23 Ağustos 2015 Pazar

Beni Sessiz de Sevebilir misin? *

-Prof. Dr. Kemal Sayar kitabında mesajlar veriyor. Sevgi merkezli mesajlar. Anlamak isteyenler için kısa alıntıları paylaşalım:
-Halden bilene ihtiyaç var. Hali okuyabilene. Halden anlayabilene. ... ..
-Gerçek aşk sevilme ihtiyacının üstündedir, talep etmemeyi de bilmektir. Aşkın hakikati, âşığın susuşundadır, çektiği çilede, düştüğü çöldedir.
-Gönle düşen, dile düştüğünde bazen yere düşer.... ..
-Söylemek hep kelimelerle olmaz ya sevgili dost, hal de söyler.
-Gönülde olanı yere düşürme.
-Sessizce sev. Usulca. Kâinatı telaşa vermeden.
-Melekleri ürkütmeden sev.
-Sevmek...  sıradan olanda sıra dışını bulmaktır. Sevmek vermektir, affetmektir. ... ..
-Önce insana kıymet ver, ...
-Seni Yaratan’a yakınlaşmak için önce kendini sev, nefsin ve heveslerinden özgürleş. Bakış, arzu ve niyetini ıslah et önce. ... ..
-Dünyayı ürkütmeden sev, aşkı gürültüye boğmadan sev.
-Sevmeyi bilene her şey konuşur: Bir bakış, bir ifade, bir duygu, bir yara, bir yokluk, bir sessizlik.
-Öfke geçmişi iyileştirmiyor....
-Affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceği genişletir.
-Affet ve sabret. ... ..
-İnsanlar yaşadıklarını ancak ruhun ağrılarında hissedebiliyor. O kadar uyuşmuş hale düşüyoruz ki bazen, ancak ruhumuz acıdığında fark ediyoruz yaşadığımızı.

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Portobello Cadısı *

-Roman kahramanının çevresindeki kişilerin ağzından kitaba yansıtılan Athena’nın öyküsü... .. 261 sayfa. Romanya, Lübnan, İngiltere ve diğer ülkelerde yaşanıyor olaylar ... .. Kısa bölümler halinde ve sürüğkleyiici bir dille kaleme alınan roman süreükleyici ... .. okuması kolay... .. kısa alıntılarla fikir vermeye çalışalım:
-Boş inançlar, ne kadar saçma görünürlerse görünsünler, insanoğlunun düşgücüne yerleşip kalırlar ve insanlar tarafından fazla düşünülmeden sık sık kullanılırlar. ... ..
-Athena... .. “Portebello Cadısı”... ..
-Ruhum, Athena’nın ruhuyla dans edecek; uyurken onunla olacağım; kan ter içinde uyanarak mutfağa gidip bir bardak su içeceğim. ... .. bu dünyada yaşamaya yeniden ayak uyduracağım. ... ..
-Athena, herkesi mıknatıs gibi çektiğinin farkındaydı; kendisini seven herkese acı çektirdi....
-Biz kadınlar böyleyizdir, ... .. kendini sevgiye kolayca açmak kadının doğasında vardır. ... ..
-Kim olduğumuzu anlamanın en iyi yolu, çoğu zaman başkalarının bizi nasıl gördüğünü öğrenmektir. ... ..
-Athena, ... onun gerçek adı Şirin’dir. ... .. Şirin Halil. ... .. Beyrut’ta oturuyorduk...
-“Bu sizin işinize yaramaz. Bir çingenenin kızı o.” ... .. Kültürün genlerle aktarılan bir şey olmadığını anlattım ona. Bebek daha üç aylık bile değildi; bizim kızımız olacak, bizim âdetlerimize  göre yetişecekti. ... ..
-Artık bir çocuğumuz vardı...
-Bir ad, bir insanın hayatını etkileyebilir mi? Zamanla ad yapıştı kaldı. ... ..
-... .. kendimizi Londra’ya giden bir gemide bulduk. Sonradan, rakamlar çok güvenilir olmasa da, o iç savaş yıllarında yaklaşık 45.000 kişinin öldüğünü, 180.000 kişinin yaralandığını, binlerce kişinin de evsiz barksız kaldığını öğrenecektim. savaş türlü nedenlerle sürdü, ülke yabancı birlikler tarafından işgal edildi ve cehennem bugün de sürüyor.

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Karar Anları *

1986’da kırk yaşını kutladığı doğum gününe kadar bağımlı denebilecek kadar çok içen... ..   üniversite yıllarında sigaraya başlayıp dokuz yıl sonra bırakıp burundan da birşeyler çeken ve onu bıraktıktan sonra bir ara tütün çiğneyen, sonunda puro içen O adamın öyküsü... ..
Öyküleri anlatan adamı sevmeyebiliriz ya da sempati duyuor da olabiliriz... her durumda ne dediğine kulak verilmeli... günümüze ışık tutabilecek hatta dersler çıkarılabilecek ayrıntılardan yararlanılmalı... ..
Kitabın ilerleyen bölümlerinde yer verilen 11 Eylül saldırısı ve ardından yaşananları  Amerikan Başkanı’nın penceresinden anlamaya çalışmak, Afganistan’da El-Kaide ve Taliban’la başlatılan mücadele, , bölge insanının durumun, sözkonusu ülkeye komşu diğer ülkelerin tutumları, siyaset anlayışları ve diplomatik ilişkileri sürükleyici bir dille aktarılımış....  Afganistan coğrafyasının terörle mücadeleyi güçleştiren yapısı ... ..
Beş yüz sayfa kadar olan (494 sayfa) kitaptan özellik arz eden kısa alıntıları paylaşalım:
-Koşulsuz sevildiğinizi öğrendiğiniz zaman, isyan etmeye ve başarısızlıktan korkmaya gerek kalmıyor.
-Tarihi şekillendiren kelimelerin gücü ... ..  bir konuşmayı nasıl yapılandırmanız gerektiğini öğretti bize; Giriş, üç ana nokta, konuşmanın özeti ve sonu. ... ..
-Vietnam’da savaşan askerlerimize hayranım, onlara saygı duyuyorum. Onlardan yaklaşık altmış bin kişi evlerine dönemedi. Onlarınkiyle kıyaslanınca benim hizmetlerim hiç sayılır. ... ..
-... .. Bu grup Çarşamba geceleri İlk PresbiteryenKilisesi’nde toplanıyordu. Ben de onlarakatılıp bir deneme yapmayı düşündüm. ... .. Her Çarşamba Yeni Ahit’ten bir bölüm inceliyorduk. ... ..
-... .. zamanla dinsel inacım artmaya başladı. ... .. İlk zamanlar kuşkularım yüzünden sıkıntı yaşadım. Özellikle benim gibi mantığa önem veren biri için, Tanrı’ya inanarak yaşamak büyük gelişme sayılırdı. İnsanın kendini Tanrı’ya teslim etmesi egoya meydan okumaktı. Halbuki zamanla anladım ki mücadeleler ve kuşkular inancın doğal parçalarıdır. ... ..
-Sonuçta inanç bir yürüyüştür; daha büyük bir anlayışa doğru yapılan bir yoculuktur.  Tanrı’nın valığını kanıtlamak mümkün değildir ama inanmak için standart olmaz bu.  Çünkü O’nun var olmadığını kanıtlamak da aynı şekilde

31 Temmuz 2015 Cuma

Kanuni’nin Akıl Oyunları *

Kanuni’nin öykülerle anlatılan tarafını okumak isteyenler için... .. Kitap 264 sayfa. ... .. İlgi çekici olaylar sürükleyici bir dille anlatılıyor. ... .. İlgi çekici kısa bir bölümü paylaşalım:
-..... Sultan Süleyman’ın isteği üzerine Macaristan Kralı Zapolya ile Polonya Kralı Sigismund’un kız Isebella evlenirler... .. Zapolya oğlunun ... .. doğumundan bir ay geçmeden vefat etti. ... Kraliçe Isebella, ..... kendilerini Ferdinand’ın saldırısından bir kez daha kurtaran Sultan Süleymen’a teşekkür etmek için maiyetiyle birlikte Peşte’ye geçti ... .. Kanuni bu genç anneyi çadırında kabul edecektir. 1541 yılının Ağustos’unda gerçekleşen bu görüşmede ünlü minyatür ustası Matrakçı Nasuh da bulumaktaydı. Ve bu görüşmeyi Süleymannâme adlı kitap için çizmişti.
Bir minyatürün anlattıkları
-Münyatürde Sultan Süleyman Peşte’de, mavi tonlarda bir otağın içinde, kendisi için hazırlanmış tahtında oturuyor. Otağın giriş kapısı üzerinde, kırmızı, etekleri sarı ikinci bir gölgelik saçak vazifesi görüyor. Kanuni, içinde sarı tonlarda bir gömlek giymiş, üzerindeki kaftanı uçuk mavi. Tahtında bağdaş kurarak oturuyor. Lütfen minyatürlerdeki detaylara dikkat edelim. Çünlü minyatürler bizim gerçek tarihimizi yansıtırlar. Hâlbuki bizler yıllardır Avrupalıların Paris’te, Londra’da sadece para kazanma amaçlı, iftiralar ve yalanlarla dolu tablolarını dikkate aldık. Kendi minyatürlerimizi ihmal ettik. Sadece bu Peşte buluşması minyatürü bile Osmanlı temalı dizi ve romanların birçoğunun ne kadar gerçekten uzak olduklarını ispatlamaya yetecektir.
-Minyatürde bağdaş kurmuş bir padişah görüyoruz. Kanuni, hayatı boyunca hep bağdaş kurarak oturmuştur. Bizim gibi sandalye tepesi oturuşu çok nadirdir. ... .. Minyatürde, Sultan Süleyman’ın arkasında iki tane genç delikanlı görülmektedir. Dikkat ederseniz sakalları bile tam çkmamıştır bu gençlerin. İlk bakıldığında saraylı Enderun öğrencileri olduğu sanılabilir. Çünkü Osmanlı padişahlarının arkalarında devamlı ayakta duran iki adet Hasodalı genç vardır. ve birçok minyatürde görülebilir. Ancak buradaki gençlerin bşında, Hasodalı başlığı (Zerrin Külâh) yok. İçi kırmızı kavuklu beyaz sarık dolanmışlar. Matrakçı’nın minyatüründeki bu detayın yanında bu görüşmede Sultan Süleyman’ın iki oğlunun da bulunduğunu biliyoruz. Yani bu minyatürde saygıyla babalarının yanında duran bu iki kişi: Selim ve Bayezid’den başkası değil. Ayrıca Sultan, birazdan bir hanımla görüşecektir. Kanuni bu görüşmede bile yalnız

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Bilim ve Yanılgı *

Taha Akyolun bu eseri de diğer kitapları gibi bir başucu olarak değerlendirimeli. Bilgilerinizi tazelemeniz bilmediklerinizi öğrenmeniz için gerekli bir kaynak kitap.Tekrar tekrar okunabilecek kalitede. Anlaşılması kolay olmayan ve başa dönmeyi gerektiren bölümleri de var. Her şeye rağmen sürükleyici bir dille kaleme alınmış.
Aydınlarımızın, kendini geliştirmek isteyenler okumalı. Ders almak isteyenler için tecrübelerle dolu. Geçmişten geleceğe uzanan süreçler akıcı bir dille anlatılmış. Felsefeye merakınız var ise ilginizi çekebilir. Derin düşünmeye başlayabilirsiniz. Okurken kendinizi zaman ve mekân ötesinde bulabilirsiniz.
Okudukça farkındalığınız artıyor.
Kitabı okumamız için gerekçe oluşturabilecek kısa bilgiler paylaşalım:
...
Yükselen Asya
-Amerikalı yazar Fareed Zakaria’nın Amerika Sonrası Dünya kitabı!... Kitabın ilk bölümünün başlığı “Diğerlerinin yükselişi”dir ve “Amerika nasıl başa çıkılabilir?” sorusunun cevabını araştırıyor. Zakaria da Asya’nın yükselişini kabul ediyor. Artık uluslararası ekonomik ve siyasi kurumlarda Batı egemenliğinin yürümeyeceğini, uluslararası kurumlarda iktidarın paylaşılmaı gerektiğini söylüyor. Ama Zakaria’nın önemli bir vurgusu var:
Amerika’nın en iyi endüstrisi yükseköğretimdir. ... Dünya nüfusunun yüzde 5’ini oluşturan ABD dünyanın en başta gelen elli üniversitesinin, bilim dallarına göre , yüzde 42 ila yüzde 68’ine sahip olmakla dünya yükseköğretmine hükmetmektedir. Başka hiçbir alanda ABD’nin avantajı bu kadar rakipsiz değildir. ... ABD milli gelirinin yüzde 26’sını yükseköğretime yatırıyor; Avrupa’da bu oran yüzde 1,2 ve Japonya’da yüzde 1,1 olmasına karşılık...
-Bilim, üniversite çağımızda ne kadar büyük bir stratejik kuvvet, görüyor musunuz?
-Avrupa’yı mısoruyorsunuz? Doğrusu karanlık olmayan ama pek de parlak olmayan bir gelecek gözüküyor. Yaşlanan, doğurganlığı duraklamadan öteye nüfus azalmasına dönen, parçalı karar organları dinamik çalışmayan ve hepsinden önemlisi “küreselleşmeden korkan”, içine kapanan Avrupa’yı XXI. yüzyılın küresel dünyasında zor günler bekliyor. ... ..
-... .. Tekrar vurgulayalım, iki temel dinamik uygulamalı bilim ve piyasa ekonomisi.

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Muhsin Başkan *

Kitaba “Ülkücü Hareket”in tarihi derinliklerini anlatarak başlanmış. Meraklısına çok miktarda bilgi var... anlatım okumayı zorlaştırmış ... .. kötü baskı da bunda etkili... ... doğrudan Muhsin Başkan’ı okumak isteyenlerin kitabın ilerleyen bölümlerine kadar sabırlı olması gerekiyor. Kitabı satın alanların ; “ne oldu, nasıl oldu, niçin oldu... ..” sorularına ne kadar cevap verilmiş... .. Olayların arka planına ilişkin ne kadar ayrıntıya girilmiş? Takdir okuyucunun... ..
-Yapılan değerlendirmeler ve günümüze de ışık tutan bölümlerin hakkını vermek gerekir...  ..
-Eseri okurken, Musin Yazıcıoğlu’nun hayatını sonlandıran şüpheli kazayı, yakın tarihimiz ve günümüzde izlemeye devam ettiğimiz gelişmeleri anlamlandırabiliyoruz ... ..
Kitaptan alıntılarla Muhsin Başkan’ı anlamaya çalışalım:
12 Eylül ve Yakalanışı
-... .. Ve C-5 denen Mamak Garnizonu’na getirildim. ...
-‘Geber lan’” dediler... ‘Zaten gebereceksin...’... .. elektrik ve dayaktan etkilenmemiştim. Ama soyundurmadan etkilendiğimi anladılar. ... .. bu işkenceyi iyi keşfetmişlerdi... ...
-(sf.139)... .. MHP, 12 Eylül öncesinde de, Cunta döneminden sonra da görüşlerinde hiçbir değişikliğe uğramamıştır.
-12 Eylül öncesi çatışmaları bir zaruretti. 12 Eylül Darbesi’nden sonra bu zaruret ortadan kalkmıştır.
-Muhsin ve arkadaşları 12 Eylül öncesinde, çokluğu Ülkü Ocakları başkanlıklarında ve yönetim kurullarında bulunmuş isimler olarak... ..
-Siyasal İslama yakın muhafazakar seçmenin tercihleri ile iktidar olmanın cazibesi arasında sıkışan MHP, sistemin endişelerini gidermekte gecikmeyerek ve tercihini iktidardan yana kullanacaktı. Merve Kavakçı’nın TBMM’yi ‘çığırtkanlar’ ve ‘suskunlar’ olarak ikiye bölmesinden kısa bir süre önce MHP’nin türbanlı Antalya milletvekili Nesrin Ünal, mecliste başı açık

Hatun *

 “İslâm’da Kadın Sorunu” bir başka pencereden anlatılmış. Musa Carullah’ın 1916’da kaleme aldığı ve 1933 yılında Berlin’de bastırdığı eseri  Prof. Dr. Mehmet Görmez yayına hazırlamış. Kitap 165 sayfa.
-Satırlar arasından kısa alıntılar ...
-Bir erkek için İslâm’dan sonra dindar bir hanım kadar hayır ifade edecek başka bir varlık olmaz. Kendisine baktığında huzur duyar, emrettiğinde itaat eder... ..Bu hadise göre (İbn Mâce, Nikah, 1847) dünya saadetinin en büyüğü dindar, ahlaklı, güvnilir ve eşine itaat eden güzel hatundur. ... ..
-... ..Kur’an-ı Kerim, hatunların teminatlarına önem vermiş:
“Onlarla iiyi geçinin, eğer onlardan hoşlanmassanız, biliniz ki, hoşlanmaddığınız bir şeyde Allah sizin için büyük hayırlar var etmiş olabilir.” ayet-i kerimesi... (4/Nisâ, 19, 20, 21)  Bu üç ayet-i kerimede hatunların hâlleri hakkında Kur’an-ı Kerim’in ehemmiyet verdiği şu hususlar vardır:
1.Hatunların büyük küçük kusurlarına katlanmak vaciptir. ... ..
*Hatun – Musa Carullah