Okul öncesi dönemde "siz okuyun çocuk dinlesin", çocuk anlatmak istediğinde "sabırla ve ilgiyle dinleyin" anlayışı hakim olmalı ....
Anlamlı soru sorabilmek bilmeyi gerektirir. Bilmek için okumak gerekir. Okumak birikimi gerektirir. Okumak iyidir .... Bilinçli okuyan en sonunda yazmayı başarabilir ....
16 Ekim 2014 Perşembe
Yaş grupları & kitap seçimi
Okul öncesi dönemde "siz okuyun çocuk dinlesin", çocuk anlatmak istediğinde "sabırla ve ilgiyle dinleyin" anlayışı hakim olmalı ....
Bir Kadının Penceresinden *
Oktay Rıfat,
1970’li yılların İstanbul’unda yaşanmış
sıra dışı öyküsünü satırlara dökmüş. Kitabın giriş bölümündeki
“azgelişmiş toplum analizi” romanın kendisi kadar ilginç. Romanı okurken
“Anadolu insanı içinde bunlar da mı var?” diye sorabilirsiniz. Yanıtınız “evet”
de olsa “hayır” da olsa; roman kahramanı Filiz’in uç noktalardaki yaşam öyküsü
ustalıkla kelimelere yansıtılmış. ... Kitabı okurken; çocukluk yıllarında
yaşananların yetişkinlik dönemindeki etkilerini de görebilirisiniz....
-Filiz
koltuğa oturdu, ayaklarını uzattı. Açılan eteklerini kapamak gereği duymadı. Bu
yarı çıplak haliyle Selim’in hoşuna gideceğini
düşünüyordu belki de. ... Selim başını çevirdi. Bacaklarına bakıyormuş
gibi geldi Filiz’e. ... ... Filiz güldü:
“İnsanın Bedri gibi kocası olursa ....
-Olan
olmuştu, ... “Öcümü mü alıyorum yoksa!” Öç alınacak biri varsa o Bedri değildi herhalde. Kimdi öyleyse?
Sorular yanıtsız kalıyor, düşünce daldan dala sıçrıyordu. ... Sarhoş gibiydi
... .. bunca engeli göze
alabildiği için. Çocukluğuna dönüyordu sık sık.,
aşağılanmış çocukluğuna. ... .. üstüne
bu suçluluktan bir gölge düştüğünü sezer gibi olduğu için tedirgindi. Ama ok
yaydan çıkmıştı......
-Selim ...
birdenbire tökezledi. Biri itmişti sanki ardından, hem de birkaç kez. Bir taşa
takıldığını sandı önce, ama ...
anlamakta gecikmedi .. ..
10 Ekim 2014 Cuma
İskender *
Kitabı
okudukça; günlük hayatta karşılaşılan insanların
dış görünüşlerine bakarak anlayamayacağımız farklı yaşanmışlıklarının ve madalyonun
ters yüzünü oluşturan zenginliğin
farkına varıyoruz. İnsanoğlu, kendisinin bile tahmin edemeyeceği gelişmelerin
içinde kalabiliyor. Ülkeler değiştiriyor, dünyanın uzak köşelerine
dağılabiliyor.
Elif Şafak’ın
443 sayfalık romanını bir solukta okumanın sırrı yazarının ortaya çıkardığı
eserde gizli. Bir tarafta “içe dönük
gözlemci, sakin tabiatlı, sessiz, bir mağarada yaşayacak kadar münzevi;
zenginliği basit şeylerde, güzelliği yağmur damlasında bulacak mutavazı” hayatlar,
diğer yandan tam tersi karakterler. Hepsi bir arada sizi peşlerinden sürüklüyor.
Roman kahramanlarının yaşadıklarıyla üzülüyor, onlarla mutlu olabiliyorsunuz.
Bu arada
hayat dersleri çıkarmanız da mümkün. Bazı yaşamların “çalışma masası gibi,
düzenli, tertipli ve köşeli olmasını tanıdık buluyorsunuz. Ya ‘takdir edilen’ ya da ‘hor görülen’ şeylerden oluşan bakış açıları ... .. hayata
bakan gözün her şeyi satranç tahtasının siyah-beyaz kareleri gibi algılamasının
zorlukları, aradaki renklerin farkına varamayanların durumu ... diğer tarafta
sadeliğin ötesindeki
dünyasında önemsizmiş gibi görünen her cismin içersinde gizlediği zenginliğin farkına varabilenler, derdin olduğu yerde dermanın da bulunabileceğini bilenler, Hak’ın her yarattığının bir görevi/sırrı olduğunu kabullenenler ... bu âlemdeki her parçanın-parçacığın başkasını geliştirmek, iyileştirmek, değiştirmek için yaratıldığını düşünenler .. .. ne
sivrisineğin ateşböceğinden, ne de pirincin altından önemsiz olduğunu bilenler. Yüce Sarraf’ın tasarladığı kânatı okuyabilenler ... Ademoğulları ve Havva kızlarının tuhaflıkları ... kurtçuğa benzetsen alınanlar, ipekböceğine benzetildiğinde keyif duyanlar, böceklerden iğrenip, parmağına konan uğurböceğini hayra yoranlar, sıçanlardan tiksinip, sincaplara bayılanlar ....
dünyasında önemsizmiş gibi görünen her cismin içersinde gizlediği zenginliğin farkına varabilenler, derdin olduğu yerde dermanın da bulunabileceğini bilenler, Hak’ın her yarattığının bir görevi/sırrı olduğunu kabullenenler ... bu âlemdeki her parçanın-parçacığın başkasını geliştirmek, iyileştirmek, değiştirmek için yaratıldığını düşünenler .. .. ne
sivrisineğin ateşböceğinden, ne de pirincin altından önemsiz olduğunu bilenler. Yüce Sarraf’ın tasarladığı kânatı okuyabilenler ... Ademoğulları ve Havva kızlarının tuhaflıkları ... kurtçuğa benzetsen alınanlar, ipekböceğine benzetildiğinde keyif duyanlar, böceklerden iğrenip, parmağına konan uğurböceğini hayra yoranlar, sıçanlardan tiksinip, sincaplara bayılanlar ....
6 Ekim 2014 Pazartesi
İnanılmaz Tılsım -Bowvayne
Kitabı
okurken, başlangıçta anlamakta zorlanıyorsunuz. Geri dönüp kim kimdi soruna cevap
aradığınız oluyor. Romanda geçen isimler bile tek başına güçlü hafızayı
gerektiriyor; Danny Cloke, Imogene Falconer, Zerafet Teyze, Sırtlan Sarılgan,
Uzun Kuyruklu Pembe Benekli Ev Yıkan Guguk Kuşu, Yarma Oburkafa, Cyril
Atsineği, Hayalet Musallat, Ucuzcu Alin yeri, Toprağın Altı Yayıncılık,
Küçüklere Karşı Kütüphaneciler Kulübü, Mahşerde Manasız Muzırlıklar Mahkemesi,
Karanlık’ın ifritleri, bölge komiseri Ninnish, Feciye Atsineği, Sinsigöz Feciye, Kuşları Koruma
ve Kurtarma Kulübü, Bezelye Kafa, Bayan Safçim, Parşömen Kopyalayıcısı, Bezelye
Kafa, Dokuz Kuyruklu Kedi, Gri Kaz ... Okurken sizi etkileyen bölümler çocuklar için korkutucu olabilir. Yirmili yaşlara yaklaşanlar için ilgi çekici olabilir. .... okunması için gerekçe oluşturabilecek kıs alıntıları paylaşmaya çalışalım;
-Kötü hatıraların nerede bitip kabusların nerede başladığını
anlamak zordu, ama uyuyana kadar Danny'nin zihnindeki her şey koyu bir et suyu kıvamında dönüp durdu. Gün ışığı odaya dolduğunda Danny kendini çok yorgun hissediyordu. Kafası kış uykusuna yatmak üzere olan bir kaplumbağanın hızıyla çalışıyordu. ....
-Zerafet Teyze ..... "Ne olmuş yan?" diye omuz silkti. "Bu konuda yapabileceğin
-Kötü hatıraların nerede bitip kabusların nerede başladığını
anlamak zordu, ama uyuyana kadar Danny'nin zihnindeki her şey koyu bir et suyu kıvamında dönüp durdu. Gün ışığı odaya dolduğunda Danny kendini çok yorgun hissediyordu. Kafası kış uykusuna yatmak üzere olan bir kaplumbağanın hızıyla çalışıyordu. ....
-Zerafet Teyze ..... "Ne olmuş yan?" diye omuz silkti. "Bu konuda yapabileceğin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)