18 Aralık 2021 Cumartesi

yakın tarih dersleri

Avrupa’ya ayak basıp, asimile olmayan tek topluluk Türk milletidir. Avrupalılar, Türk korkusuyla ilk olarak 1600 yıl önce Avrupa Hunları’nın hâlâ unutamadıkları hükümdarları Atilla vasıtasıyla tanıştılar. Daha sonra Selçuklular’ın Anadolu’yu fethedip, Bizans’ı sıkıştırmaları üzerine Papa’nın kışkırtmasıyla 1095’ten itibaren üzerimize Haçlı Seferleri başladı. Avrupa asırlarca Türkler’i Avrupa ve Anadolu’dan atmak için uğraştı.

18. yüzyılın sonlarında Avrupa’nın eski Yunan’ı kendi medeniyetinin temeli olarak görmesi sonucu Osmanlı İmparatorluğu’na karşı yeni bir düşmanlık başladı. Osmanlılar, Avrupa medeniyetinin kurulduğu topraklardaki Hristiyanlar’ı idare dene despolardı. Hristiyanlar’ın Müslüman hâkimyeti altında yaşamaya mecbur olmaları Avrupa için ayıp olarak telakki edildi. Bağımsız olmaları için Yunanlılar’dan başlayarak Osmanlı hakimiyeti altında yaşayan Hristiyanlar’a destek verildi. 

Batılılar, kendilerine yakın buldukları dini ve etnik gruplara arka çıkıp, silah ve mühimmat verip, Türkiye’nin aleyhine kışkırttılar. Daha sonra da Türkler “Hristiyanlar’ı katlediyor” diye yaygara yapıp, siyası ve askerî baskı sonucu özerklik elde ettiler. İngiltere, Fransa ve Rusya’nın baskısı sonucu 19.  yüzyılın başlarından itibaren Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan gibi ülkeler Osmanlı İmparatorluğu’ndan birer birer koparıldı. Osmanlı hakimiyetindeki Hristiyanların özerklik ve bağımsızlığını ise asırlarca beraber yaşadıkları Türkler’in katletmesi katledilmesi takip etti.

 Batı’da Türkiye’nin aleyhine faaliyet gösteren terör örgütlerine büyük bir hayranlık var. Avrupa kamuoyu ve aydınları , 200 yıl önce de on binlerce Türk kadın, çoluk, çocuk demeden katledip, mezarlar açılıp, kemikleri bile yakılırken Türkler zalim, Yunanlılar mazlum olarak görülmüştü. Batı’nın Türkler’e karşı asırlardan beri süregelen önyargıları hâlâ devam ediyor.

Osmanlılar, imparatorluğun dağılmasını önlemek için 19. yüzyılda ardı ardına reformlar yaparak devleti ayakta tutmaya çalıştılar. II. Mahmud'un reformlarını Tanzimat reformları izledi. Yapılan reformların sonucunda meydana gelen ortamda çok farklı bir nesil yetişti. Geleneksel yapıdaki büroktrat ve ulemanın yerini Batılı tarzda düşünen aydınlar ve bürokratlar aldı. İmparatorluğu kurtarmak için fikri, askeri, siyasi ve

diplomatik büyük mücadele verildi. Ancak, bütün çabalarımıza ve verdiğimiz yüzbinlerce şehide rağmen imparatorluğu kurtaramadık. İmparatorluğu kurtarmak bir yana İngilizler’in ve Ruslar’ın yaptığı gibi bilinçli bir küçülme de yapamadık. İzlenen yanlış siyaset, yapılan büyük idari ve askerî hatalarla 10 yılda Yemen’den Arnavutluk’a kadar uzanan bir imparatorluk kısa sürede paramparça oldu. 1908’de 5 milyon kilometrekareye hükmeden İmparatorluğu, dünya savaşının sonunda 1918’de 200-300 bin kilometrekare kalmıştı. 

Başta devlet adamlarımız olmak üzere okuma-yazma bilen her Türk’e imparatorluğun 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başındaki dağılma ve ayakta kalmak için yapılan mücadeleyi, izlediğimiz yanlış siyasetler ve yaptığımız hatalar ile o dönemde Avrupa’nın bize karşı izlediği siyaseti bütün teferruatıyla okutmak gerekir. Günümüzde cereyan eden birçok mesele geçen asırda da hemen hemen aynı şekilde yaşanmıştı. İlginç olan aydınlarımızdan devlet adamımıza birçok kişinin geçen asırda yaşananların farkında olmadan aynı hataları tekrar etmeleridir







*Geleceği Anlamak İçin Yakın Tarih Dersleri & Erhan Afyoncu

Yeditepe Yayınevi

1.Baskı: Mayıs 2021


 

1 yorum: