12 Aralık 2015 Cumartesi

Harf Harf Kadınlar *

Nazife Şişman; editörlüğünü yaptığı kitabın giriş yazısında, “Harf Harf Kadınlar sempozyumunun (Bilim ve Sanat Vakfı, 26 Mayıs 2007) arka planında birkaç yıl süren bir okuma programı mevcut. Tebliğ sunan ve çeşitli sebeplerle sempozyuma katılamayan başka arkadaşlarla birlikjte, kadın üzerinden çağdaş kültür okumaları yaptık. Maksadımız, küresel dünyanın değişen niteliğini, kimlik politikaları ve cinsiyet dinamikleri çerçevesinde anlamaya çalışmaktı.” vurgusu yapıyor.
-Kadın politikalarının dünyada ve ülkemizdeki gelişimini sürükleyici bir dille okuyucuya sunan kitap 184 sayfa.  Kitaba katkı sağlayanlar;
Nazife Şişman (editör),
Modernleşmenin Veçheleri ve Kadın Sorunu”
Zahide Tuba Kor (Yahudi kadının Modernleşme Tecrübesi ve İsrail Örneği),
Sevinç Alkan Özcan (Rusya’da Cedidizim ve Müslüman Kadın Hareketi),
Hilal Turan (“Namuslu Anne”den “Cinsel Özgürlükçü Biray”e; Türk Sinemasında Değişen kadın İmgesi,
Osmanlı Toplumunda Modernleşme ve “Kadınlık”
Fatma Şensoy (Fatma şensoy (Osmanlı Toplumunda Kadınların Eğitimi),
Fatma Tunç Yaşar (İlk Kadın Dergilerinde “kadınlık”: İffetli ve Mektepli),
Fatma Samime İnceoğlu (İlk Muharriremiz Fatma Aliye’nin Gözünden Dönemi),
Varlık Tasavvuru, Kimlik ve Kadın 
Hümeyra Ağca (İrfani Öğretinin Varlık Tasavvurunda Cinsiyet: Müzekker ve Müennes),
Sevim Zehra Kaya (“Kadı İnsan” ve “İnsan kadın”: Halide Edip Adıvar ve Samiha Ayverdi’nin Romanlarında İdeal Kadın Karakterler),
Aslıhan Akman (Türkiye’de Dönüşen Tasavvuf Pratikleri: Bir grup Kadın Sufi Üzerine Bir Değerlendirme),
Kitabın okunmasına gerekçe oluşturabilecek kısa alıntıları paylaşalım:
-Modern dönemde... .. değişimin en fazla hissedildiği alanlardan biri oldu kadınların hayatı. ... .. Batı’daki kadının

Asr-ı Saadet’in Köprüsü *

Kitabın arka yüzünde vurgu yapıldığı üzere; “Bir kölenin oğlu olan iman önderinin, iyilik, hac ve savaşta ibret alınacak hikâyeleri...
-Maddeyi manâya çeviren, manâyı da harekete geçiren insan...
-Mezhep imamlarımız, İmâmı Azam ve İmâmı Mâlik’i tanıyıp takdir eden, Ahmet İbni Hanbel tarafından da takdir edilen, üzerinde ittifak edilip ihtilafedilmeyen, savaş dönüşü şehadetle ebedileşen, Horasanlı Türk Hadîs doktoru Abdullah İbnü’l Mübarek .... Radıyallahu anh.” ve düşünceleri anlatılıyor. Günümüzde daha çok ihtiyaç duyulan değerler sunuluyor...
Yazar M. Adil Teymur’un önsözü 1975 tarihli olan kitap 181 sayfa. Kitabın özellik arz eden bölümlerini paylaşalım:
-Önsözden: Bu kitapta bizim için bir hasret konusu olan “Asr-ı Saâdet”e ulaşmanın en güzel yolu olan Abdullah İbnü’l Mübârek’in hayatını takdim ediyoruz. o, bizim için böye bir vasıta olduğu gibi, bundan 1200 sene evvel, Buhârî için de böyle olmıuştu.
-Biz de hadîslerden Resûllah (s.s.s) efendimizin haytına ait açık bilgiye ulaşmak isterken, efendimizin yaşamış olduğu ortamı tanıma lüzümu duyuyor ve bu hususta onun kitaplarında aradığımız havayı buluyoruz. Çünkü, Efendimizin ashâbındaki, hatta tâbindeki anlayış ve fedekârlık bilinmediği takdirde  hadiselerin de anlaşılması mümkün olamamaktadır.
-A. İbnü’l Mübârek sahabe ve tâbînde bulunmayı düşünüp tasavvur ettiğimiz hayatın gerçek bir misali olmuştur. Hattâ her naklettiği hadîs, onun hayatındaki macera veya özelliğin bir kaynağı olduğunu bize göstermiştir. Hayatını tedkik ettikçe; bildiğimiz bazı hadîslerin , onun tarafından yaşandığını gördüğümüz gibi, ... ..
Kitaptan; A. İbnü’l Mübârek, hicrî 118 senesinde Merv şehrinde doğdu. ... ..
- A. İbnü’l Mübârek anlatır ... ..  “Sizlerden biriniz, Kur’ân’ı, namazını kılacak kadar öğrenince, ilimle meşgul olmalıdır. Çünkü, Kur’ân’ın manaları, ancak onunla bilinir.”  Yani, tefsir, hadîs ve fıkıhtan istifade edilerek, Kur’ânın manasıyla meşgul olmak, sırf onu okuma ve çok okumaktan daha üsütündür. ... .. “Alim için, birinci şart, dünya sevgisinin kalbine girmemesidir.” Dünya sevgisi deyince, bu yanlış anlaşılmamalı. Kendisi ve ailesi için

9 Aralık 2015 Çarşamba

Mutlu Evlilik Okulu *

Sema Maraşlı; okudukça kendimizi, hayatın akışını bulabileceğimiz kitapların birisi.... Günlük sıkıntılarımızın sadece bize ait olmadığını fark ediyorsunuz... .. çözümlerine hak veriyorsunuz.... 372 sayfayı bitirdiğinizde diğer kitaplarını da okumak isteyebilirsiniz. Kitabın okunmasına gerekçe oluşturabilecek alıntıları paylaşalım:
-... .. Kendine değil sadece eşe vaife yükleyen mutluluk hayalleri: “Hayalimdeki eşi bulacağım ve o beni mutlu edecek...”
-Herkes ideal eşini arıyor. Bulamayan evlenmişyor, bulduğunu zanneden hayal kırıklığına uğruyor. ... ..
-Kendimizi tanımazsak ömrümüz başkalarını suçlayarak geçer. Problemlerimizi çözemeyiz, tekâmül edemeyiz. İleri değil, hep geri gideriz. ... ..
-Hatalarımızı pek görmek istemeyiz, görsek de kendimize mazeret uydurmakta hiç zorluk çekmeyiz. ... ..
-En büyük yanlışımız, kendi kusurlarımızı görmeyip, eşleri değiştirmeye çalışmak. Oysa başkasını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez, gücümüz kendimize zor yetiyor. ... ..
-Mutsuzluğumuzun sebebi olarak başkalarını suçladığımız zaman , onlara gücümüz yetmediği için hep kızgın ve gergin oluruz. Şimdi kendimize bakacağız: “Ben ne kadar iyi bir eş olabildim? Bundan sonra iyi bir eş olabilmek için ne yapmam lâzım?”
-Hataları görmenin sadece evlilik hayatımıza değil, manevi hayatımıza da çok katkıları olacaktır. ... .. Kibrimizi kıralım. ... ..
-... .. Affetmek geçmişi değiştirmez, fakat geleceğinizi değiştirir.
-Kızgınlık ve öfke uzun zaman içte tutulduğunda bağışıklık sistemini zayıflatıyor ve kansere sebep olabiliyor.
-Sürekli kendimizi veya başkalarını kötülemek, yargılamak, romatizma hastalığına sebep oluyor. Affedememek “kanser” sebebi.
Evlilik öncesi
Temeli Sağlam Atın
-... .. Maddiyata karşı muhabbet feda ediliyor. Düğün alışveişleri kız ve erkek aileleri tarafından ego savaşlarına

3 Aralık 2015 Perşembe

Aliya İzzetbegoviç *

Tarihe tanıklığım
-Aliye İzzetbegoviç (1925-2003); Dünya tarihinde özel öneme sahip gelişmelerin canlı tanığı ...  yaşananları bizlerle paylaşıyor. Günümüzdeki gelişmeleri anlamamıza da yardımcı olacak derslerle dolu  olan kitap 590 sayfa. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın şahit olduğu en büyük katliamlara maruz bırakılan Boşanakların verdiği bağımsızlık mücadelesini duygulanarak, acısını hissederek okuyabileceğimiz belgesel niteliğinde bir eser. Kitabın okunması için gerekçe oluşturabilecek kısa alıntıları paylaşalım:
Bosna-Hersek’in Kısa Tarihi
-... .. 1580-1878 tarihleri arasında Osmanlı’nun  bir eyaletiydi; ... ..  1463’te Bosna Türk yönetimi altına girdi. ... .. Bir sadrazamlar kuşağı yetiştirmiş olan İstanbul’daki Sokollu ailesi, Bosna  kökenliydi. 16. ve 17. yüzyıllar boyunca, Bosna kökenli olan dıkuz sadrazam vardı.
-Türk yönetimi altındanüfusun büyük bir kısmının İslamlaşmış olması, modern Bosna tarihinin en ayırdedici ve önemli özelliği olmaya devam etmektedir. ... ..
Gençlik ve İlk Mahkumiyet
-... .. Rahmetli annem çok dindar bir kadındı ve dine olan bağlılığımı –en azından kısmen- ona borçluyum. ... ..
-... .. 15 yaşındayken, inancımda bazı tereddütler oluşmaya başladı. O zamanki yoldaşlarım ve arkadaşlarımla her şeyi konuşurdum. Kominist ve ataist yazıları okurduk. O tarihte Yugoslavya, ... .. illegal olarak yaygınlaşan çok güçlü bir kominist propagandanın etkisi altındaydı. Koministler bu konuda çok etkindi. Bu kısmen de Avrupa’da faşizmin ortaya çıkışına yönelik bir tepkiydi. Kominizm demokrasiyi anlamadı. O, Yugoslavya’da antifaşist bir hareketti, bir karşı ideolojiydi ve diğerinden daha az totaliter değildi. ... ..
-Kominist propagandada Tanrı adaletsizliğin tarafındaydı; çünkü koministler dini “halkın afyonu” olarak, yani halkın huzursuzluğunu yatıştırarak onları gerçekliğin dünyasında daha iyi bir hayat için mücadele etmekten alıkoyan bir araç olarak görüyorlardı. ... ..
-... .. inancım bir iki yıllık sallantıdan sonra geri döndü ama farklı bir biçimde.İnancımdaki –elbette var olduğu ölçüde-

2 Aralık 2015 Çarşamba

Küçük Kaptan *

Hollanda, 1925 doğumlu Paul Briger’in çocuklar için yazdığı roman sürükleyici bir dille kaleme alınmış.Hiçbatmaz adlı teknenin kaptanı Küçük Kaptan, arkadaşları Tombul Erik, Marinka ve Ürkek Thomas ile birlikte birlikte, bir an önce büyümek amacıyla Hiçbatmaz’a atlayıp “Uzunlar Adası’na gider. Hiç de kolay olmaz gidişlei. Annelerle babalar izin vermezler çocuklarının bu serüvenine atılmalarına. Zaten büyükler böyle bir adanın vatlığına da inanmıyorlardır. Yine de, bizim dört kafadar, tüm engellere göğüs gererek başlatırlar bu yolculuğu. Kendilerini hangi tehlikelerin beklediğini bilmeden....
Tekne
Büyük Dalga
Süslükent
Ejderhalar Geçidi
Uzunlar Adası
Dev
Kurtarma
Esrarengiz Ada
Korsanlar mı?
Ağaçta
Aslan Terbiyecisi
Denizciler Nerede?
Denizci
Ateş Dağı
Açık Denize Doğru
Sizli Şehir
Tutsaklar

30 Kasım 2015 Pazartesi

7 Başlı Devin Kurbanları *

-Yedi başlı devin ve kurbanlarının ne olduğunu anlamak için sabırla okumanız gereken 214 sayfalık  roman sürükleyici bir dille yazılmış. Okurken günlük hayatın akışı içinde karşılaştığımız ve yabancısı olmadığımız gelişmeler anlatılıyor. Roman bittiğinde; hayata hangi pencereden bakmamız konusunda muhasebe yapma ihtiyacı hissedebilirsiniz...
-Roman içindeki kahramanlar ve onların çevrelerindeki kişileri anlamak için dikkat kesilmeniz gerekebilir... Romandan kısa alıntıları paylaşalım:
İnci
-... ..İslâmı insandan silip süpüren birinci ihtimal, namazdan uzak durmak demek değil midir? ... ..
-Bazen sabah ezânı, sabahın sessizliği içinde iyice duyulurdu: “Tanru Uludur... Tanrı Uludur... Tanrı’dan başka yoktur Tapacak”...
Sedef Hanım
İbrahim Ağa
... ..
-... İnsanların hepsi de garba özeniyor değilse de, özenenlerle beraber cezayı neden hak ediyorlardı? Onların günahlarıyla, insanları uyrarmak, özenenlere: “Kim kendisini bir kavme benzetirse, onlardandır” Hadis-i şerif’ini hatırlatmaktı. “Kurunun yanında yaş da yanar” sözüyse, Allah Teâla’nın gazabına uğrayacak olanların yanında, cihad etmeksizin eğleşenlerin de kurtulamayacakların bir denemesiydi. ... ..
Yakup Amca
-... .. o diğerlerine benzemiyordu. ... .. Meziyetleri, uysal, çalışkan, iffetli olmasıydı. ... ..İşte, Yakut annenin de , İbrahim babanın da en büyük suçları çocuklarının bu uysallığından dolayı Allah’a dua edip , onu şeytanın şerrinden korumasını niyaz etmemeleriydi.
-Dua, kulun Allah’a karşı en birinci şart olan ibadetidir. ... ..Yakut hanım ve İbrahim Ağa bu duayı etmeyerek, çocuklarını vatan ve din düşmanlarının yurduna yolladılar, maksatları da dini yaymak değil, dünyalık artırmaktı...
-Yakup amca âile efranın sıcak sevgilerinden uzak kalınca, gurbetin acısını, soğuğunu , dünya sevgisiyle dolu, lâkin