10 Eylül 2014 Çarşamba

Orduya kumpas*

28 Şubat’ın 2014 versiyonu
-Yolsuzlukları örtbas etme çabasıyla paniğe kapılarak, Cemaatın orduya kumpas kurduğunu itiraf eden Yalçın Akdoğan’ın sözleri üzerine suç duyurusunda bulunan Genelkurmay Başkanlığı, böylece onca yıl seyrettiği davaların yeniden görülmesi için harekete geçti.
-Burada haklı olarak




4-5 yıldır cezaevinde yatan insanların Cemaatçi polis ve yargının kumpası saydıkları “delil oluşturma” yöntemleri üzerinde de durmak gerekiyor.
-Başbakan Erdoğan, 17 Aralık Operasyonu’nda polis ve savcıların ayakkabı kutularında saklanan paraları, yolsuzluk amaçlı bir “algı” yaratmak üzere medya üzerinden kullanma biçimlerini ağır bir dille eleştiriyordu. Oysa aynı yöntemle Türkiye’de yüzlerce operasyon yapılmış, gözalına alınan insanların neyle suçlandıklarını öğrenmeleri için aylar-yıllar geçmişti.
-Adalet Bakanlığı, HSYK, bu süreçleri acımsızca izlemişti. Çete, cunta,sadece işlerini  devlet yaygarası koparan Başbakan’ın adamları iktidardan bağımsız görevini yapmaya çalışan medyanın üzerine insafsızca çökmüşler, iktidar gücünü medya patronları üzerişnden gazetecilere yöneltmişlerdi.
-Şimdi “Cemaatin kumpası”ndan yakınanlar sadece işlerini yaptıkları için yüzlerce gazeteciyi tasfiye ettiler. Ve sonunda geldikleri yer, 28 Şubat’ın o ünlü “brifing”lerini çağrıştırıyordu.
-Başbakan’ın Dolmabahçe’de 50’ye yakın gazeteci, yazar ve akademiyenin davetli olduğu, 17 Aralık Operasyonu toplantısınıa sadece “akredite” gazeteciler katılabilmişti.
-Dört saat boyunca doğru dürüst bir rüşvet ve yolsuzluk sorusu yöneltilememişti.
-Gazeteciler orada görevlerini yapmak yerine, toplantı dağıldığında televizyon ekranlarınmı parselleyerek Başbakan’ın görüşlerini aktardılar.

*Batsın Böyle Gazetecilik – Derya Sazak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder