Miralay Pertev Bey, haremi, üç kızı ve kalabalık maiyeti yani ev halkı ile Moda’da “İngiliz'in evi” dedikleri, fakat haddizatında zengin bir Ruma ait bir evde oturuyordu. Bu Rum, Kırım Muharebesinde zengin olmuş bir bakkaldı. Vaktiyle bir İngiliz'in Moda’da güzel bir bahçe içinde, harikulade, onbeş yirmi odalı, pek güzel yapılmış evini satın almıştı. Zengin bakkal çoktan ölmüş, dünyanın her bir tarafına dağılmış olan varisleri de evi kibar Türklere kiraya vermeye başlamışlardı.
Miralay Pertev Bey evleneli beri ailesiyle bu köşkte kiracı idi. Üç kızının her biri de bu evde dünyaya gelmişti.,... ..
… .. Tahta oymalı küçük balkonları ile de II. Sultan Abdülhamid Han zamanı köşklerini hatırlatan bir hali vardı. Hamidyen-Victorian denilebilirdi buna. Daha doğrusu uzun zamandan beri Memalik-i Osmaniye’ye gelip yerleşen ve ticaretle iştigal eden İngilizler’in benimsedikleri bir tarzdı bu. İngilizler ve biraz da Hollandalılar İstanbul’da Moda’da, Bebek’te, Kandilli’de, biraz da Pendik ve Yakacık’ta, İzmir’de ise Buca ve Bornova’da toplanmışlardı. .. ..
… ..
Büyük padişah Sultan Abdülhamid Han tahttan indirileli henüz birkaç sene olmuştu. İtalyanlar kendilerine hizmet edecek kimseleri İttihad ve Terakki Cemiyeti içinden bulup çıkarmışlardı. Bunların başında o zaman Roma’daki Osmanlı sefir-i kebiri geliyordu. Bu sefir, sonradan sadrazamlığa kadar yükselmiştir. Meydana çıkan ihanetinden dolayı muhakeme ve idam edilmesi isteniyordu. Kellesini İttihad ve Terakki ve İtalyan Locası’na mensup oluşundan dolayı kurtarabilmişti. Kendilerine hizmet edecek kimse bulduktan ve hizmetlerinden emin olduktan sonra, İtalya bir baskınla Trablusgarp'ı elimizden almıştı.
… ..
Henüz Balkan Harbi felaketi çıkmamıştı. Sene 1912.






