Ön Söz:
Knut Hamsun, yazdığı Açlık adlı romanıyla 1920 Nobel Edebiyat Ödülü almış Norveçli bir yazar. Aynı zamanda tam anlamıyla bir gezgin. Yalnızca doğduğu ve yaşadığı ülkenin değil bütün Avrupa’nın, hatta Amerika’nın da gezgini. İlerlemiş bir yaşta Nazilere verdiği desteğin, ancak bir tür delilik olabileceği gerekçesiyle evine kapatılmış, ardından da bir psikiyatri kliniğine yatırılmıştır. 1952 yılında da vefat etmiştir.
Bir norveçliye göre ‘aç’ iken Knut Hamsun okunmamalıdır. Bu, yazarın bir edebiyatçı, ya da en azından bir anlatıcı olarak gücünü göstermeye yeter herhâlde. ‘Açlık’ insanda acıkma hissi uyandırıR. Aynı zamanda endişelendirir. Aç kalmak istemezsiniz. Okurken sürekli bir ekmek parçası kemirmek istersiniz. Ama dünyanın tüm sofraları önünüze dizilse de gözlerinizi kitabın satırlarından ayıramazsınız bir türlü. Yemek yeseniz de acıkmaya devam edersiniz.
Kristina’da , tokadını yemeden hiçbir kimsenin terk edip de gidemediği bu enteresan kentte, aç açına dolaştığım günlerdeydi.
Çatı katında gözlerim açık, uzanmış yatıyordum. Aşağı kattaki saatin altıyı vurduğunu işittim. Etraf adamakıllı ışımıştı, insanlar merdivenlerden inip çıkıyorlardı. Morgenblat gazetesinin eski sayılarıyla kaplı olan oda kapısının alt tarafında Fenerler idaresinin bir duyurusunu açık seçik okuyabiliyordum. Onun birazcık sol tarafında ise kalın harflerle yazılmış Fırıncı Fabian Olsen’in sattığı ekmeklerle ilgili bir duyuru görünüyordu.
Gözlerimi hafiften açınca, eski alışkanlığım, bugün acaba beni mutlu edebilecek bir şey var mı diye düşünmeye başladım. Son zamanlarda durumun oldukça kötüydü. Elimde kalan bazı eşyalarımı zaman aralıklarıyla ‘Amca’ya götürmek mecburiyetinde kalmış,
asabi ve çabuk parlayan biri hâline gelmiştim. Bir iki baş dönmesi sonucu gün boyu yatağa mahkum
bir hâlde yatmıştım. Ama sıra, o da talih yüzüme gülerse, gazetelerin birinden, yazmış olduğum bir yazıma karşılık bir beş kron daha aldığım oluyordu. Etraf iyice aydınlanmıştı; kapıda yazan duyurulara göz atmaya başladım. Artık Matmazel Andersen, kefen ve tabut örtüsü, giriş sağda yazısının ince ve sırıtan harflerini de seçebiliyordum. Bunu yapmak beni bir hayli oyaladı. Alt kattaki saatin sekizi vurduğunu duyduğum zaman, henüz kalkıp giyinmemiştim bile.Pencereyi açıp şöyle bir dışarıya baktım. Bulunduğum yerden bir çamaşır ipini ve boş duran bir arsayı görebiliyordum. Biraz ileride ise birkaç işçi bir demirci atölyesinin kalıntılarını temizliyorlardı. … ..
…. ..
Açlık & Knut Hamsun
Yayına Hazırlayan: Mehmet Karatürk
Zambak Basım Yayın
Temmuz 2005
*Knut Hamsun (d. 4 Ağustos 1859, Gudbrandsdal – ö. 19 Şubat 1952, Grimstad), Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.
Yaşam öyküsü:
Edebiyatta yükselişi:
Hastalık sonrası edebiyatı:
Savaş Yılları:
Eserleri:
*Açlık - Knut Hamsun Kitap özeti, konusu ve incelemesi
* … .. . … ..Hamsun açlıktan ölmek üzere olan bir gencin bu fiziksel ve ruhsal çöküşünü etkileyici bir dille anlatıyor. Bu çaresizlik anlarında dahi postu dik tutmaya çalışması, değerlerini korumaya çabalaması, saygınlığın o dış kabuğunun ardına saklanması, Hamsun’un kahramanını eşsiz kılıyor. Çalmıyor, dilenmiyor, kendini acındırmıyor, yalvarmıyor o. Günler süren açlık sonucu elleri titrer, gözleri kararır, bacakları tutmazken dahi gururunu, belki de geride kalan o son hayat ipini, elinden kesinlikle bırakmıyor. Tüm romanı neredeyse hiç diyalogsuz; geçmişini hiç paylaşmadığı, fiziksel özelliklerine ise şöyle bir değindiği kahramanının iç sesi ile anlatırken sürükleyici ve etkileyici bir akış yakalamayı başarıyor Hamsun. Kahramanımızın ne geçmişini, ne de ailesini biliyoruz; zira onunla birlikte sadece bugüne, sadece açlığını nasıl bastıracağına odaklanmış durumdayız… Açlık öyle yoğun yaşanıyor ki, biz açlık çekmeyenlerin hayatımızı dolduran bir çok eylemi, ilişkiyi, düşünceyi, planı, hayali bir kenara itiyor. Nereden birkaç kuruş bulup bir öğünü kurtarabilirim hesabı, hayattaki diğer tüm çabaların önüne geçiyor. Gençliğinden itibaren açlığı yaşamış Hamsun’un yaşam öyküsünü Anarest incelemesinde (gonderi/77988840 ) çok güzel anlatmış, üstüne ne söylesem yersiz, gereksiz olacak. Açlığın içinden gelip Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday olmayı başarabilmiş, üstüne üstlük böyle sefil bir hayata rağmen 90lı yaşlarına kadar hayata tutunmayı başarabilmiş Knut Hamsun, her şeyden önce bu azmi ile takdiri hak ediyor bence. Romanın kahramanı birçok yönden yazar/fyodor-dostoyevski’nin ölümsüz kahramanı; Suç ve Ceza’daki Raskolnikov’u andırıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder