15 Temmuz 2016 Cuma

Beni Hiç Anlamıyorsun! *

kadın-erkek iletişiminde sorunlar ve çözümleri
-Deborah Tannen; eserinde i,İnsanların ruh hallerini,
-Kadın ve erkeğin konuşmalarında kullanılan kelimeleri nasıl algıladıklarını,
-Bu algılamalardaki farklılıkları örnekleri ile anlatıyor
-Aslında karşı tarafı anlamamızın çok da zor olmadığına ilişkin ip uçları veriliyor.
-Kadın ve erkek ... ..  ortak noktamız insan olmak ... ..   ancak zihinlerimiz ... .. doğum öncesi süreçlerden de başlayarak, çocukluğumuz, ergenlik ve sonrasında yüklenen algıların / yazılım ve kodların etkisinde ... ..
-... .. yazılımlar farklı algılarımızın farkına varmak yetmiyor... ..
-Karşı tarafı daha iyi anlayabilmemiz için olgunlaşmamız da gerekiyor... ..
-Kitabın arka yüzündeki kısa tanıtım; okumamız içinyeteri kadar gerekçe sunuyor bizler; “Kadın-erkek iletişiminde, hiçbir yere varmayan atışmaların ardından ezici sessizliklerle sürüp gidiyor.
Sosyal dilbilim profesörü Deborah Tannen, ilişkilerimizi savaş alanına çeviren ve iki tarafta da derin yaralar açan üslup ve yorum farklılıklarını inceliyor. Nükteli ve aydınlatıcı ifadesiyle, bir kadınla bir erkeğin neden aynı konuşmadan söylenenler hakkında bambaşka düşüncelerle ayrıldığını açıklıyor.
Farklılıkların sosyo-kültürel sebep ve sonuçlarını çarpıcı örneklerle ortaya koyan yazar, bir yandan da anlaşmazlıkları kontrol altına alıp daha iyiiletişim kurmanın yollarını gösteriyor,” deniliyor.
-Kitaptan kısa bölümleri paylaşalım:
-... ..   Ne zaman kadınlarla erkeklerin konuşma tazrlarındaki farklılıklar hakkında yazı yazsam ya da bundan söz etsem, ortalıkta kıvılcımlar uçuşmaya başlıyor. Birçok kişi söz alarak, söylediklerimin doğru olduğunu, bunun kendi dneyimlerini de yansıttğını söylüyor. Kaygılarının ortak dert olduğunu öğrenince rahatlıyor ve kendilerinde, hayat arkadaşlarında ya da ilişkilerinde büyük bir sorun olmadığını anlıyorlar.
-Hayat arkadaşlarının konuşma tarzını her zaman kişisel bir kusur olarak yorumlamış olmalarına karşın, artık onu farklı bir sistemi yansıtan çerçeve olarak görmeye başlayabiliyorlar. Hayat arkadaşlarının yıllardır eleştirdiği kendi
konuşma tarzları da, mantıklı biçimde savunulabilecek duruma geliyor.
-... ..     Bazı erkekler, kadınlarla erkekler hakkındaki bir sözü kadın ağzından duydukları anda bunu bir suçlama olarak alıyor; ... ...     Kendilerini, hakarete uğramiş değilse bile, en azından hedef alınmış gibi, hissediyorlar.
-... ..   kadın ve erkek üsluplarının farklılığı söz konusu olduğunda, genellikle kadınlardan değişmeleri isteniyor. ... ..   
-... ..   Genellemeler, bir yandan benzerlikleri yakalamaya yararken, bir yandan da farklılıkların üsütünü örter. Herkes sayılamayacak kadar çok etkinin yoğrulmasıyla biçimlenmiştir. ... ..      
-... .. Her insan birçok bakımdan diğerlerinden farklıdır, bu arada aynı kategorideki diğer kişilerden de farklıdır. ... ..
-... .. Nice kadın ve erkek yakın ilişkilerinden memnun değil, durumu konuşmaya kalkıştıklarında ise daha çok hayal kırıklığına uğruyorlar. İlişkilere sosyal dilbilim açısından yaklaşırsak, kimseyi deli ya da hahsız olmakla suçlamadan ve ilişkiyi lanetleyerek fırlatıp atmaya gerek kalmadan bu memnun iyetsizlikleri açıklayabiliriz. Aramızdaki farklılıkları kabul edip anlarsak, onları dikkate alarak ve uyum sağlayarak birbirimizin uslubundan bir şeyler öğrenebiliriz.
Kadın-Erkek konuşmaları Kültürler Arası İletişimdir
Her Şey En Başında Başlıyor
-Kız ve erkek çocuklar aynı mahallede, aynı binada, aynı evin içinde büyüseler de, farklı sözcüklerle dolu dünyalarda yetişirler. Başkaları onlarla farklı konuşur, onlardan farklı konuşma biçimleri bekler ve kabul eder. En önemlisi, çocuklar konuşmayı, sohbet etmeyi yanlız anneleriyle babalarından değil, yaşıtlarından da öğrenirler. Örneğin anne-babalarının farklı bir aksanı varsa, çocuklar onlar gibi konuşmaz, hangi yörede büyüyorlarsa, oranın aksanıyla konuşmayı öğrenirler. ... ..
-Kız ve erkek çocuklar sık sık birlikte oynasalarda, zamanlarınbın çoğunu kendi cinslerinden çocuklarla oynayarak geçiriyorlar. Ve bazı oyunları birbirine benzese de en sevdikleri oyunlar farklı, oyunlarında dili kullanma biçimleri arasında da dünya kadar fark var.
-Erkek çocuklar dışarıda, hiyerarşik olarak yapılanmış büyük gruplar halinde oynamaya eğilimli. Gruplarında neyin nasıl yapılacağını söyleyen ve diğer çocukların önerdiği şeyleri yapmaya karşı çıkan bir lider bulunuyor. ... ..
-Kız çocuklar ise küçük gruplar halinde ya da ikişer ikişer oynuyor; bir kızın sosyal hayatının merkezinde, en iyi arkadaşı bulunuyor. Grup içinde, yakınlık büyük önem taşıyor. ... .. Etkinliklerinin pek çoğunda (örneğin evcilik oyunu) kazananlar ya da kaybedenler yok.  Kızlar emir vermiyor, tercihlerini öneri olarak belirtiyorlar ve öneriler genellikle kabul ediliyor. Erkek çocuklar, “Ver onu bana!” ya da “Git buradan!” derken, kızlar, “Şunu yapalım,” ya da, “Şöyle yapsak ne dersin?” gibi şeyler söylüyor.... ..
Paralel Yollar
-... .. Kızlar uzattıkça uzatıyor. Erkeklerse konuyu açıyor, içlerinden biri bir çözüm getiriyor, sonra da tartışmayı kapatıyorlar.
-Kadınlarla erkeklerin birbirlerinin sorunlarla başa çıkma biçiminden sıkılmalarının  nedeni, bir sisteme göre geliştirilmiş yorumları öbür sisteme uygulamaya kalkışmalarıdır. Dertleşme sohbetinde erkekler birbirlerine kadınların yaptığı gibi karşılık vermezler. ... ..     Dinleyen kız, konuşanı daha çok anlatmaya teşvik ediyor, “Biliyorum,” diyor ve duyduklarını delillerle destekliyorlardı. ... ..
-... .. erkek çocuklar... ..   Onların ki de dertleşme, ama farklı bi,r dertleşme. Peşine düşerek, keşfederek, ayrıntısına inerek içlerinden birinin dertlerine odaklanmak yerine, her bi,ri kendi dertlerinden bahsediyor ve ötekinin dertlerini önemsiz bularak göz ardı ediyor. ... ..
Dertleşme
-Kadınların anlatılan dertlere verdiği tepki çok farklı ... ...    duygularını onaylar,  ... ..  ortak bir anlayışa sahip olmaları ... ..  
-Kadınlar erkeklerin  kendileriyle konuşma tarzlarıyla yüz yüze  geldiklerinde , bunları kendi standartlarına göre değerlendirirler. Kadınlar bir başkasının anlattığı derdi sorularla takip ederek ilgi gösterirler. Erkekler konuyu değiştirdiklerinde, kadınlar bunu anlayışsızlık olarak görür, yakınlık kuramadıklarını düşünürler. Oysa kurcalayıcı sorular sormamak, karşı tarafın bağımsızlık ihtiyacına saygı göstermenin bir yolu da olabilir. ... .. Böyle bir soru erkeklerin çoğuna ve bazı kadınlara başkasının özel hayatına burnunu sokmak gibi gelebilir,  Elenor ise bunu arkadaşlıklarını besleyen bir ilgi gösterisi olarak görür.
-Kadınlar bir başka kadının duygularına anlayış göstermeye eğilimlidir. Erkekler onlara durumlarının çok da kötü olmadığını söylediğinde, duygulaının küçümsendiğini ya da dikkate alınmadıklarını düşünürler. ... ..
-Kadınlar dertleşmeye başladıklarında erkeklerden aldıkları tepkiler yüzünden genellikle mutsuz olurken, erkekler de yardım etmeye çalışırken  yanlış karşılık vermekle suçlandıkları için mutsuzdur. ... ..
-Kadınlarla erkekler birbirleriyle konşurken sorun, iki tarafın da  farklı türde bir karşılık beklemesinden doğar. Erkeklerin yaklaşımı, nedenlerin üzerine giderek duyguları dolaylı yoldan yatıştırmaktır. Kadınlarsa duygularının desteklenmesini beklediğinden, erkeklerin bu yaklaşımı yüzünden kendilerini saldırıya uğramış gibi hisseder.
Soru Sorma
-Dertleşmek, kadınlarla erkeklerin farklı gözle baktıkları, sonuçta aralarında sorun çıkaran konuşmalardan sadece biridir.  ... ..
-... ..Kızlar için konuşma, ilişkileri bir arada tutan tutkal gibidir. Erkek çocukların ilişkilerini ise öncelikle etkinlikler bir arada tutar; birlikte bir şeyler yapmak, spor ya da daha sonraları siyaset gibi etkinlikleren söz etmek gibi. Erkekler en çok, statülerinin sorgulandığı, başkalarını etkileme gereği duydukları ortamlarda konuşurlar.
Evin Rahatlığı
-İnsanın evi, sahne arkasında olabileceği bir yerdir. Ama evin rahatlığı, kadınlar ve erkekler için zıt ve birbiriyle bağdaşmayan anlamlar taşıyabilir. Birçok erkek için evin rahatlığı, kendini kanıtlama ve sözlü gösterilerle  insanlarıo etkileme zorunluluğundan kurtuluş demektir. ... .. kadınlar içinse ev, konuşmakta özgür oldukları ve kendilerine en yakın kilşilerle konuşma ihtiyacını en çok duydukları yerdir. ... ..
Havadan Sudan Konuşmalar Önemli Bir Amaca Hizmet Eder
Katılımın Zevki
Ayrıntıları AtlaKadınlarla Erkekler Kendilerine Göre Konuştuklarında
-... .. İletişim hatlarını nasıl açarız? Bunu cevabı, kadınların da, erkeklerin de birbirlerini olduğu gibi kabul etmesi, kendi grup standartlarını karşı tarafa uygulamaya çalışmamasıdır. Sürekli bir şeyi yapmanın doğru yolunu aradığımızdan, bu bize “doğal” gelmez. ... ..
“Sana Anlatayım”; Konferans Vermek ve Dinlemek
-... ..    Değişen zamanlar kadınlarla erkekler arasındaki ilişkinin pek çok yönünü değiştirdi. Bugünlerde erkeğin, “Ben senden üstünüm, çünkü ben erkeğim, sense kadınsın,” demesi, en azından pek çok çevrelerde artık mümkün değil. Ancak böyle diyen erkeklere rastlamayan kadınlar yine de, erkeklerle ilişkilerinde  sıkıntı çekiyor. Pek çok kadına bu duyguyu veren durumlardan biri de, konuşmanın gizemli bir şekilde konferansa dönüşmesi, erkeğin kadına ders veren konuşmacı, kadınınsa onaylayan dinleyici haline gelmesidir.
-... .. Konferans veren kişi, ... .. öğretmen rolüne bürünür, ... ..
Önce Ben, Sonra Ben
Farklı Yorumlar ve Yanlış Yorumlar
Karşılıklı Suçlamalar
-... .. birçok kadının kocasının kendisini dinlemediğinden yakınmasına şaşırmamak gerekir. Ancak erkekler de, daha ender olsa bile, kadınlarla aynı nedenden ötürü yakınırlar. “Beni dinlemiyorsun” suçlaması genellikle, “Söylediğim şeyi benim kastettiğim şekilde anlamıyorsun, “ ya da “İstediğim yanıtı alamıyorum,” anlamına gelir.  Dinlenilmek, anlaşılmanın ve değer verilmenin meteforu haline gelebilir.
-... .. kadınların bazen erkekler kendilerini dinlerken bile dinlenilmedikleri izlenimine kapılabileceği ... .. Bunun nedeni; erkeklerin dinlediklerini göstermekte farklı alışkanlıklara sahip olmasıdır. ... .. kadınlar soru sormaya  daha eğilimlidir.  Ayrıca Hımm,hı-hı gibi sözcüklerle dinlediklerini belli eden karşılıklar verirler; bu da sürekli bir “geri bildirim” döngüsü yaratır. Onaylayarak ve gülerek de,daha olumlu ve hevesli bir şekilde tepki verirler.
-... .. Erkeklerin buna denk düşen stratejileri –daha az dinlediğini belli eden tepkiler vermek, soru sormak yerine bildiride bulunmak, onaylamak yerine karşı çıkmak- ... ..
-... ..Kadın “evet” sözcüğünü, “dinliyorum, izliyorum,” anlamında kullanır, erkek ise ancak onaylıyorsa “evet” der. Burada yanlış anlaşılma olasılığı çok açıktır. Erkek, sürekli, “evet” diyen, ancak sonunda aynı fikirde olmadığı anlaşılan bir kadınla karşı karşıya kaldığında, onun samimi olmadığı, ya da tam anlamıyla dinlemeden onayladığı sonucuna varabilir. Kadınsa “evet” demeyen, daha doğrusu hiç ses çıkarmayan bir erkele karşı karşıya kaldığında, onun dinlenmediği sonucuna varabilir. Erkeklerin üslubu daha çok konuşmanın mesaj düzeyine; kadınlarınki ise ilişkiye ya da metamesaj düzeyine odaklıdır.
“Bana Ne yapacağımı Söyleme”
- .... .. Loraine sık sık Sidney’e övgüde bulunuyor, mutfağı temizlemek, çamaşır yıkamak gibi işlere yardımcı olduğu için ona teşekkür ediyor. Sidney bundan alınıyor. “Bunları her zaman yapmamı istiyormuşsun gibi geliyor bana,” diyor. 
-Bir başka erkek de annesi hakkında benzer bir yorumda bulundu. Annesi kendisini telefonla aradığı için ona teşekkür ederek, “Çok iyi bir insansın,” demiş. O da, aramayı ihmal ederse kötü bir insan olacağını ima ederek düzenli olarak aramasını sağlamaya çalıştığını hissetmiş. ... ..
-... .. Bütün bu örneklerde, erkekler kendi bağımsızlık ve özgürlüklerinin  çiğnendiğinden yakınıyor. ... ..  Bütün bu şikâyetler ... .. kadınları şaşırtıyor ve kafaların karıştırıyor. ... ..
-... .. Erkek, hayatı bir özgürlük mücadelesi olarak görürse, doğal olarak kendisini kontrol etmeye ve davranışlarını belirlemeye yönelik girişimlere direnmeye eğilimli olur.
-Bu dünya görüşü, karısının başının etini yediği (kılıbık) koca kavramını yaratmıştır. Pek çok erkek, karısının kendisine bir şeyler yaptırmak istediğinin imasına bile tahammül edemez. Kadınların hayatını tarih boyunca her zaman başkalarının –ailelerinin, kocalarının- isteekleri biçimlendirmiştir ve koca baskısından yakınan kadınlar olsa da, “kocası tarafından başının eti yenen kadın” klişesi yoktur.
-Neden yoktur?
-İnsanları karşılıklı bağımlı olarak gören kadınlar, hareketlerinin başkaları tarafından etkilenmesini bekler ve insanların uyum içinde yaşamasını isterler. Onların mücadelesi bağları güçlü tutmaya, herkesin topluluk içinde kalmasını sağlamaya ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılarken ellerinden geldiğince kendi ihtiyaç ve tercihlerine zarar gelmemesi için çaba harcamaya yöneliktir. Erkek güçlü olmaya çalışırken, kadın topluluğu güçlü tutmaya çalışır.
... ..
-... .. “Kocanızla neden evlendiniz?” ... ..
.... ..
Kavgada mesajlar ve Metamesajlar
-Kadınların açıkça kavga etmekten çekinmelerine, erkeklerin de şaka yollu kavgalara eğilimli olmalarına karşın, erkeklerle kadınlar sık sık, ciddi biçimde birbirleriyle çatışmaya girerler. Genellikle bu tür  tartışmalar, yanlızca uyuşmazlık konusuyla değil, karşı tarafın tartışma biçimiyle de ilgili sıkıntı ve hayal kırıklığına neden olur. ... .. mesajlarla metamesajlar arasındaki fark kilit önem taşır.
-Bir erkek, kadınlarla tartışmaktan niçin rahatsız olduğunu ... ..    Anlaşmazlık kadının onu gece yarısı uyandurmasıyla başlamıştı.
Adam : Ne oldu?
Kadın : Yatakta bana yer bırakmadın.
Adam : Özür dilerim.
Kadın : Hep yapıyorsun bunu.
Adam : Neyi?
Kadın : Beni kenara itiyorsun.
Adam : Dur bakalım. Ben uyuyordum. Uyurken yaptıklarımdan beni nasıl sorumlu tutarsun?
Kadın : Öyleyse buna ne diyeceksin, hani bir keresinde ...
-Ardından onun geçmişteki kusurları için azarlamaya başlamıştı.
-Bu çiftin anlaşmalarında ortak zemin bulmaları kolay değil, çünkü konuşma düzeyleri farklı. Adam mesaj düzeyinde odaklanıyor. Yatağın büyük bir bölümünü işgal etmiş. Kadın ise metamesaj düzeyinde odaklanıyor:  Adamın uyuma biçimi, genellikle kocasının ondan yararlandığını ve ilişkilerinde “çok fazla yer” işgal ettiğini gösteriyor. Kadın, bu somut kusuru, temsil ettiği davranış modelini tartışmak için fırsat bilmiş. Adam ise elinde olmadan yaptığı bir şeyden eski olayların çekilip çıkarılmasını haksızlık olarak görüyor, bunu sihirbazın şapkasından çıkan rengârenk mendillere benzetiyor. ... ..
Karşılıklı Yanlış Hükümler
-... .. Bay H. kendine güvenen bir kişi olarak görünse bile, yazdıkları, içinde yaşadığı hasmane dünyadan kaynaklanan ıstırabını yansıtıyordu. Her zaman hiyerarşiler içinde yer aldığından, kendini bil alt konumda hissettiği durumlarda fena halde acı çekmişti ... ..
Esneklik Arayışı
-Kişinin her zamanki üslubu işe yaramıyorsa, onu ısrarla sürdürmek sorunu çözmez.  Esneklik ise hem erkeklerin hem de kadınların işine yarayabilir. Çatışmadan ne pahasına olursa olsun kaçınan kadınlar, birazcık çatışmanın onları öldürmeyeceğini öğrenmekten kârlı çıkabilirler. Sürekli olarak karşı tavır alan erkekler de çatışma alışkanlıklarını kırarlarsa daha iyi durumda olabilirler.
-İnsanlar yanlız toplumsal cinsiyet değil, kültürel geçmiş açısından da farklı olduğu için, sözlü muhalefete karşı tutum farklılıkları arkadaşlar, sevgililer ve yabancılar arasında sürüp gidecektir. Ama bunlar özellikle de, yapıları gereği denetim meseleleri ve çelişen isteklerden etkilenen uzun vadeli ilişkilerde ortaya çıkar ve sorun olur. Farkluı kurallara göre –ya da farklı oyunlar- oynuyorsanız, ilişki oyununu birlikte oynamak daha zordur.
-Çatışma sözcüğünün anlamı ve çatışmayla başa çıkamak için doğal görülen araçlar kadınla erkek için temelde farklı olduğundan, kadın ve erkek üsluplarının özellikle çatışabileceği bir alandır. Haksız ya da mantıksız davranış gibi görülen şeyin aslında farklı bir üsluptan kaynaklandığını anlamak bile, sıkıntıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
-Çatışmalar yine çıkacak, ama en azından kavgacı üsluplar yerine gerçek çıkar çatışmaları hakkında tartışıyor olacaksınız.
Kim Kimin Sözünü Kesiyor? Baskınlık ve Denetim Sorunları
-... .. fıkra ... ..
-Bir kadın, kocasına boşanma davası açar.
-Yargıç kadına neden boşanmak istediğin  sorduğunda, kocasının iki yıldır kendisiyle hiç konuşmadığını söyler.
-Yargıç kocaya dönüp , “Neden karınla iki yıldır konuşmuyorsun?” diye sorar.
-Adam, “Onun sözünü kesmek istemedim,” diye cevap verir.
... ..
-Söz kesme suçlaması, özellikle de bir eşin yeterince ilgi göstermediği , ilgi duymadığı yönündeki bir metamesaj yükü taşıdığı yakın ilişkilerde acı verir. Bu yakınmalar ilişkiyi temelinden sarsar, çünkü çoğumuz bir ilişkide herşeyden önce değer verilmek, duyulmak isteriz. Ama sözünüzün kesildiğini hissetmeniz, her zaman birinin bilerek sözünüzü kestiği anlamına gelmez. Amacınızın o olmadığını bildiğiniz halde söz kesmekle suçlanmak da, bier açıklama yapılmadan sözü kesilmek kadar acı verir.
Erkekler Kadınların Sözünü Keser mi?
Erkek Söyleyince Farklı Olur
Sükut Altındır – Ya Da Kurşun
-... .. Kadınların çoğu sorunlar hakkında konuşmak ve kocalarını konuşturmak ister. Buna karşılık kocaların çoğu, sıkıntı, duygusal stres ya da karısının “talepleri” ile karşılaştığında geri çekilir (“Kendimi iyi hissetmediğim zaman kaçıp giderim ve yükümü onun üstüne boşaltmam”). Yine de, bu kocaların evliliklerinde “baskın” olduğuna hiç kuşku yok. Suskunluk da bir tür suç aleti olabilir. Komarovsky, bir annenin kocası hakkında şöyle dediğini aktarıyor: “Pek fazla konuşmaz, ama söylediklerinde ciddidir ve çocuklar ondan çekinirler.”
-Jack Sattel, erkeklerin sessizliği kadınlar üzerinde güç kullanmak için kullandığına inanıyor, ... .. İsodora ve ... .. kocası Benett ... ..
*”Bunu bana neden sürekli yapıyorsun? Kendimi öyle yanlız hissettiriyorsun ki!”
... ..
*“... .. Bu gece mutlu olmak istedim. Noel gecesi. Neden sırtını bana dönüyorsun? Ne yaptım ki?
Sessizlik
*Ne yaptım?”
Bilmemesi de ayrı bir suçmüş gibi bakıyor ona.
*”Haydi, gidip yatalım artık. Unutalım bunmu.”
*”Neyi unutalım?”
Hiçbir şey söylemiyor.
*“Bana sırtını döndüğünü mü? Beni bir hiç uğruna cezalandırdığını kı? Kendimi yalnız hissettiğimi, üşüdüğümü, Noel gecesi olduğunu ve bir kez daha bunu bana zehir ettiğini möi? Unutmamı istediğin bu mu?”
*“Tartışmayacağım.”
*”Ne tartışması? Neyi tartışmayacaksın?”
*”Kes sesini! Otel odasında bağırmana izin veremem.”
*”Neye izin verip vermediğin umrumda  bile değil. Bana uygarca davranılmasını isterim. En azından niya bu kadar suratsız olduğunu söyleme nezaketinde bulunmanı isterim. Hem bana öyle bakma...”
“Nasıl?”
*”Zihninin içini okuyamıyor olmam en b üyük günahımmış gibi , Zihnini okuyamıyorum. Neden bu kadar kızgın olduğunu bilmiyorum. Her istediğini sezemiyorum.  Bir kadında istediğin buysa eğer, bende bulamazsın.”
*”Ekbette ki değil.”
*”Nedir o halde? ... .....
... ..
*”... .. Yani zihnini okumam mı gerekiyor? İstediğin bir tür annelik mi?”
*”Bana biraz empati gösterebilseydin...”
*”Ama gösteriyorum. Tanrım... ...”
*”... ..
-... .. Benett’in sessizliği karısına karşı bir silah gibi kullandığını destekliyor gibi. Sorunun ne olduğunu ısrarla söylemeyişi, kadını gitgide daha aşağılara iten bir darbe gibi, sonunda Isodora... ..
-Toplumsal cinsiyetlerin tersine çevrilmesiyle, bu sahne mkânsız görünür. Bir erkeğin karısına ne suç işlediğini söylemesi için yalvardığını hayal etmek zordur.
-Toplumsal cinsiyetleri tersine çevirmeye çalışırken ... .. , erkeğin geri çekilerek kadının sessizlik silahını etkisizleştirdiği bir sahne... .. Benett’in sessiliğini bu denli cezalandırıcı kılan, Isodora’nın onu kouşturmaktahi ısrarıdır. ... .. Eğer Bennet Isodara’nın sorunların konuşarak çözüleceği yolundaki inancını paylaşsaydı ya da Isodora da Benett gibi sorunlar karşısında geri öçekilseydi, kendilerini bu yıkıcı sahnenin içinde bulmazlardı.
“Üzgünüm, Özür Dilemiyorum”
-... .. Bir kadın öğretmen, herkesin iflah olmaz diye bildiği bir öğrencesiyle sorun yaşıyordu.
-Sonunda, çocuğu müdürün odasına gönderdi.
-Müdür sonradan öğretmenler odasında öğretmenin yanına gelip, çocuğun okuldan uzaklaştırma cezası aldığını söyledi.
-Öğretmen, “Üzgünüm,” dedi, müdür de  “Sizin suçunuz değil,”  diye onu teselli etti.
-Müdürün bu tesellisi öğretmeni şaşırttı, çünkü o söyleyene kadar, öğrenciye uzaklaştırma cezası verilmesinin  kendi suçu olabileceği hiç aklına gelmemişti.
-Ona göre, “Üzgünüm” sözcüğü, “Özür dilerim” değil, “Bunu duyduğuma üzüldüm anlamına geliyordu.
-“Üzgünüm” derken amacı, “Bu konuda kendinizi kötü hissettiğinizi biliyorum, ben de kötü hissediyorum,” mesajı vererek müdürle aralarında bir bağ kurmaktı.
-Öğretmen kendini, benzer duygularla ona bağlı olarak çerçeveye oturtmuştu.
-Ortak duyguyu ifade edişini bir özür dileme olarak yorumlayan müdürse, öğretmenin suçlu olabileceği kavramını araya sokarak kendini bir üst düzeyde, suçunu bağışlayan kişi konumuna çerçevelemişti.
-Bu olayın devamı, buradaki farklı balış açılarının cinsiyetle ilişikili olabileceğine işaret ediyor. Bu öğretmen olup bitenleri yetişkin kızına anlattığında, o da müdürün tepkisini garip bulmuş. Ama oğluyla kocasına anlattığında, suçu olmadığı halde özür dilediği için  kendisine sitem etmişler. Onlar da “Üzgünüm” sözcüğünü bir özür olarak yorumlamış. ... ..
Dünya Kadar Fark
-... ..  Erkek ve Kız çocuklar iki farklı dünyada büyüyor, ama  biz aynı dünyada olduğumuzu sanıyoruz, dolayısıyla da birbirimizin davranışını kendi standartlarımıza göre ölçüyoruz.
Hayat Deneyi Taklit Eder
-... .. ana sınıfı öğretmeni bayan Bedford’un, hayat bilgisi dersne giriş konuşmasından bir alıntı... ..
Aman da ne tatlı ana okulu öğrencileri. Böyle gülümseyen yüzler görmek  Bayan Bedford’u çok mutlu ediyor. ŞİMDİ, HEPİMİZ RAHAT RAHAT OTURUYOR MUYUZ? (SESSİLİK) Bakalım kimler varmış. Galiba gerkes burada. Bugün sıra başkanımız Mark.W. (Öğrenciler aralarında konuşuyorlar) Ah, Tammy ile Barbara’nın oturş biçimlerini pek beğendim. Birinci sınıfa ne kadar da hazırlar. Ah, Corrie ile Heather, ne hoş... ve Colleen ile Sherrie, harika görünüyorsunuz. Joey, yüzünü görebilmem için önüne döner misin? Steven T., buraya gelip yakınıma oturur musun? Bobby, kendine orada bir yer bul. stephan S., şurada sana göre bir yer var. Herkes rahat mı? hazır mıyız?
-... .. , öğretmenin “kibarca” konuştuğunu, örneğin kötü davranışı kınamaktansa iyi davranışı övdüğünü ve komutları soru biçiminde dile getirdiğini göstermekti.
-Ancak bu olağanüstü derecede göresel ve tanıdık örneği okurken, uslu oturdukları için takdir edilen çocukların hepsinin kız, uslu oturmadıkları içi (dolaylı olarak) eleştirilen çocukların hepsinin de erkek oluşu dikkatimi çekti. ... ..
Erkekler Uzak mıdır?
-... .. Kadın terapist, “Bana gelen ailelerde bu hep böyledir. Erkekler bana bakmaz, eşlerine de bakmazlar. Erkekler hep uzak durur,” diye yorumda bulundu. ... ..
-... .. Kadın, doktora ve eşine bakarkenher zaman yaptığı, doğal, normal ve doğru bulduğu şeyi yapmaktadır. Ama erkeğe terapistine ve eşine bakması söylendiğinde, pek alışık olmadığı , hatta belki yapılmasını yanlış bulduğu farklı bir şey yapması istenmektedir. Beden dillerine dayanarak erkeklerin “uzak” durduğunu iddia etmek, zamansız ve haksız görünür. Farklı bir kültürün standartlarına göre değerlendirilmektedirler. ... .., erkeklerin uzak ve ilgsiz olmayacağı ya da konuşurken dosdoğru eşlerine ve terapistlerine balmayı denemelerinin yararlı olmayacağı değil; sadece dolaylı fiziksel ve görsel tavırların, uzak durdukları şeklinde yorumlanamayacağıdır.
-... .. Genç ve yetişkin erkekler neden dosdoğru birbirlerine değil de uzaklara, odanın çevresine bakarlar? Bunun olası bir açıklaması, dosdoğru bir başka erkeğe bakmanın düşmanca bir hareket, bir tehdit gibi görülebileceğidir. Dosdoğru bir kadına bakmak da, cinsellikle ilgilki, flört isteği gibi görünebilir. ... ..
-Konuşurken birbirine bakan kadınların standartları açısından bakıldığında, erkeklerin başka yere bakması yakınlığa engeldir, bağlantıdan kaçmanın yoludur. Ama genç ve yetişkin erkekler kavgacı görünmemek için dosdoğru birbirlerine bakmaktan kaçınıyorlarsa, bu onlar için dostça  bağlantıyı bozmanın değil, korumanın bir yolu demektir.
-Onuncu sınıftaki kız ve erkeklerin fiziksel duruşları, kızların ilişki içinde olduğu, erkeklerin ise olmadığının delili olarak değil, aynı amaca ulaşmanın –ilişki kurmanın- farklı yolları olarak yorumlanabilir. ... ..
-Kızların birbirlerinin sorunlarına karşılık verme biçiminden farklı olmakla birlikte, erkeklerin birbirini rahatlatma tarzının kendine göre bir mantığı var. Duruşları gibi, konuşmaları da erkek çocukları paralel olarak konumlandırıyor.  Her biri kendi sorunlarından söz ediyor, diğeriyse bunları ya küçümsüyor ya da konuyu değiştiriyor. Kadın standartlarına göre bu durum, diğer kişiye ve onun sorunlarına ilgisizlik belirtisidir. Ama karşı tarafın kendini daha iyi hissetmesini sağlamanın bir yolu da olabilir. ... ...
... ..
Yetişkin Arkadaşların Konuşmaları
Kendini Daha Başarısız Göstermek
Evlilik  “Yeterince Ciddi Bir konu”
... ..
Fiziksel Kümelenmeler
-Birbirine sevgisini gösteren kadınla erkek, bunu aynı biçimde yapamaz. Bir kadın ve erkek sokakta sarmaş dolaş yürürken, adamın kolu kadının omzunu, kadının kolu da adamın belini sarar. Tavırları biraz daha rahat olduğunda, adam elini cebine sokar, kadın da onun koluna girer. Bu duruşlar simetrik değildir.
-Kadın kolunu adamın omuzuna atarsa ve adam da onun beline sarılırsa, yanlarından geçenler dönüp dönüp bakarlar.
-Kadının elleri ceplerindeyse ve erkek onun koluna girmişse, ya da erkeğin elleri ceplerindeyken kadın kolunu onun omuzuna atmışsa, büyük olasılıkla kadın annedir, erkek de onun oğlu...
-... .. Adam kolunu kadının omuzuna atamayacak kadar kısa boyluysa, konumları tersine çevirmek yerine el ele tutuşurlar. ... ..
-... .. En mahrem anlar bile, toplumsal cinsiyete gönderme yapmaksızın düşünülemez. Kadın erkek bir battaniyenin üzerine ya da yatağa uzanmışlarsa, erkek genellikle sırtüstü dümdüz yatar, kadın ise kıvrılıp ona sokularak yan yatar. Başını erkeğin omzuna dayar, o da koluyla kadına sarılır. Kadınlarla erkekler bu pozisyonlara otomatik olarak bürünürler ve bunların ritüelleşmiş doğası onlar için bir rahatlık kaynağıdır; doğru ve iyi gelmesinin bir nedeni kişisel olarak alışageldiğimiz bir pozisyon olması, bir nedeni de resimlerde ve hayatta sayısız kez görmüş olduğumuz bir görüntüyü yansıtmasıdır.
-Ama ritüelin tekrarlanması, ilişkideki asimetriyi de güçlendirir; erkek sağlam, sabit, koruyucu; kadın da dengeden ve merkezden uzak, korunan olarak kalır. ... ..
-... .. Cinsiyetler arası şefkat jestleri , koruyan ile korunan, kucaklayan ile kucaklanan, rahatlatan ile rahatlatılan,  destekleyen ile desteklenen, sevgi veren ve alanın koreografisini çizer; erkeğin saran, kuşatan, kadının sarılınan, kuşatılan olması da doğal görünür.
-Bu ise bize  erkek baskınlığının çok özel bir tür olduğunu, gözle görülür bir gerginliğe neden olmadan en nazik, sevecen anlara taşınabileceğini hatırlatır;  nitekim bu anlar söz konusu asimetrilerden ayrı olarak düşünülemez.
-Toplumsal cinsiyet, yok olmayacak bir kategoridir.  ... .. “insanoğlunun en derinlerine yerleşmiş özelliklerinden biridir”
-Erkekliği ve dişiliği davranış biçimlerimizle yaratırız ve bu arada “doğal” davrandığımız inanırız. Ama doğal saydığımız şey, kadınlar için başka, erkekler için başkadır. Doğal olarak erkeksi ya da doğal olarak kadınsı gördüğümüz şeyler de asimetrik hizalanmalara dayalıdır. ... ..
-... ..Aynı bilgiye ilişkin farklı yorumları, farklı endişelere sahip olduklarını gösteriyor. İkisi farklı bir dalga boyuna göre ayarlanmış durumda. ... ..
Bilmece  Çözmek
... ..
Bağlantı Kurmaya Giden İki yol
-Sempati göstermekle birisi için bir şey yapmayı önermek, aynı amaca ulaşmanın, yani başkalarıyla bağlantının farklı yolları olabilir.
-Tüm sohbetler evrensel bağlantı itiyacının yanı sıra, onunla eşzamanlı, çatışan bağımsızlık ihtiyacına da hizmet eder.
-Kadınlarla erkekler hem yakınlık hem de bağımsızlık konusunda da genellikle birbirine ters düşen sezgilere sahiptir. ... ..
-Kadınlarla erkeklerin bağımsızlıkla ilgili varsayımları arasındaki farklar, aynı zamanda parayla ilgili tavırlarında da ortaya çıkar.  ... .. para sahibi olmanın erkeklere güç duygusu, kadınlara ise güvenlik ve özerklik; basitçe bağımlı olmama yeteneği kazandırdığını saptamışlardı. ... ..
Güçlü Yönler Yükümlülüğe Dönüştüğünde
-Bağımsızlık konusundaki bu farklı anlayışlar, kadınlarla erkeklerin daha çocukken öğrenip uyguladıkları farklı türde ilişkilerden kaynaklanır. Bu benzeşmeyen dünyalar, her bir toplumsal cinsiyet üzerine  değişik baskılar yapar. Becerikli ve bilgili gözükürken ve göreli konumunu müzakere ederken  insanlarla bağlantıyı sürdürme baskısı, erkek çocuklar için de, yetişkin erkekler için de büyük bir yük olabilir. Başkalarından üstün görünmemeye çalışıp çatışmalardan kaçınırken, statü kazanmaya çalışmak da kadınlar için bir yük olabilir. ... ..
... ..
-Hem kadınlar hem de erkekler, birbirinin üslubunu  öğrenmekten yarar sağlayabilirler. Pek çok kadın bir çatışma ve farklılığı yakınlığa tehdit olarak görmeden kabullenmeyi erkeklerden öğrenir ve pek çok erkek de karşılıklı bağımlılığı  özgürlüğüne karşı bir tehdit olarak görmeden kabullenmeyi öğrenebilir.
-Kadınların çatışmadan kaçınarak yakınlığı korumaya olan eğilimi, ... .’ın kadınların erkeklere kıyasla eşlerinden uzakta daha fazla zaman geçirmek istedikleri yolundaki ilk bakışta şaşırtıcı gelen bulgularını da açıklar.     ... bunun iki nedeni var. Birincisi, birçok kadın eşiyle kuramadığı türde bir ilişkiyi yakın arkadaşlarıyla kuruyor ve eşi yanındayken bu mümkün olmuyor. İkincisi, kadınlar eşleriyle birlikteyken çok daha fazla düzeltme ve ayar yapmak zorunda kalıyor ve uyumu kendi tercihleri pahasına elde ediyorlar. Bu nedenle eşiyle birlikte olmak, ayak uydurmaya pek de eğilimli olmayan erkeklerden çok, onlar üzerinde baskı yaratıyor.
-Otomatik olarak ayak uydurmak zorlayıcıysa, başkalarının isteğine otomatik olarak direnmek de öyledir. Bazen bir müttefik konumuna gelmek çok daha etkilidir. “En iyi” üslup, esenek üsluptur. En özgür insan, kullanacağı stratejileri seçebilen, aynı seneryoyu (hepimizin genellikle yaptığı gibi) körükörüne tekrarlayıp durmayan insandır.
-Otomatik davranışın aslında yanlış bir yanı yoktur.
-Çoğu şeyi otomatik olarak yapmasaydık, herhangi birşey yapmak için çok büyük bir yoğunlaşma ve enerji gerekirdi. Ama konuşma tarzımızın ve bu tarzın ne derece etkili olduğunun farkına vararak otomatik dürtülerimizi aşabilir ve her zamanki üslubumuz işe yaramıyorsa onu uyarlayabiliriz.
Her Şey Duruma Bağlıdır
-Konuşma tarzlarının farkına varmaya çalışırken, insanlar genellikle belli bir ifadenin ya da konuşma alışkanlığının aslında ne anlama geldiğini soruyorlar. Ben de hiçbir sözün ya da cümlenin tek bir anlamı olmadığını söylüyorum. Tıpkı çakışmalı konuşmak –birisi konuşurken konuşmaya başlamak- gibi, yüzeyden bakıldığında aynı konuşma tarzı gibi görünen şeyin değişik anlam ve etkileri olabilir. ... ..
İletişim Hatlarını Açmak
-Pek çok uzman bize bazı şeyleri yanlış yaptığımızı, davranışlarımızı değiştirmemiz gerektiğini söylüyor, bu da genellikle kulağa olduğundan daha kolay geliyor.
-Duyarlılık eğitimi, erkekleri kadın standartlarına göre değerlendirerek, daha kadın gibi konuşmalarını sağlamaya çalışır.
-Girişkenlik eğitimi ise kadınları erkek standartlarına göre değerlendirerek, daha erkek gibi konuşmalarını sağlamaya çalışr.
-Hiç kuşkusuz, daha duyarlı ya da daha girişken olmayı öğrenmek pek çok kişi için yararlı olabilir.
-Ama her şeyi yayanlış yaptığının söylenmesinden kimseye yarar gelmez..
-Ayrıca insanlar sonuçta kendilerini tartışma içinde bulsalar bile, yaptıklarında pek yanlış bir şey olmayabilir.
-Belki de sorun, her iki tarafın farklı bir sistem içinde hareket edip, farklı bir toplumsal cinsiyetçe konuşuyor olmasıdır.
-Hemen akla gelen bir soru: Toplumsal cinsiyetçe öğretilebilir mi?
-İnsanlar konuşma tarzlarını değiştirebilirler mi?
-Eğer istiyorlarsa, evet, bir dereceye kadar değiştirebilirler.
-Ama bu soruyu soranlar nadiren kendi üslubunu değiştirmek ister.
-Akıllarından geçen daha çok, eşlerini tamire göndermektir: Onun değişmesini sğlamak isterler.
-Kendi üslubumuzu değiştirmek hiç de çekici değildir, çünkü önemli olan nasıl davrandığınız değil, kendinizi nasıl biri olarak hissettiğinizdir.
-Bu nedenle daha gerçekci yaklaşım, birbirinizin mesajlarını nasıl yorumlayacağınızı öğrenmek ve kendi mesajlarınızı eşinizin anlayacağı ve kabul edeceği bir biçinmde açıklamaktır.
-Cinsiyetçeleri anlamak, istediğiniz zaman –farklı bir biçimde konuşmayı- mümkün kılar.
-Ama kimse değişmese bile, cinsiyetçeyi anlamak ilişkileri iyiye götürür.
-İnsanlar eşlerinin farklı bir konuşma tarzına sahip olduğunu bir kez fark ettiklerinde, genellikle kendilerini, eşlerini ya da ilişkilerini suçlamadan farklılıkları kabul ederler.
-En büyük yanlış, dinlemenin, konuşmanın, sohbet etmenin ya da ilişkjiye girmenin tek bir doğru biçimi olduğuna inanmaktır.
-Niyetinizin iyi olduğunu bildiğiniz halde kötü olduğunun söylenmesi ya da bir şeyi kendi yönteminizle yaparken yanlış yaptığınızın söylenmesi kadar kırıcı bir şey yoktur.
-Üslup farklılıklarını olduğu gibi görmeyen insanlar (“Sen mantıksızsın”, “kendine güvenmiyorsun”, “ben-merkezlisin” gibi kişilikle ilgili ya da (“beni dinlemiyorsun”. “beni aşağılıyorsun” gibi) niyetlerle ilgili sonuçlara varırlar.
-Üslup farklılıklarını olduğu gibi anlamak, olayın yaralayıcı yanını ortadan kaldırır.
-“Benimle ilgilenmiyorsun”, “Sen beni, benim seni sevdiğim kadar sevmiyorsun” ya da “Özgürlüğümü elimden almak istiyorsun, “gibi inançlara kapılmak insana kendini çok kötü hissettirir.
-“Dinlediğini farkılı biçimde gösteriyorsun,” ya da “Sevgini farklı biçimde ifade ediyorsun” diye düşünmekse görüşmede hataları ortadan kaldırır.
-Kendinizi ya da karşınızdakini suçlamadan düzeltmeler yapabilir ya da yapılmasını isteyebilirsiniz.
-Konuşma tarzı dediğim alandaki cinsiyet farklarını anlarsanız, anlaşmazlıkların çıkmasını belki önleyemezsiniz, ama kontrolden çıkmasını önleme şansınız artar.
-İletişim kurmaya yönelik içten çabalar çıkmaza saplandığında ve sevilen eş mantısız, inatçı göründüğünde kadınlarla erkeklerin kullandığı farklı diller hayatımızı temelinden sarsabilir.
-Karşı tarafın konuşma tarzını anlamak, kadınlarla erkekler arasındaki iletişim uçurumunu aşmak için dev bir sıçrayış ve iletişim hatlarını açmaya yönelik dev bir adımdır.


* Beni Hiç Anlamıyorsun / kadın-erkek iletişiminde sorunlar ve çözümleri – Deborah Tannen

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder