekâ kavramı genellikle insanların insan zihni ile

ilişkilendirdiği öğrenme ve problem çözme gibi bilişsel eylemleri taklit eden makineleri tanımlamak için kullanılır.[4]

Makineler daha becerikli hâle geldikçe, zekâ gerektirdiği düşünülen görevler genellikle yapay zekâ etkisi olarak bilinen bir fenomen olan yapay zekâ tanımından çıkarılır.[5] Tesler'in teoremindeki bir espri, "Yapay zekâ henüz yapılmamış şeydir" der.[6] Örneğin, optik karakter tanıma yapay zekâ olarak değerlendirilen şeylerin dışında tutulur,[7] rutin teknoloji hâline gelir.[8]

Genellikle yapay zekâ olarak sınıflandırılan modern makine yetenekleri satranç ve Go[9] gibi stratejik oyun sistemlerinde, en üst düzeyde rekabet eden insan konuşmasını anlama,[10] poker ya da otonom arabalar gibi kusurlu-bilgi oyunlarını içerik dağıtım ağındaki akıllı yönlendirmeyi ve askeri simülasyonları kapsar.[11]

Yapay zekâ çalışmaları sıklıkla insanın düşünme yöntemlerini taklit eden yapay

algoritmalar geliştirmeye yöneliktir,[12] ancak bununla sınırlı değildir. Öğrenebilen ve gelecekte insan zekâsından bağımsız gelişebilecek bir yapay zekâ kavramına doğru yeni yönelimler oluşmaktadır. Bu

yönelim, insanın evreni ve doğayı anlama çabasında kendisine yardımcı olabilecek belki de kendisinden daha zeki, insan

ötesi varlıklar meydana getirme düşünün bir ürünüdür. Bu düş, 1920'li yıllarda yazılan ve

sonraları Isaac Asimov'u etkileyen modern bilimkurgu edebiyatının öncü yazarlarından

Karel Čapek'in eserlerinde dışa vurmuştur. Karel Čapek, R.U.R. adlı tiyatro oyununda yapay zekâya sahip robotlar ile insanlığın ortak toplumsal sorunlarını ele alarak 1920 yılında yapay zekânın insan

aklından bağımsız gelişebileceğini öngörmüştür.[13]

Tanım :

Hedefler  :

Akıl yürütme ve problem çözme : 

Bilgi temsili  :

Tarihçe  :

Gelişim süreci  :

İlk araştırmalar ve yapay sinir ağları  :

Yeni yaklaşımlar  :

Yaklaşımlar ve eleştiriler  :

Sembolik yapay zekâ  :

Sibernetik yapay zekâ : 

Uzman sistemler  :

Doğal dil işleme  :

Diyalog bazlı yapay zeka  :

Chatbotlar  :

Gelecekte yapay zekâ  :

Süper zekâ ve tekillik  :

Transhümanizm  :

Uygulama alanları  :

Alt dallar  :




*Moore yasası - Vikipedi 

*Moore Yasası, Intel şirketinin kurucularından Gordon Moore'un 19 Nisan 1965 yılında Electronics Magazine dergisinde yayınlanan makalesi ile teknoloji tarihine kendi adıyla geçen yasa.

Her 18 ayda bir tümleşik devre üzerine yerleştirilebilecek bileşen sayısının iki katına çıkacağını, bunun bilgisayarların

işlem kapasitelerinde büyük artışlar yaratacağını, üretim maliyetlerinin ise aynı kalacağını,

hatta düşme eğilimi göstereceğini öngören deneysel (ampirik) gözlem.

1965 yılında, "mikroişlemciler içindeki transistör sayısı her yıl iki katına çıkacaktır"


diyen Moore, daha sonraları 1975 yılında bu öngörüsünü güncellemiş ve her iki yılda bir iki katına çıkacak şekilde düzeltmiştir. Moore "18 ayda bir" ifadesinin de kendisi tarafından söylenmediği konusunda da ısrar etmiştir. Kendisi tarafından hiçbir zaman yasa olarak tanımlanmayan ifadesi, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü[1] profesörü ve yüksek ölçekli indirgeme konusunun öncülerinden biri olan Carver Mead tarafından bu şekilde adlandırılmıştır.

Sözün ilk söylendiği 1965 yılından bu yana bu yasa çoğunlukla geçerli olmuştur. Yasa temel olarak bir tümleşik devrenin fiziki boyutunun devreyi oluşturan transistör sayısının karesiyle değiştiği anlamına gelir. Örneğin

tümleşik devre bünyesindeki transistör sayısı iki katına çıkarsa devrenin boyutu dört katına çıkar.

Optik litografi yöntemi ile üretilen tümleşik devrelerde günümüzde silisyum yongalar üzerinde 65 nanometre (1 nanometre = 10−9m) boyutuna kadar büyüklüklerde, yani yaklaşık olarak 600 silisyum atomu boyutunda yapılar

oluşturulabilmektedir. Kullanılan morötesi ışık dalga boylarının, atom fiziksel boyutlarının sınırlılığı ve küçük yapıların yüksek frekanslarda

çalıştırılmasında ortaya çıkan çalışma düzensizlikleri, yeni bir tümleşik devre teknolojisi geliştirilemez ise Moore yasasının kısa bir süre içerisinde geçerliliğini yitireceğini

göstermektedir.

Gordon Moore, 13 Nisan 2005 tarihinde kendisi ile yapılan bir söyleşide, öngörüsünün kısa bir zaman içinde geçerliliğini yitirebileceğini ifade etmiştir.

Nisan 2005'te Intel firması 19 Nisan 1965 tarihli Electronics Magazine dergisi sayısını satın almak için 10.000 ABD Doları teklif etmiştir.

,


,

*EPR paradoksu - Vikipedi 

*EPR paradoksu, kuantum mekaniğinin Kopenhag yorumuna karşı erken ve etkili bir eleştiridir. Albert Einstein ve arkadaşları Boris Podolsky ve Nathan Rosen (topluca EPR olarak bilinen) kuantum mekaniğinin daha önce fark edilmemiş fakat belli sonuçlara sahip olan kabul edilmiş denklemlendirimini

meydana çıkaran bir düşünce deneyi hazırladılar,[1] ancak zamanla bu denklemlendirimler mantıksız göründü. Açıklanan senaryo kuantum dolanıklı

k olarak bilinen bir olay içeriyordu.

Kuantum mekaniğine göre, bazı koşullar altında, ortaklaşa veya bireysel olan çift kuantum

sistemleri, çift sistemde gerçekleşen deneylerin sonuçlarının olasılıklarını kodlayan tek bir

dalganın işleviyle tanımlanabilir. Aşağıda ele alınan EPR makalesi yazıldığında, yapılan deneyler

sonucu, bir deneyin sonucunun bazen tek bir tahmini olmadığı biliniyordu. Bu tip bir belirsizlik,

bir ışık süzmesi yarım gümüşlenmiş bir aynanın üzerine düştüğünde görülebilir. Işık süzmesinin yarısı yansırken diğer yarısı geçecektir. Eğer ışık süzmesinin şiddeti, tek bir foton geçene kadar indirgenirse, kuantum mekaniğinde fotonun yansıması veya geçişi tahmin edilemez.

Bu etkinin rutin açıklaması o zamanlar Heisenberg'in belirsizlik ilkesiyle sağlanmıştı. Fiziksel nicelikler eşlenik denilen çiftler halinde gelir. Bu tür eşlenik çiftlerinin örnekleri

arasında konumu ve farklı eksenler etrafında ölçülen bir parçacığın ve bileşenlerinin devinirliği

verilebilir. Bir nicelik ölçüldüğünde ve belirlendiğinde, birleşmiş nicelikler belirsizleşir. Heisenberg

bunu ölçümden kaynaklanan bir rahatsızlık olarak açıklamıştır.

1935 yılında yazılmış EPR makalesi, bu açıklamanın yetersiz olduğunu göstermeyi amaçlamıştır. A ve B olarak adlandırılan iki dolaşık

parçacığı dikkate aldığımızda; A parçacığının niceliğinin ölçülmesi, B parçacığının eşleniğinin

niceliğinin hiçbir temas ve karışıklık olmadan belirsizleşmesine neden olur. Temel fikir, bir sistemin

içindeki iki parçacığın kuantum durumları, her zaman ikisinin ortak durumundan ayrışamaz. Bunun

bra-ket yazılımındaki bir örneği şu şekildedir;

|Φ+⟩=12(|00⟩+|11⟩)

Heisenberg belirsizlik ilkesi, bazen yerel olmayan denilen bir kuantum etkisinin klasik bir

açıklamasının sağlanmasını çabaladı. EPR'ye göre bu durumun iki olası açıklaması vardı. Parçacıklar arasında ayrım olsa bile ya aralarında

bir etkileşim vardı ya da tüm olası ölçümlerin sonuçları hakkında bilgiler parçacıklarda mevcuttu.

EPR yazarları ikinci açıklamayı, bazı kodlanmış 'gizli değişkenlerden' dolayı tercih etmişlerdir. Bir etki

anında bir uzaklık boyunca yayılan ilk açıklama, görelilik teorisi ile çelişmekteydi. Daha sonra,

kuantum mekaniğinin kuralcılığından dolayı tamamlanmamış olduğu sonucuna vardılar çünkü bu

tip gizli değişkenlere kuantum mekaniğinde yer yoktur.

Bell teoremi sonuçlarındaki ihlaller genellikle Einstein, Poldolsky ve Rosen tarafından da varsayılan Bell'in teoreminin hipotezlerinin bizim dünyamızda geçerli olmamasından

anlaşılmaktadır. Konuyu ve konuyla ilgili deneyleri inceleyen Alain Aspect ve grubu gibi fizikçilerin

çoğu, EPR ilk dikkat çektiğinde, kuantum teorisinin öngördüğü gibi, EPR'nin tercih ettiği “yerel gizli

değişken” teorisini Bell eşitsizliklerini ihlal ettiğinden ötürü geçersiz kabul etti.

EPR gelişimlerinin tarihi :

Kuantum mekaniği ve yorumlanması  :

Einstein'ın karşıtlığı  :

Paradoksun tanımı  :

EPR Makalesi  :

Dolaşık durumda ölçümler  :

EPR deneylerindeki yerellik  :

Paradoksun çözümü  :

Gizli değişkenler  :

Bell eşitsizlikleri  :

Einstein'ın saf cebirsel teoriye inancı  :

"Kabul edilebilir teoriler" ve deneyler

Kuantum mekaniği için olan imalar  :

Matematiksel denklemlendirim  :




*M2M teknolojisi hakkında her şey: M2M hat nedir? M2M nerelerde kullanılır? - Yeni Bakış Gazetesi İzmir 

*M2M teknolojisi hakkında her şey: M2M hat nedir? M2M nerelerde kullanılır?

Gelişen teknoloji ile birlikte, "Machine-to-Machine" veya M2M teknolojisi adını sıkça duymaya başladık. Ancak, pek çok kişi hala bu teknolojinin ne olduğunu ve neler

sağladığını tam olarak kavrayamamış olabilir. M2M, farklı cihazların birbiriyle iletişim kurmasını

sağlayarak hayatımıza büyük kolaylıklar getiren bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Peki, M2M hat nedir, M2M nerelerde kullanılır? İşte M2M hakkında merak edilen tüm detaylar

… ..



… ..



2 yorum:

  1. *Yazarın kendi ifadesiyle “İnsan bilincinin gizemlerine dair cesur bir araştırma” vurgusu eseri tanıtmak için kullanılabilecek doğru bir yaklaşım gibi görünüyor.

    YanıtlaSil
  2. isimli eserini bir kere daha okumak (en azından gözden geçirmek) akla geliyor.
    *https://enyiyiarkadaskitap.blogspot.com/2020/02/bellegin-pesinde.html

    YanıtlaSil