4 Şubat 2026 Çarşamba

Oblomov*


 

Kitabın arka yüz tanıtımından: Orta yaşlı toprak sahibi Oblomov işinden ayrılmış, tüm arkadaşlarını etrafından uzaklaştırmış, borca batmış ve tüm dünyevi işlerini yatağından göremeye başlamıştır. Her bir köşesi dökülmekte olan dairesinde kendisi tekrar tembel uiağıyla birlikte kayıtsızlık içinde yaşayan bu miskin asilzade, değişime ayak direyerek işlevsizleşmiş bir sınıfın timsalidir. Rus toplumuna özgü bu tipleme Gonçarov'un kaleminden çıktığı günden beri toplumun içine karışmış. “Oblomovluk” sözcüğünü günlük dile kazandırmıştır. Oblomov, 19. yüzyıl sonunda bu açmaza giren toprak sahiplerinin güldürüsü olmakla kalmıyor, aynı zamanda mevcut sosyal düzenin acayipliklerini ve adaletsizliğini de ciddiyetle -ama tatlı bir dille- eleştiriyor.


Önsöz: Gonçarov’un en meşhur yaratımı ve Oblomov romanının ana karakteri İlya Oblomov, Rusya tarihinin belli bir döneminde, özellikli bir sosyal sınıfı temsil etmektedir. Oblomov, 19. yüzyıl Rusyası’nda varlığını serfliğe borçlu olan, miadı dolmuş, sorumsuz aristokrasiye somut bir örnek teşkil etmektedir. Nikolay Dobroljubov’un meşhur makalesi “Oblomovluk Nedir? gibi roman hakkındaki çağdaş eleştirel değerlendirmeler genellikle, romana adını veren karakter Oblomov’un hikâyesini oluşturan, serfliğe esas teşkil eden ekonomik bölünmeler ve bunların doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan sosyal adaletsizlikler gibi tarihsel meselelere odaklanmıştır. Diğer bir deyişle, İlya Oblomov’un hikâyesi aslında Rusya’nın sosyal gelişiminde yeni bir çağın  başlangıcında, serfliğin kaldırılmak üzere olduğu bir dönemde, Rus aristokrasinin hikâyesini anlatmaktadır. Gonçarov’un çağdaşlarının , işlk kez 1859 yılında basılan romanının konuları arasında , o zaman güncel olan bu mevzuya odaklanmalarının nedenini izaha gerek yoktur. Yine de, serflik kaldırıldıktan yüz yıl sonra bile Oblomov’un Rusya’da ve dünya çapında popülerliğini koruması, eserin ana karakterini şekillendiren daha evrensel temaları ele aldığını göstermektedir.

Henüz geniş çapta ele alınmamış olan bu zaman da bu temalardan biridir. Romanın ana karakterlerinin

hayatlarında zamansallığın oynadığı rolle birlikte romanın yapısının, bu karakterlerin zamana ilişkin birbiriyle

çelişen algılarını yansıtma biçimleri. … .. ..







*Oblomov & Ivan Aleksandroviç Gonçarov

Ива́н Алекса́ндрович Гончаро́в

İletişim Yayınları

1.Baskı-2013, İstanbul (2.baskı)

Rusçadan Çeviren: Ergin Altay





*Oblomov - İvan Gonçarov Kitap özeti, konusu ve incelemesi

*.... …  Okurken özdeşim kurabiliyor, onlarla sevinip onlarla dertlenebiliyorsunuz. …. ..

…. ..  öyle bir ruh halinde kaldım ki incelemeyi ertesi güne ertelemek zorunda kaldım. Bir yerden başlamak gerek değil mi? Peki ya ne zaman? Hayat bize o fırsatı kaç defa tanıyacak? … ..

… ..  Oblomov da kararlar alıyordu. Önemli olan o kararları hayata uygulamak. Eminim son nefesimizi verirken yaptıklarımızın pişmanlığından ziyade yapamadığımız şeylerin üzüntüsüyle hayata gözlerimizi yumacağız. Ştoltz'un tabiriyle: Ziyan olacağız. Alın size hayatınızı değiştirecek bir eser! Okudukça keyif alırsınız demiyorum. Ama okudukça hayatı sorgulayacağınıza kefil olabilirim.   … …  Yine eserden güzel bir cümleyle: Ya şimdi ya hiçbir zaman, unutma! …. …

… ..



*İvan Gonçarov - Vikipedi

*İvan Aleksandroviç Gonçarov (Rusça: Ива́н Алекса́ндрович Гончаро́в) (d. 18 Haziran 1812 – ö. 15 Eylül 1891) Rus yazardır. En ünlü eseri 1859 yılında basılmış Oblomov'dur.

Simbirsk, şimdiki adıyla Ulyanovsk'ta doğmuştur. Babası zengin bir tahıl tüccarıdır. Moskova Devlet Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra 30 yıl boyunca devlet memurluğu yapmıştır.

Goncharov'un ilk romanı Alelade Bir Hikaye, Sovremennik''te 1847 yılında yayınlanmıştır. İkinci ve en iyi bilinen romanı olan Oblomov ise 1859 yılında Otechestvennye Zapiski'da yayınlanmıştır. Üçüncü ve son romanı olan Yamaç, Vestnik Evropy'da 1869 senesinde okuyucularıyla paylaşılmıştır.

En ünlü romanı olan Oblomov'un aynı isimli karakteri, "Oblomovluk" kavramının doğmasına da yol açmıştır. Bu kavram aşırı tembelliğin bir ifadesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Gonçarov, Fyodor Dostoyevski tarafından kayda değer, itibarlı bir yazar olarak tanımlanmıştır. Anton Çehov kendisinden başarılı bir yazar olarak söz eder.

Hiç evlenmemiştir ve 1891 yılında Sankt-Peterburg kentinde ölmüştür.



*Oblomov isimli eserde Hatice Kutbay isimli kullanıcının incelemesi - Evrim Ağacı

*Oblomov, literatüre "Oblomovluk" kelimesini kazandırmış olan bir klasik. 619 sayfalık hacimli bir roman. İş Bank. Kül. Yay. çevirisi çok güzel. Roman başlamadan önceki kısa bilgilendirme yazısı da romanı daha iyi anlamayı sağlıyor.


İvan İlyiç Oblomov. Bir köy ağasının el bebek gül bebek büyütülmüş çocuğu. Her işi hizmetçileri görmüş, eli soğuk suya değmemiş... Rusya'da feodalizm son demlerini yaşarken, köydeki rahat hayatı ile şehir kültürü arasında sıkışmış. Çalışmayı sevememiş ve içindeki yaşam sevincini kaybetmiş bir adam. Bir de yakın arkadaşı var. Yarı Alman olan Ştolts, Oblomov'un aksine zorluklarla mücadeleyi seven birisi olarak yetiştirilmiş. Ştolts, Oblomov'u uyuşuk halinden kurtarmak için uğraşıyor ve romanımız böyle başlıyor.


Romanı çok sevdim, özellikle toplumsal gözlemlerini. Oblomov'un çevresinde sadece Ştolts yok tabii, onu dolandırmak, saflığından yararlanmak isteyenler de var. Onu ümitsizliğe düşürenler... Oblomovluk hastalığını daha da derinleştirenler...


Romanın incelemelerinden birinde Oblomov'un dönemin Rusya'sını, Ştolts'un ise Almanya'yı temsil ediyor olduğunu, yazarın böylece ülkesini eleştirdiğini okumuştum. Almanya sanayi hamleleriyle ileri giderken Rusya hâlâ o eski güçlü imparatorluk dönemlerinin özlemini çekiyor ama hiçbir atılım da yapmıyor.


Okuma deneyimime gelince... Romanın ilk sayfalarını daha hızlı okurken, giderek yavaşladım. Sanki okurlara da Oblomovluk bulaşıyor geçici olarak. :) Kitabın sonu gerçekçiydi ama üzücüydü. Bir karakterin iyiliğini sahiden istemiş ve belki de toz pembe bir gidişat beklemiştim. Ama öyle olsa bir klasik olmazdı.




*

*Sistine Madonna - Wikipedia

*The Sistine Madonna, also called the Madonna di San Sisto, is an oil painting by the Italian artist Raphael. The painting was commissioned in 1512 by Pope Julius II for the church of San Sisto, Piacenza, and probably executed c. 1513–1514. The canvas was one of the last Madonnas painted by Raphael. Giorgio Vasari called it "a truly rare and extraordinary work".[1]

The painting was moved to Dresden in 1754 and is well known for its influence in the German and Russian art scene. After World War II, it was relocated to Moscow for a decade before being returned to Dresden, where it remains.

Composition

Painting materials

History

Relocation to Germany

World War II and Soviet possession

Contemporary display

Putti




*Antonio Allegri da Correggio - Vikipedi

*Antonio Allegri da Correggio (Correggio, Emilia-Romagna, İtalya Ağustos 1489 - 5 Mart 1534), 16. yüzyılın en coşkulu ve en duygusal eserlerinden bazılarının yaratıcısı, İtalyan Rönesansında Parma okulunun en önde gelen ressamıydı. Dinamik kompozisyonu eşsiz kullanımı, büyüleyici perspektifi ve yandan görülen bir şeyin boyunu kısa gösteren dramatik kısaltma çalışmalarıyla Correggio 18. yüzyılın sanatı Rokoko’yu zamanından önce uygulamayı başarmıştır.

Biyografi

Seçkin eserleri:




*
Apollo Belvedere - Wikipedia

*The Apollo Belvedere (also called the Belvedere Apollo, Apollo of the Belvedere, or Pythian Apollo)[1] is a celebrated marble sculpture from classical antiquity.

The work has been dated to mid-way through the 2nd century A.D. and is considered to be a Roman copy of an original bronze statue created between 330 and 320 B.C. by the Greek sculptor Leochares.[2] It was rediscovered in central Italy in the late 15th century during the Italian Renaissance and was placed on semi-public display in the Vatican Palace in 1511, where it remains. It is now in the Cortile del Belvedere of the Pio-Clementine Museum of the Vatican Museums complex.

From the mid-18th century it was considered the greatest ancient sculpture by ardent neoclassicists, and for centuries it epitomized the ideals of aesthetic perfection for Europeans and westernized parts of the world.

Description

Modern reception

Renaissance

18th century

19th cent20th century

20th century

Influence





*Michelangelo - Vikipedi


*Titian - Vikipedi

*Titian ya da tam adıyla Tiziano Vecellio (1488/1490,[1] Pieve di Cadore - 27 Ağustos 1576,[2] Venedik), İtalyan ressam.

Genç yaşta önce Sebastiano Zuccato isimli bir ressam ve mozaikçinin, daha sonra da Gentile ve Giovanni Bellini kardeşlerin atölyesine girdi. ilk yapıtlarından olan Aziz Petrus'a takdim edilen Jacopo Pesaro'da Gentile'nin etkisi görülür. Burada uzun süre etkisinde kalacağı Giorgione ile tanıştı. Beraber 1508'de Alman ticaretinin Venedik'teki merkezi olan Fondaco dei Tedeschi'nin cephesini süslediler. Ancak nemli hava yüzünden bu yapıtlar yok olmuştur. Kısa sürede dengeli kutleler, yaygın ritimler ve yeni bir figür anlayışı getirerek kişiliğini buldu. 1510'da dostu Giorgione ölünce Tiziano Padova'ya gitti. Orada Scuola del Santo (1511) ile Scuola del Carmine fresklerini yaptı.

1513'te Venedik'e döndü. Palazzo Ducale'nin büyük toplantı salonu için kompozisyonu yaptı. 1516'da ustası Giovanni Bellini ölünce Venedik Cumhuriyeti'nin başressamı unvanını aldı. Ayrıca kendisi 10. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın portresini çizmiştir.




*
Dosya:EmperorSuleiman.jpg - Vikipedi


















*Platonik/Eflâtûnî aşk, maddeyle ilgisi olmayan, maddî tatmin aramayan, hayalde yaşatılan aşk, sevgi[1] demektir. Bir başka ifade ile seksüellikten arındırılmış (müberrâ olmuş), derin sevgi.

Günlük kullanımda "imkansız aşk, aşık olunana ulaşılması güç olan aşk" manasında kullanılır[2]




Etimoloji:

Platonik aşk, Platon'un Şölen adlı aşkı konu alan ve aşk hakkında tartışılan kitabında Sokrates'in bu tartışmada savunduğu ve tanımladığı "ideal" aşk türünden gelir. Sokrates gerçek aşkın, cinsellik içermeyen ve salt sevgiden oluşan bir kavram olduğunu iddia eder. Lâkin unutmamak gerekir ki mevzubahis olan aşk, eşcinsel aşktır. Sokrates kadınlar ile gerçek bir aşk yaşanamayacağını iddia eder ve cinsellikten tiksinir.

Zaman içinde şu şekilde bir anlam kaymasına uğrar:

Cinsellik içermeyen eşcinsel aşk >> Cinsellik içermeyen aşk >>(son dönemde) İmkansız aşk[2][3]

Bu kavramın Platon'un Devlet kitabından türediği iddiası galât-ı fâhiş olarak nitelendirilebilir.






*Yûşa - Vikipedi  (Oblomov - s. 337)

*Yûşa veya Yeşu (İbranice: יְהוֹשֻׁעַ, romanize: Yehoşua; Yunanca: Ἰησοῦς; Latince: Jæsus; Arapça: يوشع), Tanah'a göre Musa'nın ölümünden sonra İsrailoğullarının lideriydi. Hikâyesi Çıkış, Sayılar ve Yuşa Kitabı'nda anlatılır. Tora'da adının Efraim kabilesinden Nun oğlu Hoşea olduğu ve Musa'nın ona Yûşa olarak hitap ettiği yazılıdır.[1] İsrailoğulları Mısır'dan çıkmadan evvel Mısır'da doğdu.


İsim:

Kenan topraklarının fethi:


Ölümü:

Rabinik edebiyatta sadık, mütevazı, müstahak ve bilge bir kişi olarak resmedilen Yuşa "kocamış, yaşı hayli ilerlemişti."[15] İhtiyarları bir araya toplayıp onlara yerel halkla birlik olmamalarını çünkü bunun halkı Tanrı'dan uzaklaştırabileceğini anlattı.[16][17] Kısa bir süre sonra 110 yaşında İbrani takvimine göre 26 Nisan'da öldü ve Efraim'in Gaaş Dağı'ndaki Timnath Serah'ta gömüldü.[18] Bu yerin bugün Kifl Hares olduğu düşünülür.

Türkiye'de ise İstanbul'un Beykoz'daki Yuşa Tepesi'ne gömüldüğüne, Üsküdar'da Aziz Mahmud Hüdai, Sarıyer'de Telli Baba ve Beşiktaş'ta Yahya Efendi ile birlikte Boğaz'ın dört manevî bekçisinden biri olduğuna inanılır.[19][20][21][22]



Sevince

Sevince herşey güzel

Aklıma gelen ilk şey

Oblomov’u okurken*

Yüzyıl önce yaşananları

Roman kahramanlarını

İlya İliç Oblomov’un miskinliği

Yavaşlığı, kararsızlığı

Olga Sergeyevna’nın

Çocuk aşık halleri

İyi ki Ştoltz var

Her zaman

Ümit vardır diyen

Dağılanları toplayan

İyi kalpli teyze

Marya Mihaylovna 

Yaşamayı bilmek

Kendini yönetmek

Niyetleri dengede tutmak

Hayat devam edecek diyen

Akıllı kadın

Ders almak için var


Bugün sevgililer günü

Kalpten seven

Uzakları yakın eden

Mesafeleri yok eden gönüller

Yaşanan mucizelerin

Dualarla buluştuğu

Ruhlara iyi gelen niyetler

Yapboz parçaları gibi

Tablo belirginleştikçe

Birleşen dereler gibi eller

Göz göze gelince

Gözler dolduğunda

Anlam kazanan bakışlar


Manzaranın güzelliği

Araya giren bulutlar

Gölgelerin açılması

Ortaya çıkan güneşin

Aydınlattığı yüzler

Gonçarov* farkı

Zamanın değer kattığı sevgiler

Dünyayı değiştirir

Birlikte hüzünlendirir

El ele sevinir

Yaşananlar bazen

Gerçekler acıtır


Öykünün içindeki

Yakındaki yeşil ağaca

Konmuş minik bir kuş gibi

Biraz ürkek, biraz kararlı

Şefkat dolu sanki

Sevgililerden biri 

Zamanı gelir, yakınlaşır

Özlemek de var

Hasret zirve yapar

Soluk almak güçleşir

Nefesler tutulur

Her durumda aynı havayı solur

Birlikte geçirilen zaman

Yetmese de yüreklere

Anlayış kalıcıdır

Zaman ve sabır

Eskitemez sevgileri

En büyük ilaç

Vefa duygusu

Yakın eder uzakları


Anlarsınız ki

Her şeyin zamanı

Her şeyin bir anlamı var


Mutluluk emek ister

Başı döndürse de yaşananlar

Sınırları çizen

Anlamını bilen 

Arka planı gören

Merak eder, bekler

Sakince karşılar

Hayal dünyası mı

Rüyalar mı

Hayatın gerçekleri


Gülücükler ve zerafet

Takdir edilene razı

Aydınlanma yaşayan

Güzellikleri görmek

Gönlün istedikleri

Gerçekler bir tarafta

Hayatın gösterdiği

Mucizeleri anlamak

Kitapların öğrettikleri

Kazanılan bilgiler

Paylaşılan tecrübeler

Diğer yanda


Akıldan geçenler

Dile gelenler

Derin bakışlar

Tarifi yok duyguların

Sevgiliyi hatırlatan

Anlatılamayanları anlatan

İyi ki kitaplar var


Rengarenk çiçekler

Yaprakların canlılığı

Duvarın üstündeki kedi

Yol kenarındaki ağaç

Market sırasında

Koyu renk saçlı kadın

Dondurma satan amca

Vitrindeki çikolatalı pasta


Boğazdaki suyun rengi gibi

Maviler giyinmiş

Eli yumuşakça tutan

Gülümseyen kadın


Hayatı anlatan roman

Kuş sürüsünün 

Aniden havalanması sanki

Pır, pır diye uçan

Minik yürekli kuşlar

Akılları başa getiren öykü

Ne kadar da güzel anlattı

Hayatımıza ayna tuttu

Hüzünlendik, neşelendik

Derin nefes alarak gülümsedik 


Kitabın* özeti

Çaresizlik yok

Dualarımız var

Sevginin verdiği mutluluk

Mucize dolu

Rüya gibi hayatlar

Hayaller uçuşuyor

Dağılan bulutlar 

Güneşi bekleyen

Açılan taze çiçekler

Gerçekleşmesi beklenen

Hayat veren

Sevgi dolu ümitler.



5 yorum:

  1. Hayal dünyasında yaşayan miskin, kontrolu kaybetmiş, zıvanadan çıkmış bir adamın; İlya İliç Oblomov’un öyküsünü okurken; roman kahramanının kimliğini üstlenip, miskinliği bir kenara atıp, kendinizi onun yerine harekete geçercesine, stres içinde kalmış bulabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Diğer taraftan, okudukça, hayatı, hatta kendi hayatınızı da sorgulamakta olduğunuzu, mutluluk ve mutsuzluk arasında sadece bir çizgi kadar mesafe olduğunu; ama her sorunun cevabının bir cevabı olmadığını da anlayabilirsiniz. Zaman ve olaylar insanı değiştirebiliyor….

    YanıtlaSil
  4. Bütün bunları, Olga’nın son sayfalarda (s.565) yer alan ve hayatı sorgulayan düşünceleriyle birlikte anlamak mümkün....

    YanıtlaSil
  5. Sonuç olarak; yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov’un, 19. yüzyıl Rusyası feodal yaşam ve sosyal yapısını sürükleyici bir dil ve ustalıkla anlattığı eser okunmayı hak ediyor … ..

    YanıtlaSil