19 Ağustos 2022 Cuma

Kırık Kalemli Kadınlar*

 

Geçmiş Zaman Hanımları

… ..

1905: Serez-Selanik

-Öyle, ama şunu unutmayın bizde kadınların hikâyeleri biraz da acıyla yoğrulmuştur. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Şimdi birlikte çıksak, kapı kapı Serez’i, Selânik’i dolaşsak her evden acıyla sınanmış bir kadın hikâyesi çıkar. … ..

.. ..

-Evet babam Avrupalı bir zat olduğu için ahlâk ve namusuna güvendiği insanlarla görüşmeme izin verirdi. “Fakat pek genç olduğum için fırsat bulan ilân-ı aşk etmekten hâli kalmazdı. Zaman içinde misafirlerimle aramda edebiyat temelinde bir denge kurabildim. Bu sebeple toplantılar uzun süre devam etti. Eğer salonumda yanlış bir şey yaşansaydı toplantılara son vermek zorunda kalabilirdim. Hatta bu konuda saraya benimle ilgili jurnaller verilmiş, rivayete göre Sultan Abdülhamid, “Bırakın, onun babası Macar’dır” deyip dikkate almamış. Salı günlerini iple çekerdim. İkiyle dört arası hanım misafirler, dörtle altı arası da erkek yazarlar gelirdi. … ..

… ..

-Haklısınız, ancak bunun sebebi üstadımız Ahmed Mithat, Fatma Aliye Hanım’a  bir mektubunda bu konuda bazı öğütler vermiş, kendisi de benimle paylaşmıştı. Bu sebeple çekindik. Siyasi faaliyetlerin yoğunlaştığına dair haberler geliyor hep.

-Evet, hatta size bir sır vereyim. Ben de cemiyete katıldım. Az sayıda kadın üyeden biri de benim.

… ..

-Fakat son derece tehlikeli değil ?

-Tehlike hayatın her anında şaireciğim. Kaderde varsa evinizin içinde de gelip sizi bulur.

-Padişaha büyük sadakatle bağlı Cevdet Paşa’nın kızından en son beklenen şey bu olabilirdi.

-Öyle düşünmeyin babamın yaşadığı dönemin şartları ayrıydı, şimdiki şartlar ayrı. Biz babalarımızın ait olduğu nesiller gibi düşünürsek hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Hâlbuki hayat değişim ve ilerlemeden ibarettir. Babalarımızın bıraktıklarını değiştirmeden sonraki nesillere devredersek kaybımız daha fazla olur. Şuna inanıyorum babam benim neslimden olsaydı sadece cemiyete katılmakla kalmaz, belki daha cesur adımlar atardı. … ..

… ..

Nigâr Hanım

Emine SEmiye Hanım

Fatma Aliye Hanım

Makbule Leman Hanım

Şehrazat Hanım

Gülnar Hanım

… ..

… .. “O seni baştan beri hayatında nasıl konumlandırdıysa o şekilde davranmaya devam edecek. Bazı insanlar böyledir. Birine karşı benimsediği tavrı değiştirme imkânı yoktur.  İhsan da bunlardan biri. Aradan elli değil yüz yıl geçse de onu bir adım ilerlemiş vaziyette bulamayacaksın. Bu sebeple onun üzerinden kendine yeni üzüntüler yaşatma. Kapat gitsin konuyu . … ..1908; 

Kadınlar Toplanıyor

… .. 

-Madam R…: Piyano da çalıyorsunuz demek bu kadar meziyetin yanında.

-Nigâr Hanım: Evet musiki ve şiir olmasaydı acılarıma nasıl dayanırdım bilemiyorum. Siz de musiki icra eder misiniz?

-Madam R…: Tabii ki.

-Nigâr Hanım: Dört elle çalmaya ne dersiniz?

-Madam R…: Quatre mains çalacak kadar mahir misiniz? Çok takdire değer bir şey bu.

-Nigâr Hanım: Babam musikiyi çok sever ve çok iyi icra ederdi. … ..

... ..

Madam Gülnar: Bie şeyi merak ettim, acaba İhsan Bey günlüğünüzü okusa ne düşünürdü?

Nigâr Hanım: Kendisinden şikâyetlerimi üzerine alınmaz, yine beni suçlardı. Satırlarımı anlamak

yerine onlar üzerinden kendi suçumu bastırdığımı düşünürdü. Ruhuma bu kadar yabancı bir

insanın günlüğümden etkileneceğini zannetmiyorum.

 … ..

Gecenin sonunda piyano çalmak istediğimi söyledim ve alaturka-alafranga karışık bir konser

verdim. Çaldığım her notaya sanki yıllardır içimde biriktirip de dışa vuramadığım şeyleri atma

imkânı buluyordum. Annem, babam, çocuklarım, hepsinin üstünde İhsan ve ablasının zalim

çehreleri Nigâr’a yaşattıkları her türlü mahrumiyetle hayatımın bütün gülen yüzlerini

bastırıyorlardı…. ..

… ..

… ..İsmim Şehrazat, ben kendimi en iyi şöyle tanımlıyorum: Ben Ahmet Mithat’ın kızıyım. Gerçi

içimizde bu sıfatı hepimizden çok Fatma Aliye Hanım hak ediyor kuşkusuz. 

Şehrazat Hanım: Koca, “biber dolu bir gül”dür, görünüşüne kanarsın, koklarsın ancak sonra

içindeki biber seni yakar. … .. 

… ..

… .. Mihrî Hatun çağdaşı Zeynep Hanım’la beraber ilk kadın Divan şairleri arasında yer alıyor.

Fakat Mihrî’yi en başa yerleştirmek lâzım. Çünkü Zeynep Hanım’ın Divan’ı maalesef ortada yok…. ..

Mihrî belki biraz da bu sebeple evlenemiyor ve kendini tamamen şiire adıyor. Mihrî devri içinde

önemli bir isim II. Beyazıt’ın şehzâdeliği döneminde saraydaki sohbetlere ve şiir meclislerine katılıyor.

Bir erkek meclisinde şiir söyleme cesareti göstermesini ben çok önemli buluyorum. Devrin edebiyatta

henüz kadın sesine hazır olmaması bir yana, erkek meclisinde şiir söyleyen bir kadına tahammülü

yokken bu işi başarıyor. .. .. Babası Kadı Mevlânâ Belâtyi  Çelebi de şair yaratılışlı. İlk derslerini

ondan alıyor, daha sonra saray çevresinde kendini daha da geliştirme imkânı buluyor.

... ..

1908-1918: Meşrutiyet Sonrasında Dağılan Yıllar

1909

1910

1911

1912

1913

... ..

(sf.321) İlk gün Fatma Aliye Hanım, bütün kadınları vatan için bir şeyler yapmaya çağırdı. ONun çağrısı salonda büyük akis buldu:

“Tehlikede olan vatan erkek, kadın bütün evlâtlarından imdat bekliyor. Çoktan ‘hasta adam’ namını verdikleri vatan, evlâtları elinden âb-ı hayat istiyor. Bütün yardım elleri ona uzanırsa, birer âb-ı hayat damlası bir şifa kadehi doldurur. Bir bardak âb-ı hayat ona taze hayat verir. Zenginler parasıyla, kuvvetliler bedeniyle, âlimler ilmiyle, hamiyetli, gayretli olanlar çalışmasıyla, zekiler zekâsıyla vatanın kurtuluşuna koşmak vatan evlâdına vazifedir… 

Düşmanların şimdi bizi çıkarmak istedikleri yerler ecdadımızın kanları bahasına alınmıştır. Nice asırlardan beri bize olan hücumlarla bu yerler defaatle sulanmıştır. Bu topraklar ecdadımızın kanlarıyla yoğrulmuştur. Bizim buna irtibatımızın kavî olması tabii bulunduğundan müdafaa-i milliye gayreti kadınlarımızda da tezahür eylemiştir. O ecdat kadınlarında ecdadıdır; bu vatan kadınların da vatanıdır; milletin istikbaline kadının istikbali de dahildir. Zira bu milletin yarısını da kadınlar teşkil ediyor.

Üç yüz seneden beri devam eden gaflet uykusundan uyanalım! Kadınların cemiyetindeki , İslâmiyet’teki mevkiini cümlemiz anlayalım! Dünya ve ahiretimizi imara çalışalım. Saadet devrinde erkekler gibi kadınlardan da cennetle müjdelenenler bulundu. Din, millet, vatan uğruna çalışmakla Cenâb-ı Hakk’ı kendimizden hoşnut eyleyelim. Hak yolunda çalışan kadınla erkeğin kazanacağı sevap hep birdir. Cenâb-ı Hak hayr ile muvaffak buyursun! Osmanlı ordusuna yardım ve muzafferiyetler ihsan ile cümlemizi sevindirsin. Âmin bihürmeti seyyidilmürselin.”

Ümmügülsüm Kemalova kadınbarı vatan, millet ve namus için yardıma çağırdı. Vatan böyle tehlikedeyken “altın, yüzükler, elmas küpeler, kıymetli gerdanlıklar ile süslenip gezmeye, ipeklere sarılmaya” hiçbir kadının vicdanının razı olmayacağını söyledi. … ..

Nakiye Hanım … ..

Halide Edip … .. konuşmasını bitirdikten sonra , dünyaya sesimizi duyurmak için aşağıdaki kararların alınmasını ve uygulamaya konulmasını teklif etti:

1-Osmanlı ordusuna bütün Osmanlı kadınları namına tekgraf çekilmesi.

2-Hindistan, Rusya, Türkistan vs. büütün İslâm âlemi kadınlarınu Rumeli’de Balkan vahşilerinin yaptıkları cinayetlere karşı nefret gösterilmesine ve Müdafaa-i Milliyeye yardımına iştirâke davet etmek üzere telgraf çekilmesi.

3-Rumeli’nde yapılan zulümden dolayı Avrupa kraliçeleri nezdinde protesto icrası ile tecavüz ve kıtallere nihayet verilmesi yolunda tesir etmelerinin rica olunması. 

… ..

Nezihe Muhlis ... ..
Nakiye Hanım ... ..
İhsan Raif Hanım ... ..

1914
... ..
Viyana, Peşte, Venedik, ... .. Balkan Harbi'nin yaraları sarılmadan, bu yıl Cihan Harbi musallat oldu. ... ..
1915
... .. (sf.350) Bütün bunlar bana Cenap Şahabettin'in anlattığı bir olayı anlattı. Kendisinin Ahmet isminde bir çocukluk arkadaşı varmış. Okur yazar, eli kalem tutan biri olan Ahmet çocukluktan beri meddah hikâyeleri anlatmaya, perdede Karagöz oynatmaya meraklıymış. Meşrutiyet öncesinde idareyi tenkit ettiğinden ... .. Meşrutiyet ilan edilince serbest bırakılmış. Bu defa söyleyemediklerini söylemeye başlamış. Ancak İttihatçıların beklenen hürriyeti getirmediğini görüp rahatsız olunca gösteriler arasında onları tenkit eder mahiyette şiirler okumaya başlamış. İttihatçılar hayal perdesini tümden yasaklayıp Ahmet'i evde oturmaya mecbur etmiş... :

    Gece uzun, gece sessiz
    Çanakkale mahşerinde yatanlar kimsesiz
    İstanbul'da ise bir harp zengini
    Eğleniyor, takmış koluna dengini
    Ağır ağır iniyor gece,
    Top, kurşun, gülle,
    Bir taraf için eğlence

    Yazıhaneler dizilmiş sıra sıra    
    Ömer Abis Hanı'nda
    Vagonlar , vesikalar alınır satılır
    İttihadın kirli pazarında
    Talât demek artık vagon, vesika demekmiş
    İttihatçılar hep birden karaborsada ittihad etmiş
    Biri harbin zengini, diğeri harbin fakiri
    Harbice bak bakalım yakından
    Hangisi memleketin namusu, hangisi kiri?

    Gerçek der misin bütün bu olanlara
    Sanki perde kurmuş, şem'a yakmış üstat
    Bir kısmı Karagöz patlatır ense tokat
    Bir kısmı savunmada sanki dersin Hacivat
    Yooo yooo perde değil gerçek
    Perdede bile dayanamazdı onlara üstat
    Lebbeyk sultanım! Lebbeyk! derdi.

    Söndürürdü şem'ayı, dayanamazdı
    Yırtardı perdesini kat kat
    Onu bile yapmadınız, yıktınız perdeyi, eylediniz viran
    Cephede kan, cephe gerisinde kan, her yerde kan, yine kan, yine kan.

1916
... ..
Şişli'deki ev, Hisar'daki yalı harap vaziyette ... ..    
    
1917
... ..


*Kırık Kalemli Kadınlar  &  Murat Koç

Abdülhak Şinasi Hisar

Kapı Yayınları

1.Basım: Şubat 2021


21 yorum:

  1. Şair Nigar Hanım; Avrupalı bir baba, dört yaşında dört dil konusan, bu yaşlardan itibaren yabancıların açtığı okulda eğitim alan ama çocuk gelin ( on bir ) , evde kalmış görümce baskısı, metrelerce olan bir koca ile yok olan bir hayat....

    YanıtlaSil
  2. -ona hiç şiir yazdınız mı? ..... .. -... .. Ben aha ziyade duygularımı meçhul bir sevgili için dile getirdim. Sadık, vefakâr, ayrılık yaşattığınız dahil ondan değil, mecburiyetlerinden kaynaklanan bir sevgili muhatabımdı. Zaman zaman İhvan'ı sevdiğimi kendime itiraf ettim. Çünkü henüz gözüm açılmadan onu tanıdım, çocuklarımın babası olarakhayatımdasinemeyecek bir rolü vardı. Ve şu an müsterihim. Çünküyuvamı kurtarmak için benden beklenenin fazlasını yaptım.

    YanıtlaSil
  3. ... .. yazmak benim acılarıma en büyük şifayı verdi. ... ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlı'da, II. Beyazıt döneminden sonra kadının sosyal hayat içindeki yeri ve sonraki süreçte edebiyat alanındaki rollerini gelişmesini anlamak mümkün...

      Sil
  4. … .. Şair Nigâr Hanım ve çevresini oluşturanlar Osmanlı’nın seçkinleri içinde. Elbette o dönemin kadınları içinde sayıları çok az olan eğitimli kadınların geleceğe yönelik çalışmaları, Meşrutiyet öncesi ve sonrasında çektiği maddi manevi sıkıntılar, yanında çok eşli evlilikler, aile içi gelin-görümce-kaynana ilişkilerinin ortaya çıkardığı travmalar sosyal yaşantının birer gerçeği olarak yaşanmış.

    YanıtlaSil
  5. Osmanlı döneminin sonlarında, maddi sıkıntıların seçkinlere kadar uzanması, bir diğer ifade ile Şair Nigâr Hanım’da da olduğu üzere; Fransa seyahati, tedavi için Viyana’ya gidebilme imkanları, Nişantaşı’ndaki ev ile Boğaziçi’ndeki yalının bakım masrafları, babasından kalan maaşın kesilmesi dönemin sosyal yaşamının bir parçası… .. diğer taraftan aynı dönemi Osmanlı’nın ihmal edilmiş hatta neredeyse unutulmuş, kendi haline bırakılmış topraklarındaki biçare insanlarının halini anlayabilmek zor olmasa gerek … .

    YanıtlaSil
  6. Dünya tarihi, Osmanlı ve günümüz Türkiye Cumhuriyetine kadar uzanan süreçte ödenen bedelleri gelecek nesillere anlatabilmek günümüz aydınlarının görevi. alınacak ve aktarılacak çok ders var!

    YanıtlaSil
  7. Bira taraftan İttihat ve Terakki içindeki iktidar mücadelesi, diğer taraftan Balkan Harbi, Trablusgarp Savaşı’nın ortaya çıkardığı karışıklık ve bu ortamda Şair Nigâr Hanım’ın; bu huzursuz ortamdan uzaklaşmak için çıktığı Peşte, Viyana, İnsburg, Paris, Zürih, Bükreş gezisi… .. aynı süreç içinde Karadağ’ın savaş ilanı… günümüz ulaşım imkanlarıyla bile gerçekleştirilmesi güç olabilecek bir başarı…

    YanıtlaSil
  8. Nigâr Hanım'ın, İttihat ve Terakki içindeki fırka mücadelesi sırasında Paris'e kaçmak zorunda kalan Emine Semiye Hanım'a cevaben yazdıklarında; Bahsettiğiniz hürriyetin çocuklarını artık ben de tanıyamıyorum. Bugünlerin olma için günlüğüme onlarla ilgili satırları yazıyorum. Maksadım onları suçlamak değil, sadece olanı, vatanın kötüye giden çehresini yazıyorum. Samimi dostlarım beni ikaz ediyorlar, "Yazma bunları, ele geçer, her şey aleyhine döner," diyorlar. Benim yerimi de kimse konumlandıramıyor. Bir yandan Padişahımızın ailesine yakınım, diğer yandan Naciye Sultan vasıtasıyla Enver Paşa'ya yakın görünüyorum. Yazdıklarımdan en çok Enver Paşa rahatsız olur herhalde.

    YanıtlaSil
  9. Kalbimden kalemime düşen satırları, günlüğümden söküp atmaya da gönlüm razı gelmiyor.

    YanıtlaSil
  10. Kitap, diğer taraftan toplumun yarısını oluşturan ve de toplumun tamamının anneliğini yapan kadının; Osmanlı’nın son günlerinden Cumhuriyet’e geçiş sürecindeki sosyal gelişimini anlamayı kolaylaştıran bir özelliğe de sahip. Bu yönü ile değerli buluyorum…

    YanıtlaSil
  11. Sadece Türk kadını değil, aynı zamanda dönemin seçkinlerine katkı sağlayan yabancılar da var. Bunlar dan biri hakkında Nigâr Hanım'ın muhatabına yazdığı cevabi mektuptan kısa bir alıntı: "Belki haberiniz yok ama Kadın gazetesinde geçtiğimiz yıllarda hakkınızda bir yazı çıkmıştı. Bunu size ulaştırmak istedim fakat bir türlü fırsat bulamadım.

    YanıtlaSil
  12. Şimdi bu yazıda hakkınızda söylenen güzel sözlerin bir kısmını, sözlerin sahibiyle paylaşmak istiyorum. … . Sizinle paylaşmak için yazının önemli yerlerini aşağıya alıyorum:
    “İnsaniyete hizmet gibi bir vazife-i ulviyeyi gaye-i âmâl ittihaz edenler için kadınlara, kadınların hukukuna, hürriyet ve serbestisine dair icâle-i kalem eylemek akdem-i vezâif-i mukaddestendir.
    Gülnar Hanım n^m-ı mübecciye şöhret-şiar olan Rus muharriresi Olga de Lebedof zamanımızın fevkalâdemuhtaç olduğu kahramanlardan biridir ki onun en büyük silâhı insaniyet için beslemekte olduğu aşk-ı amîktir. … ..

    YanıtlaSil
  13. Gülnar Hanım, dünyada en büyük kuvvet, diyor, insaniyete muhabbettir. Bu kuvvet ise hadd-i zatında kuvâ-yı mevcudenin en ulvisidir.
    Biz kadınların hukuken erkeklerle müsavi olmasını kabul edemeyiz. Bizce kadınların erkekten ziyade hukuka nail olması matlûbdur….

    YanıtlaSil
  14. Rumeli’den kısım kısım göçe zorlanan halkın perişan durumu ciğerimizi parçalıyor, bir şey yapamamak hepimizi kahrediyordu. Fakat şimdi bu düşüncelerden kurtulduk. … .. Bir salonda bütün dünyaya meydan okuyacağımızı gördük.İnşallah memleket bu durumdan kurtulacak ve siz döndüğünüzde zaferin gülümseyen yüzü üzerinden bu günleri birlikte yad edeceğiz. Müdafaa-i Milliye Cemiyeti Hanımlar Heyeti olarak Balkan Savaşı’nda vatanın kurtarmak için çalışan askerlerimiz için hareketi başlattık. Dârulfünun Konferans Salonunda konuşmalar yaparak bu harekete destek olduk. … ..

    YanıtlaSil
  15. … ..Rusya Türklerinden Ümmügülsüm Kemalova, Meryem Pataşova, Rukiyr Yunusova, Meryem Yakubova isimli tıp öğrencileri de toplantının düzenlenmesinde yer aldılar. Bu dört hanım Balkan Savaşı’nda Kadırga Hastanesi’nde hastabakıcılık görevini de üstlenmişler.

    YanıtlaSil
  16. … .. İlk gün en tesirli konuşmayı Fatma Aliye Hanım ve Halide Edip Hanım yaptı.İkinci gün yapılan konuşmaların yanında samimi hislerle dolu ve vatan konulu benim iki , İhsan Raif Hanım’ın da bir şiiri okundu.

    YanıtlaSil
  17. Savaşın siviller üzerindeki etkileri, okurken insanın eli ayağı kesiliyor... dalıp gidiyorsunuz.... her an hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyorsunuz...

    YanıtlaSil
  18. Nigâr Hanım, eşi ve görümcesi ile çocuklarının vefasızlıklarında bahsederken, savaş ve bozgunun ortaya çıkardığı sefalet, perişanlık ve çaresizlik her şeyi değiştirdi: ... .. "Anladım ki vatan derdi en büyük dert imiş. ... .. "

    YanıtlaSil