17 Temmuz 2017 Pazartesi

Budala *

-Çarlık Rusyası’nın soylu sınıfları ve saray çevresinin etrafında dönen olayları alaycı bir dille anlatmaktadır.Yazar,romandaki “prens” karakterini budalaca tavırlar içine sokarak okuru güldürmektedir. Fakat bu ironik anlatımı derinden  bir tahlille irdeleyecek okuyucu, aslında gerçek budalaların tüm çevresindeki insanlarolduğunu sezecektir....
-Soyluların yaşam biçimi, geniş halk tabakalarının gözleri önüne seren Dostoyevski, devrim öncesi egemen sınıfı da hafif bir alaycılıkla anlatmaktadır.
-Romandan kısa bir alıntı:
Aglea, ona bakarak safça kolundan çekti.
“Neyiniz var?” diye fısıldadı.
Prens, başını ona doğru çevirip bakınca onun kara gözlerinde o anda anlaşılmayan bir alevin parladığını gördü. Genç kıza gülümsemek için kendini zorladı.
O anda Nastasya Filipovna , genç kızların iskemlelerinin çok yakınından geçiyordu. Canlı hareketlerine bakılırsa, Yevgeniy Pavloviç, Aleksandra İvonovna’ya meraklı ve gülünç öyküler anlatıyor olmalıydı. Prens, daha sonra Aglea’nın ansızın alçak sesle “Hasıl?” dediğini anımsadı.
Ne için söylendiği belirsiz, yrım kalmış bir soruydu bu. Fakat bu sorusu havada asılı kaldı.
Genç kız cümlesini bitirmeden durdu birden. Ama söyledikleri yetiyordu. Kimseyi fark etmeden geçen Nastasya Filipovna ansızın onlardan yana döndü; Yevgeniy Pavloviç’i fark etmiş gibiydi.
“İşte o!” diye bağırdı bişrden durarak. “Gökte ararken yerde bulmak buna denir... Seni amcanın yanında sanıyordum...”
Yevgeniy Pavloviç’in yanakları kıpkırmızı oldu. Nastasya Filipovna’ya öfkeyle baktı, sonra hemen gözlerini başka yana çevirdi.
“Yoksa bilmiyor musun? Hiçbir şey bilmiyor hâlâ! Ama inanın kendini öldürmüş! Amcan bu sabah beynine kurşun sıkmış! Bunu iki saat önce öğrendim. Şimdi kentin yarısı bunu biliyor.Devlet kasasından, kimine göre üç yüz elli bin ruble, kimine göre beş yüz bin ruble açık vermiş. Oysa ben onun sana miras bile bırakacağını sanıyordum! Paranının tümünü yemiş. Ahlâsız bir ihtiyardı... Amcanın cenazesine gitmeyecek misin? Ah, seni, seni! Ordudan ayrılma zamanını iyi seçmişsin! Biliyor musun, sana hiç inanmıyorum. Amcanın intiharını sen önceden biliyorsundur. Hadi hoşça kal, iyi şanslar.
Bu konuşma biçimi ve aralarındaki yakınlığı açıkca belirtmek istemesine kesinlikle bir amaç gizliydi Nastasya Filipovna’nın. Buna hiç kuşku yoktu. ... ..


*Budala & Dostoyevski

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder