… .. Descartes’in “düşünüyorum öyleyse varım”vcîz önermesinden ‘bilncindeyim”, ‘bilincinde olduğum sürece varım!’ manası çıkarılmasın lâzım. Nihâyetinde komada biri, ‘kişi’ değildir. O, olsa olsa bir dirim varlığıdır. Fizyolojik faaliyetleri devam ediyor olabilir; ama kişi değildir. Kişiyi belirleyen bilincidir. Bilinci oluşturansa, kişinin yaşanmışlıkları, tarihini teşkil eder. Tarihini aktaran yazısıdır. O yazı gitti mi tarih bitiyor. Zâten yazımızın ortadan kaldırılmasının sebebi buydu. Tarihimizi silmekti. Tarih silindi mi, toplum bilincinden bahsedemeyiz artık.
Sekiz asırlık tarih birden yok oldu.
Birden yok oldu.
“Felsefe-Bilim”e ramak kalmışken isimli makaleniz de bu çerçevede yapılmış bir çalışmanızdı zannediyorum.
Evet aynı hedefe yöneliktir. Yazının değişmesiyle birlikte medeniyetin en üst seviyesi demek olan felsefe sistemini kurma imkânını kaçırdık. 1890’larda o noktaya yaklaşmışken bu imkânı görünür bir gelecek için yitirilmiştir. İleride kendine Türk diyen yeni bir toplum doğabilir. O ttoplum yüzyılların tecrübe birikimini Felsefe de neyimize?
… ..
… .. Okuduğunuz eserlerden hareketle doğrudan doğruya bir şey kuramayabilirsiniz. Ne var ki önemli olan, okunan eserlerin olağanüstü dikkat yoğunlaştırmasına götürmesi ve birer esin kaynağı olmasıdır.
… ..Kalabalıkta dikkati derinleştirmek, yoğunlaştırmak zordur. Bundan dolayı büyük işlerin başarılmasında, özellikle de düşünce yapılarının oluşturulmasında disiplin şarttır. Günümüzde sıkıdüzen, yânî disiplin en






