14 Haziran 2021 Pazartesi

Romanovlar*

Çar olmak zordu, hele Rusya gibi yönetilmesi kolay olmayan bir ülkede. Romanov hanedanına mensup yirmi hükğmndar 1613’ten çarlığın 1917 Devrimi’yle yıkılışına kadar, yani 304 yıl boyunca sürdü. Korkunç İvan döneminde başlayan bu hakimiyet Rasputin döneminde son buldu. Son çarın trajedisini anlatan romantik tarihçiler ailenin lanetli olduğunu işaret etmekten hoşlanırlar; oysa Romanovlar aslında Moğollardan sonra en çarpıcı başarıya ulaşmış imparatorluk kurucularıydı. Romanovların 1613’te tahta çıkmasından sonra, Rusya İmparatorluğu günde 142 kilometrekare, yani yılda yaklaşık 51.000 kilometrekare büyüdü.19. yüzyılın sonuna varıldığında, bu hanedan yeryüzünün altıda birine hükmediyordu ve üstelik hâlâ yayılıyordu. İmparatorluk kuruculuğu Romanov kanında olan bir özellikti

Bazı bakımlardan, bu kitap mutlak iktidarın mahiyetini ve kişilik üzerindeki çarpıtıcı etkisini ele alan bir incelemedir. Kısmen aşk, evlilik, zina ve çocuklar üzerine kurulu bir aile hikâyesi olmakla birlikte, bu türden diğer hikâyelere benzemez; kraliyet aileleri her zaman olağandışıdır, çünkü iktidar geleneksel aile kimyasını hem hoş kılar hem de bozar. İktidarın çekiciliği ve yozlaştırıcılığı sıklıkla sadakate ve kan bağına ağır basar. Bu kitapta sadece hükümdarların, aileleri ve maiyetlerinin tarihi anlatılmıyor; Rusya’daki mutlakiyetin bir portresi de sunuluyor. Rusya’ya dair başka kanaatler ne olursa olsun, kültürü, ruhu ve özü her zaman müstesna olmuştur; tek bir ailenin temsil etmeye heveslendiği kendine has bir mahiyet taşımıştır. Romanovlar sadece hanedanın ve ihtişamın değil, despotizmin  de tanımına, mutlak iktidara özgü çılgınlığın ve küstahlığın ibretine dönüşmüştür. Roma sezarları dışında hiçbir yer edinmemiştir; her iki örnek kişisel iktidarın o zaman olduğu gibi şimdi de nasıl işlediğine dair evrensel dersler verir. “Çar” unvanının “sezar”dan türetilmiş olması ve Rusçada imparator kelimesinin Latince şekliyle imperator olması tesadüf değildir.

Romanovlar aile çekişmesinin , emperyal hırsın , dehşetli cazibenin, cinsel aşırılığın  ve azgın sadizmin  damga vurduğu  bir dünyaya dönmüş ölü bir hükümdarın timsali iddiasıyla birden bire ortaya, çıktığı, gelinlerin zehirlendiği, babaların oğullarını işkenceyle öldürdüğü, oğulların babalarını katlettiği, eşlerin kocalarını öldürdüğü, zehirlenip kurşunlanmış bir ermişin dirildiği, berberlerin  ve

köylülerin yüksek makamlara ulaştığı , devlerin ve ucubelerin toplandığı, cücelerin yerlerde yuvarlandığı, uçurulmuş kafaların öpüldüğü, dillerin koparıldığı, bedenlerin kamçılarla lime lime edildiği, insanların kazığa oturtulduğu, çocukların boğazlandığı bir dünyadır bu. … ..

. … ..

(304)... Mart 1804’te Enghien dükünü idam ettirmesi, Aleksandr’la ilişkileri sonunda koparan bir terörist eylem olarak karşılandı… .. Bonapart kısa süre sonra; Fransız imparatoru olarak taç giydi. Bu ünvanı tanımayan Aleksandr, İtalya ve Almanya’da fethettiği yerlerden çekilmesini istedi.100 bin Rus askeri başına 1,25 milyon sterlin vermeyi vaat eden Britanya 30 Mart 1805’te Fransa'yla savaşmak için mutabakata vardı. Avusturya bu koalisyona 28 Temmuz’da katıldı.

İki Rus ordusunun kuzeyde tarafsız Prusya’yı korumak, güneyde de Avusturya kuvvetleriyle birlikte çarpışmak üzere mevzilendiği 9 Eylül’de Aleksandr aralarında Czarsyski’nin de bulunduğu  bir altın takım eşliğinde Petersburg’dan yola çıktı.  … .. 

(s.305) … .. Napoleon’un istediği muharebeye girmekten ustalıkla kaçınan Kutuzov ricat yoluna başvurmuştu. … .. 

(s.306) … .. Napoleon 20 Kasım sabahı saat yedi buçukta Rusya-Avusturya kuvvetlerini çekmek üzere sakince sağ kanadında gedikler verdi. Pratzen Tepelerinin bırakılmasıyla, Rusya-Avusturya merkezi saldırıya açık hale geldi. Böylece Fransız imparatoru tam da terk edilen yüksek alanı ele geçirmek üzere arkadan dolanarak onları gafil avladı. … ..

… .. Fransızların Ruslarca terk edilen tepeleri işgal etmeleriyle birlikte, Napoleon saat onu çeyrek geçe, “Bu savaşı bir gök gürlemesiyle bitirelim” dedi.Dehasının doruğundaki askeri önder, açığa çıkmış ömerkeze yönelik saldırıyı başlatarak, ezici kuvveti en zayıf noktaya en uygun anda yığdı.

(s.307) … .. Aleksandr yıkılmadı ama Prusya’yı savaşa döndürmek için uğraştı. … .. “Mahşerin Canavarı”, Ortodoksluğun acımasız düşmanı ve Yahudilerin savunucusu olarak nitelendirdiği Napoleon’a karşı bir kutsal Haçlı seferi ilan etti.(Romanovların resmi antisemitizme ilk yönelişiydi bu). Friedrich Wilhelm aynı ay içinde Fransa’ya karşı savaşa tekrar katılmayı kabul etti. Ama Napoleon ‘da boş durmadı. Osmanlıları Eflak ve Boğdan üzerinde yeniden denetim kurmaya teşvik ederek Aleksandr’ın arkasında ikinci bir cephe açtı…. ..

… ..Her iki taraf yıpratıcı bir beraberlikten sonra biten bu muharebede Ruslar 26 bin, Fransızlar ise 20 bin asker kaybetti. Rus ordusu savaş gücünü koruduysa da , Napoleon’un 2 Hazirean’da Friedland’de Bennigsen’i yendiği muharebede 20 bin ölü verince, asker sayısı beşte ikiyi aşan bir oranda azaldı. Aleksandr’ın hemen barışa varması şarttı.

(s.308) … .. İkilinin buluşmaya karar verdiği Tilsit’te, imparatorlukları arasındaki sınırı oluşturan Niemen Nehri’n ortasında … 

(s.309) … .. Üç hükümdarın birlikte yediği akşam yemeklerinde, Napoleon ve Aleksandr, kalın kafalı Prusya kralından çok sıkıldılar. .. .. Napoleon. İkilinin yeni krallıklar ve nüfuz alanları üzerine pazarlık yürüttüğü sırada, Aleksandr pat diye Konstantinapol’ü istedi. “Konstantinapol dünyanın imparatorluğudur” karşılığını verdi Napoleon bir vecize kabilinden. Yaklaşımını daha sonra ise, “Türkleri barbar olarak nitelendirdim v e Avrupa’dan çıkarılmaları gerektiğini belirttim” diye anlatacaktı. Görüşme sırasında Aleksandr’ın hayallerini gıdıklayarak, Konstnatinapol’ü almak üzere doğuya doğru ortak bir yürüyüşü ve ardından İngiliz Hindistanı’na saldırmayı önermesine karşın, sonradan asla böyle bir niyet taşımadığını” belirtecekti. … ..


*Romanovlar 1693-1918 & Simon Sebag Montefiore

Yapı Kredi Yayınları

Özgün adı: The Romanovs 1613-1918 

1.baskı: İstanbul Nisan 2018

Çeviren : Nurettin Elhüseyni



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder