Çevirmenin Önsözü
“... Majestelerine dünyanın herhangi bir yerinden duyup duyabileceğiniz en ilginç havadisi, Padova Üniversitesi’nin matematik profesörü tarafından yazılmış bir kitabı, mektubumun yanında iletiyorum. Bu profesör, ilkin Flandra’da icat edilmiş olsa da daha sonra kendisi tarafından geliştirilen, nesneleri büyütüp yakınlaştıran optik bir alet sayesinde pek çok sabit yıldızın yanı sıra Jüpiter'in etrafında dönen dört yeni gezegen de keşfetmiş. Bununla birlikte Samanyolu’nun uzun zamandır araştırılan varoluş sebebini ve Ay’ın aslında küre olmadığını, aksine girinti ve çıkıntılarla dolu olduğunu keşfetmiş. En ilginciyse profesörün dediğine göre Ay, Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarıyla aydınlanıyormuş. Böylece eski astronomi çökmüş oldu, artık yenisine ihtiyacımız var, (...) Yazarı ya çok meşhur olacağı ya da rezil olacağı bir talih bekliyor…”
İngiltere Krallığı Venedik Büyükelçisi
Sir Henry Wotton’ın (1569-1639)
Salaisbury Earl’üne yazdığı 13 Mart 1610 tarihli mektubu.
(Smith, 1907: 486-487
Elinizde tuttuğunuz bu kitap, 1564-1642 yıllarında yaşamış büyük bilim insanı Galileo Galilei’nin 13 Mart 1610 tarihinde Venedik’te basılmış Sidereus Nuncius eserinin Latinceden Türkçeye yapılmış ilk çeviridir. Bilim Devrimi’nin fitilini ateşleyen olaylardan ve bilim tarihi en önemli klasik kaynaklarından biri olan Sidereus Nuncius Galileo’nun 30 Kasım 1609 ve 2 Mart 1610 tarihlerinde Ay, Jüpiter (uydularıyla birlikte) ve çıplak gözle görülemeyen diğer gök cisimleri üzerine yaptığı gözlemleri ihtiva eder.. Bu eser, iyi bir gözlem için gerekli teleskobun nasıl yapılacağına dair bilgileri de içerir. Nitekim yapılan astronomik gözlemle, Galileo’nun, muadil teleskoplardan daha iyi bir teleskop yapabilmiş olması senesindeydi.
... ..
... ..
*Galileo Galilei Yıldızlardan Gelen Haber & Sidereus Nuncius
Özgün adı: Sidereus Nuncius
Çeviren: Kutsi Aybars Çetinalp
Kırmızı Kedi Yayınevi -2020
*Nikolas Kopernik(19 Şubat 1473, Toruń - 24 Mayıs 1543)
*Galileo Galilei (15 Şubat 1564 – 8 Ocak 1642)
* Kepler (27 Aralık 1571 – Kasım 1630);
*Galileo Galilei (15 Şubat 1564 – 8 Ocak 1642), İtalyan astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçidir.
Rönesans'ın bilimsel devrimine büyük katkıda bulunan bilim insanına "gözlemsel astronominin babası", "modern fiziğin babası" ve "bilimin babası" gibi isimler takılmıştır. Gözlemsel astronomiye katkılarının arasında Venüs'ün evrelerinin teleskopik kanıtı, Jüpiter'in en büyük dört uydusunun keşfi (Galileo'nun uyduları adı verilmiştir), güneş lekelerinin gözlemi analizi bulunmaktadır. Galileo ayrıca uygulamalı bilim ve teknoloji alanında da çalışmış ve geliştirilmiş bir askeri pusula gibi başka aletler icat etmiştir.
Galileo'nun güneş merkezciliği ve Kopernikçiliği yaşadığı dönemde daha çok dünya merkezcilik ve Tycho sistemi yaygın olduğu için tartışma konusu olmuştur. Astronomlar ona sık sık karşı çıkmış ve güneş merkezli bir sistemin yıldızsal paralaks gözlemlenmediği için mümkün olmadığını savunmuşlardır. Bu konu 1615 yılında Roma Engizisyonu tarafından soruşturulmuş ve bunun yalnızca bir olasılık olduğu sonucuna varılmıştır. Galileo daha sonrasında İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog kitabında bu görüşünü savunmuştur. Kitabın Papa 8. Urban'a ve Cizvitler'e bir saldırı niteliğinde olduğu düşünülmüş ve Galileo itibar kaybetmiştir. Engizisyon tarafından yargılanan Galileo'nun dalalet suçu işlediğinden şüphelenilmiş ve Galileo hem yazdıklarından caymaya zorlanmış hem de hayatının geri kalanını ev hapsinde geçirmeye mahkûm edilmiştir. Ev hapsindeyken en başarılı çalışmalarından olan İki Yeni Bilim'i yazmış ve bu kitapta kırk yıl öncesinde yaptığı kinematik ve maddelerin kuvveti ile ilgili çalışmalarına yer vermiştir.
Gençliği ve ailesi
Adı
Çocukları
Bilim insanı olarak kariyeri
Galileo, Kepler ve gelgit teorileri
Meteor tartışmaları ve Il Saggiatore
Güneşmerkezcilik hakkındaki uyuşmazlık
Ölümü
Bilimsel metotları
Astronomi
Kepler'in süpernovası
Jüpiter
Venüs, Satürn ve Neptün
Güneş lekeleri
Ay
Samanyolu ve yıldızlar
Mühendislik
Fizik
Düşen Cisimler
Matematik
Yazıları
Galileo'nun yayınlanmış yapıtlarının listesi
Mirası
Galileo'nun Sonraki yıllarda kilise tarafından yeniden değerlendirilmesi
Modern Bilime etkisi
Sanat ve popüler medya
Zaman çizelgesi
1543 - Nicalus Copenicun Gök kürelerin devinimleri üzerine isimli yazısını yayımlar, Ptolemy'nin Geosantrizm sisteminin çıkmasıyla ortaya çıkan sorulara karşı altenatif bir sistemi anlatmaktadır
1563 - Ebeveyleri Vincenzo Galilei ve Giulia Ammanati evlendi
1564 - Dünya'ya geldi
1570 - Thomas Digges Teleskobun nasıl yapılacağını anlatan Pantometria yayınlandı
~1573 - Tycho Brahe Aristo'nun sabit gök küreler ve ayın üzerinde değişmez sınırsız mükemmel gökyüzü bulunuğu fikrine karşı çıkan, Yıldız Üzerine adlı yayını yayınladı
1576 - Giuseppe Moletti, Padua'daki matematik hocası, cisimlerin şekil ve netden yapıldıkları önemsiz olup aynı hızda düştükleri hakkında raporu yayınladı
1581 - Babası, Vincenzo Galilei Dialogo della musica antica et moderna isimli müzik teorilerini formüle eden bir kitap yayınladı
1581 - Pisa Üniversitesine yazıldı
1582 - Ostilio Ricci'nin Matematik dersine katıldı, fizik ve bilim üzerine çalışmaya karar verdi
1585 - Üniversiteyi mezun olmadan bıraktı ve özel öğretmen olarak çalışmaya başladı
1586 - Hidrostatik dengeyi icat etti ve La Balancitta(küçük denge) isimli kitabı yazdı
1586 - Simon Stevin 10 metreden attığı kurşunların sonuçlarını yayınladı
1588 - Tycho Brahe kuyrukluyıldızlar ile ilgili ve içinde dünyanın güneş sistemine benzer Tychonic system bir kitap yayınladı
1589 - Pisa Üniversitesinde matematik bölümünün başına geçti
1590 - Hiç yayınlamadığı, Du motu ismindeki kitabın bir kısmını tamamladı
1591 - Babası Vincenzo'nun ölümü
~1593 - İlk termometresini icat etti, ne yazık ki hem sıcaklığa hem de basınca tepki veriyordu
~1595 - Balistik hesaplamayı geliştiricek geometrik ve askeri pergel icat etti, ileride bu cihazı haritacılık ve genel hesaplamalar için geliştirecekti
1597 - Kepler'e Copernican System hakkındaki düşüncelerini içeren bir mektup yazdı
1600 - İlk çocuğu Virginia doğdu; ~1600 Le Meccaniche (mekanik) kitabı
1600 - William Gilbert, De Magnete isimli içerisinde Copernican system 'e destek çıkan cümlelerin bulunduğu kitabı yayınladı
1600 - Roma engizisyonu Giordana Bruno'nun bir Copernican system destekçisi olduğunu öğrendi, Kutsal üçlü ruya karışı geldiğini öne sürüp onu suçlu buldu ve sivil yetkileler tarafından yakılarak idam edildi
1601 - Kızı Livia'nın doğumu
1604 - Süpernovanın yerini hesapladı, yeni bir yıldız için paralaks olmadığını gösterdi
1605 - Eniştesi tarafından kardeşine çeyiz parası vermediği için dava açıldı
1606 - Oğlu Vincenzo doğdu.
1606 - Kendi hesap pusulası için kullanma kılavuzu yayınladı
1607 - Rotilio Orlandini Galileo'nun arkaşı Paolo Sarpi'ye suikast düzenlemeye çalıştı
1608 - Hans Lippershey mercekli teleskopu icat etti.
1609 - Bağımsız olarak Hans Lippershey'in açıklamalarına bakarak teleskobunu geliştirdi
1609 - Kepler Astronomia nova isimli ilk iki kanunu içeren kitabını yayınladı ve ilk defa Kopenik'in modelinin Ptolemaic modelden daha doğru olduğunu navigasyon ve tahmin ile açıklamıştır
1609 - Thomas Harriot Galileo'dan 4 ay önce Ay'ı teleskopla gözlemleyip çizimlerini yapmıştır
1610 – Sidereus Nuncius'u (Yıldızlı Haberci) yayımlar, ayımızın dağlarını, kraterlerini ve Jupiter'in en parlak 4 ayını gözlemler.
1610 – Martin Horki, Galileo'ya karşı Brevissima Peregrinatio Contra Nuncium Sidereum'u yayımlar
1610 – Kepler Galileo'nun teleskop ve lenslerinden bir tanesini talep eder; fakat Galileo fazladan olmadığını ve yenisini yapmak için çok meşgul olduğu cevabını verir
1610 – Padova Üniversitesinde ömürboyu kalıcı matimatik pozisyonu ve Cosimo II, Grand Duke of Tuscany için matematikçi ve filozof
1611 – venüs fazlarını keşfeder; papa ile verilen seyirci; Lincean Academy üyesi yaptı
1611 – Jesuit College tarafından Roma'da onursal bir derece ile ödüllendirilir
1611 – David Fabricius Christoph Schenier ve Galileo'nun konuyla ilgili yayımlanmış çalışmalarından önce Güneş Üzerinde Gözlemlenmiş Noktalar ve onların Güneş ile Bariz Rotasyonları Üzerine Hikâyeler'i yayımlar
1612 – Jupiter'in ayının olası boylam belirlemesi için evrensel saat olarak kullanılabileceğini ileri sürdü
~1612 ve 1613 – Francesco Sizzi yıllık güneş lekeleri hareketleri çeşitliliğini keşfeder
1613 – Güneş Lekeleri üzerine mektup
1615 – Grand Duchess Christina'ya mektup (1636'ya kadar yayımlanmadı)
1616 – Kilise tarafından Kopernik Sistemini korumaması ve barındırmaması üzerine resmi uyarı yapılır
1616 – Katolik kilisesi De revokutionibus orbium coelestium'u Yasak Kitaplar Listesi'ne yerleştirir, bekleyen düzeltme
1616 – Discourse on the Tides gizli mektubu
1617 – Bellosguardo'ya –Batı Floransaya, kızının manastırının yakınına- taşınır ve orada Ursa Major'da Double Star Mizar'ı gözlemler
1619 – Kepler kendisinin 3. Kanununu tanıtan Harmonices Mundi'yi yayımlar
1619 – Kuyruklu yıldızlar konuşması
1623 – The Assayer'i yayımlar
1624 – Onu öven ve onurlandıran Papa'yı ziyaret eder, oradan Birleşik bir mikroskopu kullanarak yaptığı Copernican vs. Ptolemaic Systems çalışmasını yayımlamak için kabul izni ile ayrılır.
1625 – Galileo'nun mikroskopu kullanılarak çizilen böcek çizimleri yayımlandı
1630 – Dialogue Concernin the Two Chief World Systems'i tamamladı ve sonradan Kilise sansürü onayı aldı
1632 – Dialogue Concernin the Two Chief World Systems'i yayımladı
1633-1616 kesin emri ihlali sebebiyle şiddetli sapıklık şüphesiyle Engizisyon Mahkemesi tarafından hapis hükmü verildi, ev hapsine hafifletildi.
1633 – Katolik Kilisesi Dialogue Concerning the Two Chief World Systems'i Yasak Kitaplar Listesi'ne yerleştirir.
*Lorenzo de' Medici ya da Lorenzo il Magnifico (Muhteşem Lorenzo) (d. 1 Ocak 1449 – ö. 8 Nisan 1492) Rönesans Dönemi'ne damga vuran Medici ailesi mensubu, Floransa şehir devletinin gayriresmî başı Cosimo de' Medici 'nin torunu. İtalyan devlet adamı ve Floransa kentinin İtalyan Rönesansı dönemindeki fiili hükümdarıydı. Lorenzo'nun eşi Clarice Orsini'den olan ikinci çocuğu Papa X. Leo, sekiz sene papalık görevinde bulunmuştur. Floransalı halk tarafından Muhteşem Lorenzo adıyla bilinirdi. Diplomat ve siyasetçi olmakla kalmayıp sanatçı, şair ve bilim adamlarına maddi yardımda bulundu. Floransa'da bir heykel bahçesi meydana getirdi. Yaşamı süresince Floransa altın çağını yaşadı. Ölümünden sonra İtalya yarımadasındaki barış ve refah dönemi sona erdi ve yabancı ülkelerin 400 yıl sürecek işgal dönemi başladı.
Gençlik
Siyaset
Evlilik ve çocukları
*Jüpiter, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegenidir. Güneş'ten uzaklığa göre beşinci sırada yer alır. Adını Roma mitolojisindeki tanrıların en büyüğü olan Jüpiter'den alır. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devi sınıfına girmektedir.[15][16]
Fiziksel özellikler
Jüpiter gerek çap gerekse kütle açısından Güneş Sistemi'ndeki en büyük gezegendir. Nispeten düşük olan yoğunluğu (suyun yoğunluğunun 1,33 katı), gezegenin akışkan yapısı ve kendi çevresindeki dönüş hızının yüksekliği nedeniyle, Satürn kadar olmasa da ekvatorda geniş, kutuplarda basık elipsoid görünüme sahiptir. Yansıtabilirlik derecesi (albedo) 0,52 olan gezegen, böylece yüzeyine düşen Güneş ışığının yarıdan fazlasını görünür tarafta yansıtmaktadır.[17] Ancak kızılötesi alandaki ışınım ölçüldüğünde, Jüpiter'in, Güneş'ten aldığı enerjinin 2,3 katı kadarını dışarı yaydığı görülür. Bu nedenle gezegen, Güneş'e olan uzaklığına göre hesaplanan 106 K'den (-167 °C) çok daha yüksek bir etkin sıcaklığa sahiptir ve 126 K (-147 °C) sıcaklığında bir kara cisim gibi ışır.[18] Jüpiter'in kendi içinde yarattığı bu enerji fazlası, gezegenin yer çekiminin etkisi ile yavaşça kendisi üzerine çökerek küçülmesi sırasında dönüştürülen potansiyel enerji ile açıklanmaktadır. Bu olgu Kelvin-Helmholtz mekanizması olarak adlandırılır.[19]
İç yapısı
Gaz devleri, içerdikleri elementlerin oranlarına göre iki alt gruba ayrılırlar. Uranüs ve Neptün 'buz' ve 'kaya' oranı daha yüksek Uranüs benzeri gezegenler grubundadır. Jüpiter ve Satürn ise, adını yine Jüpiter'den alan Jüpiter benzeri gezegenler grubu içindedir. Jüpiter benzeri gezegenlerin, kabaca Güneş'i ve benzer yıldızları oluşturan maddeleri bu yıldızlardakine yakın oranlarda içerdiği düşünülür. 20. yüzyıl başlarından itibaren, gezegenlerin çap, kütle, yoğunluk, kendi etrafında dönme hızı, uydularının davranışı gibi verilerden yola çıkılarak iç yapıları hakkında ortaya atılan görüşler, daha sonra tayfölçümsel çalışmalarla ve son otuz yıl içinde gerçekleştirilen birçok uzay aracı araştırması ile zenginleştirilmiş ve günümüzde oldukça tatminkâr modeller geliştirilmiştir.
Bu bilgiler çerçevesinde, Güneş Sistemi'nin ilksel bileşimine paralel biçimde Jüpiter'in kütlesinin büyük kısmını hidrojen ve helyumun oluşturduğu varsayılır. Hidrojen/Helyum kütle oranı 75/25 civarındadır. Daha ağır elementlerin Güneş Bulutsusu içindeki toplam payı %1 iken, hafif bir zenginleşme ile Jüpiter'de %3-4½ arasında olabileceği hesaplanmaktadır. Bu sonuca göre, gezegenin gözlenen basıklığının 10-15 Yer kütlesinde yoğun bir çekirdeğin varlığı ile açıklanabilmesi üzerine varılmıştır. Jüpiter'i oluşturan yapı taşları özgül ağırlıklarına göre tabakalanmış durumdadır:
… ..
… ..
Atmosfer
Jüpiter'in kendi ekseni etrafında dönüşü
Halkalar
Satürn'ün halkaları gibi Jüpiter halkaları da, toz denebilecek mikroskopik boyutlardan, onlarca metre büyüklüğe kadar değişen çeşitli boylarda çok sayıda parçacığın bir araya gelmesinden oluşurlar. Bu parçacıklar bir bulut oluştururcasına birbirinden bağımsız hareket eder ve her biri gezegen etrafında kendine ait bir yörünge izler. … ..
… ..
Manyetosfer
Jüpiter Güneş Sistemi içinde en güçlü manyetik alana sahip gezegendir. Dünya ile karşılaştırıldığında 19.000 kat daha güçlü olduğu görülen bu alan, … ..
… ..
Jüpiter'in doğal uyduları
Jüpiter'in bilinen 95 doğal uydusu vardır.[6] Bunlardan 60 tanesinin çapı 10 km'den azdır. Galileo Galilei 1610 yılında kendi yaptığı basit teleskopla Jüpiter'in en büyük dört uydusu İo, Europa, Ganymede ve Callisto'yu keşfederek ilk kez Yerküreden başka bir gezegene ait uyduların varlığını göstermiştir. Bu uydular sonradan Galilei uyduları olarak adlandırılmıştır. 1970'lere kadar bilinen uydu sayısı 13 iken, Jüpiter'i ziyaret eden Voyager uzay araçları 3 yeni uydunun bulunmasına yardımcı olmuş, 2000 yılından bu yana yeryüzünden yapılan sistematik araştırmalarla, bu sayı kısa sürede artmıştır. Jüpiter'in doğal uyduları makalesinde uydular hakkında ayrıntılı bilgi yer almaktadır.
Jüpiter araştırmalarının tarihçesi
Eski çağlardan günümüze ulaşan kaynaklarda Jüpiter, Ay, Güneş, Merkür, Venüs, Mars ve Satürn ile birlikte görünür hareketlerinin diğer yıldızlardan farklılığıyla tanınan 7 gökcisminden biri olarak gösterilir. Bu yönüyle, antik gökbilim için olduğu kadar astroloji açısından da önem taşıyan gezegen, birçok dilde haftanın yedi gününe adını veren varlıklardan biri olarak, tarihöncesinden günümüze insan kültüründe yerini korumuştur.
Pioneer 10 ve 11 uzay araçları
Voyager 1 ve 2 uzay araçları
Ulysses uzay aracı
Galileo programı
Cassini-Huygens programı
Chandra X-ışını gözlem uydusu ve Hubble uzay teleskopu
Tasarı aşamasındaki araştırmalar
Gözlem koşulları
… ..
… ..
*Astroloji, gök cisimlerinin ve astronomik fenomenlerin, insan karakteri ve kaderi üzerine etkilerinin olduğu önermesini konu alan, bilimsel gerçekliğe sahip olmayan sözdebilimdir.[1]
… ..
… ..
*Nicolaus Copernicus - Vikipedi
*Nikolas Kopernik (Asıl ismi Niklas Koppernigk, Lehçe: Mikolaj Kopernik; Almanca: Nikolaus Kopernikus; 19 Şubat 1473, Toruń - 24 Mayıs 1543, Frombork), Kraliyet Prusyası'na bağlı Ermland Derebeyliği'nde Katolik piskopos danışmanı, boş zamanlarında matematik, astronomi ve harita bilimi ile meşgul olan bilim insanı.
Nikolas Kopernik, "De revolutionibus orbium coelestium" (Göksel kürelerin devinimleri üzerine) başlığını taşıyan başyapıtında Güneş Sistemi'nin tarifini yapmış; gezegenlerin, Güneş'in merkezde olduğu sabit yörüngeler üzerinde hareket ettiğini kabul eden günmerkezlilik yasasını savunmuştur. 1543 yılında Kopernik'in ölümünden kısa bir süre önce yayımlanan bu kitap, "Kopernik Günmerkezliliği" denilen astronomik modelin başlangıcını oluşturur ve modern astronomik ve bilimsel gelişmelerin başlangıç noktası olarak gösterilerek bilim tarihinde bir dönüm noktası teşkil etmektedir.
Hayatı
Kopernik, 1466 yılından beri Lehistan Krallığı'nda bir bölge olan Kraliyet Prusyası'nda doğmuş ve ölmüştür. Kopernik'in kilise hukuku üzerine doktorası vardı ve aynı zamanda diplomasız olarak bir doktor, poliglot (çok dil bilen insan), klasik âlim, vali, diplomat ve ekonomide günümüze kadar temel bir kavram olan Miktar Teorisi'ni yazıya döken ve Gresham Yasasının bir versiyonunu Gresham'dan önce 1519 yılında formülleştiren bir ekonomistti.[2]
Nikolas Kopernik, 19 Şubat 1473'te bir Prusya şehri olan Thorn'da doğdu.[3][4] Babası Krakovlu bir tüccar, annesi de varlıklı bir ailenin kızıydı. Nikolas dört çocuklu bir ailenin en küçüğü idi. Kardeşi Andreas (Andrew) Frauenburg'da Augustinyan rahipti. Kız kardeşi Barbara Benedikt'in rahibesiydi ve son yıllarında Kulm'daki manastırın baş rahibesi oldu. 1517 yılından sonra öldü. Diğer kız kardeşi Katharina ise hem iş adamı hem de Thorn valisi olan Barthel Gertner ile evliydi. Barthel erken yaşlarda ölünce geride bıraktığı beş çocuğuna Kopernik baktı.[5] Kendisi hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamıştır.
Baba tarafı
Anne tarafı
Diller
İsim
Eğitim
Polonya'da
İtalya'da
İş hayatı
… ..
… ..
1514'ten önce bir ara, Kopernik Nicolai Copernici de hypothesibus motuum coelestium a se constitutis commentariolus başlığıyla (belki çoğaltıcı tarafından verilmiş olabilir) sonraki kopyalarından bilinen güneş merkezli teorisinin ilk taslağını yazdı ve Commentariolus olarak sıkça ifade edilir. Bu matematiksel aygıtlar olmadan yapılan dünyanın güneş merkezli mekanizmasının kısa bir teorik açıklamasıydı ve De revolutionibus'daki geometrik yapıdan bazı önemli detaylarda ayrılıyordu; ama zaten dünyanın üçlü hareketine ilişkin aynı varsayımlara dayanıyordu. Commentariolus'da Kopernik yalnızca planladığı kitabın ilk çizimini hazırladı ve basılı dağıtım için ayrılmamıştı. 1515-1530 arası birlikte tutulma gözlemlerini yaptığı birkaç Krakow astronomu da dahil olmak üzere yalnızca birkaç yakını için el yazması kopya hazırladı. Tycho Brahe 1602 yılında yayınlanan bilimsel eserinde Commentariolus'dan Astronomiae instauratae progymnasmata başlıklı bir bölüme yer verdi. Commentariolus tam ve basılı olarak ilk kez 1878'de ortaya çıktı.
… ..
… ..
Güneş Merkezlilik
… ..
… ..
1514'ten bir süre önce Kopernik "Commentariolus"u arkadaşlarına sundu. Yedi adet temel prensibi içeriyordu (aşağıda bahsediliyor). Daha sonra daha detaylı çalışması için veri toplamaya devam etti.
1532 civarı Kopernik De revolutionibus orbium coelestium'daki çalışmasını ana hatlarıyla tamamladı, fakat arkadaşlarının ısrarlarına rağmen fikirlerini açık bir şekilde ifade etmekten hor görülme riskine karşı çekiniyordu.
1533 yılında Johann Albrecht Widmannstetter Roma'da Kopernik'in teorisinin girişini anlatan bir dizi ders verdi. Papa 7. Clement ve birkaç Katolik kardinal dersleri duydular ve teoriyle ilgilendiler. 1 Kasım 1536'da Capua'nın başpiskoposu kardinal Nikolaus von Schönberg Kopernik'e Roma'dan şunu yazdı:
… ..
… ..
O zamana kadar Kopernik'in çalışması nihai formuna ulaşıyordu ve teorisi hakkındaki dedikodular bütün Avrupa'daki eğitimli insanlara ulaşmıştı. Birçok makamın ısrarına rağmen Kopernik kitabının yayımlanmasını erteledi, muhtemelen eleştirilme korkusu yüzünden. Âlimler Kopernik'in kaygısının ihtimal dâhilindeki astronomik ve felsefi itirazlarla sınırlı kaldığına veya dini itirazlar hakkında da kaygı duyduğuna katılmıyorlardı.
… ..
… ..
1542'de Rheticus Kopernik'in trigonometri üzerine bilimsel bir kitabını yayımladı (Daha sonra De revolutionibus'un ikinci kitabında yer aldı).
… ..
… ..
Kitap
Kopernik hâlâ De revolutionibus orbium coelestium üzerinde çalışıyordu (yayımlamak istediği kesin olmasa bile).
Ölümü
Kopernik'in sistemi
Öncülleri
Philolaus (MÖ 480-385) evrenin merkezinde merkezi bir ateşin olduğu ve etrafında sırasıyla Karşı dünya, Dünya, Ay, Güneş, gezegenler ve yıldızların döndüğü bir astronomik sistem tanımlamıştır. Heraclides Ponticus (MÖ 387-312) Dünyanın kendi ekseninde döndüğünü ileri sürmüştür. Samoslu Aristarchus (MÖ 310-230) merkezi ateşi güneşle tanımlamıştır ve etrafında Dünyanın yörüngesi olduğunu söylemiştir. Maragha gözlemevinde Nam al-Din al-Qazwini al-Katibi (1277) Hikmat al-Ain'de güneş merkezli model için bir argüman yazmıştır ama daha sonra bu modelden vazgeçmiştir. Qutb al-Din Shirazi (1236) Güneş merkezliliği tartışmıştır fakat reddetmiştir. İbn al-Shatir (1304) Tusi çifti ve Urdi lemma gibi neredeyse Kopernik'inkiyle aynı matematiksel teknikler kullanan yer merkezli sistem geliştirmiştir. Kopernik'in hayatı sırasında Avrupa'da hüküm süren teori Plotemy'nin milattan sonra 150 civarında Almagest'de yayınladığı Dünyanın evrenin sabit merkezi olduğunu ileri süren teoridir. Yıldızlar en dış kürede bulunmaktadır ve çok hızlı dönmektedirler. Her gezegen, güneş ve ay kendi küçük kürelerinde yer alırlar.
Kopernik
Kopernik'in ana teorisi De revolutionibus orbium coelestium'da öldüğü yıl yayımlandı. Teoriyi birkaç yıl önceden formüle dökmüştü.
Kopernik'in Commentariolus'u Güneş merkezli teoriyi özetler. Teorinin temelini oluşturan varsayımları aşağıdaki gibi listelenmiştir;
Gökyüzünde bulunan kürelerin veya dairelerin tek bir merkezi yoktur.
Dünya'nın merkezi evrenin merkezi değildir, sadece yerçekiminin ve ayın merkezidir.
Bütün küreler Güneş onların ortasındaymış gibi dönerler bu yüzden Güneş evrenin merkezidir.
Dünya'nın Güneş'e uzaklığının gökyüzünün yüksekliğine oranı, Dünya'nın yarıçapının Güneş'e olan uzaklığa oranından çok daha küçüktür. Gökyüzünün yüksekliği yanında Dünya'nın Güneş'e uzaklığı fark edilemez.
Yıldızlar hareketsizdir. Görünen günlük hareketleri dünyanın günlük dönüşünden kaynaklanmaktadır.
Dünya Güneşin etrafında bir kürenin içinde hareket eder, bu güneşin yıllık yer değiştirmesi şeklinde görünmesine sebep olur; dünya birden fazla harekete sahiptir.
Dünyanın güneş etrafındaki yörüngesel hareketi gezegenlerin hareketinin ters yönde görünmesine sebep olur.
Varisler
Milliyeti
Anısının yaşatılması
Kopernikyum
Onurlandırılması
*Johannes Kepler (Almanca telaffuz: [ˈkʰɛplɐ]; 27 Aralık 1571 – 15 Kasım 1630); Alman gök bilimci, matematikçi ve astronomdur. 17. yüzyılın bilimsel devriminde, "Astronoma Nova", "Harmonik Mundi" ve "Kopernik Astronomi Özeti" adlı çalışmalarına bağlı olarak şahsen ortaya çıkardığı gezegensel hareket yasaları ile tanınır. Bu çalışmaları Isaac Newton’un evrensel yer çekimi kuvveti teorisine dayanak sağlamıştır.
Bunların yanında, optik biliminin temel bilimsel prensipleri üzerinde çalışmalar yaptı; "Kepler-tipi teleskop" adıyla anılan bir "kırıcı teleskop"un geliştirilmiş bir tipini icat etti ve kendi ile aynı dönemde yaşamış olan Galileo Galilei'nin teleskobik buluşlarında da ismen bahsedildi.
… ..
… ..
Kepler, "astronomi" ve "astroloji" arasında net bir ayrımın olmadığı fakat "astronomi" (beşeri bilimler içinde matematiğin bir dalı) ve "fiziğin" (doğa felsefesinin bir dalı) belirgin bir şekilde ayrıldığı bir dönemde yaşadı. Böyle bir dönemde Kepler, Tanrı'nın dünyayı ve gezegenleri mantığın ışığıyla anlaşılabilecek bir üstün planla yarattığı inancından dolayı eserlerine dinsel argümanlar ve mantıklar da eklemiştir.[1] Kepler kendi hazırladığı yeni astronomiyi "Göksel Fizik" olarak tanımlamıştır. Kepler'e göre "Göksel Fizik", Aristo'nun "Metafizik" eserinde bir gezinti ve Aristo'nun "Gökler Üzerine" eserine bir ektir. Böylece Kepler antik "Fiziksel Kozmoloji" geleneğini değiştirerek astronomi bilimini evrensel matematiksel fizik olarak ele almıştır.
Hayatı
Önceki yıllar
Graz (1594–1600)
Mysterium Cosmographicum
Barbara Müller ile evliliği
Diğer araştırmalar
Prag (1600–1612)
Tycho Brahe için çalışmaları
1604 Supernova
Dioptrice, Somnium el yazması ve diğer çalışma
Matematik ve fizik alanındaki çalışmalar
Harmonices Mundi
Astronomide Kepler teorileri kabulü
Tarihsel ve kültürel miras
Onuruna verilen isimler
*Güneş Sistemi, Güneş'in kütleçekim kuvvetiyle yörüngede tutulan ve çeşitli gök cisimlerinden oluşmuş bir sistemdir. Güneş ve 8 gezegen ile onların doğruluğu onaylanmış 150 uydusu,[4] 5 cüce gezegen (Ceres, Plüton, Eris, Haumea, Makemake)[5] ile onların bilinen toplam 8 uydusu[4] ve çok sayıda küçük Güneş Sistemi cisminden oluşur. Küçük cisimler kategorisine asteroitler, Kuiper Kuşağı cisimleri, kuyruklu yıldızlar, gök taşları ve gezegenler arası toz girer.
Güneş Sistemi; Güneş, dört karasal iç gezegen; küçük, kaya ve metal içerikli asteroitlerden oluşan bir asteroit kuşağı; dört dev dış gezegen ve Kuiper Kuşağı denen buzsu cisimlerden oluşan ikinci bir kuşaktan ibarettir. Kuiper Kuşağı'nın ötesinde ise seyrek disk, gündurgun (İngilizce: heliopause) ve en son olarak da varsayımsal Oort Bulutu bulunur.
Güneş'ten olan uzaklıklarına göre gezegenler sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Bu sekiz gezegenin altısının çevresinde doğal uydular döner. Ayrıca dış gezegenlerin her birinin toz ve diğer parçacıklardan oluşan halkaları vardır. Dünya dışındaki tüm gezegenler adlarını Yunan ve Roma mitolojisinin tanrılarından alır. Beş cüce gezegen ise Kuiper Kuşağı'nda yer alan Plüton, Haumea, Makemake, asteroit kuşağındaki en büyük cisim olan Ceres ve dağınık diskte yer alan Eris'tir. Plüton bilinen en büyük cüce gezegendir.
Terimler
Yapısı
Ölçek ve mesafe
Oluşumu ve evrimi
Tablolu Güneş Sistemi özeti
Güneş
Gezegenlerarası ortam
İç Güneş Sistemi
İç gezegenler
Merkür
Venüs
Dünya
Mars
Ceres
Asteroit grupları
Dış Güneş Sistemi
Dış gezegenler
Jüpiter
Satürn
Uranüs
Neptün
Kuyruklu yıldızlar
Centaurlar
Kuiper kuşağı
Plüton ve Charon
Seyrek disk
Eris
Daha öte bölgeler
Gündurgun (Heliopause)
Oort bulutu
Sedna ve İç Oort bulutu
Sınırlar
Samanyolu içindeki yeri
Yakın çevre
Keşif ve araştırma
Teleskobik gözlemler
Uzay araçları ile gözlemler
Alçaktan uçuşlar
Yörünge, iniş ve gezginci robotlar
İnsanlı araştırmalar
Görsel özet
*Thomas Harriot (/ˈhæriət/;[2] c. 1560 – 2 July 1621), also spelled Harriott, Hariot or Heriot, was an English astronomer, mathematician, ethnographer and translator to whom the theory of refraction is attributed. Thomas Harriot was also recognized for his contributions in navigational techniques,[3] working closely with John White to create advanced maps for navigation.[3] While Harriot worked extensively on numerous papers on the subjects of astronomy, mathematics and navigation, he remains obscure because he published little of it,[4] namely only The Briefe and True Report of the New Found Land of Virginia (1588).[3] This book includes descriptions of English settlements and financial issues in Virginia at the time.[3] He is sometimes credited with the introduction of the potato to the British Isles.[5] Harriot invented binary notation and arithmetic several decades before Gottfried Wilhelm Leibniz, but this remained unknown until the 1920s.[6] He was also the first person to make a drawing of the Moon through a telescope, on 5 August 1609, about four months before Galileo Galilei.[7][8]
After graduating from St Mary Hall, Oxford, Harriot travelled to the Americas, accompanying the 1585 expedition to Roanoke island funded by Sir Walter Raleigh and led by Sir Ralph Lane. He learned the Carolina Algonquian language from two Native Americans, Wanchese and Manteo, and could translate it, making him a vital member of the expedition. On his return to England, he worked for the 9th Earl of Northumberland.
… ..
Klaudios PtolemaiosGrekçe: Κλαύδιος Πτολεμαίος) veya Arapçalaşmış haliyle Batlamyus, İskenderiyeli Yunan matematikçi, coğrafyacı, astronom ve müzik teorisyeniydi[2] ve üçü daha sonra Bizans, İslam ve Batı Avrupa bilimi için önemli olan yaklaşık bir düzine bilimsel tez yazmıştır. MS 100-170 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir.[3]
Geç İskenderiye Dönemi'nde yaşamış (MS 2. yüzyılın ilk yarısı) ünlü bilim adamlarındandır. Hayatı hakkında hemen hemen hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Müslüman astronomlar 78 yaşına kadar yaşadığını söylemektedir.[kaynak belirtilmeli] Yunan asıllı bir Mısırlı veya Mısır asıllı bir Yunan olduğu iddia edilmektedir.[kaynak belirtilmeli]
Kitapları:
Batlamyus, iki önemli yapıtın yazarıdır: Büyük Bileşim ve Coğrafya. Bu yapıtlar Avrupa'daki Orta Çağ'ın bitişinde önemli yere sahiptir. Kitapların Latinceye çevrilişi ancak 12. yüzyılda yapılmıştır.
Büyük Bileşim (Arapça: Kitab el Macisti, Latince: Almagest, Yunanca: Mathematike Syntatksis), Yunan ve Babil uygarlıklarının gökbilim bilgilerinin bir derlemesidir. Derlemenin çoğu kendisinden üç yüzyıl önce yaşamış olan Hipparkhos'a dayanır. Yapıtta Dünya merkezli bir Güneş Sistemi modeli önerilir. Bu model, Kopernik'in güneş merkezli modeline dek Batı ve İslam dünyalarında geçerli model olarak kabul edilmiştir. Kitapta ayrıca düzlem ve küresel trigonometri hakkında bir inceleme bulunmaktadır.[4]
Batlamyus'un diğer önemli yapıtı Coğrafya da bir derlemedir. Çağının Roma İmparatorluğu'nda bilinen coğrafya bilgileri bu kitapta toplanmıştır.
Batlamyus astronomi, matematik, coğrafya ve optik alanlarına katkılar yapmıştır; ancak en çok astronomi çalışmalarıyla tanınır. Zamanına kadar ulaşan astronomi bilgisinin sentezini yapmış ve bunları Mathematike Syntaxis (Matematik Sentezi) adlı yapıtında toplamıştır. Bu eser daha sonra Megale Syntaxis (Büyük Derleme) olarak anılmış ve Arapçaya çevrilirken başına harf-i tarif takısı olan el- getirildiği için, ismi el-Mecistî biçimine dönüşmüştür; daha sonra Arapçadan Latinceye çevrilirken Almagest olarak adlandırıldığından, bugün Batı dünyasında bu eser Almagest adıyla tanınmaktadır.
Almagest, on üç kitaptan oluşur;
Birinci Kitap, kanıtlarıyla birlikte yermerkezli dizge'nin ana çizgilerini verir;
İkinci Kitap, Menelaus'un teoremiyle, küresel trigonometri bilgilerini ve bir kirişler tablosunu içerir; burada örnek problemler de çözülmüştür;
Üçüncü Kitap, Güneş'in hareketini ve yıllık süreyi anlatır;
Dördüncü Kitap, Ay'ın hareketini ve aylık süreyi konu edinir;
Beşinci Kitap, aynı konularla ilgilidir. Ay'ın ve Güneş'in mesafelerini tartıştığı gibi, bir usturlabın yapılışı ve kullanılışı hakkında da ayrıntılı bilgiler sunar;
Altıncı Kitap, gezegenlerin kavuşumları ve karşılaşımlarını, Güneş ve Ay tutulmalarını inceler;
Yedinci ve Sekizinci Kitap, durağan yıldızlarla ilgilidir; meşhur devinme tartışmasını, Batlamyus'un durağan yıldızlar kataloğunu ve gök küresi aleti yapabilmek için gerekli yöntem bilgisini içerir;
Geriye kalan beş kitap ise devingen yıldızların, yani gezegenlerin hareketlerine ayrılmıştır ve yapıtın en özgün kısmıdır.
Batlamyus bu eserde, ana çizgileriyle göksel olguları anlamlandırmak üzere kurmuş olduğu geometrik kuramı tanıtmaktadır; Aristoteles fiziğini temel alan bu kuramda, evren küreseldir ve Yer bu evrenin merkezinde hareketsiz olarak durmaktadır. Şayet günlük veya yıllık görünümler Yer'in hareketleri sonucunda meydana gelseydi, her şey uzaya saçılır ve Yer parçalanırdı. Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn ve sabit yıldızlar Yer'in çevresinde, muntazam hızlarla, dairesel hareketler yaparlar. Sabit yıldızlar küresi evrenin sonudur.
Ancak, Yer'in merkezde olduğu ve gök cisimlerinin de onun çevresinde düzenli olarak dolandıkları kabul edildiğinde, bazı gözlemleri, örneğin Ay ve Güneş'in Yer'e yaklaşıp uzaklaşmalarını, bazen hızlı ve en kapsamlı bilgiler vermiştir; çünkü küresel astronominin sınırları içinde kalan klasik astronomiye ait hesaplamalar, küresel geometriye dayanmaktadır. Batlamyus'tan yaklaşık üç asır önce yaşamış olan Hipparkhos (MÖ 150) açıların kirişlerle ölçülebileceğini bildirmiş ve bir kirişler cetveli hazırlamıştı; ancak konuya ilişkin yapıtı kaybolduğundan, bu cetveli nasıl düzenlediği bilinmemektedir. Bazı yayların kirişlerinin bulunması çok kolaydı ve bu kirişlere ana kirişler adı verilmişti; ama bunların dışındaki yayların kirişlerinin bulunması uzun işlemleri gerektiriyordu. Bu nedenle Batlamyus kirişler cetvelini hazırlarken bir dairenin içine çizilmiş dörtgenlere ilişkin Batlamyus Teoremi'ni (AB. CD + AD. BC = AC. BD) kullanmak suretiyle, açılar toplamı ve farkının kirişlerini (kiriş (A-B), kiriş (A+B), kiriş A/2, kiriş 2A gibi) bulma yoluna gitmişti.
*Cizvitler[3] ya da İsa Cemiyeti, genel merkezi Roma'da olan, Katolik Kilisesi’nin erkek bir tarikatıdır. 1528’de Paris’te tanışan ve içinde Francisco de Xavier, Pierre Favre ve Tarikatın ilk lideri olan Loyolalı Ignatius’un da olduğu yedi arkadaş ve öğrenci tarafından kurulmuştur. Kendilerine Compañía de Jesús ve Amigos en El Señor yani ‘Rabbin Arkadaşları’ diyorlardı çünkü İsa tarafından bir araya getirildiklerini düşünüyorlardı. İsimdeki ‘Compania’ Latinceye societas (topluluk/cemiyet) olarak çevrilmiş bu sebeple de daha yaygın olarak ‘İsa Cemiyeti’ olarak tanınmışlardır.
Cizvit'in benzer kurumlar arasında sınıflandırılması, katip keşişlerin dilenci tarikatı olarak yapılmaktadır, bu tanım da; tanıklık işler yapan, dini bir tertipte olan ve bunun için sadaka ve zekata bel bağlamış ya da bağışlarla destek alan rahipler grubu anlamına gelmektedir.
Kuruluş ve ilk faaliyetler
Cizvit’in kurumun kaideleri ve anayasasında belirtildiği şekliyle görevi
Faaliyetler
Eğitime Adanma
Müjdeleme, Hristiyan inancının savunulması ve tanıtılması
… …
Osmanlı İmparatorluğu'na Cizvitler ilk 1583'te geldiler. Padişahtan bugün Saint Benoit Koleji[18] olarak bilinen binada kalma izni adılar.
Cizvitler 1583 yılında İstanbul'da bulunan St. Benoit adlı bir Fransız kurumu yönetimini de üstlenmişlerdi. 18 Kasım 1583 tarihinde Fransa Kralı III. Henri'nin isteği doğrultusunda Papa XIII. Gregorius, manastırı Benedikten tarikatından alıp Cizvit rahiplerine vermiş ve Jules Mancinelli'nin yönetiminde ikisi Fransız ve ikisi İtalyan toplam dört Cizvit rahip, kurumu devralmıştır. Saint-Benoît'da ilk eğitim kurumu, manastıra bağlı olarak yine Cizvit rahiplerin girişimiyle 1583'te kurulmuştur. 1586 yılındaki veba salgını sırasında görevli Cizvit'lerin tamamının ölmesi üzerinde okulu Kapusen rahipleri devralmıştır. Ancak bu rahiplerden Aziz Joseph de Leonessa'nın Topkapı Sarayı'na giderek Sultan III. Murad'a Hristiyan olma çağrısında bulunması üzerine, Kapüsen rahipler tutuklanıp sınırdışı edilmişlerdir. Bu nedenle okul kapanma tehlikesi yaşamış, ancak Cizvitler kısa süre sonra okula geri dönerek kurumu yaşatmayı başarmışlardır. Saint-Benoît bu dönemde, Osmanlı topraklarındaki Cizvit faaliyetlerinin merkezi olmuştur.
… ..
… .. Tüm Cizvitlerin ilk görevi daima Müjde'yi yaymak olmuştur. İlk kurulduklarında kiliselerde olduğu kadar sokaklarda, pazar yerlerinde, hastanelerde ve hapishanelerde de vaaz vermekteydiler. … ..
… ..
Kısa bir süre sonra Cizvitler kaşifler ve yerleşimcilerle birlikte seyahat etmeye başladılar. Bu sebeple Francisco de Xavier Japonya'ya (1549) gitmeden önce Hindistan'a (1540) gönderilmiştir. Cizvitler Etiyopya'ya (1547) Kongo'ya (1548) ve Angola'ya (1575) gitmeye başladılar. Çin'e Cizvitlerin ilk ziyareti 1555'te olmuş ancak ilk Çin misyonu 1557'de Makao'da kurulmuştur. … ..
… ..
Feshedilme ve yeniden yapılanma
Yeniden Yapılanmadan 1945’e kadar Faaliyetler
Bugün Cizvitler
… ..
… .. II. Dünya Savaşından sonra İsa Cemiyeti üye bazında bir zirveye ulaştı (30.000’den fazla) İki geleneksel havariliğine (Misyon ve Eğitim) ek olarak İsa Cemiyeti, sosyal hizmet görevlerine de kendini adadı.
… ..
Restorasyondan sonra Cizvitler Osmanlı İmparatorluğu’na 1831’de dönmeye karar verdiler. Önce bugün Lübnan olan bölgede bir misyon açtılar. 1852’de Beyrut’ta bir basımevi açtılar. 1872’de Şam’da bir misyon açıldı. Ancak 1881’de Cizvitler İstanbul’a döndüler ve yeni bir kilise ve ikamet yeri açtılar (Bugün bilinen adıyla Kutsal Kalp Kilisesi – Ayazpaşa – İstanbul). Cizvitler aynı zamanda Adana, Kayseri, Sivas, Tokat ve karadenizde çoğunlukla Ermenilere eğitim vermek için okullar açtılar. Adana’daki okul 1909’da yandı. Geri kalan okullar ise zaman içerisinde kapatıldı ve Fransız Cizvitleri 1914’te sınır dışı edildiler ve savaş sonrasında da geri açılmadılar.[23]
Ünlü ve aziz Cizvitler listesi
… ..
*Esîr, eski stoacıların ve günümüzde teozofların "aether" dedikleri, maddenin insanın beş duyusu ile algılayamadığı; katı, sıvı ve gaz hâllerine oranla yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan hâline verdikleri addır.
Ether teriminin kökeni, antik çağ inisiyasyonlarında kullanıldığı biçimiyle, aither veya aiether olarak da yazılan aether'dir. Eski Yunancada aether, kökeni olan “aitho” sözcüğünden de anlaşılabileceği gibi, “ateşli, parlak ve havadan daha süptil olan” anlamına gelmekteydi ve fiziksel bir mekanı ifade etmiyordu. Aether, antik çağın ezoterik öğretilerinde kimi zaman maddenin esîr denilen hâlini, kimi zaman da maddenin “ilk madde” (materia prima) denilen ilk, cevherî hâlini ifade etmek üzere kullanılıyordu. 1800'lü yıllarda bazı fizikçiler "mutlak gözlem çerçevesi"ni tarihsel nedenlerle "esir" olarak adlandırmıştı. Bu sadece kavramsal bir adlandırmaydı ve antik Yunanda söz edilen esir değildi. Daha sonraları Albert Einstein'ın özel görelilik kuramı ile mutlak bir gözlem çerçevesinin olmadığı anlaşıldı.
Kısaca esîr ya da aether, maddenin algılanamayan dördüncü hâli olarak kabul edilmişti. Teozofi'ye göre, Şamanizm'de ve birçok inanışta "yedi kat gök", "dokuz kat gök" "on iki kat gök" vs. olarak sözü edilen "gök katları", maddenin bu dördüncü halinin birbirini izleyen derecelerinin belirtilmesinden ibaret olduğu düşünülmektedir[kaynak belirtilmeli]. Bu derecelenme için "gezegensel zincir" (planetary chain) terimini kullanan Teozofi'ye göre Güneş Sistemi içinde on iki kademelenme olmakla birlikte, Dünya gezegensel zinciri ancak yedi kademeden oluşur. İnsanın da bu şekilde, fiziksel bedeni ile ruhu arasındaki gitgide süptilleşen bedenleriyle, 7 bedenden oluştuğunu iddia ederler.
Metapsişikçilerin "eflüv" adını verdikleri partiküllerin ışınımıyla (radyasyon) oluştuğunu iddia ettikleri bu alan, Teozoflara ve Kirlian Fotoğrafçılığı üzerinde çalışan araştırmacıların kendi sözlerinin özetlerine göre "yaşam enerjisi olarak adlandırılan bir tür enerjinin organizmalardan insan gözünün göremediği bir frekans düzeyinde titreşen ışınlar tarzında yayılmasıyla oluşur".
Aura, eflüv ve psişik radyasyon terimlerinin sık sık karıştırıldığı görülür. Bu üç terim arasındaki ilişki şöyle açıklanır:
Bedenden yayıldığı söylenen ışınıma ve bu ışınımın yayılma olayına radyasyon (psişik radyasyon) adı verilir.
Bu ışınlara ve ışınları oluşturdukları iddia edilen partiküllere eflüv adı verilir.
Bu yayılma olayının meydana geldiği öne sürülen ve medyumlarca görülebildiği iddia edilen güç ve etki alanına ise aura adı verilir.
Renkli haleler ve ışımalar tarzında kendini gösterdiği öne sürülen auranın, parapsikolojide esas olarak üç kısımdan oluştuğu kabul edilir:
Yapışık aura: Vücudu bir zarf gibi saran 0.5 cm. kalınlığında, koyu bir bölgedir. Süptil bedenin süptil ikiz denilen kısmıdır. Auranın Kirlian fotoğrafçılık tekniğiyle çekildiği iddia edilen kısmıdır.
İç aura: Yapışık aurayı çevreleyen bölgedir. Kişilere göre 3 ile 8 cm. arasında değişen kalınlığı olduğu iddiasında bulunulan bir bölgedir.
Dış aura: Yüksekliği İnsan bedeninin iki misli genişliği İnsan bedeninin dört misli olduğu ve Oval, yumurta biçiminde olduğu iddia edilen auradır.
Tam dış aura: Bedenden yayılan ışınım alanının tümü; sınırsız kabul edilir.Aura görebilme yeteneğine sahip olduğu ileri sürülen medyumlar, aura renklerinin kişilerin ruhsal tekamül durumlarına, karakterlerine ve heyecan hallerine bağlı olarak değişiklik gösterdiklerini belirtirler.
*Ay, Dünya'nın tek doğal uydusu ve Güneş Sistemi içindeki beşinci büyük doğal uydudur. Dünya ile Ay arasında ortalama merkezden merkeze uzaklık 384.403 km, yani Dünya'nın çapının yaklaşık otuz katı kadardır. Jeofiziksel açıdan Ay, gezegen kütleli gök cismi veya uydu gezegendir. Kütlesi, Dünya'nın kütlesinin %1,2'si ve çapı 3.474 km (2.159 mi) ile Dünya'nın yaklaşık dörtte biri kadardır. Yüzeyinde kütleçekim etkisi yerçekiminin yaklaşık %17'sidir. Ay, Dünya'nın yörüngesinde bir turunu 27 gün 8 saatte tamamlar. Dünya, Ay ve Güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden Ay'ın evreleri oluşur.
Ay, insanların üzerine iniş yaparak yürüdükleri gökcismidir. Yer çekiminden kurtulup uzaya çıkan ve Ay'ın yakınından geçen ilk yapay nesne Sovyetler Birliği'nin Luna 1 uydusudur. Ay yüzeyine çarpan ilk insan yapısı nesne Luna 2 uydusudur. Normalde görünmeyen Ay'ın öteki yüzünün ilk fotoğraflarını ise Luna 3 uydusu çekmiştir. Bu üç uydu da 1959 yılında uzaya fırlatılmıştır. Ay yüzeyine ilk yumuşak iniş yapabilen uzay aracı Luna 9 ve Ay yörüngesine giren ilk insansız uzay aracı da Luna 10'dur. Bu iki uydu da 1966'da uzaya fırlatılmıştır.[14] ABD'nin Apollo programı 1969 ve 1972 yılları arasında altı başarılı inişle, günümüze kadar insanlı görevleri başaran tek uzay programıdır. Ay'ın doğrudan insanlar tarafından incelenmesine Apollo programının bitişiyle son verilmiştir.
En yaygın olarak kabul edilen köken açıklaması, Ay'ın 4,51 milyar yıl önce, (Dünya'dan kısa bir süre sonra) Dünya ile Theia adlı Mars büyüklüğündeki varsayımsal bir cisim arasındaki dev çarpışma enkazından oluştuğunu ileri sürer. Sonrasında Dünya ile gelgit etkileşimi nedeniyle daha uzak bir yörüngeye çekildi. Ay'ın yakın tarafı parlak ve eski kabuksal yüksek dağlar ile, göze çarpan darbe kraterileri arasındaki boşlukları dolduran koyu volkanik maria "karanlık denizler" ile dikkat çekicidir. Büyük çarpışma havzaları ve karanlık yüzeylerinin mare çoğu yaklaşık üç milyar yıl önce Imbrian döneminin sonuna kadar yerindeydi. Ay yüzeyi nispeten yansıtıcı değildir, yansıma derecesi aşınmış asfaltdan biraz daha parlaktır. Ancak, açısal çapı büyük olduğu için dolunayda gece gökteki en parlak gök cismi olur. Ay'ın görünen boyutu Güneş'inkiyle hemen hemen aynıdır, bu ise tam güneş tutulması esnasında Güneş'i neredeyse tamamen kaplamasına neden olur, Aya ilk ayak basan insan Neil Armstrong'dur.
Etimoloji
Ay yüzeyi
Ay'ın iki yüzü
Ay denizleri
Ay dağları
Kraterler
Regolit
Su varlığı
Fiziksel özellikler
İç yapı
Topoğrafya
Kütleçekim alanı
Manyetik alanı
Ay'ın atmosferi
Toz
Geçmişteki kalın atmosfer
Yüzey sıcaklığı
Kökeni ve jeolojik evrimi
Oluşumu
Ay magma okyanusu
Jeolojik evrimi
Ay taşları
Yörüngesi ve Dünya ile olan ilişkisi
Yörünge
Gelgit
Gözlemsel etkiler ve bulgular
Ay ve Güneş tutulmaları
Gözlemsel bulgular
Gözlem ve keşiflerin tarihi
İlk dönem gözlemler
Uzay araçları
20. yüzyıl
21. yüzyıl
Özel ve ticari girişimler
İnsanların etkisi
Ay'ı ziyaret eden araçlar
İnsan kavrayışı
Yasal durumu
*Ay, kendi yörüngesinde dolanırken, kimi zaman Dünya'nın gölgesine girer. Buna Ay tutulması denir. Ay tutulması, dolunay zamanında ve Ay'ın düğüm noktalarına yakın olması durumunda meydana gelir. Ay'ın, Dünya'nın gölgesine girmesi ile Güneş'ten aldığı parlaklığı kaybetmesi sonucunda görülür. Güneş, karşı düğüm noktasında veya ona yakın olmalıdır. Bu şartlar altında Dünya'nın gölgesi Ay'a düşer. Bu 42.000.000.000 km uzanan gölge konisi Ay'ın uzaklığından yaklaşık 8800 km geniştir. Ay, saatte 3456 km hareket ettiği için ortalama Ay tutulmasının zamanı yaklaşık 50 dakika ile bir saat arasında değişir. Ay tutulması, yeryüzünün Ay'ın ufuk çizgisinin üzerinde olduğu herhangi bir bölgesinden gözlenebilir.[1] Ay'a karşı olan Dünya yüzeyine çarpan Güneş ışınları Dünya'nın atmosferi tarafından kırıldığı için, Ay tutulmasında Ay, tamamen kaybolmaz. Dünya etrafında kırılan ışıklarda mavi renk yutulduğu ve kırmızı renk yansıtıldığı için, Dünya'nın gölgesi kırmızı renkte görülür. Bu güçsüz ışık kalıntıları görünürlüğü mahallî atmosferik şartlara bağlı olarak Ay'ı tuhaf bir bakır renginde ortaya çıkarır.Bunun sonucunda Ay tutulması olur.[2]
Dünya, Ay ve Güneş'in bazı değişik durumları kısmi Ay tutulmasını sağlar. Bu durumlarda Ay'ın üzerine Dünya'nın tam gölgesi değil, kısmi gölgesi düşer.
Ay tutulması genellikle yılda iki kere ortaya çıkar. Bazı özel durumlarda Ay tutulmasının hiç ortaya çıkmadığı veya üç defa ortaya çıktığı da olabilir.[3]
Zamanlama
Danjon ölçeği
* Canis Major ya da Büyük Köpek takımyıldızı, modern 88 takımyıldızdan biridir. Ayrıca, Batlamyus'un 48 takımyıldızından oluşan listesinde de geçer. Avcı Orion'u takip eden köpeklerden birini temsil ettiği söylenir (ayrıca bakınız: Orion, Canis Minor, Canes Venatici takımyıldızlarının maddeleri.) Büyük Köpek takımyıldızı, gece gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius'u içerir. Sirius, aynı zamanda Kış üçgeni'nin bir parçasıdır.
Dikkat çekici noktalar
Büyük Köpek'in alfası Sirius, Dünya'dan görünen (Güneş'i saymazsak) en parlak yıldızdır. Ayrıca, Dünya'ya en yakın yıldızlardan biridir. Sirius, yakıcı, kavurucu anlamına gelir. Bu isimle anılmasının nedeni, Sirius'un doğudan yükselmeye başlamasının ardından, günler geçtikçe Güneş'in ışığında kaybolmasıyla birlikte yaz sıcaklarının başlamasıdır. Antik Yunan'da yazın bu günlerine, o sıcakta dışarıya çıkmak için sadece köpeklerin yeterince deli olduğuna ithafen, köpek günleri denirdi. Yıldız, bu sebepten Köpek Yıldızı olarak anılmaya başlamıştır. Sonuçta takımyıldız da Büyük Köpek olarak adlandırılmıştır.
Canis Major Yıldızı Güneşten yaklaşık olarak 7.000.000.000 kat daha büyüktür.
Büyük Köpek takımyıldızındaki diğer isimlendirilmiş yıldızlar:
β CMa: Mirzam - "Spiker"
γ CMa: Muliphein
δ CMa: Wezen - "Ağırlık"
ε CMa: Adara - "Bakire"
ζ CMa: Furud - "Parlak ve tek olan"
η CMa: Aludra
Dikkat çekici derin uzay nesneleri
Mitoloji
Dış bağlantılar
*Orion (takımyıldız) - Vikipedi
*Avcı takımyıldızı (Latince: Orion, Eski Yunanca: Ὠρίων "Ōríōn"), kuzey göksel yarımkürede kış aylarında görülebilen belirgin bir takımyıldızdır. Modern 88 takımyıldızdan biridir ve MS 2. yüzyılda astronom Batlamyus tarafından listelenen 48 takımyıldız arasındadır. Adını Yunan mitolojisindeki avcıdan almıştır.
Avcı Orion, Kış altıgeni asterizminde yıldızları olan diğer beş takımyıldız gibi Kuzey Yarımküre'de kış akşamları en fazla belirgin olan takımyıldızlardan biridir, her iki yarım küreden de görülebilir. Orion'un en parlak iki yıldızı olan Rigel (β) ve Betelgeuse (α), gece gökyüzündeki en parlak yıldızlar arasındadır. Her ikisi de üstdev yıldızdır ve parlaklıklarında hafif bir değişkenlik gösterirler. Avcı Kuşağı asterizminin kısa düz çizgisini oluşturan üç yıldız da dahil olmak üzere, 3. kadirden daha parlak altı yıldızı daha vardır. Orion aynı zamanda Halley kuyruklu yıldızı ile ilişkili en güçlü meteor yağmuru olan Orionidler'in saçılma noktasına ve gökyüzündeki en parlak bulutsulardan biri olan Orion Bulutsusu'na da ev sahipliği yapmaktadır.
Özellikler
Tarihçe ve mitoloj
Eski Yakın Doğu
Türklerde
Yunan-Roma antik dönemi
Orta Doğu
*Ülker (yıldız kümesi) - Vikipedi
*Ülker veya Süreyya (Pleiades, M45, Peren veya Pervin), Boğa takımyıldızının kuzeybatısında orta yaşlı, sıcak B-tipi yıldızlardan oluşan bir açık yıldız kümesi asterizmidir. Yaklaşık 444 ışık yılı uzaklığıyla Dünya'ya en yakın yıldız kümelerinden biridir. Ayrıca, Dünya'ya en yakın Messier nesnesidir ve gece gökyüzünde çıplak gözle görülebilen en belirgin yıldız kümesidir. Aynı zamanda NGC 1432 yansıma bulutsusu ve bir HII bölgesine de ev sahipliği yaptığı gözlemlenmiştir.[5]
Küme, son 100 milyon yıl içinde oluşmuş sıcak ve parlak mavi yıldızların hakimiyetindedir. En parlak yıldızların etrafındaki yansıma bulutsularının bir zamanlar yıldızların oluşumundan arta kalan malzemeler olduğu düşünülüyordu, fakat şimdi yıldızların içinden geçtiği yıldızlararası ortamdaki ilgisiz bir toz bulutu olduğu düşünülmektedir.[6] Bu toz bulutunun kümedeki yıldızlara göre yaklaşık 18 km/s hızla hareket ettiği tahmin edilmektedir.[7]
Bilgisayar simülasyonları, Ülker'in muhtemelen bir zamanlar Orion Bulutsusu'na benzeyen kompakt bir yapıdan oluştuğunu göstermektedir.[8] Astronomlar, kümenin galaktik çevre ile olan kütleçekimsel etkileşimler nedeniyle yaklaşık 250 milyon yıl daha varlığını sürdüreceğini, sonrasında ise kümelenmenin kaybolacağını tahmin etmektedir.[9]
Ülker, açık yıldız kümesi Hyades ile birlikte Ekliptiğin Altın Kapısını oluşturur.
Genel bilgiler
Mitoloji
Türk mitolojisinde
İsimler
Yapısı
Ülker'in parlak yıldızları
Gözlem bilgisi
Yansıma bulutsusu
Olası gezegenler
*Bulutsu (Latince: "bulut", "sis"[1] manasında Nebula, çoğulu: nebulae, nebulæ[2]), iyonize, nötr veya moleküler hidrojen ve kozmik tozdan oluşabilen, yıldızlararası ortamın belirgin bir şekilde ışıldayan kısmıdır. Bulutsular genellikle Kartal Bulutsusu'ndaki "Yaratılış Sütunları" gibi yıldız oluşum bölgeleridir. Bu bölgelerde gaz, toz ve diğer malzemelerin oluşumları bir araya gelerek daha yoğun bölgeler oluşturur ve bu yoğun bölgeler daha fazla madde çekerek sonunda yıldızları oluşturacak kadar yoğun hale gelirler. Geri kalan malzemenin ise gezegenler ve diğer gezegen sistemi nesnelerini oluşturduğu düşünülmektedir.
Gözlem geçmişi
Oluşum
Bulutsu türleri
Klasik türler
Değişen bulutsular
Dağınık bulutsular
Gezegenimsi bulutsular
Ön gezegenimsi bulutsular
Süpernova kalıntıları
Bir süpernova, büyük kütleli bir yıldız ömrünün sonuna geldiğinde meydana gelir. Yıldızın çekirdeğindeki nükleer füzyon durduğunda, yıldız çöker. İçeriye doğru düşen gaz ya geri teper ya da o kadar kuvvetli bir şekilde ısınır ki, çekirdekten dışarıya doğru genişler ve böylece yıldızın patlamasına neden olur.[20] Genişleyen gaz kabuğu, özel bir dağınık bulutsu türü olan süpernova kalıntısını oluşturur.[20] Süpernova kalıntılarından gelen optik ve X-ışını emisyonunun büyük kısmı iyonize gazdan kaynaklansa da, radyo emisyonunun büyük bir kısmı sinkrotron emisyonu olarak adlandırılan bir tür termal olmayan emisyon biçimidir.[20] Bu emisyon, manyetik alanlar içinde salınan yüksek hızlı elektronlardan kaynaklanır.
Örnekler
Kataloglar
*Orion Bulutsusu (ayrıca Avcı Bulutsusu, Messier 42, M42 veya NGC 1976 olarak da bilinir), Samanyolu içerisinde Avcı takımyıldızı bölgesinde, Avcı Kuşağı'nın güneyinde yer alan dağınık bir bulutsudur. En parlak bulutsulardan olan Orion yaklaşık 24 ışık yılı çapındadır ve gece çıplak gözle görülebilir. Dünya'ya en yakın yıldız oluşum bölgesidir ve yaklaşık olarak 1.270 ışık yılı uzaklıktadır.
Keşif ve gözlem bilgisi
Yıldız oluşumu
Araştırmalar
θ1-C-Orionis
Radyo kaynakları
*Astronomide zodyak, ekliptiğin her iki yanında 9° uzanan, Ay'ın ve ana gezegenlerin yörüngelerini kapsayan bir kuşağı ifade eder.[1] Ekliptik üzerinde merkezlenen gökyüzü koordinat merkezinin bir özelliğidir (Dünya yörüngesinin düzlemi ve Güneş'in aşikar yolu), ekinoks noktasının doğusunda derece cinsinden ölçülen gök boylamının (ekliptik ve ekvatorun artan kesişimi) ölçülen değeridir.[2]
Ölçümü
Zodyak kuşağındaki takımyıldızlar
Zodyak kuşağında 13 takımyıldız bulunmaktadır. Bunlar Capricornus, Aquarius, Pisces, Aries, Taurus, Gemini, Cancer, Leo, Virgo, Libra, Scorpius, Sagittarius, Ophiuchus'tur.[5]
Diğer kullanımları
Zodyak kelimesi ayrıca gezegenlerin arasında hareket eden toz tanelerinin Zodyak bulutunu ve onlardan yansıyan güneş ışığı olan Zodyak ışığını tanımlamak için kullanılır.
*Tutulum, ekliptik veya tutulum düzlemi ya da ekliptik düzlem, Dünya'nın Güneş etrafındaki yörünge düzlemidir.[1][2][a] Dünya'da bulunan bir gözlemcinin bakış açısından, Güneş'in bir yıl boyunca gök küre etrafındaki hareketi, yıldızların arka planına karşı ekliptik boyunca bir yol izler.[3] Ekliptik önemli bir referans düzlemidir ve ekliptik koordinat sisteminin temelidir.
Güneş'in görünür hareketi
Gök ekvatoru ile olan ilişkisi
Ekliptiğin eğikliği
Güneş Sistemi'nin düzlemi
Göksel referans düzlemi
Tutulmalar
Ekinokslar ve gündönümleri
Takımyıldızlar
*Ekinoks (gün tün eşitliği, gece gündüz eşitliği veya ılım), Güneş ışınlarının Ekvator'a dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği an. Gündüz ile gecenin eşit olması durumudur. İlkbahar ve sonbaharda olmak üzere yılda iki kez tekrarlanır.
Ekinoks sözcüğünün kökeni Latince aequus (eşit) ve nox (gece) sözcüklerinin birleşimi olan aequinoctium sözcüğüne dayanır.
23 Eylül durumu: Kuzey ve Güney Yarım Küre, Güneş ışınları öğle vakti Ekvator'a 90°'lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator'da sıfırdır. Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre'ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre'de gündüzler, gecelerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre'de ise tam tersi olur. Bu tarih Güney Yarım Küre'de İlkbahar, Kuzey Yarım Küre'de Sonbahar başlangıcıdır. Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür. Dünya'da gece ve gündüz birbirine eşit olur. Bu tarih Kuzey Kutup Noktası'nda altı aylık gecenin, Güney Kutup Noktası'nda ise altı aylık gündüzün başlangıcıdır.
21 Mart durumu: Kuzey ve Güney Yarım Küre, Güneş ışınları öğle vakti Ekvator'a 90°'lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator'da sıfırdır. Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre'de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre'de ise tam tersi olur. Bu tarih Güney Yarım Küre'de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre'de İlkbahar başlangıcıdır. Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür. Dünya'da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur. Bu tarih Güney Kutup Noktası'nda altı aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası'nda ise altı aylık gündüzün başlangıcıdır.
Kuzey Yarım Küre'de yaklaşık olarak 21 Mart İlkbahar Ekinoksu - 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu'dur.
Güney Yarım Küre'de yaklaşık olarak 21 Mart Sonbahar Ekinoksu - 23 Eylül İlkbahar Ekinoksu'dur.
Ekinokslar, sadece gökbilimsel bir olay olmakla kalmaz, aynı zamanda tarih boyunca birçok antik uygarlık tarafından gözlemlenmiş ve mimari yapılara entegre edilmiştir. Örneğin, Meksika’daki Chichén Itzá antik kenti içinde yer alan El Castillo (Kukulkan Piramidi), ekinoks günlerinde oldukça dikkat çekici bir gölge oyunu sunar. 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde Güneş’in konumu sayesinde piramidin basamaklarına yansıyan ışık, aşağıya doğru süzülen bir yılan figürü oluşturur. Bu olay, antik Maya medeniyetinin astronomi bilgisi ve mimari dehasını yansıtır. Benzer şekilde, İngiltere’deki Stonehenge gibi yapılar da ekinoks ve gündönümü günleriyle hizalanacak şekilde inşa edilmiştir. Bu da, insanların binlerce yıl öncesinden beri Güneş’in hareketlerini izlediğini ve bu özel tarihleri tarım, ritüel ve zaman ölçümü gibi amaçlarla kullandığını gösterir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder