İslâm Peygamberi - Hayatı
1 Tarih boyunca pekçok insan, hayatını içinde yaşadığı toplumun sosyal ve dini gelişimine adamıştır. Bu insanlara her çağda ve her ülkede rastlıyoruz. Hindistan’da insanlığa Vedalar’ı bırakan reformcular ve büyük Buda; Çin'de Konfiçyus; İran'da Zerdüşt yaşadı. Babil’den dünyanın en büyük reformcularından biri, Ataları İdris (as) ve Nuh (as) hakkında çok az şey bildiğimiz İbrahim (as) çıkmıştır. Yahudiler, diğer reformcular yanında, kendi aralarından çıkan Musa, İsmail, Davut, Süleyman ve İsa (as) gibi yol göstericilerle haklı olarak övünebebilirler.
2 Şu iki nokta gözden kaçırılmamalıdır: Bu reformcular çoğunlukla ilahi bir görev ile göderildiklerini söylemişlerdir. İnsan davranışlarını düzenleyen yasaları içeren kutsal kitaplarda da vahiy ve ilhamlar yoluyla insanlara ulaştırılan ilahi eserler gözüyle bakılmıştır. Diğer önemli nokta, katliam ve soykırımlara yol açan, kardeşin kardeşi öldürdüğü mezhep ve iktidar mücadeleleri sonucunda bu ilahi mesajların kısmen veya tümüyle tahrifata uğradığıdır. İbrahim (as)’in kitabının sadece ismini biliyoruz. Musa (as)‘nın kitabı ise pek çok bakımdan tahrif edilmiş ve yeniden kaleme alınmıştır.
3 İlk insandan bu yana elimize geçen en eski kalıntılardan da anlaşıldığı gibi insan her devirde , her şeyin yaratıcısı ve sahibi olan bir üstün varlığın mevcudiyetinden haberdar olmuştur. Biçim ve uygulamalarda farklılıklar olsa bile, her çağda Tanrı’ya olan bağlılıklarını göstermek isteyen ve O’na karşı yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan insanlar olmuştur. Aynı şekilde, az sayıdaki seçilmiş ve yüksek ruhların , görülmeyen fakat her yerde hazır ve nazır olan Tanrı’yla doğrudan irtibata geçebileceklerine inanagelmiştir. Bu rabıta bazen tanrının insan vücuduna hulûlü (insan bedenine girerek cisimleşmesi), bazen de ilahi mesajın toplumlara rehberlik etmek üzere gönderilen görevlilere vahiy veya ilham yoluyla iletilmesi olarak açıklanagelmiştir. Her metafizik düşünce sistemi veya din kendine özgü bir mantık ve
yoruma sahiptir. Şüphesiz bu yorum ve açıklamalardan bazıları, akılcı değerlendirme karşısında diğerlerinden daha iyi tutunabilmektedir.4 … ..
… ..
*İslâm’a Giriş & Prof. Dr. Muhammed Hamidullah
Beyan Yayınları
Tercüme : İbrahim Arif Koytak - Prof. DR. Veysel Uysal
*Vedalar (Sanskritçe: वेद), Aryan din edebiyatının tamamını içine alan bir terimdir.[1] Hinduizm dinine inananlar için kutsaldırlar ve yine bu dine inananlar için açığa çıkmış bilgidirler.[1] Veda kelimesi bilgi manasına gelir ve İngilizce farkında olmak manasına gelen wit sözcüğüyle aynı kökene sahiptir.[1]
Birçok Hindu, Vedaların yaratılışın başından beri var olduğuna inanır. Vedaların en yeni bölümleri yaklaşık M.Ö. 500 senesi civarında ortaya çıkmışken, en eski metin (RigVeda) yaklaşık M.Ö. 1500 yıllarına aittir. Fakat birçok Hint bilimciye göre metinler yazılmadan önce uzunca bir süre devam eden bir sözel gelenek mevcuttu.
Vedalar 4 ana bölüme ayrılır:
Samhitalar
Brahmanalar
Aranyakalar
Samhita'lar genelde mantralardan oluşur ve 4 bölüme ayrılır:
Brahmanalarda dini törenlerin özellikleri ve sembolik manaları anlatılır, Aranyakalarda artık ritüelizm değil tamamen sembolik anlamlar açıklanmaya başlanır.
Aranyakalar ve özellikle "Veda'ların sonu" (Vedanta) olan Upanişadlar (M.Ö. 800- M.Ö. 400) daha felsefi ve mistik yapıdadır, anlaşılması mantralara göre çok daha kolay olduğundan "Vedaların en önemli bölümleri, zirvesi" kabul edilir ve Hint felsefesi konusunda en önemli kaynaklardan biridir.
Samhitalardan en değerlisi ve en eskisi olan Rig-Veda'da doğa güçlerinin kişileştirilmesi olan Tanrılara tazim için yazılmış 1017 ilahi vardır, her ilahi 10 kadar âyetten oluşur, bunların ayrı bir edebî vezni olduğu için yüksek sesle okunur, anlatımlar üzeri kapalı yoğun sembolizmle bezenmiştir ve anlaşılmasının oldukça zor olduğu kabul edilir, Rig-veda'da, hayatın anlamına, evrenin başlangıcına ilişkin felsefi çıkarımlar da bulunmaktadır:
"Önce ne varlık vardı ne de yokluk, ne hava vardı ne de ötedeki gökyüzü, neydi onu saran? Neredeydi? Kimin himayesindeydi?
Orada mıydı, derinliklerine ulaşılamaz engin Umman? Ölüm de yoktu o zaman, ölümsüzlük de. Geceye ya da gündüze ait olan herhangi bir belirti yoktu, Tek olan soluk olmadan soluyordu kendi iç gücüyle, bundan başka da hiçbir şey yoktu.
Karanlık vardı, her şeyi saran bir karanlık ve her şey ayrışmamış haldeki Ummandı o zaman, boşluğun sakladığı o, gayrete geldi ve var oldu.
Başlangıçta ilahi aşk meydana geldi, Gönül’ün ilksel tohum hücresini oluşturdu, Rişiler gönüllerinde araştırma yaparak keşfettiler varlığın yokluktaki bağlantısını.
Belli belirsiz bir çizgi varlığı gayri varlıktan kesip ayırdı..." (Rig-Veda 10:129)
SamaVeda, melodiler vedasıdır. Kurban esnasında rahipler bu ilahileri okurlar.
YajurVeda'da, Kurban ile ilgili sözler ve dualar bulunmaktadır, bir kısmı nesir, bir kısmı da manzum olarak yazılmıştır. Kurban esnasında alçak sesle okunur.
AtharvaVeda, dinî ayin ve törenlerde okunan dua ve yakarışları ihtiva eder, 730 ilahiden oluşur. Kozmik, mistik parçalar ve büyü ile ilgili dualar vardır.
Eleştiri

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder