Sunuş
Bu yapıt Kristof Kolomb'un keşif yolculuklarına benzer bir başka yolculuğun ürünü: Şiirin “uygar” toplumlardaki işleviyle “ilkel” topluluklardaki işlevini kjarşılaştırmak, günümüzde “söz”ün (dolayısıyla şiirin) neler olduğunu saptamak için kitaplar, ülkeler ve tanrılar arasında kırk yıl süren bir yolculuğun.
İnsanoğlunun beş bin yıllık şiir serüveninden derlediğim ürünleri bir araya getiren Yeryüzü Şiiri il Yeryüzü Destanları adlı yapıtlarım bu çetin yolculukla oluşmuştu. Şiir yaratısının iki ana kaynağından derlenmişti bu ürünler; biri Batı’dan alınma hazır kalıpla “yabanıl, ilkel” diye tanıyageldiğimiz insan soyları (Kızılderililer, Eskimolar, Afrika Zencileri vb.) öteki de ilk çağ öncesi uygarlıklar(Sümerler, Mısırlılar, Hititiler, Hintliler, Çinliler…) ya da Eski Dünya’nın etki alanı dışında gelişmiş uygarlıklar (İnkalar, Aztekler, Mayalar…) İzlerini beş bin yıl öncesine dek sürebildiğimiz şiir duyarlığı bunu taşıyan halklara zamanla yok olmuş olsalar bile değişik diller ve halklarla yeni yeni dallar sürerken, Amerika anakarasında yaşamış halkların şiirsel yaratıları on altıncı yüzyılda son buluyor, yeryüzü ağacının ulu bir dalı dibinden budanmış oluyordu.
O yüzyıla girerken Avrupa’da baş döndürücü bir hızla başlayan sömürgecilik bu yeni bulunmuş anakaranın az gelişmiş ya da çok gelişmiş bütün uygarlıklarını silip süpürmüş,neredeyse bütünüyle ortadan kaldırmıştı. Maya, Aztek, Toltek, İnka yaratılarını çevirirken bu kopukluk insanlığın ortak zenginliklerinin doğal mirasçısı olan bende eksilmeyen bir sızı bıraktı.
Tarihin dönüşümleri için sorumlu aranmaz elbette, kendi kendinin sorumlusudur o, kendi mantığını yine her çağda kendisi çizerek her türlü dış etkinin ötesine akar gider. Ama ben bu “sızı” için bir sorumlu aramaktan kendimi alamadım yine. Böyle doğdu böyle yapıt.
Kristof Kolomb: dünyayı değiştiren adam.
Tutkulu, inançlı, düşsever bir kişi.
Kafasına koyduğunu gerçekleştiren bir eylem adamı.
Kendi deyimiyle “okyanus denizi”nde batıya doğru gitti mi” Hint Ülkeleri” ulaşacağını, büyük zenginlikler elde edeceğini uman, gözünü altın hırsı bürümüş bir serüvenci.






