30 Kasım 2015 Pazartesi

7 Başlı Devin Kurbanları *

-Yedi başlı devin ve kurbanlarının ne olduğunu anlamak için sabırla okumanız gereken 214 sayfalık  roman sürükleyici bir dille yazılmış. Okurken günlük hayatın akışı içinde karşılaştığımız ve yabancısı olmadığımız gelişmeler anlatılıyor. Roman bittiğinde; hayata hangi pencereden bakmamız konusunda muhasebe yapma ihtiyacı hissedebilirsiniz...
-Roman içindeki kahramanlar ve onların çevrelerindeki kişileri anlamak için dikkat kesilmeniz gerekebilir... Romandan kısa alıntıları paylaşalım:
İnci
-... ..İslâmı insandan silip süpüren birinci ihtimal, namazdan uzak durmak demek değil midir? ... ..
-Bazen sabah ezânı, sabahın sessizliği içinde iyice duyulurdu: “Tanru Uludur... Tanrı Uludur... Tanrı’dan başka yoktur Tapacak”...
Sedef Hanım
İbrahim Ağa
... ..
-... İnsanların hepsi de garba özeniyor değilse de, özenenlerle beraber cezayı neden hak ediyorlardı? Onların günahlarıyla, insanları uyrarmak, özenenlere: “Kim kendisini bir kavme benzetirse, onlardandır” Hadis-i şerif’ini hatırlatmaktı. “Kurunun yanında yaş da yanar” sözüyse, Allah Teâla’nın gazabına uğrayacak olanların yanında, cihad etmeksizin eğleşenlerin de kurtulamayacakların bir denemesiydi. ... ..
Yakup Amca
-... .. o diğerlerine benzemiyordu. ... .. Meziyetleri, uysal, çalışkan, iffetli olmasıydı. ... ..İşte, Yakut annenin de , İbrahim babanın da en büyük suçları çocuklarının bu uysallığından dolayı Allah’a dua edip , onu şeytanın şerrinden korumasını niyaz etmemeleriydi.
-Dua, kulun Allah’a karşı en birinci şart olan ibadetidir. ... ..Yakut hanım ve İbrahim Ağa bu duayı etmeyerek, çocuklarını vatan ve din düşmanlarının yurduna yolladılar, maksatları da dini yaymak değil, dünyalık artırmaktı...
-Yakup amca âile efranın sıcak sevgilerinden uzak kalınca, gurbetin acısını, soğuğunu , dünya sevgisiyle dolu, lâkin

24 Kasım 2015 Salı

GLASNOST Asıl Neyi İstiyorum? *

Eski Sovyetler Birliği Kominist Partisi (SBKP) Merkez komitesi Genel Sekreteri Mihail Sergeyeviç Gorbaçov sadece kendi ülkesinde değil aynı zamanda dünyada iz bırakan değişim hareketinin öyküsünü anlatan kitap 199 sayfa. Birinci baskısı Aralık 1987 tarihli olan anlatılan döneme ilişkin sorunları ve çözümlerin günümüze yansıttığı çözüm önerilerini bulmak mümkün mü? Kitap; bu bakımdan da incelenmeyi hakediyor.
Günümüzde, ülkeler ve toplumlar arasındaki gelir paylaşımı ve buna bağlı olarak yaşam kalitesindeki uçurumların ortaya çıkardığı sorunların çözümünün mümkün olabileceğini göz ardı etmemeliyiz.
-Gorbaçov “Glasnost ve Perestroika” ile çıktığı yolculukta genel anlamda başarılı olduğu ifade edilebiliyorsa; günümüz sorunları için de ümit olduğunu söylebiliriz. İnsanlık bunu başarmak zorunda...
Sivil ve asker karar makamlarında yer alanları ya da alacakların okumaları gerekir. Kitapta anlatılanlar yakın tarihimizin arka planını aydınlattığı kadar geleceğe ilişkin derslerle de dolu. ... ..
Eski Avusturya Başbakanı Bruno Kreisky’nin önsözünden... 
-... .. “barışın temeli olarak diyalog” konulu Roma Kongresi’nde, zirve toplantılarına taraf olanların inandırıcılıklarının büyük önem taşıdığını ve Genel Sekreter Gorbaçov’un bu bağlamda sözüne güvenilir bir kişi olarak görülebileceğini söylemiştim. On yıllardan beri hâlâ bugün de kominizm ve komünist partilerin pratiğiyle büyük fikir ayrılıkları içinde olmama rağmen, onun konuşmaları ve açıklamalarına dayanarak ileri sürmüştüm.  ... .. politika alanında nesnel faktörler kadar öznel faktörlerin de önemsenmesi gerektiğini öğrendim.
-... .. Mihail Gorbaçov ... .. sadece açıklıklarından ötürü olağanüstü ilginç bulduğum iç politik ifadeler kullanmıyor, aynı zamanda da Sovyetler Birliği’nde bir reforma ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.  ... ..  Gorbaçov bu görevleri ancak Sovyetler Birliği’nin silahlanma yarışının mali yükünden kurtulması halinde yerine getirebilir. ... ..
-... .. Günümüzde Avrupa’nın hiçbir yerinde bir savaş olasılığı gözükmüyor. Gençliğimde durum farklıydı. Almanta ve Fransa’nın savaşmaları kaçınılmaz gözüküyordu, nitekim II. Dünya Savaşı patlak verdi. On yıl önce Helsinki’de doruk noktasına ulaşan yumuşam (detant) politikası, için i,çin yanan kriz ateşni söndürdü. Berlin çevresinde uzun zamandan beri durum sakin, Avrupa’yı bir baştan bir başa bölen sınır çizgisi daha da

23 Kasım 2015 Pazartesi

İnananlar İnanmayanlar *

Kitabın ikinci baskısı 1971 tarihli. Alanur Teymur kitabının önsözünde “Çocukları dindar yetiştirmenin tek yolu Kur’an-ı Kerîm’le terbiyedir. Tercümeler ne kadar aslına benzemiyorsa da Arapça bilmeyenler için faydalıdır. Öğretim metoduna misal olarak bu ufak kitabı sunuyoruz. Allah sabredenlerle beraberdir. Dut yaprağı Allah’ın izniyle ipek olur. Yeter ki bizler, ipek böceğinden ibret alabilelim...”, diyor. Günümüz insanının cavaplarını aradığı sorular akıcı bir uslüpla anlatılmış. ... ..  Büyükler ve küçükler okuyabilir. ...  Kitabı okurken verilmek istenen mesajların günümüz için daha da geçerli hale geldiğini anlayabiliyorsunuz. ... .. Kitabı okumamıza gerekçe oluşturabilecek kısa alıntıları paylaşalım:
Ahmet- Allah Kur’an’da: “zannın, şüphenin çoğundan sakın, çok kereler zan günahtır. (Sure: Hucurat, âyet 12) Diyor.
-Mehmet- ... ..
-Ahmet- Olsun Kur’an’da: “Bilmediğin bir şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalp hepsi de sorguya çakilecektir. (İsra, âyet: 36) diyen emir var. Biz hakikatı öğrenmek nasip olmadıkça bize ait olmayan işleri tecessüsle araştırmaya teşebbüs etmeliyiz.
-Ünal- ... ..
-Faruk- ... ..
-Ali- ... ..
-Tomris- ... ..  ... .. Ne için küçük beye öyle söylüyorsun? Ben sahiden inanırım. Benim kalbim çok temizdir. Hiç kimsenin kötülüğünü istemem. Kimsenin malında gözüm yoktur. Halbuki ne dindarım diyen, namaz kılanlar vardır ki, hırsızlık yaparlar, daha neler yaparlar.
-Ahmet- Allah, onları, “dini yalan sayanlar” diye vasıflandırıyor. Kur’anı Kerim’de, “Maun” suresi onları anlatır.
-Ünal- Pekiyi Ahmetçiğim, şimdi sen bize söyle dindar olabilmek için ne yapmak lâzımdır?
-Ahmet- Evvelâ iman, sonra amel-i salih (iyi iş). Yani: Allah’a, meleklere, kitaplara, resullere, ahiret gününe, ebedi hayatın cennet ve cehennemin devamına, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunua, ölümden sonra dirilmeğe iman

21 Kasım 2015 Cumartesi

Havva ile Kaplumbağa *

Büyükler de okuyabilir.
Göçmen kuşlar niye göç eder?
-... .. Küçük Elif, kuşların havada çığlık çığlığa uçuşmalarını merakla izlerdi. Neden her mevsim her mevsim göç ettiklerini bir türlü anlamazdı. ... ..
-Küçük Elif bazen kendini kuşların yerine koyardı. Onlarla el ele tutuşup uçtuğunu, Afrika’dan Rusya’ya, dünyayı baştan aşağıya katettiğini düşlerdi.
Bazen hastalanıp göç edemeyen kuşlar olurdu. Ayşegül Hanım ve Erdem Bey, bu kuşların bakımını üstlenmişlerdi. ... ..
-Elif göç edemeyen bu hayvanlara büyük bir tutkuyla bağlanırdı. Bir keresinde küçük bir leyleğin tedavi edilmesini izlemişti. Leyleğe o kadar acımıştı ki, iyileşir  iyileşmez arkadaşlarına ulaştırılması gerektiğini düşünmüştü. ... ..

Elif ile Havva
-... .. Anne babasının işte olduğu günlerde Elif’e, Havva adlı bir kadın bakıyordu. Havva’nın, küçük kızın hayatındaki rolü büyüktü. Havva; doğum tarihi, ayakkabı numarası kilosu ve kocası olmayan, esmer bir şişkoydu. Yalnız bir kadındı. Ne kaç yaşında olduğunu, nbe de kaç kilo olduğunu biliyordu.

-“Bir seher vakti, ebegümeciler ve ısırganotları henüz yeni yeşermişken, zeytinler yeni yeni toplanmaya başlamışken doğurmuş annem beni,” derdi. “Ay tutulmuş o günlerde.” ... ..
... ..
Havva herkesle aynı yastadir

Hayat Filminden Kurtarıcı Kareler ı *

Okudukça kendi hayatımızdan da kareler bulabileceğimiz ve bu fırsattan istfade kendimizi sorgulama fırsatı sunan eserin ilk cildi 240 sayfa. Dersler çıkarabileceğimiz kısa alıntıları paylaşalım:
-.. .. Karşılaştığımız ve yaşadığımız her bir olay, kainattaki kurallar çerçevesinde işler ve kim olursa olsun bu kanunlar değişmez. Soğuk üşütür, sıcak yakar. Tebessüm yaklaştırır, asık yüz uzaklaştırır; aynı şekilde davrananlar, çoğunlukla aynı şeylerle karşılaşırlar.
-Dengede kalmak; oluş ve bozuluş kanunlarını bilmek ve hayata geçirmekle çok yakından ilişkilidir.... ..
-Okumak Anlamakla Anlamak Yaşamakla Anlamlı Olur.
-Bilgiler önce yüreğine dokunmalı insanın sonra zihnine uğramalı. Hakikati arayan, kendini doğrultma çabası içinde olandır,sorun oluşturmamak ve oluşmuş sorun varsa da çözüme katkıda bulunmak için çaba harcayandır. ... .. Daha doğrusunun arayışı ve pratiğe geçirme mücadelesi ile, hayatı daha anlamlı ve dünyayı daha yaşanılır bir yer haline getirir. ... ..
-Ben değişmem demek, Allah’ımızın bize açtığı dünyayı en güzeliyle yaşamamız için mutlaka gerekli olan ve bize güneşi gösterecek kapıları teker teker kapatmak anlamına gelir ki bundan şiddetle Allah’a sığınmalıyız. Çünkü güneşe gözlerini kapatanlar ancak kendilerini karanlıklta bırakırlar. ... ..
Adım attığımız yerden ayağımıza bulaşanlar
-... .. İnsan mıknatıs gibi olduğundan zamanla kendine benzeyenleri de etrafına çeker. yani bizi benzeyenleri tercih etmeye başlarız. Böylece giderek çevremizin kimlerden oluşacağı yani sosyal çevremiz de şekillenmeye başlar. ... ..
Adımlarımız bizi istediğimiz yere götürüyor mu?
-Niyetimiz amelimizle aynı kulvarda mı? Şu anki yaptıklarımızı yapmaya devam ettiğimizde, bunlar davranışa dönüşerek pekişiyor ve onu yapmak giderek bize daha kolay geliyor. Bu pekişenler, bizim sonuç olarak inşa etmek istediğimiz hedef binasının tuğlalarını mı oluşturuyor?
-Biz aynı davranışlarımızı sürdürdükçe, bunlar imaj oluyor, inanç oluyor, etki ve katkı oluyor; böylece öğreniyoruz. Bunlar bizi, varmak istediğimiz adrese götürecek doğru adımlar mı?

19 Kasım 2015 Perşembe

Çöplüğün Generali *

Birbirinden farklı hayatları farklı zamanlarda yaşayanların aynı rüzgarda beraberce sürüklendikleri bir öykü. ... ... Roman 262 sayfa. Olaylar hayali bir ülkede geçiyor. Ancak sayfalar ilerledikçe aşina olduğumuz gelişmelere tekrar şahit olduğumuzu hissediyoruz. Kısa alıntıları paylaşalım:
-Gelecekte yaşayan  ilk roman kahramanımız uçağı kaçıracak ve “Unutmanın ve Hatırlamanın Beyin Hücrelerindeki Diyalektik Etkileşim Süreçleri” konulu bildirisini zamanında sunamayacaktı... ..
-Temizlikçi kadın ve evin iyi kalpli hanımefendisi.... .. devlette önemli görevlerde olan ev sahibi adam  .... ..  kırılan büyük saksının içinden çıkan naylona poşetlere sarılı şeyler.... ..
-Eski banka müdürünün sakin geçen emeklilik yaşamını alt üst eden gelişmeler ... .. ağaçlık arazide köpeğini gezdirirken toprak altından çıkan şüpheli paketler ... ..
-Namuslu, güvenilir emekli öğretmenin, çalıştığı depodaki şüpheli sandıklar... ..
-Çöp toplayıcısı çocuğun hastaneye Doktor Hanım’ın olduğu gece getirilmesi... .. Hazırlıkları tamamlayıp ameliyathaneye girerken, son günlerde üst üste gelen benzer vakaları düşündü.  ... .. Ameliyat boyunca yüreği, beş duyuyu kendilerinde toplamış hassas ve becerikli parmaklarında atıp durdu. ... .. Operasyon tahmininden uzun sürmüştü. ... ..
-Her şey, internet âleminde küçük çaplı bir deha kabul edilen genç Hacker’ın işten çıkarılmasıyla başladı. ... ..  Eğlence olsun diye, gizli kodlu GSM hatlarının şifrelerini çözüp ünlülerin telefon konuşmalarını dinlemenin paha biçilmez hazzını tatmaya niyetlendi. ... .. Ekranın sağında akan haberlere gözü ilişince bir an duraksadı: “Son günlerdeki esrarengiz olaylara bir yenisi eklendi: Kendin çöp alanlarından birinde ihbar üzerine yapılan aramada çok sayıda bomba, silah, mermi ve apoletlerinden bir generale ait olduğu anlaşılan askeri üniforma ceketi bulundu ... ..
-Yaşlı adam gecekondunun arkasında bomboş uzanan arsanın bir kenarına biraz soğan, birkaç kök salata, bolca karalahana dikmeye heves etmeseysi ve Mühendis Bey bir türlü imar izni alamadıkları bu değerli araziyi bir kez daha görmek istemeseydi, sonraki gelişmeler farklınolabilirdi ... ..
-Bakanlık Müsteşarı, karısına kadar sürebilecek önemli bir toplantısı olduğunu söyleyip o geceyi metresinde

14 Kasım 2015 Cumartesi

Halime Kaptan *

Roman belgesel ya da film olacak nitelikte bir öyküye sahip. “Yüz elli dokuz sayfa”ya sığmayacak olaylar dizisi;  bir solukta okuyabileceğiniz bir dille kaleme alınmış.
-Karadeniz’in Cide kıyılarında ev geçindiren bir sandalın kaptanı Temel Reis, bir sefer dönüşü hastalanıp ölür. Oğlu Sabri uzun süredir askerdedir. Şimdi kim geçecekti dümene? Torunu Memiş mi? O heniz çok küçük; geçse geçse ancak küreğe geçer. Böylece Temel Reis’in gelini Halime, Karadeniz’in şiddetli rügârlarnda yelken kullanmaya başlar. Halime kaptan, kadınlığüını gizlemek için laz başlığını bağlamış, kara zıpkayı çekmiştir ayağına. Poyrazla, karayelle boğuştuğu gibi, asker kaçağı korsanlarla da boğuşur. ..
-Kitap Rıfat Ilgaz’ın çocukluğunda yakından tanıdığı Halime Kaptan’ın Halime Kaptan’ın azgın fıtınalarla ve korsanlarla baş ederek İnebolu’ya cephane çekişinin romanı. Türk kadınının yurdu için dalgalı denizlerdeki savaşımının, Kurtuluş Savaşına cephane ve “umut” taşıyışının belgeseli...
-Romanın okunması için gerekçe olabilecek kısa alıntıları paylaşalım;
-... .. Yanına dirice iki gemici bulması gerekiyordu bu işleri başarabilmesi için. Ama adam nederedeydi... Onyedi yaşındaki delikanlılar bile Çanakkale savaşına katılmışlardı. Ya ellisinden büyük adam olacaktı yanına ya da onyedisinde, on üçünde çocuk... Bekir’le, Memiş’le çıkacaktı yola ister istemez. Gelini Halime’ye de “Geç küreğe!...” diyemezdi ya... ..
-... .. Cide köyleri demek, yokluk demekti, hastalık demekti savaş yıllarında. ... ..
-... .. Çok işitmişti Kırım’ı kaynatasından. Balkan Savaşından önce, Temel Reis Sivastopol’a gitmişti, Odesa’ya da... ..  Bir de Batum vardı, türkülerde de geçerdi, anlattığı hikâyelerde de... ..
-... ..Muhtar aşağı yukarı biliyordu ne soracağını onun. İçi rahatlayarak kaşlarıyla, gözleriyle “sor” demeye getirdi.
            “Padişahçı mısın, Mustafa Kemalci mi?”
Aldanmamıştı muhtar, bira da şakaya getirerek... ..
            “Demek yanılmamışım! İnebolu’da öğrendim, Kemal Paşa buyruk çıkarmış. Kim bir sandalla üç kayıkçı bulursa kaptana da, kayıkçılara da askerlik yok, diye”