10 Eylül 2014 Çarşamba

İlahi adalet & dün, bugün olanlar ve yarın olacaklar ....*

-2011 seçimlerine dek, “askeri vesayet”ten kurtulmak “söylemi” ile sivil ve demokratik bir yönetim kurma iddiasında olan AKP iktidarı bir “buzkıran” gibi Genelkurmay’ın “kozmik oda”larına giren, Gölcük’te döşeme altlarında Balyoz planları bulan Cemaatçı polis ve







savcıları, “cuntacı”, “darbeci” olmakla suçluyordu.
-Başa dönülmüştü; hükümet orduyu yanına çakerek Silivri’nin kapılarını açmaya çalışıyordu. Bir iktidarın ayağı ancak böylesine bir “ilahi adalet”e dolanırdı.
2007-11 arasında Ergenekon’dan Balyoz’a, Oda TV’den KCK’ya binlerce insanı darbecilikle suçlayıp cezaevine gönderdikten sonra Yalçın Akdoğan’a, “bütün bunları bize Cemaat yaptırdı” dedirtmek ancak Başbakan’ı kuşattığı düşünülen ..... etkenlere bağlanabilirdi.
-“Orduya kumpas” iddiasını ortaya atan Yalçın  Akdoğan aynı zamanda medyayı da bu kumpasın içine dahil ediyordu.
-Hadi diyelim Cemaat orduya kumpas kurdu. Medyaya yönelik kumpası da tek başına Cemaat mi kurdu? Bunda hükümetin hiç mi rolü tok? Öyle değilse, İmralı Zabıtları’nın yayınlanması üzerine, “Sabotaj var!” diya ortalığı birbirine katan, yandaş-Cemaatçi medyayı Milliyet’e saldırtan Yalçın Akdoğan’ı da Cemaatçılar safına mı koymak gerekiyor?

*Batsın Böyle Gazetecilik – Derya Sazak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder