2 Aralık 2018 Pazar

Saçaklı Kızı’ın Pasaklı Günlüğü*

Rüzgârda dans eden dolgun saçlara mı sahip olmak istiyorsun? Peki sırma saçlı, ayakkabısını bile başkalarının giydirdiği prenses masallarını mı seviyorsun? O zaman Bu PRENSES gibi değil, PASAKLI (birazcık), kendi işini kendi yapan, KIZLAR DÜNYASININ KURALLARINI BAŞTAN YAZAN, pembeden nefret eden, ama hayvanlar için gözünü kırpmadan kendini son hızla gelen bir topun önüne atabilecek kadar CESUR BİR KIZIN günlüğü! Ancak “ÖZEL GÜNLÜK OKUNAMAZ!” kuralını biliyorsun değil mi! Bu günlük ne kadar güzel olursa olsun sakın, bu günlüğü OKUMA!: 

Saçaklı Kızın Pasaklı Günlüğü’nde Büş; kendi gibi olmanın, insanları olduğu gibi kabullenmenin, arkadaşlığın, cesaretin ve sevginin hikâyesini günlüğünde anlatıyor. İlk bakışta çılgın, zıpır, deli dolu haşarılıklardan ibaret gibi görünse de gerçek bir sevgi ve hoşgörü hikâyesi Büş’ün günlüğü.





Kral Şakir – Tek Kişilik Dev Orkestra *

 

Selam arkadaşlar, ben Şakir. 
Hepinizin bildiği şekilde nam-ı diğer Kral Şakir. Dışarıdan bakıldığında normal bir aile gibi görünsek de bizim evde her gün ayrı bir olay yaşanır. Aslan babam Remzi,

19 Kasım 2018 Pazartesi

Halka Çörek Zinciri *


-İngiliz yazar Alexander McCall Smith’in çocuklar için yazdığı dört kitaplık bu eğlenceli dizi, ilköğretme yeni başlayanlara okumayı sevdirecek nitelikte. “Bir lokmada” okunacak dördüncü ve son  kitap, dayanışma hakkında “leziz” bir mektup zincirini izleme davet ediyor bizi.
-... ..Okuldaki hademenin  arabası çalınınca çocuklar ona yeni bir araba almak için halka çörek yapıp satmaya karar verirler.Çörekler o kadar sevilir ki, çocuklar daha fazlasını satabilmek için bir mektup zinciri kurup yardım isterler. Ancak, çok sayıda kişi çörek göndermeye başlayınca işler karışır. Postayı durdurmak olanaksızdır artık.
Halka Çörek Tufanı
-... .. Halka çörekler Aleks’in büyük kuzenindendi ve kutuyu kendisi eliyle getirip bırakmıştı. Kutunun üstünde bir not vardı. Şöyle diyordu:
Sevgili Aleks,
Halka çörek satışında sana yardım edebildiğim için çok mutluyum. Bu kutuda kendi pişirdiğim halka çörekler var. Sana mutlaka yardım edecek iki arkadaşıma daha mektup yazdım. İyi şanslar.
-Aleks çok sevindi. Bu halka çörekler buzdolabına konabilir ve gelecek Cumartesi günü satılmak üzere saklanabilirdi. Böylece –annesiyle birlikte pişirecekleri bir fırın çörek de düşünülürse- ellerinde, o hafta için yeteri sayıda halka çörek olacaktı
-Aleks, kutudan çıkan halka çörekleri, annesinin yardımıyla dolaba kaldırırken, küçücük bir kırıntıyı tatmak için aldı. Nefisti.
-Öğeden sonra kapı vuruldu. Aleks kaıpıyı açınca karşısında, elinde bir kutuyla dikilen kuryeyi buldu.
-Adam, “Adınız Aleks Harison mu?” sordu resmi bir sesle.
-Aleks, gözü kutuda ,”Evet,” dedi. Kutunun içindekini tahmin edebiliyordu.

26 Ekim 2018 Cuma

Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı *

-... .
-... ..”Neredeyiz?” diye sordu Harry, ama Lupin sessizce “Birazdan,” dedi.
-Moody pelerinininiçinde bir şeyler arıyordu, yamru yumru elleri soğuktan beceriksizleşmişti.
-“Buldum,” diye mırıldandı, gümüş bir çakmağa benzeyen bir şeyi havaya kaldırıp çakarak.
-En yakındaki sokak lambası püf diye söndü. Elindeki “çakmamağı” yeniden çaktı; bir sonrakilamba da söndü; meydandaki bütün lambalar karanlığa gömülüne ve geriye sadece perde örtülü pencerelerden ve yukarıdaki hilalden gelen ışık kalana dek devam etti.
-“Dumbledore’dan ödünç aldım,” diye homurdandı Moody, Püfür’ü cebine koyarak. “Pencereden bakan Muggle’ları hallettik böylece, ha? Hadi bakalım, çabuk ol.”
-Harry’yi kolundan tutup çimenlikten yola, oradan da kaldırıma götürdü; Lupin ve Tonks, aralarında Harry’nin sandığıyla arkalarından geliyor, koruma ekibinin geri kalanı da asalarını çıkarmış yanlarından yüryordu.
-En yakın ev üst penceresinden, bir müzik setinin boğuk sesi geliyordu. Kırık bahçe kapısının  iç tarafındaki ağzına kadar dolu çöp torbaları yığınından, çüürümüş çöpün keskin kokusu yükseliyordu.
-“Al bakalım,” diye mırıldandı Moody, Harry’nin Hayalbozanlı eline doğru bir parşömen parçası uzatıp, üzerinde yazanları okuyabilsin diye ışıklı asasını yakında tutarak. “Hemencecik oku ve ezberle.”
-Harry kağıda baktı. Bitişik el yazısı bir yerden tanıdık geliyordu. Şöyle diyordu:
-Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nın Karargâhı’na, Londra, Grimmauld Meydanı, on iki numaradan ulaşılabilir.
-... ..
Zümrüdüanka Yoldaşlığı
-“Neyinle -?

19 Eylül 2018 Çarşamba

Harry Potter ve Ateş Kadehi *



-... ..
-... ..... .. Dumblodore boğazını temizledi.
-“Az önce söylediğim gibi.” Hepsi hâlâ Deli-Göz Moody’ye bakmakta olan  öğrenci kalabalığına gülümseyerek, “önümüzdeki aylarda hayli heyecanlı  bir etkinliğe ev sahipliği yapma onuruna erişeceğiz. Bu, yüz yılı aşkın süredir  düzenlenmemiş bir etkinlik. Üçbüyücü Turnuvası’nın bu yıl Hogwards’ta gerçekleşeceğini açıklamaktan kıvanç duyuyorum.”
-“ŞAKA  ediyorsunuz!” dedi Fred Weasley yüksek sesle.
-Moody’nin gelişinden beri Salon’u kaplayan gerginlik bir anda çözüldü.
-Hemen hemen herkes kahkahalarla güldü, Dumblodore da keyifli keyifli kıkırdadı..
-“Şaka etmiyorum, MrWeasley,” dedi. “Ama şimdi siz söylediniz de aklıma geldi, yazın çok güzel bir fıkra duymuştum. Bir ifrir, bir cadaloz ve bir ayakkabı cini bara gidiyorlar...”
-Profesör McGonagall yüksek sesle boğazını temizledi.
-“Şey ­­– belki de sırası değil..... hayır... ...” dedi Dumbledore. “Nerede kalmıştım? Ha evet, Üçüncü büyücü Turnuvası....” dedi.Kimileriniz bu Turnuva’nın nasıl bir şey olduğunu bilmiyordur. Bu yüzden umarım bilenler kısa bir açıklama yapmamı mazur görürler. Bu arada başka şeylerle ilgilenebilirler. ... ..
-... ..
-Dumbledore,, Mr Bagman ve Mr Crouch, Üçbüyücü Turnuvası’nın düzenlenmesi için son bir kaç ay boyunca yorulmak bilmeden çalıştılar,” diye devam etti. “Ve şampiyonlara verecek olan jurideben, Profesör Karkaroff ve Madam Maxime’le birlikte yer alacaklar.
“Şampiyonlar” kelimesinin telaffuz edilmesi üzerine, dinleyen öğrenciler de büsbütün dikkat kesildiler.

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı *


-... ..
-Salon, bir ucu siyah büyücü şapkaları denizinden farksızdı. Uzun bina masalarının hepsine, orta masaların üstünde uçuşan binlerce mum ışığında yüzleri parlayan öğrenciler dizilmişti. Bir tutam beyaz saçlı, minicik bir büyücü olan Profesör Flitwick eski bir şapkayla üç bacaklı bir tabureyi Salon’un dışına taşıyordu.
-Hermione yavaşça, “Ah,” dedi, “Seçme;yi kaçıdık.”
-Howard’sın yeni öğrencileri binlarına Seçmen Sapkayı başlarına takarak seçilirdi, şapkaonların en uygun bulduğu binayı (Gryffindor, Ravenclaw, Hufflepuff ya da Slytrin) bağıraral duyururdu.Profesör McGonagall uzun adımlarla öğretmenler masasındaki iskemlesine doğru yürüdü. Harry ile Hermione ise olabildiğince sessiz adımlarlaters yöne, Gryffindor masasına gittiler. Salon’un arkasından geçerlerken insanlar dönüp onlara baktı, birkaç tanesi de parmağıyla Harry’yi gösterdi. Yoksa Ruh Emici’nin önünde yığılmasının hikâyesi bu kadar çabuk mu duyulmuştu.
-Harry ve Hermione, onlara yer ayırmış olan Ron’un iki yanına oturdular.
-Ron
 “Neymiş mesele?” diye mırıldandı Harry’ye.
-Harry fısıldayarak açıklamaya koyuldu ama, tam o ssırada Müdür ayağa kalkıp konuşmaya bailayınca, lafını yarıda kest.
-Profesör Dumbledor çok yaşlı olmasına rağmen insanda hep büyük enerjiye sahipmiş izlenimi uyandırırdı. Çok uzun gümüşi renkte saçları ve sakalı, dar çerçeveli gözlüğü ve son derece kemerli bir burnu vardı. Genellikle çağının en büyük büyücüsü olarak tanımlanırdı, ama Harry’nin ona saygı duymasının nedeni bu değildi Albus Dumblodore’a güvenmeden edemezdiniz ve Harry onun

12 Eylül 2018 Çarşamba

Harry Potter ve Sırlar Odası *


-... ..
Sırlar Odası Açıldı. Varisin Düşmanları, Kendinizi Kollayın
-“O da ne öyle – altında asılı olan ne? Dedi Ron, sesi titreyerek. Daha yakına gelirken Harry az daha kayıp düşüyordu. Yerde koca bir su gölcüğü vardı. Ron ve Hermione onu tuttu doğru yavaş yavaş ilerlediler. Gözleri, mesajın altındaki kara bir gölgeye dikilmişti. Üçü birden ne olduğunu  aynı anda fark etti ve üçü birden bir şapırtıyla geriye sıçradı.
-Hademenin kedisi Mrs Norris, meşale halkasına kuyruğğundan  asılmıştı. Tahta gibi sertti, gözleri faltaşı gibi açılmış bakıyordu.
Birkaç saniye kıpırdamadılar. Sonra Ron, “Gidelim burdan,”  dedi.
-Harry, sıkıntıyla, “Yardım etmeye çalışmamız gerekmez mi?” diye sordu.
-“İnan bana,” dedi Ron. Bizi burada bulmalarını istemeyiz.”
-Ama çok geç kalmışlardı. Uzaklardan gelen ve gök gürültüsünü andıran bir uğultu, onlara şölenin sona erdiğini anlattı. İki tarafından merdivenleri çıkan yüzlerce ayağın sesi ile, doymuş insanların keyifli konuşmaları geliyordu. Bir an sonra ise öğrenciler her iki yanından geçide dalmışlardı.
-Bütün o gevezelik, koşuşturma, gürültü, öndekiler asılı kediyi görünce bir anda kesildi. Harry, Ron ve Hermione koridorun ortasında tek başlarına kala kalmışlardı, susan öğrenciler tüyler ürpertici manzarayı görmek için  öndekileri itiyorlardı.
-Derken birisi sessizliğin ortasında haykırdı.
-“Varisin düşmanları, kendinizi kollayın! Sıra sizde, Bulanık’lar!
-Draco Malfoy’du. İte kaka kalabalığın önüne geçmişti. Asılı, hareketsiz kedi manzarası karşısında sırıtırken soğuk gözleri canlanmış, genelde kansız olan yüzü kızarmıştı.