Sunuş
Bu yapıt Kristof Kolomb'un keşif yolculuklarına benzer bir başka yolculuğun ürünü: Şiirin “uygar” toplumlardaki işleviyle “ilkel” topluluklardaki işlevini kjarşılaştırmak, günümüzde “söz”ün (dolayısıyla şiirin) neler olduğunu saptamak için kitaplar, ülkeler ve tanrılar arasında kırk yıl süren bir yolculuğun.
İnsanoğlunun beş bin yıllık şiir serüveninden derlediğim ürünleri bir araya getiren Yeryüzü Şiiri il Yeryüzü Destanları adlı yapıtlarım bu çetin yolculukla oluşmuştu. Şiir yaratısının iki ana kaynağından derlenmişti bu ürünler; biri Batı’dan alınma hazır kalıpla “yabanıl, ilkel” diye tanıyageldiğimiz insan soyları (Kızılderililer, Eskimolar, Afrika Zencileri vb.) öteki de ilk çağ öncesi uygarlıklar(Sümerler, Mısırlılar, Hititiler, Hintliler, Çinliler…) ya da Eski Dünya’nın etki alanı dışında gelişmiş uygarlıklar (İnkalar, Aztekler, Mayalar…) İzlerini beş bin yıl öncesine dek sürebildiğimiz şiir duyarlığı bunu taşıyan halklara zamanla yok olmuş olsalar bile değişik diller ve halklarla yeni yeni dallar sürerken, Amerika anakarasında yaşamış halkların şiirsel yaratıları on altıncı yüzyılda son buluyor, yeryüzü ağacının ulu bir dalı dibinden budanmış oluyordu.
O yüzyıla girerken Avrupa’da baş döndürücü bir hızla başlayan sömürgecilik bu yeni bulunmuş anakaranın az gelişmiş ya da çok gelişmiş bütün uygarlıklarını silip süpürmüş,neredeyse bütünüyle ortadan kaldırmıştı. Maya, Aztek, Toltek, İnka yaratılarını çevirirken bu kopukluk insanlığın ortak zenginliklerinin doğal mirasçısı olan bende eksilmeyen bir sızı bıraktı.
Tarihin dönüşümleri için sorumlu aranmaz elbette, kendi kendinin sorumlusudur o, kendi mantığını yine her çağda kendisi çizerek her türlü dış etkinin ötesine akar gider. Ama ben bu “sızı” için bir sorumlu aramaktan kendimi alamadım yine. Böyle doğdu böyle yapıt.
Kristof Kolomb: dünyayı değiştiren adam.
Tutkulu, inançlı, düşsever bir kişi.
Kafasına koyduğunu gerçekleştiren bir eylem adamı.
Kendi deyimiyle “okyanus denizi”nde batıya doğru gitti mi” Hint Ülkeleri” ulaşacağını, büyük zenginlikler elde edeceğini uman, gözünü altın hırsı bürümüş bir serüvenci.
Kolomb’un 1492 ile 1502 yılları arasında batıya doğru dört keşif seferi düzenlediği bilinir de, bunların her biri için ayrı bir seyir defteri tuttuğu, yolda görüp geçirdiklerini günü gününe yazıya döktüğü pek bilinmez. Dünya tarihinin büyük dönemeçlerinden birini gerçekleştirmekle kalmaz Kolomb, dünyanın en büyük soykırımını hazırlayan oluşumların da başmimarı olur. Düşünün: Yeni bulunmuş iki büyük anakaranın kırk elli milyon dolayında olduğu sanılan nüfusu yarım yüzyıl içinde dört beş milyona düşer, hem de akıl almaz barbarlık yöntenleriyle. Seyir Defterleri dizginlenmez bir tutkunun biçimlenişlerini günü gününe verirken, bu barbarlığın ilk işaretlerini de göz önüne serer. Her bakımdan olağanüstü önemde belgelerdir bunlar.
“Yeni Dünya”nın bulunuşunun 1992’ye rastlayan beş yüzüncü yılı batı ülkelerinde şenliklerle kutlandı. Beş yüz yıldan beri oranın “ilkel” yerlilerine uygarlık götürmek, o tanrıtanımaz, yabanıl yığınlara yüce Hristiyanlık gerçeğini aşılamak, yabanıl yığınlara yüce Hristiyanlık gerçeğini aşılamak ve zavallıların “ahiretlerini kurtarmak” gibi kutsal bir görev üstlenmiş olan Avrupa (İspanya, Portekiz, Fransa, İngiltere, Hollanda) bu görevi beş yüz yıldan beri canla başla yerine getirdiği için kutlamaktan yerden göğe haklıydı. Amerika’nın bir avuç yerli halkının temsilcileriyse tepkiyle karşıladı Batı’nın bu tutumunu. Tarihteki en büyük soykırımın beş yüzüncü yıl dönümünü kutlamak”batın uygarlığı”nın yeni bir barbarlık gösterisiydi açıkça. Yoğun tepkiler üzerine daha yumuşak bir tanımlama getirildi olaya, “iki uygarlığın buluşması” denildi.Hangi iki uygarlık? Öteki nerede? Kurbanla celladın birlikte mutluluk fotoğrafı çektirmesi hiç görülmüş şey miydi?
… ..
…. ..
Haçlı Seferleri batı dünyasının doğu dünyasıyla, baharatla, barutla, Çin ipeğiyle, kendisi için büyük bir yenilik olan şaşırtıcı, gizemli şeylerle tanışmasına yol açmıştı. İstanbul Türklerin eline geçince Baharat ve İpek Yolu kapanmış oldu. İşte … .. (batıya doğru giderek doğuya ulaşmak) düşüncesi Kolomb’un kafasında bu nedenle biçimlenmişti. Ona göre batı yolu doğu yoluna göre çok daha kısaydı. İlkçağın belli başlı gezginlerinin, coğrafyacılarının yerküremizle ilgili yazılarını … … o güne dek çizilmiş hatitaları inceleyerek varmıştı bu kanıya. Üstelik bir takım destekleyici kanıtları kendi gözüyle de görmüştü.
… ..
…. ..
*Kristof Kolomb Seyir Defterleri & Çeviren Sait Maden
Türkiye İş Bankası Yayınları
IV.Basım: Ocak 1019, İstanbul
*İspanya tarihi - Vikipedi
*Cádiz (Fenikece: Gadir, Yunanca: Gádeira, Latince: Gades, Arapça: Kadis), İspanya'nın güneybatısında, Endülüs otonom bölgesinde yer alan bir liman kenti. İspanya donanmasının ev sahipliği yapmaktadır. Şehir, Endülüs'ün 8 ilinde biri olan Cádiz iline bağlı 44 belediyeden biridir. Aynı zamanda Cadiz İli'nin başkentidir.
Cádiz, sahillerinin yanı sıra en eski Batı Avrupa şehirlerinden birisi olması nedeniyle sahip olduğu tarihî eserleri ile turistik bir merkezdir. Flamenko müziğinin en önemli merkezi olarak kabul edilmektedir. Özellikle şehrin Jerez de la Frontera bölgesi, geçmişten günümüze barındırdığı geleneksel Çingene flamenko müzisyenleri sebebiyle önemli bir merkezdir. Ayrıca, en önemli flamenko merkezi kabul edilmesinde, Camarón de la Isla ve Paco de Lucía gibi efsanevi müzisyenlerin doğup büyüdüğü şehir olmasının da etkisi olduğu düşünülebilir.
*Portekiz - Vikipedi*Meksika Körfezi - Vikipedi
*Kristof Kolomb[c] (31 Ekim 1451 – 20 Mayıs 1506), Atlantik Okyanusu'na yaptığı dört seferi tamamlayarak coğrafî keşifleri başlatan ve Amerika'nın kolonizasyonunun yolunu açan Cenevizli kaptan ve kâşiftir. Katolik hükümdarlar tarafından desteklenen keşifleri; Karayipler, Orta Amerika ve Güney Amerika ile Avrupalıların ilk temâsı oldu.
Genç yaşta denize açıldı ve kuzeyde Britanya Adaları'na, güneyde ise Gana'ya kadar seyahat etti. Büyük ölçüde kendi kendini eğitmiş birisi olarak, coğrafya, astronomi ve tarih ile ilgili geniş çapta kitaplar okudu. Kazançlı baharat ticaretinden kâr elde etmeyi umarak Doğu Hint Adaları'na batı üzerinden bir yol aramak için plan hazırladı. Portekizli bir soylu kadın olan Filipa Moniz Perestrelo ile evlendi ve birkaç yıl Lizbon'da yaşadı, evlilikleri sırasında büyük oğlu Diego Kolomb dünyaya geldi. Eşinin ölümünün ardından Kastilyalı Beatriz Enríquez de Arana'yı metresi olarak yanına aldı. Bu birliktelikten ise, daha sonra meşru oğlu olarak kabul edeceği, Ferdinand Kolomb doğdu. Birden fazla krallığa yönelik ısrarlı lobi faaliyetinin ardından, Kastilya hükümdarı I. Isabella batıya açılacağı bir yolculuğu finanse olmayı kabul etti. Kolomb, Ağustos 1492'de Kastilya'dan üç gemiyle ayrıldı ve 12 Ekim'de Amerika'ya iniş yaptı (Böylece bugün Kolomb öncesi Amerika olarak adlandırılan dönem sona erdi). Ayak bastığı ilk yer sakinleri tarafından Guanahani olarak adlandırılan, günümüzde yeri tam olarak bilinmeyen, Bahamalar'daki bir adaydı. Daha sonra Küba ve Hispanyola adalarını ziyaret ederek, Haiti'de bir koloni kurdu. 1493'ün başlarında Kastilya'ya geri döndü ve beraberinde bir dizi tutsak yerli getirdi. Yolculuklarının haberi kısa sürede tüm Avrupa'ya yayıldı.
Kolomb, 1493'te Küçük Antiller'i, 1498'de Trinidad'ı ve Güney Amerika'nın kuzey kıyılarını ve 1502'de Orta Amerika'nın doğu kıyılarını keşfederek Amerika'ya üç sefer daha yaptı. Karşılaştığı yerli halklara indios ("Hindistanlılar") adını verdi. Ayrıca başta adalar olmak üzere coğrafi bölgelere verdiği isimlerin çoğu günümüzde halen kullanılmaktadır. Amerika'nın tamamen ayrı bir kara parçası olduğunun ne ölçüde farkında olduğu belirsizdir ancak Uzak Doğu'ya ulaştığına dair inancından açıkça hiçbir zaman vazgeçmedi. Kolomb vali olarak görev aldığı süreçte çağdaşları tarafından vahşetle suçlandı ve kısa süre sonra görevden alındı. Kolomb'un Kastilya ve onun Amerika'daki atanmış sömürge yöneticileriyle olan gergin ilişkisi, 1500 yılında tutuklanıp Hispanyola'dan çıkarılmasına ve ardından uzun süren karşılıklı davalara yol açtı. Kolomb'un keşifleri, modern Batı medeniyetinin inşaatına yardımcı olan fetih ve kolonizasyon dönemini başlattı. İlk yolculuğunu takip eden Eski Dünya ile Yeni Dünya arasında başlattığı değişimlerin bütününe, Kolomb takası adı verilir.[1][sayfa belirt]
Kristof Kolomb, ölümünden sonraki yüzyıllarda geniş çapta saygı gördü, ancak bilim adamları, başta Hispanyola'nın yerli halkı olan Tainolar'a karşı yapılan soykırım ve kölelik ile neredeyse yok edilmesi gibi, onun yönetimi altında verilen zararlara ve işlenen suçlara daha fazla dikkat gösterdikçe, kamuoyu algısı son yıllarda oldukça değişti. Günümüzde Batı Yarımküre'deki birçok yer, Kolombiya, Kolumbiya Bölgesi ve Kanada'nın Britanya Kolumbiyası eyaleti de dahil olmak üzere onun adını taşımaktadır.
Hayatı:
Kristof Kolomb'un doğduğu yer tam olarak bilinmese de 31 Ekim 1451'den önce Cenova'da doğmuştur. Babası, hem Cenova hem de Savona'da çalışmış olan, aynı zamanda genç Kristof'un da yardımcı olarak çalıştığı bir peynir standına sahip olan, yün dokumacı Domenica Kolomb'du. Annesi ise Korsika'lı varlıklı bir ailede doğmuş olan Susanna Fontanarossa'dır.[2] Bartolomeo, Giovanni Pellegrino ve Giacomo olmak üzere üç erkek ve Bianchinetta adında bir kız kardeşi vardı.[3]
1473'te Kolomb, Cenova'da bulunan Centurione, Di Negro ve Spinola aileleri için iş acentesi olarak çıraklığa başladı.1476 Mayıs'ında Cenova tarafından Kuzey Avrupa'ya değerli yük taşımak için gönderilen silahlı bir konvoyda yer aldı. İngiltere'nin Bristol[5] ve İrlanda'nın Galway kentlerinde demirledi. Aynı zamanda 1477'de İzlanda'da olduğu da düşünülmektedir.[6] 1477 Sonbaharında bir Portekiz gemisi ile Galway'dan Lizbon'a gittiği, burada kardeşi Bartolomeo'yu bulduğu ve Centurione ailesi adına ticaret yapmaya devam ettikleri bilinmektedir. Ardından Kristof 1477'den 1485'e kadar Lizbon'a yerleşti ve Porto Santo valisinin kızı ve Lombard kökenli bir asilzade olan Filipa Moniz Perestrelo ile evlendi. 1479 veya 1480'de oğlu Diego Columbus dünyaya geldi.[7] 1482 ve 1485 yılları arasında Batı Afrika sahilleri boyunca ticaret yaptı. Gine'de bulunan bir Portekiz ticaret merkezi olan Elmina'ya ulaştı. Bazı kayıtlar Kristof seyahat veya iş için İspanya dışında iken eşi Filipa'nın 1485 yılı civarlarında öldüğünü yazmaktadır (Filipa'nın ölüm tarihi 1478-1485 yılları arasında olduğu düşünülse de hâlâ belirsizdir.).[8] Bunun üzerine Kolomb Portekiz'e geri döndü. Oğlunu ve orada bulunan mal varlığını alarak Portekiz'den ayrıldı ve 1485 yılında İspanya'ya yerleşti. 1487 yılında, 20 yaşında bir yetim olan Beatriz Enriquez de Arana ile tanıştı.[9] Beatriz'in Kolomb ile ilk Cordoba'da karşılaşmış olması muhtemeldir. Bu birliktelikleri sonucu, evlilik dışı olarak 1488 Ağustos'unda Fernando (Ferdinand) Kolomb dünyaya geldi.[10] Ardından büyük ve meşru oğlu olan Diego'yu Beatriz ile ilgilenmesi için bıraktı ancak Diego görevlerinde ihmalkardı.[11]
*Sait Maden (3 Mayıs 1931,[1] Çorum - 19 Haziran 2013, İstanbul[2]) Türk şair, çevirmen, yayıncı, ressam, fotoğrafçı ve grafik tasarımcısı. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1932 olarak belirtilmiştir.
… ..
*Map of the second voyage of Christopher Columbus, 1493-1496.Map of the first voyage of Christopher Columbus, 1492-1493. Modern placenames are in black, Columbus's placenames are in blue.
*Madeira Adaları, Atlas Okyanusu′nda, Portekiz′e bağlı bir özerk bölge olan takımada. Tenerife, Kanarya Adaları'nın 400 km kuzeyinde yer alır.
*Lucayan Adaları ya da kısaca Lucayan, Kuzey Amerika'nın güneydoğu kıyılarında yer alan ve siyasi olarak Bahamalar ile Britanya Denizaşırı Toprakları konumundaki Turks ve Caicos Adaları'nı kapsayan takımadalar için günümüzde artık kullanılmayan veya en azından nadiren kullanılan bir terimdir. Lucayan ismi takımadalarında yaşamış ancak günümüzde soyu tükenmiş olarak kabul edilen yerli halk grubu olan Aravaklar'ın bir kolu olan "Lucayan" (lukku-cairi) adından türemiştir.
Lucayan Adaları, volkanik kökenli olan ve zaman zaman yanlış olarak dâhil edildikleri Antiller'in aksine Batı Hint Adaları'nın bir parçası konumundadır ve Karayip Denizi'nde yer almamaktadır.
Lucayan Adaları'nı oluşturan Bahamalar ile Turks ve Caicos Adaları yöneticileri 2010 yılında federasyon oluşturma konusunda görüşmeler yapmışlardır.
*Isabela Adası ( İspanyolca resmi adı), 4.588 km² yüzölçümü ile Galápagos Adaları'nın Ekvador takımadalarındaki en büyük adadır . Galapagos Adaları'nın toplam arazi alanının %60'ını temsil etmektedir. Isabella Adası - https://tr.wiki34.com/wiki/Isla_Isabela
*Fernandina Adası, İspanyolcada "Isla Fernandina" olarak bilinen ve Galápagos'un en genç ve üçüncü büyük adasıdır.[1] Ada ayrıca takımadaların en batısındadır. 642 km2 (248 sq mi) yüzölçümünde ve 1.476 m (4.843 ft) yüksekliğinde bir zirvesi olan adanın yaklaşık 6,5 km (4,0 mi) çapında bir kalderası vardır. Isabela'dan daha gençtir çünkü yaşı sadece bir milyon yıldan daha azdır. Tüm Galapagos adaları gibi Galápagos sıcak noktasından oluşmuştur. Ada'da aktif olan kalkan yanardağı en son Mart 2024'te patlamıştır.… ..
*San Salvador (koordinatlar 13°41′N 89°11′W) El Salvador'un başkentidir. Kentte 2004 sayımına göre 1.3 milyon kişi yaşar.
Kent, Orta Amerika'daki ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki öteki kentleri birbirine bağlayan Pan American Karayolu'nun üzerindedir.Kentte; bira, tütün ürünleri, sabun üretiminin yanı sıra dokumacılık da gelişmiştir.
16. yüzyılda kurulan San Salvador'da izleyen yüzyıllarda önemli depremler olmuştur. Bunların en kötüsü 1854 yılında olanıdır. 2001 yılında olan en son deprem, kentin özellikle Las Colinas dolayında etkin olarak çok zarara yol açmıştır.
1980'lerde ülkedeki iç savaş, kentteki birçok kişinin kentten ayrılmasına yol açmıştır.[kaynak belirtilmeli]
*Turks ve Caicos Adaları - Vikipedi
*Turks ve Caicos Adaları (İngilizce: Turks and Caicos Islands, [ˈtɝːks] and [ˈkeɪkəs] ya da [ˈkeɪ.koʊs]; kısaltması: TCI), Karayipler'de, Kuzey Atlas Okyanusu'nda Britanya Denizaşırı Toprakları olan ve iki takımadadan oluşan adalar grubu. Turks ve Caicos Adaları, Bahamalar ile birlikte Lucayan Adaları'nı oluşturmaktadır.
Etimoloji
Turks ve Caicos Adaları, adını Turk's cap kaktüsü (Melocactus intortus) Türklerin fesine benzediği için ve Taino dilindeki 'adalar dizisi' anlamına gelen caya hico'dan alır.[3][4][5]
Siyaset
Turks ve Caicos Adaları bir Britanya Denizaşırı Topraklarıdır. Bir Britanya bölgesi olarak hükûmdarı, Dışişleri Bakanlığı'nın tavsiyesi üzerine hükûmdar tarafından atanan bir vali tarafından temsil edilen Birleşik Krallık Kralı III. Charles'tır. Bölgenin ilk başbakanı McCartney ilk olarak 30 Ağustos 1976'da bir anayasa kabul etti. Millî bayram olan Anayasa Günü, her yıl 30 Ağustos'ta kutlanıyor.[kaynak belirtilmeli]
Bölgenin yasal sistemi, Jamaika ve Bahamalar'dan kabul edilen az sayıda yasa ile Britanya ortak hukukuna dayanmaktadır. Oy verme hakkı 18 yaşın üzerindekilere tanınmıştır ve genel oy ilkesi uygulanır. İngilizce resmî dildir. Grand Turk, Turks ve Caicos Adaları'nın idarî ve siyasi başkentidir ve Cockburn Town 1766'dan beri hükûmetin merkezi olmuştur.[kaynak belirtilmeli]
*Jamaika - Vikipedi
*Jamaika, Amerika kıtasında, Küba'nın güneyinde, Büyük Antiller'de yer alan bir Karayip ada ülkesidir.
Tarih
Coğrafya
Kristof Kolomb, Jamaika'ya 5 Mayıs 1494 yılında ulaştı ve adayı "gözlerin gördüğü en güzel ada" olarak tarif etti.[7] Adaya Santiago adını verdi ancak adanın yerlilerce kullanılan adı Xaymaca, Jamaica şeklinde kullanılmaya devam etti.[7] Adaya yerleşen İspanyol sömürgeciler yerli Taino halkını neredeyse tamamen yok etti.[7] Adalar 1655 yılında İngiliz işgaline uğradı ve kolonileştirildi. İspanyolların bir kısmı kaçtı, kaçmayanlar İngilizler tarafından uzaklaştırıldı.[7] İngiliz sömürgeciler çok az sayıdaydı ancak şeker üretiminde çalıştırmak üzere, çok sayıda Afrikalı köle getirdiler.[7] Günümüzde de Jamaika halkının büyük çoğunluğu Afrika kökenlidir. Jamaika 1962'de Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı ancak İngiliz Milletler Cemiyetinin üyesi olarak kaldı.[7]
Demografi
2.9 milyon kişilik Jamaika nüfusunun[12] büyük bir kısmını (y. %92) Afrika kökenli siyahiler oluşturur. İngilizce resmî dildir ancak halkın büyük çoğunluğu İngilizce bazlı bir kreol dil olan Jamaika Patoisi konuşmaktadır.
Din
Siyaset
Jamaika bir parlamenter demokrasi ve anayasal monarşi ülkesidir. Devlet başkanı Jamaika Kralı olup (şu anda III. Charles), yerel olarak Jamaika Genel Valisi tarafından temsil edilmektedir. Genel vali Jamaika Başbakanı ve tüm Bakanlar
Kurulu tarafından aday gösterilir ve daha sonra resmi olarak hükümdar tarafından atanır. Kabine üyelerinin tamamı başbakanın tavsiyesi üzerine genel vali tarafından atanır. Hükümdar ve genel vali, belirli anayasal kriz durumlarında kullanmak için yedek güçleri dışında, büyük ölçüde törensel roller üstlenir. Hükümdarın konumu uzun yıllar Jamaika'da devam eden bir tartışma konusudur; şu anda her iki büyük siyasi parti de bir cumhurbaşkanı ile cumhuriyete geçmeye kararlıdır.
… ..
*
*
*Küba - ViKüba, resmî adıyla Küba Cumhuriyeti (ˈⓘ/ˈkjuːbə/; İspanyolca: República de Cuba, İspanyolca telaffuz: [reˈpuβlika ðe ˈkuβa]), Karayipler'de bir ada ülkesi. Küba, Isla de la Juventud ve birçok takımadaların yanı sıra, başlıca Küba adasından oluşur. Havana, Küba'nın en büyük şehri ve ülkenin başkentidir. Santiago de Cuba ikinci en büyük şehirdir.[11][12] Küba'nın kuzeyinde Amerika Birleşik Devletleri (150 km uzaklıkta) ile Bahamalar, batısında Meksika, güneyinde Cayman Adaları ile Jamaika ve güneydoğusundaki Haiti ile Dominik Cumhuriyeti'ne kadar uzanır.
28 Ekim 1492'de, Kristof Kolomb karaya çıktı ve şu an Küba'ya ait olan adada İspanya Krallığı için hak iddia etti. Küba, 1898'de biten İspanya-Amerika Savaşı'na kadar İspanya'nın bir toprağı olarak kaldı ve 1902'de ABD'den resmi bağımsızlık kazandı.
Küba, 11 milyonu aşkın insanın yurdudur ve Karayipler'de en geniş yüzölçümüne sahip olmanın yanı sıra en kalabalık ada milletidir. Ada, etrafındaki sular tarafından ılıklaştırılmış bir tropikal iklime sahiptir. Aynı zamanda Karayip Denizi'nin sıcak suları ve adanın Meksika Körfezi'nin karşısında olması adayı kasırgalara açık hale getirmiştir. 1232,5 km uzunluğundaki Küba Adası, yeryüzündeki en büyük 13. adadır.
Tarihçe
Küba yerlileri; Küba'nın ilk sakinleri Güney Amerika'dan adaya gelen Guanahatabey ve Kiboni Yerlileriydi. Adaya daha sonra yerleşen Tainolar (Antil Aravakları) çömlek ve alet yapımında belirli bir düzeye ulaşmış tarımcı ve barışçıl bir halktı. İspanyolların adada ilk koloniyi kurduğu sırada çoğunluğunu Tainoların oluşturduğu yerlilerin sayısı 80-100 bin dolayındaydı.
Sömürge dönemi
Kristof Kolomb'un birinci yolculuğunda keşfederek (28 Ekim 1492) İspanyol toprağı ilan ettiği Küba'da ilk kalıcı yerleşim 1511'de kuruldu. Sömürgecilerin baskı ve sömürüsü, salgın hastalıklar, açlık ve göçler yerli nüfusunu 5 bine kadar düşürdü. 18. yüzyıla girilirken bölgede sağlanan barış ve düzenle birlikte sömürgenin nüfusu 50 bine ulaştı. İspanya'dan düzenli gemi seferlerinin başlaması, Havana'nın ticari ve stratejik önemini artırdı. Bu arada hayvancılığın, tütün ve şeker kamışı üretiminin artırılması ve iş gücü için Afrika'dan çok sayıda köle getirilmesi adada köklü bir değişim yarattı. 1865'te köle ticaretinin sona ermesiyle ortaya çıkan işgücü açığını kapatmak için adaya sözleşmeli işçi olarak Meksika yerlileri ve Çinliler getirilmeye başlandı.
Bağımsızlık ve sonrası (1901-1958)
19. yüzyılın sonlarından itibaren İspanya'nın şeker üretimi ve ihracatı için gerekli iş gücü, sermaye, makine, teknik beceri ve pazarları sağlamada yetersiz kalması, Küba'yla olan siyasi ve iktisadi bağlarının giderek zayıflamasına yol açtı. Bu ortamda Amerikalı iş insanları şeker üretiminde ve ticaretinde güç kazanmaya başladı. İspanyolların adada gelişen özerklik talebine ödün vermemesi ve vergileri daha da artırması, On Yıl Savaşı'nın (1868 - 1878) başlamasına neden oldu. Sonunda İspanya, Zanjon Sözleşmesi'yle (1878) siyasal ve ekonomik reformlar yapmaya söz verdi. Adada sağlanan barış ortamı ekonomik bunalımın derinleşmesi yüzünden uzun süreli olamadı. 1895'te sürgündeki Kübalı şair ve gazeteci Jose Marti'nin sürgündeki siyasi örgütleri bir araya getirmesiyle gerilla taktiklerine dayanan bir bağımsızlık savaşı başladı. Buna karşı İspanya adaya 200 bin asker çıkardı. Savaş ortamının adadaki şeker üretimini durma noktasına getirmesi üzerine ada ekonomisinde etkin durumda olan Amerika Birleşik Devletleri'nin Havana limanında demirli Maine Gemisi'nin batırılmasını bahane ederek İspanya'ya savaş açmasına neden oldu.
İspanya'nın İspanya-Amerika Savaşı sonunda yenilmesinin ardından imzalanan Paris Antlaşması çerçevesinde öngörülen Küba'nın bağımsızlığı, 1 Ocak 1899'da Amerika Birleşik Devletleri işgali altında yürürlüğe girdi. Küba Devleti'nin siyasal ve ekonomik çerçevesini belirleyici önlemler alan Amerika Birleşik Devletleri, Küba'nın iç ve dış ilişkilerinde söz sahibi olma ve Guantanamo Koyu'nda bir deniz üssü kurma hakkını aldıktan sonra birliklerini adadan çekti. (1901) İkinci Amerika Birleşik Devletleri müdahalesinden (1909) sonra seçimleri kazanan liberallerin adayı Jose Miguel Gomez döneminde rüşvet, yolsuzluk ve sosyal adaletsizlik üzerine kurulu bir yönetim biçiminin yolunu açtı. Özellikle Afrika kökenli Kübalıların siyasal haklar ve daha iyi iş olanakları için giriştiği eylemler sert biçimde bastırıldı. Gomez'le birlikte örtülü bir diktatörlüğe dönüşen cumhurbaşkanlığı çoğu kez hileli seçimler ve askeri baskı yoluyla ele geçirilen bir makam durumuna geldi. 1933'te Amerika Birleşik Devletleri'nin desteğiyle Gerardo Machado'yu deviren Fulgencio Batista, en ünlü diktatör olarak uzun yıllar Küba yönetimine damgasını vurdu. Batista zamanında tarım ve hayvancılığın yanı sıra turizm ve kumarhane işletmeciliği de önemli bir gelir kaynağı haline geldi. Buna karşı işsizlik oranın yükselmesi, nüfusun büyük çoğunluğunun yoksulluk içinde kalması ve ekonominin giderek daha da dışa bağlanması Batista yönetimine karşı etkin bir muhalefetin doğmasına yol açtı.
Devrim ve sonrası
Sosyalist Küba
Soğuk Savaş sonrası
Coğrafya
Yönetim birimleri
Yönetim
Demografi
Ekonomi
Kültür





.png)










.png)















.svg.png)





.svg.png)



.jpg)






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder