7 Kasım 2015 Cumartesi

Ana-baba Okulu *

Prof. Dr. Haluk Yavuzer’in editörlüğünü yaptığı kitap konu uzmanlarının çalışmalarından oluşuyor. Konu başlıklarına ilgi duyanların doyurucu cevaplar alabileceği eser 448 sayfa. Ana-Baba Okulunda verilen dersleri kapsayan ve dikkat çeken konu başlıklarını paylaşalım:
Bebeklik Dönemi (0-2Yaş)
Algısal gelişim
Sosyal ve duygusal gelişim
Annenin tepkilerinin çocuklarıyla olan etkileşimine etkisi
Kişilik gelişimi zeka gelişimi
Dil gelişimi
Okul Öncesi Dönem (3-6 Yaş)
Çocuk eğitiminde sevgi ve kararlılığın önemi
-Okul öncesi dönemde çocuk, sözle anlatılanlardan çok gözlemleri ile öğrendiği için , bu dönem eğitimimnde yetişkinin örnek olması çok önemlidir. Anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkilerde sevgi en önemli faktördür. Sevgiden uzak olarak büyütülen çocuk, susuz bırakılan bir bitkiye benzetilebilir. Sevgi ve şefkat eksikliği, çocuğun gelişmesini, her yönü ile etkileyebilir. ... ..
-Çocuk, anne-babasının, eğitim konusunda aldıkları ortak makul kararları ve buna uygun pekiştirici tutumlarıyla yetişkinlere ve kendisine güvenmeyi ve kendi gücünün sınırlarını öğrenir. ... ..
-Anne-babanın, çocuğun eğitimi konusunda anlaşamadığı, birinin “evet” dediğine, diğrinin “hayır” dediği, ailedeki yakın akrabaların da, onların bu farklı tutumlarını, değişik görüşleri ile daha da karmaşıklılaştırdıkları aile ortamlarında yetşen çocukların, ne kendi güçleinin sınırlarını bilmeleri ne de neyi yaoıp neyi yapamayacakları hakkında doğru karar vermeleri pek mümkün olmaz. ... ..
Oyun
-Çocuğun büyümesi ve sağlıklı gelişmesi için nasıl beslenme, bakım ve sevgi gerekli ise “oyun” da en az bunlar

5 Çocuk 5 İstanbul *

Kitap, dünyanın en büyük kentlerinden biri olan İstanbul’u küçük çocuklarımızın da algılayıp tanıması amacıyla hazırlandı. Betül Sayın'ın yazıp resimlediği bu eserde okulöncesi küçükler ve okumaya yeni başlayanlar için İstanbul anlatılıyor.
  Kitapta yer alan 5 bölüm , bugün İstanbul dediğimiz çok geniş kentsel alanda, günümüzden geriye doğru 5 farklı tarihsel dönemde yaşayan 5 çocuğun öküsünü yer alıyor. 
Böylece çocuklarımız, Türkiye’ye yön veren bu büyük kentin geçirdiği birbirinden değişik dönemleri, kısa ve ilginç birer öykü yardımıyla gözlerinde daha kolay canlandırabilecekler.
(**Mine Soyal’ın “Sunuş” yazısından alıntı.)
Bölümler
Turuncu Saçlı Mert
Kırmızı Fesli Hamdi
Mor Aynalı Helen
Mavi Para Keseli Milya
Kemik Tokalı Kız

5 Kasım 2015 Perşembe

Büyülü Parmak *

Çocukların keyifle okuyabileceği kısa hikâye61 sayfa. Tabii ki büyükler de okuyabilir. İnsanoğlunun çevreye verdiği zararlar karşısında herkesinyapabilecekleri var. Nasıl mı? Örneğin, bu kitabın anlatıcısı olan küçük kız, kuşları avcılardan korumak için parmaklarını kullanıyor. Onun büyülü parmaklarıyla neler yaptığını okuyunca göreceksiniz.

3 Kasım 2015 Salı

Adım Adım Siyaset *

Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün hayatını ve güncelliği devam eden gelişmeleri 349 sayfalık kitabında anlatıyor. Birinci basım tarihi Şubat 2015. Önsözünden başlayarak kısa alıntıları paylaşalım.
-... .. Türkiye ve AK Parti doğal bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Milli gelirimiz ve bireysel gelirimiz daha iyi; yollarımız, okullarımız, hastanelerimiz, evlerimiz, arabalarımız daha iyi. Peki, aynı oranda daha temiz, daha dürüst, daha güvenilir, daha ahlaklı bir toplum haline geldiğimizi de övünerek söyleyebilir miyiz? Mütavazı adliye binalarından adliye saraylarına geçtik, fakat yargı kararlarının daha adil olduğunu söyleyebiliyor muyuz?
-... ... bizler de şartlar iyileştikçe yozlaşmayalım isitiyorum. ... ..
-... ..Değişimin savrulmak anlamına gelmediğini, ilkelerimizi, inancımızı vec ahlakımızı koruyarak da değişimi yönetebileceğimizi anlatmaya gayret ettim. ... ..
-... .. Herkes öfkesini yenip, aklını ve basiretini devreye sokmalıdır. Konunun sadece asayiş boyutuyla ele alınması meseleyi çözmek için yeterli değildir. Elbette suç işleyenler, asayiş problemleri doğuranlar varsa onlarla hukuk için de mücadele edilecektir. Ama sorunun kökü daha başka bir yerde yatıyor. Bir düzen yok. O düzenin kurulması lazım. Çünkü tarikatlar ve cemaatler bizim toplumumuzun gerçekleri, bir manevi miras olarak var olmaya devam edecekler. ... ..
-... .. Demek ki devlet zoruyla dindarlık olmuyor. Bunu görmek lazım. Kişiler kendi hür iradeleriyle ne kadar dindar olacaklarsa o kadar olurlar. ... ..
-... .. En açık ve yakın örneklerinden bir tanesi İran örneği olmuştur. Bugün İran’da önemli sayıda kadın, devlet zoruyla olduğu kadar belli ki, aslında örtünmüyor, örtünüyormuş gibi yapıyor. ... ..
Darbelere Karşı Türkiye Tarzı Tepki
-Türkiye’de halk darbelere karşı başka ülkelerde gibi tepki vermez, çünkü kaos istemez; kargaşanın maliyetinin çok daha yüksek olacağını düşünür. Milletin itikadından ve tarihsel deneyiminden de kaynaklanır bu. Yönetim yanlış bir usulle gelmiş de olsa, kötü bir yönetim de olsa; ayaklanmak, bir kargaşa çıkarmak, kanlı bir isyan hareketine yönelmek maliyeti asla hesap edilemeyecek sonuçlar doğurur. Kötü bir yönetim uzun ömürlü olmaz, bir şekilde

Evlilik Okulu – Haluk Yavuzer *

Kitap, İstanbul Üniversitesi Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi Eğitim Fakültesi “Evlilik Okulu” projesi kapsamında; Prof. Dr. Haluk Yavuzer Başkanlığında ki öğretim üyeleri tarafından çeşitli başlıklar altında hazırlanan on altı makaleden oluşmakta ... .. evlenmeye aday gençlerin ve evli bireylerin evlilik yaşamları ve ilişkileriyle ilgili farkındalık ve bilinç düzeyini artırmaya yönelik bir eser.... .. İlk basım tarihi 2004. 
-Bireylerin eş olmaya hazırlanmaları, eşler arasındaki iletişim becerilerinin geliştirilmesi, sorun çözme ve ana-babalığa hazırlık, eşlerin yaşantılarının paylaşıldığı, sorunlarının tanımlandığı ve sorunlarının yanıtlandığı bir ortamın hazırlanmasına ilişkin temalar ele alınmış ... ..  Kitabın hemen hemen her sayfasında; alıntı yapılan referanslara yer verilmiş. Bu durum akademik bir yayın / bu konuda uzmanlaşmaya çalışanlar için bir kaynak kitap izlenimi uyandırmakta.   Kitabı (263 sayfa) okumamız için gerekçe oluşturabilecek başlık ve özet bölümleri paylaşalım:
-... .. araştırmalar, evlilik problemlerinin fiziksel sağlığı,akıl sağlığını ve iş hayatındaki verimliliği olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. ... ..
Aile ve Evlilik Kurumu
Evlilik Öncesi İlişkiler
Eş Seçimi Kararı
İlişkiler ve Kişilerarası Güven
Evlilik İlişkilerinde Farklı Bir Yaklaşım: Bağlanma Kuramı
Evlilikte İlk Yıllar, Çatışmalar ve “Güç” Kavramı
-... .. İlişkilerini açık açık tartışamayan eşler, düşüncelerini açıklaamadıkları için birbirlerine ybancılaşmaya başlayabilirler. Zamanla ortak noktalar da azalmaya başladığında ilişkileri zoraki bir birlikteliğe dönüşebilir. ... ..
-Söyleyemediğimiz küçük kırgınlıklarımız, belli bir zamandan sonra büüyük öfkeleri doğurabilmektedir.  Ya da geçmişimizde çözemediğimiz sorunlarımızı eşimize roller vererek çözme girişiminde bulunabiliriz.
-Evlilikte çatışma yaratan diğer bir konu ise güç mücadeleleridir.

2 Kasım 2015 Pazartesi

Kaygıdan Mutluluğa Kişilik *

Eski (1985) basımlı bir kitap. Kitapçı raflarında bulunamayabilir. İkinci el olarak aldığım kitabın sunuş bölümünde (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Özcan Köknel – 1995’te emekli oldu) “... .. insan başkalarıyla vardır. Onlarla birlikte gelişir, değişir ve değer kazanır. Bu nedenle insan kendini tanımadan başkalarını tanıyamaz, tanımadan da ilgi duyamaz ve ilişki kuramaz. Başkalarına ilgi duymayan, ilişki kurmayan insan, kaygı ve öfkenin kaynağı olan sürtüşme ve çatışmalar içinde bocalar durur. Bu nedenle, günlük yaşamda ortaya çıkan, ruhsal ve toplumsal sağlığı bozan insanlararası sorunlarn çözüm yollarını bulmak... ..” vurgusu yapılıyor. Kitap 1985 basımlı olmasına rağmen;  güncel birçok kitaptan ya da piyasada isim yapmış birçok konu uzmanı yazardan daha anlamlı açıklamalarla dikkati çekiyor. Konu uzmanı olmayan okuyucuların kolayca anlayabileceği bölümler sürükleyici bulunabilir. Kitabın okunmasına gerekçe oluşturabilecek alıntıları paylaşalım.
İnsanı bütünüyle sevmek
... ..
Bencil Sevgi
-... .. Ne var ki, çoğumuz insanları bu bütünlüğünden soyutlayarak sevmek isteriz. Daha açık bir deyişle, başkalarının bizim kişiliğimizin “kölesi” olmasını özleriz.  ... ..
Kişiliğin Alt ve Üst Yapısı
İnsan Soyunun Kişiliğe Mirası
Yakın Akraba Evlilikleri
İçsalgılar ve “Yaşam Ritmi”
Kişiliği Gfizli Gücü: Zekâ
Davranışlarımızın Kaynağı
-... .. İçgüdülerin başında açlık ve susuzluğu içeren beslenme ve cinsellik gelir. ... .. Doğrudan doğruya içgüdüye bağlı olan davranış ve eylemler, ancak kendilerine özgü olan nesneye eriştiklerinde, doyuma ulaşıp bir süre ruhsal yaşamı gerilimden kurtarırlar. İçgüdüye doyum sağlayan nesneye gereksinim arttıkça, içgüdüye bağlı davranışı oluşturan  gerilim de artmaya başlar. Bu yeni doyuma kadar sürüp gider. O halde içgüdüye bağlı davranış ve eylemlerin temel özelliği, bir an önce gereksinim duyulan nesneye ulaşmak, doyum sağlamak ve gerilimden

27 Ekim 2015 Salı

İvan Denisoviç’in Bir Günü *

Aleksandr İsayeviç Soljenitsin’in kalem aldığı ve Stalin (1878-1953) dönemi Sovyetleri’ndeki toplama kamplarında yaşanan acılar  157 sayfaya sığdırılmaya çalışılmış. yaşananlar 1940’lara ait. Okudukça demokrasi ve özgürlüğün anlamını, önemini bir kaz daha anlıyoruz. Liderlerin kendi halklarına yaptığı eziyetlerin sınırlarının zorlandığı bir dönemi anlamak için kitaptan kısa alıntıları paylaşalım:
-Suhov çanağın dibinde kalan lahanaları yemeye başladı. İki çanak çorbada yanlız bir parça patates düşmüştü payına.... ..Patates de ne patatesti ya! Orta boyda, don çalmış, sertleşmiş, tatlımsı bir şey. Balık derseniz, yok gibi bir şeydi. Bel kemiğine yapışmış ufak et parçacıkları... Gene de bütün kılçıkların, solungaçların etini sıyırıp özünü emmek yararlı bir şeydi. ... ..
-“Nereye?”
-“Kendin daha iyi bilirsin.”
-... .. Başka ne yapabilirdi ki! Kamp hapishanesini ... .. biliyorlardı. Duvarları taştı., tabanı çimento. Hücrelerde pencere yoktu. Odalarda soba yanardı ama içerisi ısınsın diye değil, duvarlardaki buz erisin de döşemede su biriksin  diye... Kuru bir tahta üzerinde yatan cezalının sabaha kadar dişleri birbirine vururdu... Günde 300 gram ekmek; üçüncü, altıncı, dokuzuncu günlerde de birer çanak sebze çorbası verirlerdi, hepsi o kadar...
-On gün , dile kolay! ... Burada on gün hücreye kapatılmak insanın ömür boyu sağlığını yitirmesi demekti. En azından verem olur, hastane köşelerinde sürünürtdü.
-On beş günlüğüne kapaılanlar ise cezanın sonunu göremeden kara toprağı boylardı.
-Onun için b uradakiler hücreye düşmedikleri sürece kendilerini  mutlu sayarlar, düşmemek için dua ederlerdi. ... ..
-... .. “ Ne o, lapacılar, soğuktan pek mi korktunuz? Anlaşılan, siz daha Sibirya soğuğu görmemişsiniz. Hadi, çıkın da kurt güneşinde ısının....  ..
-Şuhov’un memleketinde ay ışığına şaka yollu “kurt güneşi “derlerdi. ... ..
--... ..“Öyle değil; İvan Denisoviç. Az dua etiğiniz için istekleriniz yerine gelmiyor. İnsan durmadan dua etmeli. Sağlam bir inancınız varsa duanızla dağları yerinden oynatırsınız.”... ..
-Şuhov sessizce tavana bakıyordu. O sırada özgürlüğü kendisinin de isteyip istemediğini bilmemekteydi. Kampa