23 Haziran 2019 Pazar

Yeni Büyük Oyun*


Tek bir “üst akıl” yok
Ham düşünceleri, ancak akıl pişiris / Firdevsi
            ... .. Büyük oyunlar dünyada  hep var oldu. Ve de olmaya devam edecek. Önemli olan, bunlarla önümüzdeki dönemde “düşün
Lmeyeni düşünerek” nasıl “Oyun Kurucu” olunabileceğine kafa yormak, ona uygun şekilde tüm imkan ve araçları harekete geçirmek, tarihi bu gözle okumak, geleceği de tasarlayabilmek için  gereken kapasiteleri, kurumsal yapıları ve güç unsurlaını yaratmak.
            En önemlisi de insan sermayesini geleceği inşa edecek şekilde zenginleştirmek. Aynı zamanda, kendi “üst akıl”ımızı zinde tutmak, başka ülkelerin ve güç merkezlerinin “üst akıl”ları ile sürekli etkileşimdeolmasını sağlamak da çok önemli.
            Bu oyunların kimisi iyi kurgulandığı, kazan kazan düzenlemeler içerdiği, gereğinde ayarları geecikmeden yapıldığı için kalıcıdır. Uzun sürer, ta ki bir yenisiğ onun yerini alana kadar. Kimisi ise aceleye getirildiği, “nalıncı keseri” gibi bencilce hep kendi tarafına yonttuğu, gelecek eğilimlerini dikkate almadığı, uzak görüşlü olmayan liderlerce yönetildiği için kısa sürede sönüp gider, inandırıcılğı ve uygulanabilirliği kalmaz.
            Oyunun, oyuncuların kurucu ve yönlendirici “aklı” genellikle ortada fazla gözükmezkadar kendisini geriplanda tutar, gereksiz söylemlere, kavgalara girişmez, gücünü, imkânlarını, zekasınuı etkiğn sonuç almaya odaklı şekilde çalışmaya yönlendirirse, hedeflediği, sahnelediği oyun o kadar başarılı, kazançlı olur.... ..
            Trump ve ekibinin Rusya ile seçim kampanyası ve geçiş süreci sırasındaki bağları “ana akım” medya, Kongre ve istihbarat kuruluşları tarafından ısrarla ifşa edilmeye devam ediyor. Aralarında tam bir

3 Haziran 2019 Pazartesi

İnanç ve İktidar / Orta Doğu'da Din ve Siyaset *


Kırk Ambar *

Bu kitapta edebiyatçıların ve edebi eserlerin Elçin’in zihnindeki yansımalarını bulacaksınız. İlk bakışta bütünlük arz etmeyenm bu kısa yazılar, yüzlerce eser okumakla oluşmuş bilgi, bediî hassasiyet ve heyecanın ifadeleridir. Bunlarda ince bir tenkit var, ama kasıt o değildir; bunlar ansiklopedik bir özelik de taşımyorlar. Esasen kuru ve soğuk bilgiler fikri hareketlendirmez, heyecan uyandırmaz. Ama Elçin’in notlarında, edebî eserlerin insan hayalini ve tefekkürünü nasıl tetiklediğini görüyor ve gerçek bir edîbin “zihin damarlarında” dolaşıyorsunuz.
Üstelik Elçin bunu olağan bir şekilde yapıyor ve edebî bir hazla okutuyor.
Sofokles’in tradejisi
SFOKLES sadece tradejiler yazarı değil.
Gerçekte kendisi de büyük bir insanlık tradejisinin baş kahramanıdır: yazmış olduğu yüz yirmi üç (!) trajediden (Antik kaynakla böyle söylüyor) yalnızca yedisi zamanımıza ulaşmış.
Müthiş bir kayıp.
Nice Elektra’lardan, Antigone’lardan, Kral Ödip’lerden mahrum kalmışız demek oluyor.
Şöyle bir kıyaslama yapabiliriz: bugün Hamlet’i biliyoruz, fakat Othello, ya da Kral Lear’in mevcudiyetinden habersizsiniz...
Dünya edebiyatının manzarası ne hale gelirdi, düşünsenize!
Truva Savaşı ve İlyada
Tarihte Truva Savaşı’nın gerçekten yaşanmış olup olmadığı önemli değil; asıl önemlisi İlyada’nın gerçekten var

Bir Dünya Kurmak / Hüsnü Özyeğin’in Yaşam Öyküsü *


İlk Sermayesi diplomalarıydı. Kolundaki biricik altın bilezik aldığı eğitimdi. Hüsnü Özyeğin o”sermayeden bir dünya kurdu.Türkiye’nin en zengin işadamlartı sıralamasında ilk sıralarda yer aldı. İş hayatınabi,r profesyonel olarak başlamış, bankacılıkta en genç genel müdür olarak yükselmişti.Banka yöneticiliğinden banka sahhipliğine dönü
Şen meslek yaşamında, bu terakkiyi sonuna kadar başarıyla tamamlayabilen isimdi. Kurduğu, büyüttüğü Finansbank’ı 19 yılın sonunda sattığında Türkiye’ye yapılan en büyük yabancı sermaye yatırımı gerçekleşmişti.Türkiye’nin en çok merak edilen ve başarısının ardındaki sırrı keşfedebilmek istenen ismiydi.
            Özyeğin bankasını sattıktan sonrada FİBA Holding ile yatırımlarına devam etti. Sosyal sorumluluk projeleri, Özyeğin Üniversitesi’nin kuruluşu ile başdöndüren temposu hiç dinmiyordu. En zenginler listesinden çok , “gönlü zenginler” sıralamasında yer almayı önemsiyordu.
            Bu kitapta tüm yaşamı, hayat felsefesi, çalışma alışkanlıkları ve bilinmeyenleriyle Hüsnü Özyeğin’i tanıyacak, başarısının ardındaki o üç sihirli sözcükle tanışacaksınız; “Çalışmak, çalışmak, çalışmak...”

“Yaşam öykümün içinde benim de bir kahramanım var. Eşim Ayşen Özyeğin, 42 ıldır kesintisiz ve karşılıksız desteğiyle öykümü çeşitlendirdi, renlendirdi; girişimci cesaretimi hep destekledi. Sayısız eksiklerimi tamamladı. ... ..”

25 Mayıs 2019 Cumartesi

kitap & meraklısına ......


güncelleme 25.5.2019   
kitaplar mutabakatla ödünç verilebilir & iyi niyet......

Din ve Siyaset / Ülkeler / Mitoloji / İnceleme.... 
Rumeli'ye ElvedaTaha Akyol
NapoleonŞule Türker
Derviş ve KomutanMim Kemal Öke
Osmanlılar Safeviler BabürlülerDouglas E. Streusand
Dünya DüzeniHanry Kissinger
Cumhuriyet Devrinin Perde Arkası (1923-1933)Dr. Rıza nur
Osmanlı'nın ŞifreleriTalha Uğurluel - Cansu Canan Özgen
Eyüp Sultan'ın Manevi İkliminde Osmanlı'nın Kalbini BekleyenlerTalha Uğurluel
KanuniTalha Uğurluel
İnanç ve İktidar Orta Doğu'da Din ve SiyasetBernard Lewis
Türkiye'de Teyyarecilik (1910-1924)

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Satranç *


- Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan, oyalanacak hiçbir şey bulamadığı bu odada, tek başına  çok uzun süre kalan, yalnızca sorgulama için dışarı çıkarılan Dr. B. Bir gün, ratlantı sonucu bir satranç kitabı ele geçirir. Bu kitaptan satrancın bütün inceliklerini öğrenir. Ancak elinde ne satranç tahtası, ne de taşları vardır. Önce ekmek içinden sıkıştırıp kuruttuğu satranç taşlarıyla oynar. Bir süre sonra onu da bırakıp beyninde oyunlar oynamaya başlar. Ancak bu aşırı tukusu yüzünden sinir krileri geçirir, beyin hummasına yakalanır. Tedavi olur, sonra da serbest bırakılır. Yıllar sonra New York’tan Buenos Aires’e giden bir yolcu gemisinde dünyasatranç şampiyonuyla karşılaşır. Yirmi beş yıldır elini satranç taşlarına sürmemiş olan Dr.  B.şampiyonun karşısına oturur. Oyun başlar. Stefan Zweig ....  .. gerilimli kutgusunu , kahramanının ruhsal gelgitlerini incelikle işlendiği dokusuyla  kısa ama müthiş bir uzun öykü.
-Gece yarısı New York’tan kalkıp Buenos Aires’e gidecek olan büyük yolcu vapurunda, son saatin alışılmış telaşı ve koşuşturmacası yaşanıyordu. Karadakiler arkadaşlarını geçirmek için itişip kakışıyor , eğik kasketli telgrafçı çocuklar birtakım adlar bağırarak yolcu salonlarında oradan oraya koşturuyor, bavullar ve çiçekler sürüklenerek  vapura yükleniyor, orkestra güvertede durup dinlenmeden çalarken çocuklar medivenlerde merakla bir aşağıya bir yukarıya koşuşturuyorlardı.
--Bu kargaşanın biraz ötesinde, gezinti güvertesinde bir tanıdıkla laflıyordum ki, yanıbaşımızda iki ya da üç kez keskin bir flaş patladı; tam kalkıştan önce gazeteciler ünlü birini soru yağmuruna tutuyor ve fotoğraflarını çekiyordu anlaşılan. Arkadaşım o tarafa bakıp gülümsedi. “Ender bulunan bir kuş düşmüş ağlarına, Czentoviç.” Bu açıkjlamanın üzerine ona anlamaz gözlerle bakmış olmalıyım ki, ekledi: “Mirko Czentoviç, dünya satranç şampiyonu. Turnuva oyunlarıyla doğudan batya bütün Amerika’yı bucak bucak dolaştı, şimdi de yeni zaferler kazanmak için Arjantin’e gidiyor.”
-Bu genç dünya şampiyonu ve hatta ışık hızıyla yükselmesiyle ilgili bazı ayrıntıları bile anımsadım o an;

14 Mayıs 2019 Salı

Kuluke, Turuke, Bereke *

            Çok eski zamanlarda bir yaşlı karı koca yaşardı.Onların üç oğulları vardı. Büyüğü Kuluke, ortancası Turuke ve en küçüğü Bereke idi. Birgün yaşlı anne baba oğlullarını çağırp:
            “Çocuklarım, biz artık yaşlandık, güçsüz düştük, çalışamıyoruz ve ölmeden önce evlenmenizi istiyoruz,” dediler.
İlk olarak büyük oğulları Kuluke’yi eş aramaya göndediler.
Kuluke uzun süre dolaştı; fakat bir eş bulamadı.
Yorgun argın geri dönerkenbir ihtiyara rastladı.Bu, sakalı kendisinden büyük bir cüce idi. Kuluke korkarak kıyıya çekildi.
İhtiyar, “Korkm aoğlum. Bkıyorum çok yorulmuşsun. Ne arıyorsun?” dedi.
Kuluke kendine eş aradığını; fakat bulamadğını söyledi.
“Ardıma düş, aradığını bulacağız,” diye