15 Ocak 2017 Pazar

Evlilik Sanatı I *

-Kitap insanı anlatıyor. Çevrenizdeki yakınlarınızı ve kendinizi bulabilirsiniz. Kısa alıntıları paylaşalım:
-... Pratik ve reel hayat görüşleri ile ütopyayı karıştırmadım. Hepimiz eşitliği, hak ve hukuku savunuruz. İnsan ayrımına karşı gelir, eşit paylaşım ister, evliliğimizde de böyle olmasını bekleriz. Bence realitede eşitlik yoktur, kuvvetli olan kazanır. Dolayısıyla eşlere daima bunu telkin etmekle beraber, bilhassa kadınlara, eşleriniziidare edin, onları çekip çevirin derim.
-Çünkü erkekler önce anneleri, sonra karıları tarafından idare edilirler. ... ..
İdeal eş ya da sevgili nedir? Nasıl bulunur?
-... .. Yani mutlaka bir seçilen olması gerekiyor. Seçtiğiniz şahsın kişiliğinden evvel görünüşü bizi etkilemez mi? Gözümüz önce tipimiz mi değil mi, sempatik mi, seksi mi, gizemli mi? Sesi nasıl, oturuşu kalkışı, usul adap tarzı nasıl, ona bakarız. Beğendik tamam deriz; bu sefer nasıl elde edeceğiz. ... ..
-Şu bir gerçektir kibazı şeyler asla değişmez. Kişiyi değiştirmeyi ya da kendine uydurmayı düşünenler, genelde evlilik yolunda en büyük hatayı yaparlar. ... ..
-Mutluluk sanatının, anlayış, sevgi, saygı, uyum, kendini ezdirmeden taviz vermek olduğunu anlatabilmekse...
Gençler, evliliğinizi kurtarın
-... .. Böyle gider evlilik hayatı, eğer karşılıklı sevgi, saygı, anlayış, hoşgörü ile beslenmezse, çiftlerde yavaş yavaş bazı aksaklıklara ve kavgalara sebep olmaya başlar.Karşılıklı birbirini aşağılam, hakarete varan münakaşalar, diş bilemeler, seks problemleri, içe atmaların yarattığı lakayt ve ilgisiz davranışlar çiftleri gittikçe daha büyük problemlere götürür.
-Neticede birbirlerine hâlâ bağlı ancak ne yapacaklarınıbilemiyorlarsa, bize yani evlilik terapistine gelirler. ... ..
-Evlilik terapisinde... .. Genelde baskın karekter erkek değilse; kadın erkekten fazla kazanıyorsa, aşağılanan, devamlı eksiklikleri yüzüne vurulan erkek... .. bu evlilikte tehlike çanları çalıyor demektir.
Evlilikte kayınvalide, kayınpeder, anne, baba sorunları
İlişkileri soğutan nedir?
-... .. Zamanla, bastırılan negatif duygular, şuur altına itilir.

12 Ocak 2017 Perşembe

kışkırtılmış erkeklik bastırılmış kadınlık *

Yazar Erdal Atabek kitabının arka kapak tanıtımında kitabın aan fikrini vermeye çalışıyor. Okudukça kendinizi, yakınlarınızı görüyorsunuz...
-Başımızı kaldırmamız gerekiyor.
-Bize öğretilen yanlışlara karşı başkaldırmamız gerekiyor.
Bize söylenen yalanlara karşı başkaldırmamız gerekiyor.
-Sevginin ayaklar altına alındığı bir çıkar dünyasında bizim daha çok başkaldırmamız gerekiyor.
-Duygularımızı korumak için, duygularımızı geliştirmek için, duygularımızı açıklamak için daha çok başkaldırı gerekiyor.
-Hayatın gözüne içtenlikle bakmalıyız.
Hayatı sevdiğimizi söylemekten korkmamalıyız.
-Kendimizi savunmak hayatı savunmaktır.
-Elimizi sevdiğimiz elin üstüne koymaktan korkmamalıyız. Korkulacak olan, giderek yapay bir insan olmaktır.
-Elimizi hayatın elinin üstüne koyalım.
-“Seni seviyorum” diyelim.
-“Seni ben seviyorum, bu sevgi benim özgürlüğümdür, bunu duyduğum sürece seveceğim.
Kitaptan kısa alıntıları paylaşalım:
-... .. I. kadın Kurultayıen öenmli mesajı budur.
-Böylesine önemli bir toplanma eyleminde olabilecek olan –bir ölçüde yaşanan- görüş ayrılıklarının, tartışmaların, farklı algılamalarınkanımca fazla önemi yokturbüyütülmesi gerekmez. Bunlar, her başlangıçta olabilecek, aslındakitle dinamiğinden kaynaklanan hareketliliktir.
-Soru şudur: Kadınlar “kendi istem ve kararlarıyla” yazgı diye kendilerine dayatılan engellere, dayatmalara, bastırmalara karşı çıkıyorlar mı? Kendi istemlerini gerçekleştirmek için harekete geçiyorlar mı?
-Soru işte budur ve I. Kadın Kurultayı bu soruya kocaman bir “evet” demiştir. ... ..
-Bir oluşum birdenbire başlamaz, birdenbire bitmez. Bu oluşumun gerisinde büyük bir emek vardır, çekilen acılar

11 Ocak 2017 Çarşamba

Bilinçli Aile Olmak *

-Prof. Dr. Nevzat Tarhan; kitabının arka kapak tanıtımında; “Evlilik öncesinde veya aile içi iletişimde yaşadıklarınız her zaman toz pembe olmayabilir. Önemli olan, çözüm bekleyen sorunlara nasıl yaklaştığımzdır. Problemleri çözmeye yönelik tavrınız, dünyayı size ve ailenize dar eden sıkıntıları bir anda uzun vadeli mutluluğunuz için fırsata dönüştürebilir. “ diyor....
-Kitaptan kısa alıntıları paylaşalım:
-“The App Generation” dijital çağın amaçsız nesillerini, sel gibi önüne kattı sürüklüyor.  İnsanlığı değiştiren üç elma; Hz. Adem’in , Newton’un ve Appla Corp.un elmaları oldu. Henüz şeklini bulamayan nesneyi yani gençliği dijital medya eğitiyor.
-Amaçsızlık insanlığı strese açık halde tutuyor. ... ..
-Yeni kuşak veya eşler evin açık kapısı olan internetten dijital sokağa çıkıp bu kontrolsüz sokakta büyüyor veya yaşıyor. ... .. İyi eş, iyi baba, iyi iş adamı olmadan önce iyi insan olmaya çalışalım. ... ..
-Nasıl aerobikte bedensel disiplini gelitirmek için bir sıra hareket ediyor ve sonuçta ‘fit’ olyorsak akıl ve zihin hayatımızın da fit olmaya ihtiyacı vardır. Kadim kültürler bunu “ilim, hikmet ve marifet eğitimleri” ile vermişlerdi.  ... ..
-Yapılan araştırmalar %60-70 oranında pek çok hastalığın altında yatan nedenin yanlış beslenme ve yanlış yaşam sitiliyle, hatalı alışkanlıklarla, çarpıtılmış düşünce kalıplarıyla, anlamsız önyargılarla, temelsiz korkularla ilgili olduğunu gösterir
-... .. Psikiyatride önceleri üç alan önemsenirdi: Duygu-düşünce-davranış. Şimdi iki alan daha önem kazandı; bedensel tepkiler ve değer sistemimiz.
Doğal öğrenme nedir?
-... .. Bir çocuğa saatlerce konferans vermek yerine kaybettiği bir şeyi bulamadığı zaman
ona yardım etmeyerek arayıp bulmasını sağlamak çocukta kalıcı öğrenme sağlar. Yahut yemek seçen, mızmızlık yapan  bir çocuğa yemek seçtiğinde aç kalmasına fırsat vererek sağlanan eğitim saatler süren nasihatin yerini tutar. ... ..

5 Ocak 2017 Perşembe

Rothschild para imparatorluğu *

Derin Yahudi Devleti 
-Kara para üzerine kurulu ‘Rothschild İmparatorluğu’ zaman içinde İngiliz ve Fransız Merkez bankaları ile Amerika’daki Federal Rezre bankalarının sahibi olmuştur. Serveti dünya servetinin yarısı olarak tahmin edilen bu ailenin1940 yılındaki serveti ABD GSMH’nın iki katı olmuştur.
-Dünyada tek bir Yahudi imparatorluğu kurulması amacına çalışan aile, aterloo Savaşı, Amerikan İç Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşları’ndan büyük paralar kazanmış ve Rusya’da Bolşevik Devrimi’ni finanse etmiştir.
-Kitap; tarihçesi, serveti ve sahip olduğu kurumlar net bilinmeyen ailenin başlangııcından henüz Amerika’nın II. Dünya Savaşı’na katılmadığı 1940 yılına kadar olan olayları anlatmaktadır.
-Bu kitapta küreselleşme, AB, Birleşmiş Milletler, serbest Pazar ekonomisi, çok partili demokrasi ve savaşların kimlere ve nasıl hizmet ettiği açıklanmaktadır.
Kısa alıntıları paylaşalım:
Yahudi Protokolleri
            “Çağlar boyunca aşağılanan ve zulüm gören İsrail oğullarıgüce ulaşmak için çırpınmışlardır ve artık amaçlarına ulaşmış gibidirler. İsrail oğulları artık melun Hristiyanların ekonomik yaşamlarını kontrol etmektedirler ve güçleri siyasiler ile yaşadıkları ülkelerin yaşamlarını etkilemektedir.”
-Hahambaşı Reichhorn’un cenazesinde okunan söylevden alıntı 1905 yılında Rus Profesör Serge Nilus, Yahudi Protokollerini yayınlamıştır. Bu protokoller Yahudi liderlerin yaptıkları gizli toplantılardadünya servetinin kontrol edilmesi, dünya devletlerindeki hükümetlerin devrilmesi ve Yahudi bir kralın yöneteceğiYahudi Krallığı’nın kurulması hakkında aldıkları kararların tutanaklarıdır.
-Rus bilim adamının yayınladığı kitapçıkta “protokoller”, Siyonistlerin İhtiyar Meclisi’nin toplantı tutanakları ve Siyonizm’in en yetkin yöneticilerine verilen en önemli konferansları içermektedir.
-Rus bilim adamının yayınladığı kitapçıkta “protokoller”, Siyonistlerin İhtiyar Meclisi’nin toplantı tutanakları ve Siyonizm’in en yetkin yöneticilerine verilen en önemli konferansları içermektedir.
-Kitapçıkta ayrıca bu Yahudi protokollerinin Siyonizm’in babası Theodore Herzl başkanlığında İsviçre’nin Basel

20 Aralık 2016 Salı

1984 *

-Kitabın arka kapağındaki tanıtımda; “Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlamayan insanla çok daha kolay dayatılıyordu. (....) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardıçünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.
-George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus seneryasudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya dğüzeni, romanda inanılmazbir hayal gücüyle , en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tegâhlanan oyunlar düşünüldüğünde ,ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yanlızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır. ...” vurgusu yapılıyor.
Orwell, romanı İskoçya'da verem ile boğuşurken 1947-1948 yılları arasında yazmıştır. Roman, Avrupa'daki Son Adam (The Last Man in Europe) ismiyle yazılmıştır. Öte yandan, ABD ve Birleşik Krallık'taki yayımcısı (roman bu iki ülkede aynı anda satışa sunulmuştur) pazarlama meseleleri nedeniyle romanın adını Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'e (Nineteen Eighty-Four) çevirmiştir. Roman ilk kez 8 Haziran 1949'da basılmıştır.
Kitap sosyalizm karşıtı olarak suçlanmıştır, ancak Orwell buna karşı çıkmıştır. 16 Haziran 1949'da yaptığı açıklamada Orwell şöyle konuşmuştur: "Yeni romanımda [Bin Dokuz Yüz Seksen Dört] sosyalizme ya da (bir destekçisi olduğum) Britanya İşçi Partisi'ne bir saldırı kastetmedim, ama merkezileştirilmiş bir ekonominin yol açabileceği ve halen komünizm ve faşizmde kısmen gerçekleşmiş olan bozukluklara değindim... Kitabın konusunun Britanya'da geçmesi İngilizce konuşan ırkların doğuştan diğerlerine göre daha üstün olmadığını ve karşı konulmadığı takdirde totalitarizmin herhangi bir yerde zafer kazanabileceğini vurgulamak içindir."[1]
Romanın distopik dünyasında totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama ile halk ve hayatı manipüle edilmektedir. Roman daha sonra ünlenecek Büyük Birader ve Düşünce Polisi gibi kavramları içermektedir.

17 Aralık 2016 Cumartesi

sahabe dönemi iktidar kavgası *

Alevi Sünni Ayrışmasının Arka Planı
-Kitabın arka kapağındaki tanıtımda; “Müslüman siyasal kültürünün oluşumunda Hz. Peygamber sonrasının özel bir yeri vardır. İlk müslüman neslini, bu dönem siyasi olaylarını ve bu olayların aktörlerini incelemek zorundayız. Bu nesille kurduğumuz sevgi bağı, bizi doğruyu ortaya koymaktan alıkoymamalıdır. İslam tarihinde ilk yanlışlıklarsiyasi alanda yapılmış ve daha sonra dinî ve ilmî alanlara sirayet etmiştir. Bu yanlışlıklar sorgulanıp  düzeltilecek yerde kutsanmış ve mukaddes bir  cehaletle karşı karşıya kalınmıştır.Siyasal zihnin ürettiği sorunları çözemediğimizden , bu sorunlar gittikçe derinleşmiş ve kökleşmiştir. Müslüman zihni geleceği, geçmişinde aramaktadır; üstelik bunu ideal nesiller söylemi ile süslemektedir. ... kitap, Hz. Peygamber sonrası siyasi olayları mercek altına almaktadır.” deniliyor.
-Kısa alıntıları paylaşalım; ... .. Müslüman siyasi tarihinde Alevi terimi ilk defa hilafetle ilgili anlaşmazlıklar sırasında kullanılmıştır. Hz. Pegamber’in vefatının ardından ortaya çıkan ve Hz. Osman’ın öldürülmesinden sonra şiddetlenen siyasi iktidar mücadelesinde Hz. Ali tarafını tutanlara ‘Aleviyye’ veya ‘Ş’İatu Alî’, bunların karşısında olan gruplara da ‘Osm’aniyye’ yani ‘Osman taraftarları’, denmiştir. Zamanla ‘Şîatu Osmân’, ‘Osmaniyye’ olarak, ‘Şiâtu Alî’ ise ‘Şîa’ olarak terimleşmiştir. Bu sebeple kitabın adındaki alt başlığın Şii-Sünni şeklinde değil de ‘Alevi Sünni Ayrışması’ biçiminde olması bahsi geçen tarihsel verilerle de ilgilidir.
-Şia, Hz. Peygamber’in vefatından sonra devlet yönetiminin Hz. Ali’ye ve onun soyundan gelenlere ait olduğu düşüncesini benimseyen çeşitli grupların ortak adıdır. Alevi terimi de Hz. Ali’ye bağlılık noktasında birleşen çeşitli dini ve siyasi gruplar için kullanılmaktadır. Ayrıca Alevilik, ‘Hz. Ali’nin soyundan gelenler anlamında da kullanılmıştır. Emevi ve Abbasi yönetimlerinde siyasi iktidara karşı Hz. Ali soyuna mensup çevrelerde beliren hareketler için de “Alevi’ tanımlamasının kullanıldığı bilinmektedir. Biz de Alevi terimini kullanmanın ülkemiz gerçekliğine daha uygun olacağından hareketle kitabın ismine

14 Aralık 2016 Çarşamba

IŞİD *

terör ordusunun iç yüzü
-Kitap 521 sayfa. Arka kapakta yorum yapan Nedim Şener; “IŞİD gerçeğinin bize gösterilenlerden farklı olduğunu, onu yaratan sorumluları ve yalanlarını ortaya koyan en detaylı çalışmalardan biri...” değerlendirmesini yapıyor.
-bir diğer değerlendirmede ise Dougles E. Schoen; “Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD), geçtiğimiz yıl dünya çapında -Paris, Beyrut, Mısır, Türkiye- yaptığı kanlı saldırılarla bugün global olarak en büyük terörist örgüt olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Hem Suriye hem de Irak’ta çok geniş alanları işgal etti ve katı şeriat kanunlarının diktası altında yeni bir İslam Hilafeti kuracağı sözünü verdi.
-Kitabın kapak içlerindeki tanıtımda ise; “IŞİD: Terör Ordusunun İç Yüzü kitabının  ... .. Amerikalı gazeteci Michael Weiss ve Suriyeli analist Hassan Hassan , bu şiddet yanlısı radikallerin, neredeyse yenik durumdaki Iraklı isyancılar grubundan kurnazca hazırlanmış cinayet videolarıyla şiddet ve kargaşayı Orta Doğu geneline yayan uluslararası gönüllülerden oluşan bir cihat ordusuna nasıl evrildiğini açıklıyorlar. Weiss ve Hassan, IŞİD’in ilk şekillenmeye başladığı zamandan, kurucusu Ebu Musab ez-Zarkavi’nin ilk günlerinden başlayarak kilit isimlerin –ele geçirilmesi zor liderleri Ebu Bekir el-Bağdadi’den saflarındaki eski Saddam yanlısı Baasçılara kadar- nereden geldiklerini, sosyal medya stratejilerinden yasa dışı petrol gelirlerine kadar yerel ve küresel desteği nasıl aldıklarını tek tek açıklıyorlar. IŞİD’in yayılmakta olan terörüyle mücadele etmek için gerekli para ve askeri mühimmatın bölgeye akmayı sürdürmesiyle, diğer kuvvetler-Esad rejimi, Rus savaş uçakları, İranlı Kudüs Gücü ve diğer Şii milisler- bir yandan güç kazanırken diğer yandan IŞİD’e karşı savaşıyor olmayı bölgedeki gündemleri için koz olarak kullanıyorlar.
-Amerika Birleşik Devletleri, Irak, İran ve Suriye’nin politik ve askerî manevraları, IŞİD’in çarpıcı ve tartışmalı bir şekilde ilerleyişinin tetikleyicisi oldu.... ..  İçeriden alınan paha biçilmezve özel bilgiler sayesinde, yazarlar sözde İslam Devleti’nin muammalı askere alma ve eğitim yöntemlerini, askeri başarı ve başarısızlıklarının etkisini ve terörlerini yaymak için küçük yerel hücreleri nasıl yapılandırıp güçlendirdiklerini keşfediyorlar. Eski ABD askeri yetkilileriyle yapılan orijinal röportajlar ve IŞİD savaşçılarıyla yapılan güncel röportajlardan –buna ek olarak eski bir IŞİD casusu ile Kuzey Irak’taki IŞİD katliamından sağ kurtukan Kürt ve Yezidlerle yapılan röportajlardan