Frankenstein ya da modern Prometheus Bilime
Kucak Açan Dehşetli Bir Modern Masal
Işın Beril Tetik
… .. “Etrafıma bakındığımda ne kendim gibisini görüyor ne de bahsini duyuyordum. O halde bir canavar, herkesin kaçtığı ve yadsıdığı, yeryüzünün kara lekesi miydim ben?
Frankenstein'in Yarattığı
Marry Shelley’nin eseri, tam da tahmin ettiği üzere, aradan yüzyıllar geçse de okuyucusunu her seferinde dehşetle ürpertmeyi başardığın gibiş, aynı zamanda her cümlede düşünmeye, özdeşleşmeye ve hissetmeye itecektir. Çünkü Frankenstein’ın hikâyesi, insanı kendi doğasıyla acımasızca yüzleştiren, yeryüzündeki varlığına dair sonsuz kibrini kıran, bilimin sınırlarını yollayarak yaratımın sorumluluğunu hatırlatan acı bir tokat gibidir.
Frankenstein ya da Modern Prometheus… Hem edebi tarzı; hem felsefi hem de bilimsel bakış açısıyla, dünya edebiyatında daima önemli bir yer tutacaktır. Şimdilerde kullanılmayan klasik bir anlatı stili olan, bugünün buluntu anlatısının atası, mektup içinde mektup tarzını hayran bırakan bir beceriyle kotarışı; gotik, korku, fantastik gibi edebiyat türlerini taçlandırırken , bilim kurgu edebiyatına basamak olması, onu diğer büyük eserlerden ayırmakta ve özel bir yere koymaktadır. Hem tema hem felsefe açısından zenginliğini tartışılmaz kılınsa, bilimin sınırları, insan doğası, kötülüğün sebebi, tanrının oynamak, yaratımın sorumluluğu ve ölüme meydan okumak gibi insanın kafasını kurcalayan pek çok konuya dair sorular sorup cevaplar aramasıdır.
Ama her şeyin ötesinde, belki de sorduğu en can alıcı soru şudur: Asıl canavar kimdir? İstanbul, Kasım 2019
Birinci Mektup
Bayan Saville’e, İngiltere
St. Petersburg, 11 Aralık 17-
Uğursuzluklara gebe olduğunu hissettiğin yolculuğun kazasız belasız başladığından haberdar olmak seni memnun edecektir. Buraya dün vardım ve ilk işim sevgili kız kardeşimi sıhhatimden ve yolculuğumun başarılı olacağına dair inancımın giderek arttığından haberdar etmek oldu.
Şimdiden Londra’nın kuzeyinde epey ilerledim. Petersburg sokaklarında yürürken sinir uçlarımı uyarıp içini hazla dolduran seri kuzey rüzgârının yanaklarımı okşadığını hissediyorum. Bu hissi anlıyor musun? Yoluna düştüğüm yerlerden esen bu rüzgârla o soğuk iklimlerin tadına şimdiden varıyorum. Vaatlerle dolu bu esintinin verdiği dirilikle gündüz düşlerim daha da canlanıyor ve coşkuyla doluyor. Kutbun buzlarla kaplı bir ıssızlığın yuvası olduğuna inanmaya başlasam da nafile; orası hayal gücümde güzelliğin ve hazzın diyarı olarak canlanıyor. Orada güneş gözden hiç kaybolmaz. Margaret, geniş yuvarlağıyla ufku hareleyerek sonsuz ihtişamıyla parlar. Kar ve buzun -bu noktada müsaadenle benden önceki kâşiflere güveneceğim- sürgün edildiği yerdir oralar vre durgun denizdeki seyrimiz belki de bizleri bugüne dek keşfedilen tüm bölgeleri gölgeleyecek topraklara sürükleyecektir. O bakir ıssızlıkların ürünleri ve özellikleri, tıpkı göğündeki cisimlerin deviniminin şüphe götürmez bir şekilde olduğu gibi eşsiz olacaktır. Ebedi ışığın ülkesinden neler beklenmez ki! Orada pusula iğnesini kendine çeken eşsi gücün ne olduğunu keşfedebilir, yalnızca böyle bir seyahatle mümkün olacak ve göğün göze tuhaf görünen hallerini tutarlı bir hal getirecek binlerce gözlem yapabilirim … ..
… ..
*Frankenstein & Mary Shelley
Birinci Basım: Eylül 2022
İngilizceden çeviren: Sezen Kiraz
Can Sanat Yayınları
*Prometheus, Hesiodos'a göre İapetos'la ve Klymene'nin oğlu ve Atlas, Menoitios ve Epimetheus'un kardeşidir. Bazı metinlerde Prometheus'un annesi Asia ve kardeşi Athos olarak gösterilir. Prometheus, öteki kardeşleri gibi, tanrısal düzene kafa tutmuş, karşı çıkmış ve öteki kardeşlerinden farklı olarak sonunda insanoğlunu yaratarak ve onlara ateşi (yaratıcılığı, bilimi, uygarlığı) vererek bu düzeni değiştirmeyi başarmıştır.
Etimoloji:
Prometheus, Hint-Avrupa dil ailesindeki "önce" öneki olan "pro" ve "metheus" olarak ayrılır. Metheus sözcüğünün yakın kökeni, “matematik” sözcüğünün bile dayanağı olan, Yunanca “öğrenmek” anlamındaki “math-”tır (μάθ). Grekler, mitolojideki Prometheus’a “önceden öğrenen” anlamını yükleyerek onu bir kahin tanrı olarak nitelendirmişlerdir. Uzak kökeni ise Sanskritçeye dayanır. Prometheus, Hint mitolojisindeki ateş tanrısı Agni ile eşlenebilir. Sanskritçedeki “yakmak” anlamında kullanılan “mathaya” (मथाय) Grekçedeki “metheus” sözcüğünün mitolojik kaynağını böylece açıklar; Prometheus ateşi çalarak insanları yaratmıştır.[1]
Mitoloji:
Olympos Tanrıları'nın kuvvet ve kudretine karşılık, Prometheus'ta kurnazlık ve zekâ vardır. Titanların isyanları sırasında tarafsızlığını korumuş ve başkaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus'un gözüne girmeyi başarmıştı. Zeus onu Olympos'daki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu. Dedelerinin öcünü almak için, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı. Sonra onun acizliğine acıyarak, Hephaistos’un (Demirci Tanrı) alevler saçan ocağından bir kıvılcım çaldı ve insanlara armağan etti. Bunun için Zeus tarafından Kafkas Dağında zincire vurulmuş ve Prometheus Desmotes (zincire vurulmuş Prometheus) adıyla anılmıştır. Prometheus, insanlarla ateşi (bilimin ve aydınlanmanın sembolü) paylaştığı için Zeus tarafından, bir kartalın (bazen akbabayla karıştırılır) her gün, geceleri yeniden oluşan karaciğerini yemesiyle cezalandırılmıştır. Onu Kafkas dağının tepesindeki bu işkenceden Zeus'un oğlu olan yarı tanrı ve ölümlü Herakles kurtarır. Prometheus; "Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur" der, böylelikle insanlığa özgürlüğün yolunu göstermiş olur.
Bu arada Zeus, kendisini hiçe sayan insanlara da bir ders vermek için Hephaistos'a su ve balçıktan ilk bakirenin heykelini yaptırdı ve kalbine ruh yerine Prometheus'un ateşi çaldığı yerden aldığı bir kıvılcımı koyarak ona Pandora adını verdi. Onu insanlara yollarken eline verdiği kutuda (Pandora'nın Kutusu) ise tüm kötülükler ve ızdıraplar vardı. Zeus böylece insanlardan da intikamını almış oldu.
Prometheus'un zincire vurulmasındaki asıl neden Zeus'un ondan korkuyor olmasıdır. Geleceği görme yetisine sahip bir titan olan Prometheus, bu yetisini kullanarak Zeus'un Kronos'u tahttan indirmesine yardımcı olmuştur. Gelecekte de Prometheus'un bu özelliğini kendisinin tahttan düşürülmesi için de kullanacağından korkan Zeus, Prometheus'un ateşi (bilgiyi) çalarak insanlara vermesi ile ondan kurtulmak için gerekli fırsatı elde etmiştir. Bu işkence 30000 yıl sürmek üzere planlanmıştı fakat Herkül'ün onu serbest bırakmasıyla Prometheus kendisinin karaciğerini her gün yiyen kartalı buldu ve öç olarak Zeus'un Prometheus'u cezalandırmakla görevlendirdiği kartalın karaciğerini yedi. Zeus bu şekilde cezasını sonlandıran Prometheus'u affetti ve tekrar ölümsüzlerin arasına aldı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder