11 Ocak 2017 Çarşamba

Bilinçli Aile Olmak *

-Prof. Dr. Nevzat Tarhan; kitabının arka kapak tanıtımında; “Evlilik öncesinde veya aile içi iletişimde yaşadıklarınız her zaman toz pembe olmayabilir. Önemli olan, çözüm bekleyen sorunlara nasıl yaklaştığımzdır. Problemleri çözmeye yönelik tavrınız, dünyayı size ve ailenize dar eden sıkıntıları bir anda uzun vadeli mutluluğunuz için fırsata dönüştürebilir. “ diyor....
-Kitaptan kısa alıntıları paylaşalım:
-“The App Generation” dijital çağın amaçsız nesillerini, sel gibi önüne kattı sürüklüyor.  İnsanlığı değiştiren üç elma; Hz. Adem’in , Newton’un ve Appla Corp.un elmaları oldu. Henüz şeklini bulamayan nesneyi yani gençliği dijital medya eğitiyor.
-Amaçsızlık insanlığı strese açık halde tutuyor. ... ..
-Yeni kuşak veya eşler evin açık kapısı olan internetten dijital sokağa çıkıp bu kontrolsüz sokakta büyüyor veya yaşıyor. ... .. İyi eş, iyi baba, iyi iş adamı olmadan önce iyi insan olmaya çalışalım. ... ..
-Nasıl aerobikte bedensel disiplini gelitirmek için bir sıra hareket ediyor ve sonuçta ‘fit’ olyorsak akıl ve zihin hayatımızın da fit olmaya ihtiyacı vardır. Kadim kültürler bunu “ilim, hikmet ve marifet eğitimleri” ile vermişlerdi.  ... ..
-Yapılan araştırmalar %60-70 oranında pek çok hastalığın altında yatan nedenin yanlış beslenme ve yanlış yaşam sitiliyle, hatalı alışkanlıklarla, çarpıtılmış düşünce kalıplarıyla, anlamsız önyargılarla, temelsiz korkularla ilgili olduğunu gösterir
-... .. Psikiyatride önceleri üç alan önemsenirdi: Duygu-düşünce-davranış. Şimdi iki alan daha önem kazandı; bedensel tepkiler ve değer sistemimiz.
Doğal öğrenme nedir?
-... .. Bir çocuğa saatlerce konferans vermek yerine kaybettiği bir şeyi bulamadığı zaman
ona yardım etmeyerek arayıp bulmasını sağlamak çocukta kalıcı öğrenme sağlar. Yahut yemek seçen, mızmızlık yapan  bir çocuğa yemek seçtiğinde aç kalmasına fırsat vererek sağlanan eğitim saatler süren nasihatin yerini tutar. ... ..



Fırsat Eğitiminden Ne Anlıyoruz
“Sosyal Entropi”ye uygun Aile Yaşantısı Ne Demek?
                Entropi, termodinamiğin  ikinci yasasıdır. ... .. .
Demek ki sihirli formüller aramak yerine zaman ayıracağız.
Demek ki işe ve eşyalara ayırdığımız zaman kadar eşimize ve çocuklarımıza da zaman ayıracağız.
Demek ki egomuzu tatmin etmeye çalışırken aynı zamanda sorumlu olduğumuz alanı ve kişileri de güzelleştirmeye çalışacağız; yoksa entropi yasası affetmez.
Aile Değerlerinin Yeri
... .. Psikolojide “alan teorileri” vardır. Alan içindeki birimleri bir arada tutan değerler varsa sistem bir arada canlı kalır; değerler yoksa alandaki görünmeyen bağlar da yok olduğu için o sistematik yapı dağılır. Ortak kültürü, ortak idealleri ve ortak tarihi kuvvetli olan bir millet olumsuz dış etkenlere karşı güçlü olur. Bir ailenin de ortak bağları ne kadar güçlü ise aile fırtınalara o kadar dayanıklı olur.
Aileyi bir arada tutan başlıca değerler:
1.Meşveret (Conferring): Sorunların karşılıklı istşarelerle ve katılımlarla çözülmesi.
2.Eşitlik (Equaliy): Aile içi kurallara uyma noktasında
3.Özerklik (Autonomy):
4.Hakkaniyet (Justifying):
5.Sevgi (Love, affection):
6.Saygı (Respect, esteem):
7.Güven (Trusting, confidence):
8.Paylaşımcılık (Sharing):
9.Maddi kazanımlar (Secular upbringings):
10.Manevi kazanımlar (Religious upbringings):

Duygusal Farkındalık Birçok Şeyi Hallediyor
Ruh sağlığı profesyonelleri şunu çok iyi gözlemler ki; duygusal okuryazarlık yosunluğu ve duygusal sağırlık iletişimin en büyük düşmanıdır. İletişimin de hemen hemen %80’ini oluşturur. Konuşurken ses tonu, söyleyiş biçimi, eşik altı vurgular, mimik ve jestler o kadar önemlidir ki bunları bilirsek çoğu defa konuşmadan anlaşabiliriz.

Bekâr İnsan ile Evli İnsan
... .. Evli, yani evi olan insan yaşadığı yerlerde belli kurallar çerçevesinde yaşar. ... .. Eşin, çocuklarına karşı vazgeçemeyeceği görev ve yükümlülükleri vardır. ... ..
Evli kişi sonunda bir amaca bağlanmıştır, nihayette karar verdiği bir şey vardır. Hayatı kararlaştırdığı şey üzerine akmaya başlar. Biraz durmuş, sük^nete ermiştir. ... ..
Evli olan bağlandığı için bağlandığı yeri düşünerek yaşar. Bu fedakârlığın  bir ifadesidir. ... ..
Evliliğin Getirdiği
Günümüzde evlilik daha çok sorunlar etrafında konuşulan bir kurum. Ne yazık ki evlilik bu hale getirildi. ... ..
Kâğıt üzerinde evlilik gibi görünse de bu tür evliliklere evlilik denmez. Her kurumun bir olmazsa olmazı vardır, evliliğin olmazsa olmazı sadakattir. ... ..

İhtiyaç Açısından Evlilik
İnsan tam bir varlık olarak doğmaz,tamamlanmak üzere doğar. İnsan doğduğu yerde her bir şeyle ilgili; her bir şeye ihtiyaç duyar. İnsan aciz bir varlıktır, kendi,ne yetmez, kendisi için yetmez. İnsanın maddi ve manevi ihtiyaçlar sonsuzdur.
Bir anlamda insanlığın b u seviyeye gelişi insanın bu tarafından beslenir.İnsan eksiğini tamamlamak üzere yola çıktığından  birçok şeye ulaşmış, birçok şeyi inşa etmiştir.Isınmak ihtiyacı olduğu için  ateşe varmış, barınmak zorunda kaldığı için evler inşa etmiş, yarına dair kaygıları olduğu için sahip olmuş ve biriktirmiştir. Kapitalizm insanın ihtiyaç duyan varlık olması hasebiyle bu kadar üretimin altını çizmiş, dahası insanın ihti,yaç duygusunu kışkırtarak sınırları zorlamış, zorlamaktadır.

Evet, insan ihtiyaç demektir. İnsanı ilgilendiren her bir şeyi ihtiyaç üzerinden okumak mümkündür. Evlilik için de aynı şey söylenebilir. Hatta insanın duyan varlık olması açısından evlilik çok daha derin anlamlara sahiptir. ... .. Hayat; kadın ve erkeğin, eksikliklerini tamamlamak üzere yaptığı bir yolculuktur. İnsanlar boşluklarını dolduracak şeyi ararlar.  Her erkeğin ve kadının boşluğuna denk gelen bir erkek ve bir kadın vardır. Erkek kendi başına kaldığında sadece erkektir. Kadın da  kendi başına sadece kadındır. Ama kadınını bulan erkek ve erkeğini bulan insan olmaya başlar.
Evlilikte İhtiyacın Durumu
Gerçek ihtiyaçları ve algıların oluşturduğu ihtiyaçları ayrıştırmak durumundayız. Sorulacak sorular şu: Temel ihtiyaçlar nelerdir? Kadın ve vazgeçilmez ihtiyacı nedir? ... ..
Biyolojik Olarak İnsanın Durumu
İnsan eşleşme duygusu içinde olan bir varlıktır. Biyolojik olarak kadın ve erkek eşini arar.Evlilik bu biyolojik gerçekliğe uygun olsa da daha çok kültürel bir kurumdur. Kişi doğduğu mekânın  kültürel kodları içinde evlenme gereğini öğrenir. Evlilik biyolojinin ve kültürel kodların kendini hissettirmesiyle oluşan bağlanma dugusuna karşılık gelir. Ergenlikten sonra vücut kendini hissettirmeye başlar, beyin uygun protein üretir.Buradan harektele karşı cinse meyiller, gitmeler başlar. Buna paralel olarak psikolojik açıdan da ihtiyaç hissedilir, birine bağlanma isteği doğar. Cinslerin birbirlerine muhabbeti böyle bir arka plana sahiptir.
... ..
İnsanın biyolojik eşleşme ihtiyacı içinde olması yemek ve içemk kadar doğaldır. Doğal, yani güdüsel... Bitki ve hayvanlarda da kısmen böyledir; proglanmış halleriyle yaşarlar. ... ..
İhtiyacın Dönüşümü
Böyle bir biyolojiye sahip insanın ihtiyaçları bellidir. Ama tareih, içinde belirlenen tasavvurlar, meselâ modernizm ve kapitalizminsanı başka türlü tanımlayarak ona yeniihtiyaçları dayatmıştır. .. ..
Sahici ve sağlıklı evlilikler, temel ihtiyaçlardan hareketle bir liste oluşturmaya bağlı. Sokakta esen rüzgâra göre liste oluşturmak ise aileyi çatırdatır, insanı kaldıramayacağı bir  zahmetin altına sürer. Bu onu yorgun düşürür, yorgunluktan kişiyi eşine karşı ilgisiz kılar. Bu yüzden İhtiyaç tespiti konusunda dikkat şarttır.
Evlilik: Kişinin ve Toplumun Huzuru
Sahip Olmak veya Olmamak
... .. İnsan yattığı yerden beslenmez, emek sarf etmeden mutluluğu elde etmez.
Doğanın, varlığın sahibi değiliz. Taksimattı insanlar yapmaz. İnsanın kontrolüden olan  şeyler var, olmayan şeyler var. Böyle olduğundan, insan gücünden fazlasına yönelmemeli, elindekiyle yetinmeli. Elindekiyle yetinmeyen ve bundan mutlu olmayan, sahip olmayı düşündüğü şeylerle de mutlu olmaz. İnsanın her şartta, her imkânda mutlu olmayı öğrenmesi lâzımdır. Bu da hırstan uzaklaşmak ve kanaatkârlığa ulaşmakla mümkündür.
... .. Kanaatkârlık ve gayret birlikte olamlı. Kanaatkârlık ve gayret iki farklı şey gibi durur. Kanaatkârlık durmuş olma haliyken geyret yola çıkmanın ifadesidir. Buna “dinamik mutluluk” formülü deniyor.  Pozitif psikolojide “otantik mutluluk” olarak da tarif ediliyor. Halis mutluluk... Olumsuz duygulardan uazak, saf, arınmış mutluluk...
... .. Buna inanmak durumundayız. Bizi yaratan Allah’tır, heepimiz Allah’ın kullarıyız. Allah’ın izni ve haberi olmadan bir yaprak bile kıpırdamaz. Her ne haldeysek, Allah’ın bundan haberi var. Herr an ve her zaman Allah bizi görüyor, bizi duyabiliyor. Sıkıntı çekiyorsak bu Allah’tan geliyor. Allah zalim değil ki!? Allah’ın gönderdiği sıntının da bir hikmeti var. demektir. Yoksulsak da bu Allah’ın bildiği bir şey.... Demek ki daha fazla Allah’a gitmemiz gerekiyor.

Böyle düşünüldüğünde hayatın her türlü hali daha katlanılır olur. Bu insanı kötümserlikten kurtarır, iyimser kılar. İyimser olunca insan sağlıklı düşünür, kötümserken ise kötü düşünür.  İyi düşününce iyi yollar bulunur. Bu imkân göz ardı edilmemeli. İnanmak büyük nimettir. Evren, kâinat bir uçak gibidir. Bindiğiniz uçakta pilota inanır, onun becerisine güvenirseniz rahat bir yolculuk yaparsınız. Allah’a inandığınızda da aynı şey olur. “Varlığın, kâinatın sahibi Allah’tır. O ne yaparsa doğrusunu yapar. O halde üzülmenin, acı çekmenin anlamı yoktur” diyerek rahatlarsınız.


Evliliğin Büyük Düşmanı
... .. Evliliğin en büyük düşmanı bencilliktir.  ... .. Eşler kendileriniz merkeze aldıklarında çatışma kaçınılmaz olur.... .. “Ben” haklı olur, diğeri haksız.  Kişi kendini merkeze aldığında bir nevi büyüklenme içine girer, narsistleşir. Kendini özel ve önemli, diğerini ise kendine yarar bir araç, bir ayrıntı olarak görür. ... .. “Benim hakkım, benim annem, benim... “ diye devam eden tiradlar., arka arkaya gelir.
... .. Müslümanlık böyledir; kendinden çok başkasını düşünmektir. Fedakârlık demektir, başkasının mutluluğunda mutluluk aramaktır. İnsanların yalnız başına değil hep beraber mutlu olabileceğine inanmaktır.

... .. Hayır, dünya mükemmel bir yer değil, kusur ve eksiklik içeren bir yerdir. Dolayısıyla insanlar da mükemmel değil. Eşler bunun farkında olmalı. Ki,ş, kendini mükemmel görüyorsa da bunu doğru olmadığını bilmeli. İnsan melek değil, eksik ve her bir şeye yetmeyen bir varlıktır. ... ..

Algılara Uymakta Mutluluk Yok!

... .. İnsan ihtiyaçlarını ve arzularını tatmin etmekle mutlu olmaz. İhtiyaçlar giderilip arzular tatmin edildiğinde


s.48


Aile: İmkân ve İmtihan Alanı

... .. Her şeye rağmen aile ortamı test alanıdır; ailede iyi olan toplumda da iyi olur. Kişinin 


s.55

Evlilik: Her şeye Rağmen mi?

... .. Kültürümüzde, medeniyet pratiğimizde, toplumumuzun 



s.57

Evlilik: Toz Pembe Bir Sayfa Değil

... .. Hem erkek hem kadın

s.59


Evlilik: Hayatın Merkezine Yolculuk

... .. Evlilik, çok sıkıntılı demek olan savaşa niyetlenmek gibidir. Evlenenlerin karşısına 


s.63

Evliliğin Büyük Düşmanı

... .. Evliliğin en büyük düşmanı bencilliktir.  ... .. Eşler kendilerini  merkeze aldıklarında çatışma kaçınılmaz olur.... .. “Ben” haklı olur, diğeri haksız.  Kişi kendini merkeze aldığında bir nevi büyüklenme içine girer, narsistleşir.  Kendini özel ve önemli, diğerini ise kendine yarar bir araç, bir ayrıntı olarak görür. ... .. “Benim hakkım, benim annem, benim... “ diye devam eden tiradlar., arka arkaya gelir.

... .. Müslümanlık böyledir; kendinden çok başkasını düşünmektir. Fedakârlık demektir, başkasının mutluluğunda mutluluk aramaktır. İnsanların yalnız başına değil hep beraber mutlu olanbileceğine inanmaktır.

... .. Hayır, dünya mükemmel bir yer değil, kusur ve eksiklik içeren bir yerdir. Dolayısıyla insanlar da mükemmel değil. Eşler bunun farkında olmalı. Kişi, kendini mükemmel görüyorsa da bunu doğtu olmadığını bilmeli. İnsan melek değil, eksik ve her bir şeye yetmeyen bir varlıktır. ... ..


Müşterek Amaç Doğrultusunda...

... .. Evlilikte kişi yalnız kendi sorumluluğuyla değil, kurumun getirdiği


s.69

Evlilik için Çift bakış

Böyle  tesis edilmiş ortak amaca yönelmiş iki bakış ama bir açı mutluluğu getirir.


s.70

Evlilik İçin Asgari Şartlar

Değerler, Hayata Bakış Açıları

... .. Nedir insanı insan yapan kişilik değerleri? Araç değerler vardır, amaç olan değerler vardır. Kadimden bu yana insanlığın temel değerleri şöyle sıralanabilir: Dürüst olmak, başkasının sınır ve haklarına saygılı olmak, verilen sözde durmak, karşıdakine değer vermek, alçakgönüllü olmak, iyi niyet taşımak, emeğe saygı göstermek, çalışmak...

Bu değerlerin mayasındasevgi vardır. Değer başkasına ne yaptığımızla ilgili bir şey ise, başkasına “iyi“ davranmak başlığı altında toplanıyorsa, bu başkasını sevmeyi gerektirir. Dolayısıyla sevgi hayatın mayası ve ruhudur.

... ..

Sevgi ve insani değerleri bu çerçevede düşünmek lazımdır. Sevgi sadece cinsler arasında yaşanan ve geçerli olan bir şey değildir, bütün varlıklarla ilgilidir. ... .. Sevginin cinsler arası meyle bakan yüzü vardır, bu inkâr edilemez. Bu yönüyle sevgi iki cins arasında bir cezbe halidir. Böyle olduğu için cnsler birbirlerine meyleder, yürür. ... .. Ancak sevgi bu kadar değildir, Kili bir kadını da sever, varlığın diğer cüzlerini de sever. Fakat bu ili sevgi arasında fark vardır; erkek kadını sevdiği gibi annesini sevmez, annesini sever gibi eşini sevmez. İnsanla, varlıkla, insani değerlerle olan yakınlığı getiren sevgide başka bir derinlik vardır.

Evet, insanlar mükemmeli arar; kaliteli ve değerli olanı sever. Kişi karşıdakine mükemmelliğe dair bir iz, kalite ve değere dair bir işaret bulduğunda onu sevmeye başlar. İnsan maruz kaldığı ve sevdiği kişide kalite ve değer bulamadığında ona sevgisi azalır.

İnsan sevilmek mi istiyor, o zaman kalite ve değere dair hususiyetlere sahip olacaktır. “İlişkimi ve evliliğimi nasıl sürdürebilir, onu nasıl güzelleştirebilirim?” sorusunu soruyorsa, kendisini ve bakışını güzelleştirmeye bakmalıdır. Akıl ve kalbine bakmalı, ikisini de beslemeli. Daha çok öğrenmeli, kalbini değerlerle çok daha iyi beslemeli. Aklı ve ve kalbi güzel olanın bakışı da hayatı da güzel olur. Hangi kadın aklı ve kalbi güzel bir erkeği sevmez, onunla yaşamak istemez ki? Hangi erkek akıl ve kalp açısından iyi bir kadından vazgeçebilir?

Sevgi Ocağı Olan Aileler

Sevginin Dilleri

Hakiki sevginin dilleri vardır. ... .. Bu dilleri bilmeden sevgiyi gösteremezsiniz. Çok biliyor ama dili bilmiyorsanız bilgiyi aktaramazsınız. İngilizce bilmeyen biri bu dilin konuşulduğu ortamda konuşamaz, bildiklerini aktaramaz. Sevgi için de aynı şey geçerli.

... .. Eşini veya çocuklarını seven ama sevgisini gösteremeyen babalardan bahsedilir. Sevdiği halde sevmiyor görünen insanlar. Eşinin neden hoşlandığını bilmediği için bunu yapmayan eşler.

Sevginin kendini gösterdiği kanallardan, dillerden biri hediyeleşmedir. Özel günler hediyeleşme için birer sebeptir. ... ..

Sevginin en güzel ifadelerinden biri de fedakârlıktır. Sevdiği için rahatından, parasından vazgeçmek, sevdiği için bir şeyler yapmak... Bir sabah eşi yatarken kalkıp ona kahvaltı hazırlamak, rahatsız olduğunda kendisine küçük ilaçlar hazırlamak,b onun yaptığı vazifelere koşmak gibi...

Sevginin diğer ifadelerinden biri de ,eşlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını bilmesidir. Eşi neyi seviyor, nelerin yapılmasını arzu ediyor? Bu sorunun cevabını bilen, istenmeden bunları yapan kiş seviyor demektir. Eş, “eşim beni seviyor çünkü benim beklentilerimi biliyor” der. Eşlerin birbirlerini bilmesi ve tanıması için vakit geçirmeleri lazımdır. Evine zamanında gelmeyen bir koca eşini nasıl tanıyabilir ki? Evine zamanında gelen ve üzerine düşeni yapan kocasına yakın davranmayan onun dertleriyle ilgilenmeyen kadın, eşinin ne hissettiğini ve ne istediğini nereden bilsin? Temel şart, birbirlerini tanımak adına çaba göstermektir.

Konuşmak, konuşabilmek de sevgi dilerindendir. Konşuyorsa seviyor demektir, seviyorsa konuşur. Konuşmak, özellikle konuşmalarda birbirlerini övme... Eş eşinin güzelliklerini sayarak onu onurlandırır. Konuşma olmazsa övgü de olmaz, övgünün olabilmesi için konuşmak gerekir. Konuşan, öven kişi, eşini ruhen okşamış sayılır. Övgü de gerçekçi ve dengeli olmalıdır. Abartılı bir övgü inandırıcı olmaz. Aşırı övgü karşı tarafı gurura götürebilir. ... .. Bu sebeple kişiden çok kişinin eylemleri övülmeli.

Fiziksel temas ise, sevginin en ortada olan dilidir. İnsan sevdiğine dokunmak, sarılmak ister. Bir göz teması, omuza dokunma, saç okşayışı, tebessüm fiziksel temas olarak değerlendirilir.

Evlilikte Saygı

Evlilik ve Saygı İlişkisi

Evlilikte saygı; erkek ve kadının, karı ve kocanın birbirlerini kabulü demektir.



Saygı Eğitimi


Sorumluluk Duygusu ve Farkındalık Olgusu

s.119


Önem ve Öncelik Sırası

... ..“Esas önemlidir ancak usul önceliklidir.”  İyi bir baklava iyi bir ambalajla sunulmalıdır, değilse o iyi baklava korunamaz. Bu sebeple malın niteliği önemlidir ama onun korunmasına dönük ambalaja dikkat etmek gerekir. ... ..

s.121


Farkındalık; Kişinin Kendini Bilmesi


İinsanın Genleri


Evlilikte Gerçekçi Olmak


İyi Zan Kötü Zan


Ailede İşbirliği


Davranışsal Entropi


Güvene Dayalı ilişki


Ailede Demokrasi



s.116


s.?


Kişi ve toplumun huzuru

-... .. Mutluluk, insanın içiyle ilgili bir durum, dışarıdan bir şeyle insanın içine karşılık gelinmez. Arabalar evler edinerek insandaki boşluğu dolduramazsınız. Açgözlülüğün doyması için dünya dahi yetme, dahası gerekir. İnsan böyledir, dünya onu tatmin etmez. Yaşlanmak istemez, ölmek istemez, ölümün bir son olmasını istemez. İnsan sınırlı olan dünyada sonsuzu ister. Böyle bir varlığı zenginlikle, arabayla, yakışıklı ve güzel bir eşle doyuramazsınız. ... ..

-... ..Çünkü anlar ki, dünya sevgisiyle kalbi tatmin olmuyor. ... ..

-Bu yüzden anlamın altını çizmek gerekir. Yaşadıklarımızın anlamlı olmasına dikkat kesilmek gerekir. Yüce bir anlam bulmuşsak, bu anlam istikametinde yaşıyor isek, maruz kaldığımız kalacağımız zorluklar dahi anlama kavuşur. Sabrederiz, sabretmenin mükâfatını alırız. Hasta eşimize yardım ederek içimizdeki insanı büyütür, kalbimizi yumuşatır, iyilik duygumuzu çoğaltırız. Zindanda da sarayda da mutlu olan insanlar vardır mesela. Ama sarayda da yaşasa mutsuz insanların varlığını biliyoruz. Aradaki fark nedir? Niçin biri sarayda mutsuz diğeri zindanda dahi olsa mutlu? ... ..

Sahip olmak veya olmamak

-... . İnsan yattığı yerden beslenmez, emek sarf etmeden mutluluğu elde edemez. Hani denir ya, aşk emek ister. Öyledir, mutluluk için sorumluluk gerekiyor. Hırs göstermeden, açgözlü olmadan, köşeyi dönmek için yanlış yollara sapmadan insan rızkını temin edebilir. Hırs büyük bir felakettir;  kanaat büyük bir zenginliktir. ... ..

-Doğanın, varlığın sahibi değiliz. Taksimatı insanlar yapmaz. İnsanların kontrolünde olan şeyler var, olamayan şeyler var. Böyle olduğundan, insan gücünden fazlasına yönelmemeli, elindekiyle yetinmeli. Elindekiyle yetinmeyen ve bundan mutlu olmayan, sahip olmayı düşündüğü şeylerle de mutlu olamaz. İnsanın her şartta, her imkânda mutlu olmayı öğrenmesi lazımdır. Bu da hırstan uzaklaşmak ve kanatkârlığa ulaşmakla mümkündür.

-Kanaatkârlık ve gayret birlikte olmalı. Kanaatkârlık ve gayret iki ayrı şey gibi durur. Kanaatkârlık durmuş olma haliyken gayret yola çıkmanın ifadesidir.Buna “dinamik mutluluk” formülü deniyor. ... ..

-Zindandaki adam ”zindandayım ama asılmadım daha, kim bilir ne ihtimaller çıkar karşıma “ şeklinde düşünürse iyimser olur., geleceğe umutla bakar. “Zindandayım, peki niçin dışarıda değilim” diyerek kendini yerse, sahiden hayatı kendine zindan etmiş olur. Buna inanmak durumundayız. Bizi yaratan Allah’tır, hepimiz Allah’ın kullarıyız. Allah’ın izni ve haberi olmadan bir yaprak dahi kımıldamaz. Her ne haldeysek, Allah’ın bundan haberi var Her an ve her zaman Allah bizi görüyor, bizi duyabiliyor. Sıkıntı çekiyorsak bu Allah’tan geliyor Allah zalim değil ki!? Allah’ın gönderdiği sıkıntının da bir hikmeti var demektir. ... .. Demek ki daha fazla Allah’a gitmemiz gerekiyor.

Böyle düşünüldüğünde hayatın her türlü hali daha katlanılır olur. Bu insanı kötümserlikten kurtarır, iyimser kılar. İyimser olunca insan sağlıklı düşünür, kötümser ise kötü düşünür. İyi düşünce iyi yollarla bulunur. Bu imkân gözardı edilmemeli. İnanmak büyük nimettir.





*Bilinçli Aile Olmak – Prof. Dr.Nevzat Tarhan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder