15 Nisan 2022 Cuma

Yabancı*

Meursault, annesinin öldüğünü öğrendiği gün cenazeye katılmak üzere yola çıkar, hava çok sıcaktır. Gün boyu hissettikleri dış dünyaya ait uyarıcılardan öteye geçmez, Sıcak onu rahatsız eder, dikkati kendi bedeni üzerindedir. Herkes ondan bir oğul olarak duygusal tepki beklerken o duyusal dünyaya dikkat kesilmiştir. Halbuki onun kayıtsızlığı, sadece annesinin ölümüyle ilgili değildir. Birkaç gün sonra ıssız bir kumsalda yürürken, onu telafi edilmez bir eylemde bulunmaya sevk edecek olan da aynı kayıtsızlıktır.

Meursault, anlamın olmadığı yerde bir anlam varmış gibi davranmayı reddeder, Yabancı’nın ortaya çıkış noktasını oluşturan da budur. Camus, saçma felsefesinin temel unsurlarını Meursaul’da bir araya getirerek, toplumsal düzenle bireyin özgürlüğü arasındaki açmazı, kişinin kendine ve topluma karşı yabancılaşmasını açığa vuran kült bir roman ortaya koyar. 


… .. Akşam marie beni almaya geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. Benim için fark etmediğini, o istese evlenebileceğimizi söyledim. Bunun üzerine onu sevip sevmediğimi sordu. Daha önce yanıtladığım gibi, bunun bir anlam ifade etmediğini ama sevdiğimi sanmadığımı söyledim. “O halde neden benimle evlenesin ki?” dedi. Bunun hiçbir önemi olmadığını, ama eğer o arzu ediyorsa evlenebileceğimizi anlattım. Zaten bunu isteyen kendisiydi, ben de evet demekle yetiniyordum. Marie evliliğin ciddi bir iş olduğunu belirtti. “Değil,” dedim. Bir an sustu, sessizce yüzüme baktı. Sonra yine konuştu. Aynı biçimde bağlı olduğum başka bir kadından aynı teklif gelse kabul eder miydim, bir tek bunu öğrenmek isitiyordu. “Elbette,” diye karşılık verdim. Bu kez de kendisinin beni sevip sevmediğimi sorguladı, benim bu konuda bir fikrimin olması mümkün değildi. Yine bir süre sustuktan sonra tuhaf biri olduğumu, beni hiç şüphesiz sevdiğini ama belki de günün birinde, yine aynı sebepten ötürü benden nefret

edeceğini mırıldandı. Bunlara verecek cevabım olmadığı için susuyordum, gülümseyerek kolumu tuttu, benimle evlenmek istediğini söyledi. Ne zaman istese evleneceğimizi söyledim. Ona patronun teklifinden söz edince , Paris’i görmeyi çok istediğini söyledi. Bir ara Paris’te yaşadığımı söyleyince, nasıldı diye sordu. “Pistir. Güvercinler ve avlular vardır. İnsanlar da beyaz tenlidir.,” diye yanıtladım… ..

… ..



*Yabancı & Albert Camus

Fransızca aslından çeviren : Ayça Sezen

L2Êtranger 

1942,Êditions Gallimard, Paris

Castellio gegen Calvin oder Ein Gewissen die Gewalt

Can Sanat Yayınları A.Ş. 

1.basım: 1981


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder