4 Temmuz 2015 Cumartesi

Gözüne gözlük *

-Gülmek için okuyacağınız kitap 142 sayfa. Kısa bölümler halinde anlatılan öyküler bir solukta okunabiliyor.  Aslında günlük hayatta karşılaştığımız komk tarflarımıza şahit oluyorsunuz. Kısa alıntılarla gülümseyelim....
... ..
-Çay mı, kahve mi?
-Teşekür ederim, ben içmeyeceğim.
-Yooo... Vallahi olmaz, bir çayımızı için...
Çaylar geldi. Ağır ağır yudumluyorum ki, zaman kazanayım.
-Her çay yudumunda içimden bir tepki ile zorlanıyorum. Dokuzuncu bardak çaydan sonra birdenbire her yanımdan ter boşadı. Terle öbürü arasında pek büyük fark yoktur. Terleye terleye belki rahatlarım. Boncuk boncuk ter döktüğümü gören avukat,
-Siz rahatsızsınız, dedi.
-Çok, hem de nasıl...
... ..Hep birden ısrar ediyorlar.
-İçin, için...
-Elimden gelse ben sünger, kurutma kağıdı yutacağım.
Hemen hemen zorla bana hapı yutturup üstüne bir bardak suyu da içirdiler.
-Ben o bir bardak suyu da içince,
-Dayanamıyorum, dışarıya çıkacağım...  dedim.
-... .. Ayağa kalkıp sendeledim. Birisi içeri girdi:
-Otobüz hazır beyefendi, sizi bekliyoruz. Kalkacak... ..

İstanbul Masalı *

Her kentin bir masalı olduğu gibi, İstanbul’un yüz binlerce yıllık masalının anlatıldığı kitap 104 sayfa. Anlatan Mine  Soysal yanlız çocuklar için değil aynı zamanda yetişkinler için de sürükleyiici bir dik kullanmış. İstanbul’u ve tarihini biliyorum diyenler de okuyabilirler.  Resimleyen Betül Sayın da anlatımla birlikte bir bütünün tamamlanmasına katkı sağlamış. İstanbul’u  tarihten günümüze anlamak çin kısa alıntılar yaparak kitabın sayfalarında dolaşalım.
-Şehir nice göçlerin , istila ve savaşların sahnesi olur. ... gün gelir, dünyanın en büyük imparatorluğuna başkentlik eder. ... ..

-... ..mağaradan ilk köylere, Yunan liman kentinden büyük Roma kentine, Bizans’ın ilk Hristiyan başkentinden Osmanlı’nın Müslüman başkentine dek süren değişimi ve böylece, günümüzün dünya kentinin nasıl oluştuğu anlatılır. ... ..
-Yarımburgaz Mağarası’nda... ..
-.. .. yaklaşık 20 bin yıl önce yer hareketleri sonucu oluşan bir tatlı su gölü olan Marmara kıyıları ... .. Orta Çağ Taş Devri... .. avcı ve balıkçı topluluklar... ..
-... .. 10 bin yıl öncesi... .. Yeni Taç Çağı ... .. ilk üretim ... .. buğday, arpa, mercimekgiller ve baklagillerin tarımının başlaması... .. koyun, keçi, sığır vb. hayvanların evcilleştirilmesi... ..
-... ..7500 yıl önce Çanakkale boğazının açılması ve Ege Denizinin tuzlu sularının Marmara Denizi’ne karışması... ..
-... .. 6000 ile 3000 yıl önceleri ... ..kent devletlerinin kurulması... .. tarih sahnesine ilk kez çıkan imparatorluklar... .. troia, Hitit uygarlığı, Miken uygarlığı... ..

28 Haziran 2015 Pazar

Nevzat Yalçıntaş’ın Yürüyüş Yolu *

Demokrasimizin Perde Arkası
Yazılmayan anılar
Kitap 357 sayfa. -Kitap 142 sayfa. Kısa bölümler okumayı kolaylaştırıyor. Çocukluk yıllarının anlatıldığı ilk bömlümler çekicilikten uzak kalmış. Son bölümler ilginç...  Okumaya, cumhuriyetin ilk yıllarındaki eski Ankara’yı yaşayarak başlıyorsunuz. Uzun hayat ve devlet tecrübeleri başlangıçta suya sabuna dokunulmaksızın sıralanmış. Olayların bilinmeyen arka planlarına yeterince girilmeden geçilmiş. Son bölümlerde güncel gelişmelerle ilgili ayrıntıları bulabilirsiniz. Okunacak kitaplar arasına alınmalı...
 Kısa kısa vurgularla kitaba göz atalım;
-“Hergele Meydanı”nın doğru adının “Er Gelen Meydanı” olduğunu...
Türkçe ve Arapça ezan
-Babası Ankara’da Demokrat Parti İleri gelenlerinden Hasan Efendi... DP  mitinginin öne çıkan konuşma konusu Türkçe ezan yerine Arapça ezanın okunması... ..
-... .ezan 18 yıl Türkçe okutulması... ..  kominizme karşı dini değerlerin öne çıkarılması...
-Celal Bayar’ın konuşması ... .. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde... ..  CHP’nin 1946’daki gibi oyları çalacağı iddiaları...
-İki gün sonra DP’nin iktidar olması...
-“Kıbrıs bizim canımız, feda olsun kanımız”... .. “Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır”... “Ya taksim ya ölüm”... ...
-Türkiye’nın NATO’ya girmesi... ... Kore savaşı... ..
-Ankara’nın önemli tüccarlarından baba Hasan Efendi ve komşuları Vehbi Koç... ..
-Lie öğrencisiyken ... “Allah, Millet, ve Vatan Yolunda Serdengeçti” dergisi... .. İsa Yusuf Alptekin... ..
Yaş 17; ilk yazı, ilk mahkeme
-Sıkıyönetim Mahkemesine çağrılışı ... .. “1933 doğumlu Hasan oğlu Nevzat Yalçıntaş... diye bağıran mübaşir... ... kovuşturmaya yer olmadığı kararı ... ..

25 Haziran 2015 Perşembe

Eşim Aşkım Olsun *

Sema Maraşlı, eşlere hayata dair ip uçları veriyor. Okuması kolay kısa bölümlerden oluşan kitap 71 sayfa. Anlatılanlara bakarak; ”Benden mi bahsediyor...?” ya da “Tek sorun(lu) ben değilmişim” de diyebilirsiniz. Eşler, eş olacaklar okumalı. Aşağıdaki kısa alıntılar size fikir verebilir:
-... Karşılıklı oturdular. Melek Hanım gülümseyerek anlatmaya başladı.
-“Düğünümden önce çok sevdiğim üç kişi; babam, halam ve teyzem birbirlerinden habersiz ayrı ayrı bana nasihat ettiler. Rahmetli babam... .. ‘Kızım ne olursa olsun kapıda kocanı asla asık suratla karşılama. Onu her zaman güler yüzle karşıla, güler yüzle uğurla’ dedi.... ..
-...Ben de yapabilir miyim acaba?
-“İstersen yaparsın kızım... .. Kibir, gurur, çokbilmişlik bazen dürter, mutsuz eder insanı. ... .. Evin kapısını açarken gönlünün kapısını da aç eşine. ... .. Gülümsemek de en büyük güzelliktir. Kocanın geleceği saatte biraz da kendine çeki düzen ver. Saçını başını tara,... .. Güzel elbiselerini, eteklerini giy, onun için giyin, süslen.”... ..
-... ..”Neden bana hükmetmeye çalışıyorsun bu kadar? Sen mi benim kocamsın ben mi senin kocanım? Bana kocalık, patronluk, annelik, öğretmenlik yaptığın her ne ise artık yapma dayanamıyorum.” demişti. ... ...
-Baharatçı sanki onun ne için gelmiş olduğunu anlamış gibi telaşlandı. Bir an ne diyeceğini şaşırdı. ... .... ..”Benim evde beslediğim erkek bir kedim var. Hani mart ayı geliyor. Çatılarda miyav miyav miyavlamasın, azıp kudurmasın, milletin kedilerini rahatsız etmesin diyorum. Onun karşı cinse olan ilgisini azaltacak yani cinsel gücünü kesecek bir ilaç yok mu?”
-Baharatçı duyduklarına inanamadı.
-Kızım sen konuştukça ben şaşırıyorum. ... .. Bırak hayvanı, senede bir hayatının keyfini sürsün. ... ..
-“Tabi bu arada sık sık çiçek almayı unutmamalısın.” diye devam etti Refik. “Çiçekler sevgiyi anlatır. Çiçek vermek seni seviyorum, demektir. Fakat kadınlar çiçek almakla yetinmezler.Ayrıca sevildiklerini duymak isterler.  Her fırsatta onu sevdiğini söylemelisin.” ... ..
-.”.. ..Öğütlerinizden faydalanmayı düşünüyorum...” dedi. ... ...

20 Haziran 2015 Cumartesi

Ölmek Kolaydır Sevmekten *

-Yazarın önceki iki romanı; “Kılıç Yarası Gibi”de Osman ölülerin hikâyelerini dinlemeye başlamıştı, “İsyan Günerinde Aşk” da ise ölüler Osman’la konuşmaya devam etmişlerdi... .. şimdi ise 573 sayfadan oluşan bu romanda geçmişi hatırlayarak başlıyorsunuz. Öbür alem ve bu alem arasındaki yaşananlar canlanıyor gözlerinizin önünde... ... öbür tarafta Osman ve bu tarafta Ragıp Bey... Dilara Hanım,Şeyh Efendi, Hikmet Bey, Rukiye; Mihrişah Sultan .. Anya, Nizam..  arafta dolaşıyor gibisiniz....
Balkan Harbi'nin acılarını tekrar yaşarken derin düşüncelere dalabilirsiniz...
-Osmanlı’nın son döneminde yaşanan ve insanın içini acıtan tablolar bugün de yaşanmıyor diyebilir miyiz? Kendimize soralım....
-Bulgarlar nedense iki saat önce top atışını kesmişlerdi, sessizlik askerleri endişelendiriyordu, Bulgarların bir gece saldırısına hazırlandığından şüpheleniyorlardı.Raagıp Bey onların korkyuklarını hissediyordu, ... .. ilk kez ordunun bu kadar yılgın ve ürkek olduğunu görüyordu. Sayıları düşman birliklerinden daha fazlaydı ama düşmanda ki savaşma isteği onlarda yoktu, bu savaşı kazanacaklarına inanmıyorlardı... ..
-İstemek, demişti Şeyh Efendi, kendi noksanımızı gösterir. Unutmayınız ki bazen diğer insanlardan en çok istediğiniz, onlara en az verebildiğimizdir. ... .. Allah sevgisi mutlaktır lakin bir kulu sevdiğinde onu hatasıyla, noksanıyla seveceksin. ... .. sevgi eksikliğe rıza göstermektir. ... .. Eksikliğe rıza göstermeyen çok acı çekebilir. ... ..
-... .. “nedir bu komu,” dedi, “ne tuhaf bir koku.”
-Ölüm kokusu oğlum. Şehirde kolera salgını başladı ama bu herkesin bildiği lakin konuşulması yasak bir sır. ... ..
-Onlar konuşurken, ... .. arabanın yanından bir piyade birliği yürüyerek geçti; askerlerin avurtları çökmüş, yüzleri kara sarı bir renk almıştı; onlar cepheye götürecek trene binmek üzere istasyona gidiyorlardı. ... ..
-Cepheye gidiyorlar. ... ..
-Hikmet Bey, ... .. “insanları güçlü kılan, onların bir amacı, bir inancı, kıymetli bulduğu ölçüleri, dokunulmaz kutsallıkları, bağlandığı başka insanlar olmasıdır,” demişti içini öçekerek. “bunlara sarılır ve bizi utandıracak hatalara kaymaktan kurtuluruz ama Nizam’da  bunların hiçbiri yok, hiçbirşey kutsal değil, kıymetli değil onun için,

Din ve Diyanet ıı*

21. Yüzyıl Türkiye’sinde
Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun “21. Yüzyıl Türkiye’sinde Din ve Diyanet” adlı kitabının 527 sayfadan oluşan ikinci cildinde bilimsel faaliyetlerde yapılan konuşmaları yer alıyor.
Şûralar
Kongreler
Sempozyumlar
İstişari toplantılar
Konferanslar
Konuşmalara
Söyleşiler

Din ve Diyanet ı*

21. Yüzyıl Türkiye’sinde
-Önsözde anlamayı kolaylaştıran bir dil kullanılmış. “Din; fizik dünyanın metafizik arka planını tanıtması, hayatın anlamı, başlangııcı ve sonuna külli açıklamalar getirmesi ve beşeri ilişkilere bu çizgide bir kıvam vermesi bakımından insanoğlunu aydınlatıcı bir gerçek, bireyin iç dünyasında doğrudan doğruya yaşanan bir tecrübedir. Dindarlı ise bir bilinç halidir, bağlılıktır, istikamettir.” olarak tanımlanmış.
-İki cilten oluşan eserin ilki498 sayfa İkinci cilt ise 527 sayfa. Önsözden alıntılara devam edelim;
-... .. yanlış dini anlayışlar da dini referanslı problemlerin artmasına neden olmuştur. Artık günümüzde toplumun her kesimi için din konusunda ortak bilgi alanı oluşturmak, yanlış fikirleri ve öne çıkarılan yanlış örnekleri düzeltmek, hurafe ve bidatlerden arınmış sağlıklı bir dini bilgi ve ahlaki duyarlılığa sahip dindarlıkları oluşturmak, zorunlu ve öncelikli bir konu haline gelmiştir.
-21. yüzyılda “din, birey, devlet ve toplum ilişkileri” açısından İslam âlemi, yepyeni bir süreç ve imtihandan geçmektedir. ‘Medeniyetler Çatışması’ tezi ile kimi çevrelerce İslam’ın korku dini olarak sunulduğu, bir gerilim unsuru olarak gösterilmeye çalışıldığı, İslam dünyası ile Batı dünyası arasında başlangıcı tarihin kadim dönemlerine kadar uzanan bir kısmı dini, kültürel inanç ve yaklaşı farklılıklarının, karşılıklı anlayış ve hoşgörüye dayalı ilişkilerin gelişmesine engel teşkil edecek şekilde, abartılı ve kışkırtııcı bir üslupla ele alındığı ve farklı inanç menduplarının karşı karşıya getirildiği  bu süreçte ... ..
-Dünyamızda yaşanan bu sosyal ve kültürel değişmeler, hayatın nihai anlamına dair arayış ve yönelişlşer, fertlerin iç dünyalarında oluşan boşluklar ve tatminsizlikler sebebiyle kutsala olan ilgi ve isteklerin artması da... ..

Kitabın bölümleri arasında dolaşmaya başlayalım;