22 Ocak 2026 Perşembe

Kırık Hayatlar*


 

Önsöz

…. .. Kırık Hayatlar, tutku, acı,nefret vb. bireysel duyguları işler görünse de aynı zamanda toplumsal bir kurum olarak aileyi ve toplum yaşamındaki aksaklıkları da sorgulayan bir eserdir. Eserin bireysel ve toplumsal düzlemde farklı okumalara olanak veren bu çok yölülüğü, başlangıçta tek bir ailenin yaşamından yola çıkarak herkesi ilgilendirecek incelikleri bütüncül bir yaklaşımla yakalayıvermesi onu okunmaya değer kılar.

Halid Ziya; Avrupa’da tıp öğrenimi gördükten sonra, başarılı olmak, güzel bir aile kurmak, mutluluğu aile ve iş yaşamında yakalamak şeklinde en yalın haliyle özetlenebilecek ideallerini gerçekleştirmek arzusundaki erdemli bir gençi, Ömer Behiç’i seçmiştir kahraman olarak. Bu seçim ve yaratımdaona çalışma sistemi, kültürel değerler bakımından Batılı bir çehre çizerken, geleneklerine, ailesine bağlı Batılı bir çehre çizerken, geleneklerine, ailesi

ne bağlı, tamamen saf ve samimi bir tip olan misyonunu  da yüklenmiştir.Tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul’a gelen Ömer Behiç, bir tesadüf  vesilesiyle karşılaştığı Vedide ile bir süre sonra evlenir. İki çocuğu olur: Selma ve Leyla… Gençlik düşlerini süsleyen bir ev yaptırarak oraya yerleşirler.

Aile yaşantısı yazar tarafından adeta bir mutluluk sarayı gibi sunulur bize. Kalıcı mutluluk mümkün müdür? Çevrede Veli Bey’in kızları olarak ün salmış, zevk ve eğlence hayatının tutkunu olmuş iki genç kız bu ailenin mutluluğuna gölge düşürecektir. Geçirdiği bir rahatsızlık sırasında Ömer Behiç’le tanışan Neyyir, baştan çıkarıcı, hafif tavırlarıyla onu elde etmeyi başarır. Ahlakî değerler bakımından son derece üstün çizilen Behiç, birden Neyyir’e duyduğu tutkuyla karışık güçsüzlüğünün esiri olur. Henüz iki yaşındaki kızı Leylâ’nın hastalığına ve karısı Vedide’ye gerekli ilgiyi göstermeyen Ömer Behiç, tutkularıyla sorumlulukları arasında ezilir.

Çocuğunun ölümü ile de yıkılır.

Yazar, başka bir yönden de Ömer Behiç’in yakın arkadaşı Dr. Bekir Servet’in Nebile ile olan ilişkisini, Ömer Behiç’in doktor sıfatı dolayısıyla tanıştığı kimi ailelerde tanık olduğu sıra dışı ilişkileri, Veli Bey’in kızı Nebile ile evlenmek zorunda kalan Talat Bey, bir türlü boşanamadığı kaba bir koca elinde günbegün incinen hizmetçi Suzidil, yine kocasının kahrından felç olan Mürüvvet Hanım, ailesinin baskısıyla sevmediği bir kadınla evlenmek zorunda kalan Ferruh Bey’in karısı  Şekure Hanım, kırık hayatlarıyla girer romana. Gerçekçi bir anlatımla dile gelirler.

    ... ..

... ..

Ömer Behiç  her şeyden ziyade ablasında bir iş adamının ruhunu bulmaktan müteaccib olmuştu(şaşırmıştı) Şakir Bey bütün kazançlarını ona bırakacak surette tertiplerde (düzenlemelerde) bulunmuştu. Meveddet Hanım zuhuru melhuz vârşslerin (ortaya çıkabilecek varislerin) muhtemel iddialarına bile müstahzardı (/hazırdı). … ..

… ..

… .. Dağ dağ üstüne gelmiş ev eve üsütne gelmemiş. … ..

… .. Mansur Bey’le İsmet'in, daha sonra, İsmet’le Sadeddin’in hikâyesi….

… .. Demek bu aile  (*Sahire Hanım …. kızları — Neyyir, Nebile) mahremiyet sahasıyla (Namus ve saygınlık alanı) fuhuş vartasının (uçurumunun) hududu temas eden (birbirine değer) bir noktasında yaşıyordu, hatta birincisinden ziyade ikincisine dahildi. Şu fark ile ki cemiyetin hayat muvazaasına (danışıklı dövüşüne) o kizb (yalan) ve riya üzerine kurulmuş muaşeret kanununda (görgü kuralında) biri

ncisine olan intisab (bağlanma) hakkını kaybetmişti. Veli Bey’in zevcesi (karısı) ve kzıları herkesçe az çok oldukları gibi tanınırken öteden beri, ta aile reisinin hayatından beri başlayan bir iğmaz (göz yummayla) İstanbul'un kibar âleminden tay edilmemişti (silinmemişti). Bu aile o kadar dolaşık ve karışık alâik ve revabıtla (bağlarla) şehrin kibar hayatına girmişti ki, bir duvarı kapsayan yaseminlerin, güllerini hanımelerinin, zülf-i arusların (gelin saçlarının) arasına sokularak etrafa dallarının binlerce çebgellerini takmış yabani sarmaşık kabilindendi (gibiydi); ... .. Hatta bu ailenin kızları namuslu ailelerin arasında gelin sıfatını  bile iktisab etmek (girme) hakkına mâlikti (sahipti). Senelerce Bekir Servet’in hemen resmi alakasını teşkil ettikten (ilişki kurduktan) sonra işte bugün Nebile evden kovulan masum bir kızcağızın yerini işgal etmeye … ..

… ..

… .. BU ailenin misaliyle iktifa etmek (yetinmek) lazım gelirse bir tarafta Sahire Hanım’ın, diğer taraftan Veli Bey’in cedlerine (atalarına) kadar çıkan secere vardır ki (Soy ağacı) dallarının  gölgeleri altında çift çift, kol kola gezen sevdalıların dolaş garam (aşk) gölgelerini saklar. … ..

… ..    -Lakin kızlar!... dedi; onlar an’anesinin , annelerine ait kötü şöhretin neticelerine kurban oluyorlar, demektir…

… ..   -Bilirsin ya, dedi: onun için annesi

nin eski âşıklarından biriyle başlamış derler…

… ..


   -Haberin yok! Bekir Servet evleniyor demişti.

  o, meşkûk (kuşkulu) bir vaziyet meşrutiyet (yasallık) ve resmiyet kesbediyor zannıyla sevinerek:

  -Ne iyi!  demişti.

  Ömer Behiç…:

… ..   -Evet, pek iyi bir izdivaç yapıyor; diye cevap vermişti; Talat Bey’in mutallakasıyla (boşandığı kadınla), Müzzanla…

Vedide’nin hayretten bir dakika ağzı açık kalmıştı. O zaman aralarında cereyan eden kısa ve seri muhavere (konuşmak) demek…, bilinme neden, bir demir kalemle zihini de mahkûk (kazınmış) kaldı:

  -Nasıl? Ben Veli Bey’in kızıyla evleniyor, zannetmiştim de sevinmiştim. Hem kendisinin hem de o biçareyi kurtarıyor diye…

   -Veli Bey’in büyük kızı Talat Bey’le izdivaç etmemiş miydi? Unutuyorsun, Vedide…

  -O halde bu bir mübadele (değiş tokuş) demek…

… ..







*Kırık Hayatlar & Halid Ziya Uşaklıgil

Özgür Yayınları

Beşinci Basım. Mart 2015







*Halid Ziya Uşaklıgil - Vikipedi

*Halid Ziya Uşaklıgil (1866, İstanbul - 27 Mart 1945, İstanbul), Servet-i Fünûn ve cumhuriyet dönemi Türk romancı ve yazar. Bazı edebî yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halid Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır.

Servet-i Fünûn edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnû’nun yazarıdır. Türk romanının gerçek anlamda batılı bir kimlik kazanmasında önemli katkısı olmuş bir yazardır.[1]

Osmanlı İmparatorluğu’nda Sultan Mehmed Reşad döneminde baş mâbeyinci (1909-1912) ve Meclis-î Âyan üyesi olarak görev yaptı.

59.Türkiye Hükûmeti zamanında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan MEB 100 Türk edebiyatçısı listesinde yer almaktadır.

… ..


10 yorum:

  1. Uşaklıgil, eserinde Dünya edebiyat klasikleri arasında yer alan eski emperyal krallıklarını, Rus çarlık dönemi yazarlarının romanlarındaki “seçkin”lerin aile yapılarını ve toplumların çok da itiraz etmediği ilişkiler ağını, günümüzde de devam eden sosyal bozuklukların çeşitlerinin; Osmanlı versiyonunu çağrıştırıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar günümüzde de benzerlerine şahit olunan hayatlara ışık tutarken; aşağıda kısa kısa değinilen dersleri, mesajları arasında sıralıyor:

      *Televizyonlarda dizi haline getirilmiş olan “Aşk-ı Memnu“ romanı hatırlatıyor da diyebiliriz.

      *Suçluluk duygusu, anlık heves ve geçici hazların peşinden koşmanın ortaya çıkardığı kırılmalar…

      *Kırık hayatlar… sevgi/sevmek duyguları üzerinde esen fırtınaların insan duyarlılığını yok etmesi…

      Sil
    2. *Uşaklıgil’in ustalığına da vurgu yapmak gerekiyor. Eser kahramanlarının; konuşurken kullandıkları sözcükler kadar, aynı anda arka planda akıllarından geçenleri de, okumak, vefa duygusunun kaybolması, ihanetin açtığı yaralar…. derin nefes almanın rahatlamaya yememesi; okumaya ara vermeyi gerektiriyor…

      Sil
    3. Yazarın “Mai ve Siyah” romanını hatırlatan; hayatların, sosyal ilişkilerin iç içe geçen olumsuz taraflarının ortaya çıkardığı yaralayıcı etkisini insanı mutlu etmiyor. Halit Ziya’nın yeni bir romanını okumak için araya zaman girmesi gerekebilir….

      Sonuç olarak, bağımlılık yapan maddelerden uzak durmak anlayışında olduğu gibi, yanlış insanlarla beraber olunmasının zaman içinde ortaya çıkarabileceği zafiyetlerden de kaçınılması gerekmektedir.

      Genel kabul gören ya da bir saatlik kısa mesafelerdeki yol arkadaşlıklarındaki doğan sosyal ilişkilerin sınırları aşan beraberliklerin öncesinde ve sonrasında; muhatapların insan olarak eşit olduğunu, verilen ve alınanlar dahil sonraki adımların her aşamasında bu anlayışın ne kadar korunabileceği, ortaya çıkabilecek hakarın karşılıklı olduğu düşünüldüğünde; kul hakkı, vefa duygusu birlikteliğinden kaynaklanacak görüş/gönül memnuniyeti/ kırgınlıkların ortaya çıkarabileceği olumsuzluklar hesaba katılmalıdır. uzak durulması konusu düşünülmeli….

      Bir fikir vermesi bakımından iki yıl kadar önce okuduğum “Mai ve Siyah” romanı için yaptığım yorumları aşağıda tekrar paylaşıyorum:

      Sil
    4. "Kırık Hayatlar" romanı kahramanı özelinde, alına derslerden biri olarak; İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Ömer Behiç ve eşi & Vedide arasında olan-bitenler, zekâ seviyelerinde farklılıklar olsa bile, tarifi çok da kolay olmayan, insanlardaki "Sezgi" yeteneğinin ile; bir tarafın vefazsızlığının/kıymet bilmezliğinin, karşı tarafın algısı olarak ortaya çıkabileceği dersini çıkarabiliriz.

      Sil
    5. Ders 2: Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu var.

      Sil
  2. https://enyiyiarkadaskitap.blogspot.com/2023/11/mai-ve-siyah.html

    YanıtlaSil
  3. (MAİ ve SİYAH) :Halid Ziya Uşaklıgil; akıcı, sürükleyici romanı ile edindiği yeri hak ediyor. Dersler de veriyor. Hayatın şakası yok. Atılacak her adımın hesaplı olması gerektiğini, bir sonraki adımların getireceklerini düşünmek gerektiğini vurguluyor… hayatın iyimserlik yaratan, insanı bulutları üzerinde uçuran yanı kadar; karamsarlık dolu acı yüzünün de olduğunu hatırlatıyor…
    Güzel hayallerin anlatıldığı ‘bârân-ı elmas’ (elmas yağmuru) bölümlerde Ahmet Cemil’le birlikte siz de ‘mai’likler içinde kanatlanırken; karamsarlık yaratan ‘bârân-ı dürr-i siyah’ (siyah inci yağmuru) olayların üst üste gelmesi ile, insanı allak bullak eden kara bulutların kendini hatırlattığı sona gelindiğinde; yaşanılan duyguların muhasebesini yapıyorsunuz.
    Son bölüme kadar okunası gibi görünen eser, sona gelindiğinde; insanı bu kadar hüzünlendirecek romanın (mai ve siyah) okunmasında yarar olup olmayacağı tereddütünü akıllara getiriyor.

    YanıtlaSil
  4. Kim kimdir? Anlamak için çetele tutmak gerekiyor:)
    Roman kahramanı ve diğerleri
    Ömer Behiç(Çapkın:) & Vedide ve küçük kızları Selma ve Leyla
    Meveddet Hanım (abla & görümce) — rahmetli eşi Şakir Bey

    Vedide … babası ve (kardeşi) Sadeddin
    Veli Bey & Sahire Hanım …. kızları — Neyyir, Nebile

    Dr. Bekir Servet … Nebile … Talat Bey / Annesi (Cadı Kaynana/Gülizar Hanım)
    (aile baskısıyla sevmediği bir kadınla evlenmek zorunda kalan)Ferruh & karısı Şekure Hanım

    Hizmetçi . . . . . . .. ..Suzidil & Mehmet Ali

    Nesime Hanım
    Mansur Bey & İsmet İsmet &Sadeddin

    Mesrur Bey …. İşveriz (Hizmetçi )

    Refet Hanım ……
    …….
    Behçet Efendi
    Nesime Hanım

    Ferruh Bey
    Gülizar Hanım
    Müzzan
    Refet

    YanıtlaSil
  5. Roman yorucu, yıpratıcı, hüzün ağırlıklı... yazarın güçlü kaleminin de hakkını vermek gerekiyor.

    YanıtlaSil