12 Nisan 2026 Pazar

Doktor Ox'un Deneyi*


 

Demek ki Küçük Quiquendone Kentini En İyi Haritalarda Bile Aramak Boşunadır


Eski ya da yeni bir Flandre haritasında küçük Quiquendone kentini ararsanız, bulamamanız olasıdır. O halde, Quiquendone kayıp bir kent midir? Hayır. Geleceğe ait bir kent midir, peki? Hiç de değil. Coğrafyacılara karşın var olmakta, üstelik sekiz ya da dokuzyüz yıldır. Aynı zamanda bu kentin, her sakininin bir ruha olduğu düşünüldüğünde, iki bin üç yüz doksan üç ruhu vardır. Qudenaarde’ın on üç buçuk kilometre kuzeybatısında ve Brugge’nin on beş ve bir çeyrek kilometre güneydoğusunda, tam da Flandre’da yer alır. Schelde ırmağının küçük kolu Vaar, Tournai’deki gibi, ortaçağ ait tarihi çatısını hâlâ koruyan üç köprüsünün altından geçer. İlk taşı, geleceğin Konstantinopolis İmparatoru, Kont Baudouin (*IV. Haçlı seferi sırasında ele geçirilen Konstantinopolis’te kurulan Latin İmpatarorluğu’ndan söz ediliyor .ç.n.) tarafından, 1197‘de konulan eski bir şatosu; yerden üç yüz elli yedi ayak yükseklikteki bir gözetleme kulesine hâklim olan, bir dizi mazgalla çevrili ve Gotik üslupla yarım pencereleri olan bir Belediye Sarayı vardır. BUrada her saat başı, ünlü Brugge kariyonunu (*Kariyon: Bir dizi çandan oluşan bir müzik aleti. Ortaçağdan beri var olan ve küçük çekiçlerle çalınan bu çanlar, özellikle kuzeyde kiliselerin kulelerine yerleştirilir ve saat başlarını haber verirdi. On altıncı yüzyıldan sonra çanların sayısının artırılıp , bir klavyenin eklenmesiyle, bu basit işaret aracından çok sesli melodiler çıkmaya başladı. Ortaçağ sonlarında Rönesans boyuncakariyon daha çok eski Hollanda topraklarında yayıldı- ç.n.) aşan, adeta havada asılı bir piyano diyebileceğimiz beş oktavlık kariyonun sesi duyulur. Yabancılar -o zamana dek Quiquendone’a hiç gelmemişlerse-, Nassau’lu Willem’in Brandon’a (*1714’te ölen ressam Jan Henrik Brandon-ç.n.) ait tam boy resminin süslediği stathouder’ler (*Stadhouder İspanyol Felemenk’inde hükümdar tarafından seçilen eyalet valisi. Birleşik Eyaletler’de, bir eyaletin ya da bütün Birliğin yürütme kuvvetinin başkanı-ç.n.) salonunu; on altıncı yüzyıl mimarisinin başyapıtı; Saint-Magloire Kilisesi’nin balkonunu; takdire şayan süslemeleri demir ustası-ressam Quentin Meetsys tarafından yapılmış , büyük Saaint-Ernuph Meydanı’nın ortasında yer alan dövme demirden su kuyusunu; şimdilerde Brugge’deki Notre-Dame

Kilisesi’nde ebedi uykusunu sürdüren , Yiğit Charles’ın kızı Bourgogne’lu Marie için vaktiyle inşa edilmiş anıtmezarı vs. ziyaret etmeden , bu ilginç kentten asla ayrılmazlar. … ..

… ..


… ..




*Doktor Ox’un Deneyi & Jules Verne

7.Basım: Mart 2023

Çince aslından çeviren: Erdem kuertuldu

Can Sanat Yayınları






*
Flandre - Vikipedi

*Flandre (veya Flandr veya Flandra, Fransızca: Flandre, Felemenkçe: Vlaanderen), Kuzey Denizi kıyısında eski Flandra Kontluğu ve etrafındaki topraklardan oluşan tarihi bölgedir.

Günümüzdeki Hollanda'nın Zelanda Eyaletinin güney kesimi, Belçika'nın batısında Batı Flandre ve Doğu Flandre Eyaletleri ile Fransa'nın Nord ve Pas-de-Calais departmanlarını içine almaktaydı.

… ..




































*Tournai Notre Dame Katedrali



































*Trous Köprüsü

*
Ste.-Marie-Madeleine Kilisesi


























*Meryem Ana Kilisesi (Hollandaca: Onze-Lieve-Vrouwekerk), Belçika'nın Brugge şehrinde bulunan tarihi bir Katolik kilisedir. İnşası 13. yüzyılda başlayıp 15. yüzyıl dolaylarında tamamlanan tarihlenen yapı, yaklaşık 120 metre yüksekliğindeki çan kulesi ve Michelangelo'nun Bruggeli Madonna heykeli ile ünlüdür. Şehirdeki en yüksek yapı olan kule, dünyanın ise ikinci en yüksek tuğla yapısı olarak anılır. 1504 yılına tarihlenen heykel ise sanatçının İtalya dışına çıkartılan ender eserlerinden biridir. Burgonya dükü I. Charles ve kızı Mary'nin mezarları, Meryem Ana Kilisesi'nin içinde yer alır.






































*Dördüncü Haçlı Seferi - Vikipedi

*Dördüncü Haçlı Seferi, 1202-1204 yılları arasında gerçekleşen ve Papa III. Innocentius tarafından çağrılan bir Latin Hristiyan Haçlı seferiydi. Seferin amacı, öncelikle Mısır'a hakim olan güçlü Eyyûbî Sultanlığı'nı yenerek Müslümanların kontrolündeki Kudüs şehrini yeniden ele geçirmekti. Ancak, bir dizi ekonomik ve siyasi olay; Haçlı ordusunun başlangıçta planlandığı gibi Mısır'ı fethetmek yerine, 1202'de Zara'yı kuşatması ve 1204'te Konstantinopolis'i yağmalamasıyla sonuçlandı. Bu durum, Frankokrasi ya da Yunancada "Frankların yönetimi" olarak bilinen bir döneme yol açtı. Bu dönem, Bizanslılar tarafından Partitio terrarum imperii Romaniae olarak adlandırılır ve Bizans İmparatorluğu'nun Haçlı ve Venedikli müttefikleri tarafından bölünmesini ifade eder.

Venedik Cumhuriyeti, Haçlı liderleriyle işgal güçlerini taşımak için özel bir filo inşa etmek üzere anlaştı. Ancak liderler Venedik'ten yola çıkacak asker sayısını çok abartmışlardı, çünkü birçoğu başka limanlardan yelken açmıştı ve ortaya çıkan ordu anlaşılan ücreti ödeyemedi. Venedik Doçesi Enrico Dandolo ödeme yerine, Haçlıların doğu Adriyatik kıyısındaki asi Zadar (Zara)


şehrine saldırmak için kendisine destek vermesini önerdi. Bu, Kasım 1202'de
Papa III. Innocentius'un Haçlıların Hristiyan dindaşlarına saldırmamaları yönündeki çağrılarına rağmen, Katolik bir Haçlı ordusunun Katolik bir şehre karşı ilk saldırısı olan Zara'nın kuşatılması ve yağmalanmasına yol açtı. Şehir daha sonra Venedik kontrolü altına alındı. Papa bunu duyunca Haçlı ordusunu geçici olarak aforoz etti.

Ocak 1203'te Kudüs'e giderken Haçlı liderliği, Bizans prensi Aleksios Angelos ile ana kuvvetlerini Konstantinopolis'e yönlendirmek ve tahttan indirilen babası II. Isaakios Angelos'u imparator olarak geri getirmek için bir anlaşma yaptı ve daha sonra Kudüs'ü işgal etmelerine destek verecekti. 23 Haziran 1203'te ana Haçlı ordusu Konstantinopolis'e ulaşırken diğer birlikler (belki de tüm Haçlıların çoğunluğu) Akka'ya devam etti.

Ağustos 1203'te Konstantinopolis Kuşatması'nın ardından Aleksios ortak imparator olarak taç giydi. Ancak Ocak 1204'te bir halk ayaklanmasıyla tahttan indirildi ve Haçlıları vadedilen ödül ödemelerinden mahrum bıraktı. Aleksios'un 8 Şubat'ta öldürülmesinin ardından Haçlılar şehrin tamamen fethine karar verdiler. Nisan 1204'te şehrin muazzam zenginliğini ele geçirip yağmaladılar. Bundan sonra sadece bir avuç Haçlı Kutsal


Topraklara gitmeye devam etti. Aralarında Coucy Lordu III. Enguerrand, Leicester 5. Kontu Simon de Montfort ve Vaux-de-Cernayli Guy'ın da bulunduğu birçok önde gelen Haçlı,
Zara ve Konstantinopolis'e yapılan saldırılara katılmayı reddetti ve Haçlı seferinden ayrıldı.

Konstantinopolis'in fethini Bizans İmparatorluğu'nun İznik, Trabzon ve Epir merkezli üç devlete bölünmesi izledi. Haçlılar daha sonra eski Roma topraklarında Frankokrasi olarak bilinen ve büyük ölçüde Konstantinopolis Latin İmparatorluğu'na bağlı olan birkaç yeni Haçlı devleti kurdular. Latin Haçlı devletlerinin varlığı, Bizans'ın ardılı olan devletler ve Bulgar İmparatorluğu ile hemen savaşa yol açtı. İznik İmparatorluğu sonunda Konstantinopolis'i geri aldı ve Temmuz 1261'de Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurdu.

Dördüncü Haçlı Seferi'nin Doğu-Batı Bölünmesini sağlamlaştırdığı kabul edilir. Haçlı Seferi Bizans İmparatorluğu'na geri dönülmez bir darbe vurdu ve bölgedeki tüm istikrarsız hükûmetler, Konstantinopolis'in Yağmalanması ve binlerce ölüm, bölgeyi saldırılara karşı savunmasız bırakan asker, kaynak, insan ve paradan yoksun bıraktığı için gerilemesine ve çöküşüne katkıda bulundu. Ayrıca, imparatorluk Balkanların, Anadolu'nun ve adaların çoğunun kontrolünü kaybettiği için küçüldü. Bu durum imparatorluğu zayıflatarak ilerleyen yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin genişlemesine karşı savunmasız hale getirdi.


Haçlı Ordusu'nun İstanbul'a Yönelişi:

Haçlı Ordusu'nun Nakliye Sorunu:


Zara ve Diğer Şehirlerde İsyanların Bastırılması:

Zara Adriyatik kıyısında bir Katolik şehriydi fakat nüfusunun çoğu İtalyan asıllı değil Slav'dı. O zamana kadar Venedik idaresinde bulunan Zara şehri 1183 yılında isyan etmişti. Şehrin bağımsızlığı ve savunması, Papa ve Macaristan Kralı Emerik tarafından garanti edilmişti. Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler. Papa III. Innocentius yazılı bir protesto göndererek Zara'ya hücum edeceklerin aforoz edeceğini bildirdi. Toplanan Haçlı gücüne katılan bazı kişiler bu girişimi uygunsuz bulup katılmamayı tercih ettiler. Fakat toplanan Haçlılar'ın çoğu çok önemli bir hedef olan kutsal toprakların ve Kudüs'ün tekrar ele geçirmek için bunun bir vasıta olduğuna inanıp Zara'ya gitmeyi kabullendiler.

… ..


Haçlı Ordusu'nun İstanbul'a Yönelişi:

Haçlı Ordusunun İstanbul'a İlk Hücumu:

Birinci Hücumun Sonuçları:

Haçlı Ordusu'nun İstanbul'a İkinci Hücumu ve Şehrin Zaptedilişi:

Kaçırılan Kutsal Emanetler ve Değerli Eşyalar:

Bizans'ın parçalanışı ve Latin İmparatorluğu:

Latin Patrikhanesi:


Dördüncü Haçlı Seferi sonuçlarının değerlendirilmesi

Konstantinopolis'te kurulan Latin İmparatorluğu fazla yaşamadı (1204-1261). 1261 yılında Bulgarların ve İznik'e kaçan Bizanslılar'ın hücumları sonucu yıkıldı. İznik İmparatoru VIII. Mihail tekrar İstanbul'a gelerek Bizans İmparatoru oldu. Dördüncü Haçlı Seferi'nin değerlendirilmesinde en son sözleri 20. yüzyılda Venedik ve Bizans tarihlerini yazmış olan modern İngiliz tarihçisi John Julius Norwich'in Bizans tarihi ilgili kitabında verilen şu değerlendirme ile bitirmek uygun görünmektedir:

Dünya olaylarının çok geniş içeriğinde .. Dördüncü Haçlı Seferi.. büyük bir felaket olarak görünmektedir. ... Bu demek değildir ki bu sefer, genel Haçlı Seferleri kavramının bir kötü ün kazanmasına neden olmuştur. Bir önceki yüzyılda birbirini takip eden seferler zaten Hristiyanlık tarihindeki en kara sayfalar oluşturmuştu. Fakat Dördüncü Haçlı Seferi (eğer Haçlı seferi demek kabilse) daha önceki Haçlı seferlerine kıyasla imansızlık ve ikiyüzlülük ve vahşilik ve açgözlülük bakımından önceki seferlerden kat kat üstünde olmuştur. ... İstanbul'un talan edilmesi, 5. yüzyılda Roma'nın barbar kavimler tarafından yağmalanmasından, 7. yüzyılda İskenderiye kütüphanesinin ve kitaplarının... yakılmasından, bütün dünya için daha çok felaketli olan bir kayıp ortaya çıkarmıştır... Haç sancağı altında savaşan bu adamlara... nakliyat sağlayan ve kendilerine ilham ve moral veren ve onları cesaretlendiren ve onların başını çeken en sonunda Enrico Dandolo'dur. Bu kişi bunları Venedik Cumhuriyeti adına yapmıştır ve bu trajediden en mühim kârlı parsayı toplayan Venedik olmuştur. Bu nedenle bütün dünya için bu büyük kargaşalık, felaket ve yıkımı ortaya çıkarmanın mesulleri Venedik ve onun kör, ihtiyar düküdür.[7]




*4. Haçlı Seferi'nin İstanbul'dan Venedik'e taşınan hazineleri - Özhan Öztürk Makaleleri

*4. Haçlı Seferi’nin İstanbul’dan Venedik’e taşınan hazineleri

Şubat 19, 2019 Özhan Öztürk1204, 1204 Latin işgali, 4 tetrarch, 4. Haçlı Seferi, 4. Haçlı Seferi'nin İstanbul'dan Venedik'e taşınan hazineleri, 4. Haçlı Seferinin Arka Planı, Acre Sütunları, Albigensian Haçlı Seferi, Avrupa tarihinde ilk soykırım, Bizans’tan Venedik’e Neler Taşındı, doge, dört bronz at, Dört Tetrarch heykeli, Enrico Dandolo, Haçlı seferleri, Haçlılar İstanbul’da, Il Stato da Mare, istanbulun yağmalanması, Konstantinopolis, Konstantinopolis Yağması, Konstantinopolis'ten çalınan ganimetler, La Dominante, La Serenissima, Philadelphion, Pietra del Bando, Quadriga, Quadriga heykeli, San Anastasius, San Marco, San Marco Bazilikası, San Simeon, Santa Agatha, Santa Lucia, St. Mark, St. Theodore, Tethrippon, Venedik Cumhuriyeti, Zadar

11. ve 16. Yüzyıllar arasında Akdeniz’e hükmeden askeri ve ticari açıdan Avrupa’daki en büyük deniz gücü Venedik, denizci kökeni ve kudretine atıf yapan ‘La Serenissima’, ‘Il Stato da Mar’ ve ‘La Dominante’ gibi lakaplarla anılmaktaydı. Denizci geçmişiyle gurur duyan Venedik Cumhuriyeti’nde her yıl Paskalya’dan 39 gün sonraki Perşembe günü gerçekleştirilen İsa’nın göğe yükselişi günü kutlamalarında doge altın rengindeki tören teknesiyle Bucintoro’da lagünün ağzına yelken açarak Venedik kentinin deniz ile evlilik yeminini tekrarlamıştır. Başlangıçta yılan balığı yakalamak için bataklığa ağ atan balıkçılar ile deniz suyundan tuz üretenlerin yerleştiği Venedik zamanla dünyanın en zengin ticaret kentine dönüşmüştür ki Karadeniz’de Ortaçağın İtalyan Deniz Güçleri: Venedikliler ve Cenevizliler makalemde bu kentin Bizans, Osmanlı ve diğer deniz cumhuriyetleri ile ilişkilerini değerlendirmiştim.

Venedik Akdeniz dünyasında biber, zencefil, tarçın, karanfil, ipek, keten, pamuk, yün, kürk, zeytin, şeker kamışı, limon, portakal, incir, badem, hurma, misk, fildişi, inciler, tütsü, egzotik ahşap, demir, silah hatta son dönemlerinde köle ticaretini kontrol etmiştir. 16. Yüzyılda Portekiz ve İspanya’nın, Hindistan ve Yeni Dünya’ya yeni yollar keşfetmesi ticaret imparatorluğunun sonunu getirmiştir. 17. yüzyılda Hollanda, İngiltere ve Fransa keşif çağına katılınca 18. Yüzyıla tükenmiş bir kent olarak giren Venedik, bir zamanlar büyük bir imparatorluğun mirasçısı Napolyon tarafından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na satılmıştır.


4. Haçlı Seferinin Arka Planı

Kâr elde etmeye geldiğinde Müslümanlarla olan ticaretinden geri kalmayan ve diğer Hristiyan devletlerle çatışan Venedik Cumhuriyeti bir Cumhuriyetten çok bir şirket gibi yönetilmekte olup, logosu San Marco Aslanı’ydı. Katolik Kilisesi’nden defalarca aforoz edilme tehdidine karşın ahlaki bir kısıtlama olmadan ticaret yapıyordu ki Venedik’in yöneten kongre Signoria, Papa’nın her zaman para veya gemiler istemek için kendilerine geleceğini biliyordu. 11. yüzyılda zengin bir ticaret şehrine dönüşen Venedik’in dünya gücü olmasını sağlayan olay 1204 yılında 4. Haçlı Seferi sırasında kasalarını doldurmasını sağlayan Konstantinopolis Yağması’ydı ki Konstantinopolis, 1204: İstanbul’da Haçlı yağması makalemde olan biteni detaylıca anlatmıştım. 1198’de Papa III. Innocent, Venedik ile 500 gemi filosunun yapımı için bir anlaşma yapmış, Kutsal Topraklar’da hüküm süren Sultan Selahattin’in Müslüman ordularıyla savaşmak için 33.500 Haçlıyı Kutsal Topraklara götürmüştür. Bu iş için mutabık kalınan fiyat 94.000 gümüş mark (1 mark = 8 ons) olup günümüz parasıyla yaklaşık 14.700.000 Amerikan doları etmektedir. Haçlı seferine katılanlar ödemeyi Fransa ve Papalık Devleti’nin yanı sıra Macaristan ve Swabia’dan gibi ikamet ettikleri ülkelerden alıp, Venedik’e geleceklerdi. 1201 yılına gelindiğinde, Haçlı ordusu Venedik’te beklenenden çok daha düşük sayıya sahipti, yelken açma zamanı geldiğinde ise ancak 12.000 Haçlı toplanmış ve 35.000 adet gümüş mark ödeme yapılmıştı. Venedik seferden gemilerini çekmekle tehdit ettiğinde, Papa III. Innocent 14.000 mark daha ödemişse de anlaşılan parada hala 45.000 mark eksik bulunmaktaydı. Haçlı seferi neredeyse yatmak üzereyken 92 yaşında ve kör olan Venedik doge’u Enrico Dandolo durumu kurtaracak yeni plan yapmıştır. Dördüncü Haçlı Seferi’nin gizli hedefi Mısır’a saldırmak ve Kudüs’e giden tedarik yollarını kesmekti ama Enrico Dandolo Haçlı Ordusunu kan davası güttüğü Dalmaçya Zara Cumhuriyeti[1] ile mücadelesinde kullanabileceği ve buradan elde edilen ganimetin borcun ödenmesini sağlayabileceğini düşünmüştür. Zara yakılıp, yağmalanınca Papa III. Innocent Hristiyan bir devlete saldıran Dandolo’yu aforoz etmişse de Haçlı Seferi’ne devam etmesine izin vermiştir[2]. Enrico Dandolo Zadar Kuşatması sırasında 1203 ile Ocak 1204 arasında Bizans imparatoru olarak babası II. İsaakios ile eşit yetkilerle ortak imparatorluk yaptıktan sonra amcası II. İsaakios Angelos tarafından devrilerek burada hapsedilen IV. Aleksios Angelos ile tanışmıştır. IV. Alexius, Haçlılar’ın kendisini Konstantinopolis‘in tahtına yeniden oturtması karşılığında, Haçlı Seferi için eksik kalan 45.000 gümüş marka hatta bunun üzerine 20.000 marka ve sefere destek için 10.000 asker ve Bizans Donanması’nın kullanılacağına dair söz vermiş, Dandolo da kabul etmiştir.

Haçlılar İstanbul’da

Haçlı ordusu 1203 yılında 5. yüzyılda Theodosius tarafından yaptırıldığından beri sağlam duran Konstantinopolis’in surlarını ilk kez yıkarak kente girmiştir. Tahtı gasp eden amca III. Alexius, kraliyet hazinesini yanına alarak şehirden kaçarken, IV. Alexius Haçlı desteğiyle yeni imparator olarak tahta çıkmıştır. IV. Alexius birkaç ay mutlu mesut yaşamışsa da hazine tamtakır olduğundan Enrico Dandolo’ya ödeme sözünü yerine getirmeyi reddedince sur dışında kamp kuran Dandolo ve Haçlılar, bir kez daha Konstantinopolis’i kuşatmıştır. Kent kuşatma altındayken sur içerisinde bir saray darbesi olmuş, Alexius IV ve kör babası II. Isaac Angelus öldürülmüş, gür kaşlarının yüzünde bıraktığı gölgeden dolayı Murtzuphlus (gölgeli) lakabıyla anılan Alexius Doukas gücü ele geçirip, kendisine V. Alexius adını vermişsede saltanatı uzun sürmemiş, 13 Nisan 1204’te, Venedik ve Fransız birlikleri şehre girmeyi başardıktan sonra kaçarken yakalanıp, günümüzde Dikilitaş adıyla bilinen Theodosius Sütunu‘ndan aşağı atılıp öldürülmüştür. Konstantin 330 yılında Roma yerine yeni Roma lakabıyla Konstantinopolis kentini kurmasından bu yana 874 yıl boyunca başkent ilk defa yabancı bir güç tarafından işgal edilmiştir. Dandolo, Haçlılara şehri yağmalamaları için üç gün vermişse de yağma bir hafta sürmüştü. Haçlı ordusu daha önce böyle bir servet görmemişti. Kiliseler yıkılmakla kalmadı; altın, gümüş, ikonlar ve kutsal emanetler yağmalandı; Bizans rahipleri katledildi, rahibelere tecavüz edildi. Büyük Konstantinopolis Kütüphanesi bile yok edildi. Mücevherler yüksek rütbeli şövalyeler tarafından cebe atılırken, altın, gümüş ve bronz eritilerek, Haçlılar arasında bölüşüldü. Bizans döneminde Konstantinopolis’te Ceneviz ve Venedik mahalleleri bulunmakta olup, bunları Venedik Kolonisi, Venedik Mahallesi (İstanbul) ve Ceneviz kolonisi, Ceneviz Mahallesi (İstanbul) yazılarımdan okuyabilirsiniz.

Bizans’tan Venedik’e Neler Taşındı?

1.  Quadriga’nın dört bronz atı

Enrico Dandolo da yağmanın hatırası olarak Konstantinopolis’ten Venedik’e birkaç hatıra getirmiştir ki bunların en ünlüsü, San Marco Bazilikası cephesine yerleştirilen 4. yüzyıl yapımı bronz atlarıdır. Dört bronz at bir zamanlar Konstantinopolis Hipodromu‘ndaki Quadriga’nın[3] bir parçasıyken günümüzde Katedral’in içinde muhafaza edilmektedirler. Halen ön cepheyi süsleyen atlar ise bunların 1980’lerde yapılan kopyalardır.

2. San Marco Bazilikası’nın antik bronz kapıları da Konstantinopolis’ten çalınmıştır.

3. Dört Tetrarch heykeli

Konstantinopolis’teki Philadelphion’dan[4] San Marco Bazilikası’nın cephesine Lagün’e doğru yürürken Doge Sarayı’nın kenarına doğru gömülü Dört Tetrarch heykeli, muhtemelen Konstantin oğullarının birbirlerine sarılır pozisyondaki porfirden heykelleridir. Heykellerden birinin kayıp ayağı, 1965 yılında İstanbul’daki Myrelaion kilisesinin yakınında bulunan rotunda kazılarında bulunmuş olup günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Heykellerin kimliği hale tartışma konusudur ki bir grup tarihçi heykellerin saç ve sakal özelliklerinin dönem uygun olmadığından hareketle Konstantin ailesinin üyelerini değil daha eski imparatorları temsil ettiğini iddia etmiştir.

4. San Marco’nun güneybatı köşesinde kesilmiş bir porfir kolonu olan Pietra del Bando’da dört tetrach ile aynı porfirden yapılmış, aynı yerden getirilmiştir. Venedikli yetkililerin bir zamanlar kent halkına duyuru yapmak için durdukları yer bu sütunun yanıydı

5.Aziz Theodore’un timsahı, öldürdüğü su ejderini temsil ediyor. Venedik bir deniz şehri olduğu için, kentin koruyucu azizlerinin bir su canavarını yenmesi daha uygun bulunmuştur. St. Theodore, 828 yılında bazı Venedikli tüccarların İskenderiye’den St. Mark’ın kemiklerini çalıp Mısır’dan çıkarmak için onları Müslüman gümrükçülerin asla bakmayacağı domuz yağ dolu bir varile saklamasına kadar kentin Patron Aziz’i olarak kaldı.

6. San Marco Bazilikası’ndaki sunak da Enrico Dandolo tarafından getirilmiştir.

7. Piazza San Marco lagününün girişi olan Molo’da ki ikiz sütunlardan birinin üzerine yağma ile getirilmiş bir Roma heykeli konularak St. Theodore’un gövdesi olarak kullanılmıştır. Orijinal heykel günümüzde Doge Sarayı‘ndaki ana avludan hemen uzakta bulunmaktadır yerine kopyası konulmuştur. Lagün’den Piazza San Marco’ya girildiğinde Molo’da karşılaşılan iki kule 1268’de yapılmış olup birinin üzerinde San Marco Aslanı diğerinde St. Theodore ve timsahı bulunmaktadır. 13. yüzyılda, kumar oynamaya izin verilen tek yer bu sütunların arasındaydı. Bazı  kayıtlara göre ‘Adalet Sütunları’ olarak anılan mevkide halk önünde idam cezaları infaz edilmiştir. 175 yıl boyunca ölüm cezası canlı canlı yakılma şeklinde infaz edilirken, 1446’dan sonra Venedik adaleti biraz daha insaflı olmuş, suçluların ilk önce kafaları kesilip, sonra ateşe yakılmışlardır

8. Acre Sütunları, Venediklilerin 1258’de Cenevizlileri mağlup ettiği Acre şehrinin (şimdi kuzey İsrail’de) adını taşıyan iki dikdörtgen sütunun adı olup, Bazilika’nın Tetrarchy yakınlarındaki güney duvarında yer almaktadır. Venedik Cumhuriyetleri ile Cenova arasındaki savaşlar 150 yıldan fazla sürmüştür. Acre sütunları Konstantinopolis’ten çalınan ganimetlerin bir parçası olup, muhtemelen St. Polyeuctus Kilisesi’nden sökülerek İtalya’ya taşınmışlardır.

9.Venedik’in en saygın azizi St. Marko’nun kemikleri dışında 4. haçlı seferi şehre pek çok azizin kemikleri ve kutsal emanetler getirilmiş olup, Santa Lucia, Santa Agatha, San Simeon, San Anastasius ve Şehit Aziz Paul bunların başlıcalarıdır. Bunların bazıları zamanla kaybolmuştur. 1971 yılında, Saint George’un başının kalıntısı, Amerikan Ortaçağ Tarihçisi Kenneth M. Setton tarafından San Giorgio Maggiore Kilisesi’ndeki bir dolapta yeniden keşfedilmiştir.

10. Acre Sütunları yakınında, Bazilika’nın Doge’nin saray tarafında, ‘İlan Taşı’ veya Pietra del Bando olarak bilinen küçük bir porfir kütüğü bulunmaktadır. 1258’de Acre Muharebesinden alınan taş Venedik’e geri döndüğünde, ilk olarak Cumhuriyet’teki hainlerin yargısının okunduğu yer olarak kullanıldı. Ardından bu hainlerin başları taş üzerinde sergilendi.

Notlar

[1] Zara, Hırvatistan’da Adriyatik Denizi kıyısında yer alan eski şehirlerden birisi olan Zadar’ın eski adıdır.

[2] Konstantinopolis Yağması’ndan beş yıl sonra, 1209 yılında aynı Papa III. Innocent, Katharlar olarak bilinen Hıristiyan mezhebine karşı Albigensian Haçlı Seferi’ni başlattı. Albigeois Haçlı Seferi’nin düzenlemiş Kuzey Avrupa’dan 30.000 kişilik şovalyeler ve piyadelerden oluşan bir Haçlı Ordusu şimdiki Güney Fransa olarak bilinen Pirene dağlarının eteklerine inerek,  Avrupa tarihinde ilk soykırımı gerçekleştirmiş, onbinlerce insanı farklı mezhepten diye kadın, çocuk ayırt etmeden öldürmüşlerdir.

[3] Quadriga (Latince quadri ‘dört’ ve jungere, (at) koşmak) Olimpiyat Oyunlarında ve diğer oyunlarda yarıştırılan, yan yana koşulmuş dört at tarafından çekilen araba ya da chariotun adı olup, Yunanca Tethrippon’nunun Roma’daki karşılığıdır.

[4] Bugünkü Şehzadebaşı’nda yer alan Philadelphion Meydanı’nda bir zamanlar yer alan aynı adlı kültür sarayından…










































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder