I.
Gri Bölge
Acaba bir tanrıları var mıydı? Onların, zaman zaman birbirlerine yahut başkalarına kızıp, “Allah belanı versin!” diye bağırmak dışında, bir tanrıdan bahsettiklerine hiç şahit olmamıştım. Bir tanrıları, en azından doğru düzgün inandıkları bir tanrıları olmadığına dair ürpertici ve soğuk bir hissi -artık kabuk bağlamış olsa da- ara ara sızlayan , hatta kanayan bir yara gibi hep içimde taşıdım. İnsanın bir tanrısı olur da ondan hiç bahsetmez miydi?
-Eğer mümkün olsaydı Çaylak, bunu onlara sorar, merak ettiğin şeyi öğrenebilirdin.
-Ama mümkün değil! O yüzden sana soruyorum.
-Bilmiyorum.
-Bence bal gibi biliyorsun!
-Derdin ne senin?
-Merak ediyorum!
-Neyi?
-İnanıp inanmadıklarını!
-Neye?
-Neye olacak? Allah’a!
-Sana bilmediğimi söyledim ya Çaylak. Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Sadece onlar için iyi olduğuna inandığım şeyi ümit etmeye çabalıyorum. Hem insanları yaşayışlarına bakarak, kolay kolay siyah ile beyaz gibi kesin alanlara ayırıp, haklarında inançlı ya da inançsız diye bir hüküm veremezsin. Çünkü siyah ve beyaz arasında oldukça geniş, gri bir alan da vardır.
Bir alaca karanlık içinde, ışığa yada karanlığa doğru gittikçe, beyaza ya da siyaha doğru, açılan
ya da kararan tonları olan gri bir alandır bu. Ve insanların çoğu yaşamlarının büyük kısmını bu gri alanda sürdürürler.… ..
.. ..
*Çaylak ile Filozof 4 & Özkan Öze
Şüphelerin Alaca Karanlığında
İnsan emin olduğu bir şeyden
şüphe etmez; evet ama
şüphe etmediği bir şeyden
nasıl emin olabilir?
Uğurböceği Yayınları
7.Baskı: Şubat 2025

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder