Sessizliğin içinde konuşan, görünmeyenin izini süren kalpleri derin bir huzura eriştiren bir Allah dostuydu Kavaklılı Hacı Ali Dede…
Kimi zaman bir duada saklıydı sesi, kimi zaman bir yetimin başını okşayan ellerinde. Onu gören, başka bir âlemden gelen o derin vakarı hissederdi. Konuşmazdı fazla ama söyledikleri yollara bedel olurdu.
Seydişehir Kavak köyünün mütevazı sokaklarında yürüyen bu ulu zat, sadece bir köy büyüğü değil; ricâlü’l-gayb olarak bilinen gizli erenler halkasının bir üyesiydi O, görünmeyen orduların duasıydı, manevi âlemlerin nöbetçisiydi.
Geceleri sabırla kıyamda geçen, gündüzleri halkın içinde Hakk’a işaret eden bir hayat yaşadı. Dünyayla işleri yoktu; o Allah’a adanmış bir ömür sürdü.
Yoldan bakışıyla toparlandı, umutsuzlar onunla yeniden dirildi.
Kimseye yük olmadı, yük taşıdı. Kimseye görünmeden, nice gönle sultan oldu…
Kavaklılı Hacı Dede, bugün hâlâ dualarda anılan, gönüllerde yaşayan bir gizli veli…
Ve onun hikâyesi, hakikati arayan her kalbin içinde yankılanmaya devam ediyor.
Kırklar Meclisi ve Hacı Ali Dedemin Sırrı
Derler ki bu dünya görünen perdelerden ibaret değildir.
Bazen taşların sessizliği bir zikri saklar, bazen bir kuşun kanadında bin yıllık sırlar taşınır.
Her ne varsa görünürde, onun ötesinde bir mana âlemi gizlidir.
Ve işte o mananın merkezinde , kimsenin göremediği fakat varlığıyla bütün âlemi ayakta tutan bir meclis vardır: Kırklar Meclisi…
Kırklar, bir topluluk değil, bir sır kapısıdır.
Onlar, ne vakit dünyaya baksalar, baktıkları yerde zamanı mühürlerler.






