Gökçen
Erdoğan mesleki yaşamında tanık olduğu olayları doktor ve terapist
penceresinden bizlere sunuyor. Sürükleyici bir dille kaleme alınan 254 sayfadan
alıntıları aşağıda bulabilirsiniz.
-Çocukluğumuz... ... .. Tarzlarımız farklıydı. Kimimiz kimsenin göremeyeceği yerlerde saçını
çektik rakibimizin, kimimiz bütün gücümüzle çekip aldık sakladık oyuncağımızı,
kimimiz paylaşır gibi yapıp kuralları lehimize çevirdik...
anne
-... .. az
önce acılar içinde çığlık çığlığa ağlayan başkasıymış gibi, sonsuz bir minnetduygusuyla
gülerek gözlerinden mutluluk gözyaşları akıtan anneyi görünce anladım. O an
öyle sandım. Sonra bir gün anne oldum. Gerçekten anladım. Sonra ikinci defa
anne oldum ve bu mucizeyi daha önce hiç anlamamış gibi yeniden anladım. ... ..
-“Ruhun
mutluluğuyla bedenin mutluluğu birbirini tamamlar evet, ama bedenin mutluluğu
ruhun mutluluğundan daha az önemli değil. Onu mutlu etmekle mutlu
olamazsın.Mutlu edildiğin için mutlu olmalısın.”
-Fiilen
bitmeyen ilişkilerkalben ve fikren bitmiş de olabiliyor üstelik.... ..
-... ..şu;
sevdiğiniz adam ya da kadın hayatınızın gerçeği olsun! Sonrası zaten bir yasak
elme, bir tatlı suç ortaklığı, hepimize yarasın.
-Yaşı yok
bunun, devri yok, hasmı yok, kısmı yok; bir bütün o, her zerreye yakışan ve en
güzeli daima ‘seninki’ olan.
adamlar ve kadınlar
-Adam, tutar
kadının elinden ve değişir dünya. Kadın, yaslar başını adamın omzuna ve durur
dünye. Adam, öper kadını ve iyileşir dünya. Kadın, sarılır adama ve kamaşır
dünya. Adamlar ve kadınlar, kimi sevdikleri, kimi beş duyularını hizmete
sunacak kadar aşkla bağlandıkları yanlızca kendilerini ilgilendirmek üzere, olurlar tek bir dünya. Dünya, aşk olur, aşksa dünya.
sunacak kadar aşkla bağlandıkları yanlızca kendilerini ilgilendirmek üzere, olurlar tek bir dünya. Dünya, aşk olur, aşksa dünya.






