13 Şubat 2021 Cumartesi

Pia Mater

.. ..Mutluluğun ve gülümsemenin,bu kadar hızlı yayılması gerçekten ilginç bir durumdu... ...

“İnsanoğlu bazı şeyleri görememekle ne çok şey kaybediyor” diye düşündü Tesla. Şu an bulundukları mekânda sadece masada oturan müşteriler ve mekân çalışanları gözükse de aslında her tarafta müthiş bir görsellik vardı. Dalgalar. Bizlerin göremediği dalgalar. Çevresine bakındı. Herkes elindeki telefonda bir şeyler yapıyordu. Her telefondan çıkan dalgalar etraflarındaki baz istasyonları aracılığıyla diğer telefonlara yolculuk ediyorlardı. Muhtemelen bu mesajların çoğu anlamsız içerikli paylaşımlar olsa da Tesla bu elektromanyetik dalgaları görmeyi çok isterdi. Kim bilir bazen telefon başında saatlerce beklediğimiz mesajları telefona girmeden önce görebilirdik belki de. Her yer de dalgalar vardı. Kimisi içimizden geçip gidiyordu kimisi size değmiyordu bile. Tüm bu şenliği göremiyorduk çünkü gözümüzde bu dalgaları algılayacak yapılar yoktu.

Aslında benzer bir durum ses dalgaları için de geçerliydi. Normalde  hiçbirini havada görmüyorduk ama ağzımızdan sözcük olarak çıkardığımız bu dalgalar havada yaklaşık 330 m/&sn’lik bir hızla yayılmaktaydı. İşte bu noktada, o dalgayı anlamlı kılacak tek şey kulağımızın varlığıydı. Havadaki ses dalgalarının yaptığı tek şey kulak zarına çarpmaktı. Kulak zarında oluşan titreşimler birtakım kemikler ve zar aracılığıyla iç kulaktaki bir sıvıya iletilmekteydi. Bu sıvının içinde tüy hücreleri denen ve işitmede çok önemli rol oynayan yapılar bulunmaktaydı. İç kulaktaki sıvının titreşmesi bu tüylerin belirli bir yönde eğilmesini sağlar ve bu eğilmeler sonucu beyne birtakım sinyaller gönderilirdi. İşte işitme denilen şey en basit haliyle bu şekilde olmaktaydı. ... ..

“... .. Yani doğru cümleleri kullandığında ikna edemeyeceğin kimse yoktur” dedi Tesla. ... ..  Tesla konuyu uzatmak istemiyordu çünkü karşısındakini ikna etmek zordu. Bu durumda yapması gereken tek şey konuyu değiştirmekti. ... ..

“O zaman sana bir kavramdan daha bahsetmem gerekecek. Beklenti Etkisi ya da Kendini Gerçekleştiren Kehanet olarak tanımlanan mesele.  Yani sevgili Belen sen bir şeye inandığında bu durum farkında olmasan bile

2 Şubat 2021 Salı

Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet *

            İslâmiyetle 9. yüzyılda tanışan Türkler, kendi devlet anlayışlarını İslâm dünyasına taşıdı. Böylece devlet ve hukuk kavramlarında, bağımsız sivil otorite ve onun kanun koyucu gücü lehine büyük bir değışıklık ortaya çıktı. Şeriât ile yan yana bir sivil hukuk alanı gelişti. 11.yüzyıldaEL- Mâverdi ve Ebu Mansur el Bağdadî başta, büyük fakihler  İslâm toplumlarında bu ayırımın gerekliliği üzerine yazdılar.

            Osmanlı Devleti bu geleneğin bir parçasıydı. Yaygın popüler kanının aksine, her devlet gibi başlangıçta belli bir kalıpla kurulmuş, çöküşüne dek de bu kalıba harfiyen uymuş değildi. Halil İnalcık, Osmanlı tarihinin geçmişe uzanan köklerini de göz ardı etmeden, 600 yıl boyunca devlet ve İslâmiyet arasındaki değişken ilişkinin bir bölümünü bu kitapta sunuyor.

Kutadgu Bilig’dekı devlet anlayışından  başlayarak, Uc’larda bir yanda gâzî beylerle, bir yandan dervişlerle başlayan kuruluş öyküsünü anlatıyor. Devlet kurumsallaştıkça Uc’ların gâzîlerin önemlerini kaybedişini, bu arada yeni kurumların ve anlayışların yükselişini gözler önüne seriyor. Fatih Kanunnamesi'yle örfün  hukuk alanına resmen girişinin, ulemanın devlet yapısındaki diğer unsurlardan giderek ayrışmasının uzun zamana yayılmış öyküsünü ayrıntılarla sunuyor. 17. Yüzyılda Avrupa’daki tasfiyeci akımlarla aynı sıralarda ortaya çıkan selefi Kadızâdelerin hem toplum hem de devlet İslâmiyet üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor. 18. Yüzyılda başlayan Batılılaşma eksenli modernleşme hareketinin Cumhuriyet’in kuruluşuna dek uzanan seyrini takıp ediyor. Osmanlıların kuruluş yıllarından beri süren Hristiyanlık-İslâm tartışmalarını bu çerçevede ele alıyor. … ..

… ..

Din ve Devlet

Orta Asya Karahanlı Devlet Geleneği

Osmanlı Uc Toplumunda İslâm

29 Ocak 2021 Cuma

yeşil kiraz 2

“Yoo, abartmıyorum! Siz benim hayatımı kurtardınız . Bu nedenle sızın kulunuzum. Eski Çin efsanelerine göre bu böyledir. Gerçekten hayatım sizindir.

Kiraz kaşlarını çattı:

“Lütfen masallarda kalmış görüşler.”

“Masalları küçümsemeyin, Bayan Kiraz. İnsanlar önce olayları yaşadılar, sonra o masallar söylendi. Ben masallardaki gerçek payına hep inanmışımdır. Keşke biz de dillerden düşmeyecek gizemli masalların kahramanları olabilsek! Bence bu olanaksız değil. Çünkü bu masalın giriş bölümü yaşandı bile.”

Kiraz gülümsemeye başladı:

“Nasıl yaşandı, anlayamadım?”

“Siz, Everest yamaçlarında beni Azrail’in elinden çekip alan, dünya güzeli bir masal kahramanısınız. Sonra da tıpkı masallardaki periler gib oldunuz”

“Ben yok olmadım. Oralarda yaşayıp duruyordum.”

“Ama, benden ayrılırken ne adınızı söylediniz, ne de adınızı  söylerdiniz, ne de kimliğinizi  belirttiniz.”

“Siz ölümle pençeleşiyordunuz. Bense, Everest’e tırmanma kursunu bitirmek çabasındayım. Dakikalarım saylıydı.”… ..

… .. Kiraz gözlerini ondan kaçırarak, bir an düşündü. Sonra gülerek:

en iyi arkadaş






































26 Ocak 2021 Salı

kitap & kahve

Tutsak Güneş *

… .. ..  Uykusuzluğum. Nedenini bılmedığım tuhaf bir korkunun çıkmaz sokağında yürüdüğümü fark ettığım günlerde başladı, giderek kötüleştı. Bu yüzden yaklaşık bır yıldır aşırı dikkat gerektiren ışlerımı hakkıyla yapamıyorum. Ancak yine de Merkez benden vazgeçmiyor, yerımı dolduracak bırı henüz yetişmedi çünkü. O kışı bulunup yetiştirilene kadar, beni ıhtımamla tedavi ettirmeye çalışıyorlar. Kafamın tamamı tarandı. Habis veya ıyı huylu bir ura rastlanmadı….

            Merkez’in alametifarikasıdır, Büyük Saray.

Iki yıldan beri Yüce Ram’ın rahmetinde uyuyan Uluhan'ımız, sağlığında Merkez Meydanı’ndaki Büyük Saray’ın sağ kanadında ikamet ederdi. Başkanı olduğu hükümet ise, binanın orta bölümünde çalışırdı. İkametgâh olarak inşa devasa binanın sol kanadı, inşaat bittikten sonra, beş yüz  iki odasıyla işlevsiz kalınca, yine Uluhan’ın emriyle üstün zekâlı çocukları yetiştirmeyhedefleyen Saray Akademisi’ne dönüştürüştü. Bu fedakârlığı karşısında liderimize bir kere daha minnet duymuştuk.

… .. Uluhan’ımızın, tüm vatandaşlarının  iyiliğini isteyen adıl bir lider olduğundan şüphemiz yoktu. Dünyaya geliş anımızdan itibaren,   emdimiz sütten  yıyıp ıçtığımıze , eğıtımımızden hayırlı evlilikler yapmamıza, hatta çocuklarımızın sayısına kadar her şeyimizle meşgul olurdu. … ..

… ..Kadınların görevi kutsal analık ve eşlik vazifesini ifa etmekti. Beşinci çocuğunu doğuranlara som altından Uluhan Yıldızı ve yüklü para veriliyordu.

… ..Regan’ı doğurduktan sonra, yanlış teşhis sonucu rahmim alınıp doğurganlık yıldızı alma umudum kalmayınca, kafayı yıldızın yanı sıra verilen yüklü paraya takmış olan kocam, karısı doğurmayan erkeklere tanınan yasadan yararlanarak boşamıştı beni.   … .. yoksa

20 Ocak 2021 Çarşamba

Elif *

… .. Monica imkânsıza inanmış ve tam da bu sebeple, ben dahil herkesin kaybedilmiş gözüyle baktığı savaştan zaferle çıkmıştı. Savaşçıyı savaşçı yapan budur işte: İrade ve cesaretin aynı şey olmadığını anlamak. Cesaret korku ve hayranlık uyandırır, irade gücüyse sabır ve azım demektir. İradeleri çok güçlü olan kadınlar ve erkekler yalnızdırlar, çünkü dışarıdan soğuk görünürler. … ..

… .. İntikamla elimize tek geçenin düşmanımızla aynı seviyeye inmek olduğunu buna karşılık affetmenin büyüklük olduğunu zahmet edip anlatmaya değmezdi. Himalayalar’daki keşişlerle çöllerdeki azizler bir yana bırakılırsa, bence hepimizin içinde böyle duygular mevcuttur, çünkü bu insanlığın özünde vardır. Bunun için kimse kimseyi yargılamamalıdır.

“… .. Kader tarafından özel bir görev için seçilen ikkişinin doğru yerde karşılaşmasıyla tesadüfen ortaya çıkabilir.

“Doğru yer derken neyi kastediyorsun,” diye sordum.

“Demek istiyorum kiiki insan bir ömür boyu birlikte yaşayabilir, ya da hayatlarında tek bir kez karşılaşıp ebediyen ayrılabilirler, çünkü onları bu dünyada bir araya getirecek şeyin doludizgin gittiği fiziksel mekâna yolları düşmemiştir. Bazen de onları neyin yaklaştırdığını anlamadan kendi yollarına giderler.  … ..

Bazen hâlâ çözülmemiş şeyler olduğu için karşılaşır insanlar, yarım kalanların hakkını verebilmek için yeniden hayata gelmemiz gerekebilir. … …

… ..”Sevdiklerimizi asla, asla kaybetmeyiz, “ dedim ısrarla. “Onlar bizimledir, hep hayatımızdadırlar, sadece başka odalardayız. Öndeki vagonda kimler var göremiyoruz, ama bizimle, sizinle, herkesle aynı anda seyahat eden insanlar var. Belki konuşamıyoruz, vagonda ne olup bittiğini göremiyoruz, ama ne önemi var; sonuçta onlar