Filozof’un devasa kütüphanesini toplamam günlerimi aldı. Kitaplar raflarda dururken bu kadar çok görünmüyorlardı ama onları yerlerinden çıkarttığımda , odanın içinde adım atacak yer kalmadı.
-Şuna bak! Ne kadar da kalın bir kitap bu böyle?
-O bir lûgat Çaylak.
-Lûgat mı?
-Lûgât, yani sözlük.
-Kimin bu kadar çok kelimeye ihtiyacı olur ki? Sadece gevezelerin…
-Eğer yeterince kelimen olsaydı böyle bir soruyu hiç sormazdın.
-Benim yeterince kelimem var!
-Bundan o kadar da min olmamalısın!
-Canım ne isterse onu anlatabiliyorum! Ve o kadarı bana yetiyor!
-Demek o kadarı sana yetiyor, öyle mi? Peki ama “O kadar” aslında “ Ne kadar?” hiç düşündün mü?
-Ha!?
Elimde yarım ton ağırlığında kocaman bir sözlük ya da işte Filozof’un söylediği ismi ile bir lügât ile ona bakıyor ve ne demek istediğini anlamaya çalışıyordum. Aslında biliyor musunuz, bu iş hoşuma gidiyordu. Filozof bana kendimi aptal gibi hissettirmiyordu. Asla! Tam tersi, onunla konuşurken kendimi daha önce hiç hissetmediğim kadar zeki hissediyordum.
-Şu karşıdaki inşaatta çalışan ustaları görüyor musun Çaylak?
-Tamam onların işi daha zor, bütün gün güneşin altında ya da soğukta çalışıyorlar… Anladım ne demek istediğini…
-Hayır, hayır! Senin şu an yaptığın işle onların yaptığı işi kıyaslayacak değilim. Elbette ustaların işi seninkinden kat kat zor. Hatta onlarınkinin yanında kusura bakma ama seninki işten bile sayılmaz. Benim söylemek istediğim bambaşka bir şey…
... ..
... ..
-Saçma soru yoktur Çaylak. Ama yanlış soru vardır! Ve yanlış bir soruya, doğru bir cevap veremezsin.Yapılması gereken, sorunun neden yanlış olduğunu ortaya koymaktır. Böylece soru, soru(n) olmaktan çıkar. Bir soru soru(n) olmaktan çıkarsa, hak ettiği cevabı bulmuş sayılır. … ..
… ..
Filozof, hayatta, tanıdığım en disiplinli insanlarda biriydi. Aynı zamanda, yumuşacık bir kalbi vardı başarı ile taşırdı. Disiplinli olmanın, gaddar olmak, eline imkân geçtiğinde başkalarına hükmetmek anlamına gelmediğini, ben ondan görerek öğrendim. … .
… ..
*Çaylak ile Filozof 2 & Özkan Öze
İnsan Diye Bir Kelime
Uğurböceği Yayınları
23.Baskı: Mayıs 2025
*Mağara alegorisi - Vikipedi
*Platon'un mağara alegorisi (veya Mağara benzetmesi), Yunan filozof Platon tarafından Devlet (514a–520a, VII. Kitap) adlı eserinde "eğitimin (παιδεία) ve eğitimsizliğin doğamız üzerindeki etkisini" karşılaştırmak amacıyla sunulan bir alegoridir. Platon'un kardeşi Glaukon ile akıl hocası Sokrates arasında geçen bir diyalog şeklinde yazılmıştır ve Sokrates tarafından anlatılır. Alegori, Güneş benzetmesi (508b–509c) ve Bölünmüş çizgi benzetmesi (509d–511e) sonrasında sunulur.
Alegoride Platon, tüm hayatlarını bir mağaranın iç duvarının önünde, boyunlarından ve ayak bileklerinden zincirlenmiş, mağaranın boş dış duvarını görecek şekilde geçiren insanları tasvir eder. Bu insanlar, zincirlenmiş "mahkûmlar" tarafından görülemeyen, iç duvar boyunca yürüyen ve arkalarında bir ateş bulunan kişilerin taşıdığı nesnelerin dış duvara yansıyan gölgelerini gözlemlerler; bu ateş, mahkûmların önündeki duvarda gölgeler oluşturur. "İşaret taşıyıcılar" nesnelerin adlarını telaffuz ederler; bu sesler gölgelerin yakınında yankılanır ve mahkûmlar tarafından sanki gölgelerin kendisinden geliyormuş gibi algılanır.
Mahkûmların gerçekliği yalnızca bu gölgeler ve seslerdir; bunlar gerçek dünyanın doğru temsilleri değildir. Gölgeler, duyularımızla algılayabildiğimiz gerçekliğin çarpıtılmış ve bulanık kopyalarını temsil ederken, Güneş'in altındaki nesneler yalnızca akıl yoluyla algılayabileceğimiz nesnelerin gerçek formlarını temsil eder. Üç üst düzey mevcuttur: Doğa bilimleri; tümdengelimsel matematik, geometri ve mantık; ve İdealar teorisi.
Sokrates, filozofun mağaradan kurtulan ve duvardaki gölgelerin görülen imgelerin doğrudan kaynağı olmadığını anlayan bir mahkûm gibi olduğunu açıklar. Bir filozof, gerçekliğin daha üst düzeylerini anlamayı ve algılamayı hedefler. Ancak mağaranın diğer sakinleri, daha iyi bir hayat bilmedikleri için hapishanelerinden ayrılmayı arzu dahi etmezler.[1]
Sokrates, bu alegorinin önceki yazılarla, yani Güneş benzetmesi ve bölünmüş çizgi benzetmesi ile eşleştirilebileceğini belirtir.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder