19 Kasım 2023 Pazar

Tom Sawyer'ın Maceraları*


 

… ..Tom Sawyer’ın Maceraları  çocukluğun masum, güvenli ve olağanüstü maceralarla dolu evrenine bir övgüdür. Roman Mississippi Nehri kıyısındaki küçük bir kasabada, belirtilmeyen bir dönemde geçer. Ancak okur evlerde siyahi kölelerin bulunmasından hikâyenin 1830’larda ya da 1840’larda geçtiği sonucuna varabilir. Herkesin tanıdığı, yetişkinlerin çocukları eğitmek ve disipline sokmak için birlikte çalıştıkları bu küçük kasabada, herkes göründüğü gibi midir? Roman insan doğasının ikiyüzlülüğünü, bencilliğini, maddi değerlere düşkünlüğünü ve Amerikan taşrasındaki küçük kasaba ruhunu mükemmel biçimde yansıtır.

Twain, iyi kalpli, ancak her daim haylazlık peşindeki Tom ve arkadaşlarının maceralarını gerçekçi bir dille aktarırken, alışılmış terbiyeli ve örnek çocuk imgesini de yıkar. Yapıtın kuşaklar boyu her yaştan okura hitap etmesinin sırrı, belki de çocuk aklının nasıl işlediğini bize hatırlatmasında; yetişkin dünyasından ansızın çocukluğa ışınlamanın paha biçilmez değerinde yatar.


Mark Twain (1835-1910): Asıl adı Samuel Langhorne Clemens olan Twain Missouri, Florida’da doğdu. Dört yaşındayken ailesi Mississippi Nehri’nin batı kıyısındaki Hannibal'a yerleşti. Küçük yaşta babasını kaybedince demirci çırağı, dizgici, matbaa işçisi olarak çeşitli işlerde çalıştı. Alta California gazetesi için muhabir olarak çalıştığı sırada Avrupa’ya ve Kutsal Topraklar’a gitti. BU gezilerle ilgili Alta California ve New York gazetelerine yazdığı mektupları daha sonra The Innocents Abroad; or The New Pilgrim’s Proress (1869; Yurtdışındaki Masumlar ya da Yeni Hac Yolculuğu) adlı kitapta topladı. The Prince and the Pauper(1881; Prens ve Dilenci), Life on The Mişssisipi (1883; Missisipi’de yaşam) ve The Adeventure’s Huckleberry Finn (1884;Huckleberry Finn’in Maceraları) sayılabilir….


“Tom!” “Tom!” "Nereye kayboldu bu çocuk? Tom diyorum!”

Ses yok. 

Yaşlı kadın parmağıyla aşağı çektiği gözlüğünün üzerinden çevresini inceledi; sonra gözlüğünü yukarı itip bu kez altından baktı. Çocukları gibi minik şeyleri görmek için gözlüğünün ardından nadiren  nadiren bakar, hatta bakmazdı; en gösterişlisi takısı, canının yongasıydı gözlüğü ve işe yaraması için değil, “şık durması” için yapılmıştı - iki soba kapağı da taksa aynı derecede iyi görecekti. Bir an şakın şaşkın durdu, sonra hiddetle değil ama yine de etraftaki mobilyalara duyuracak kadar yüksek sesle şöyle dedi:

“Seni bir ele geçirirsem…”

Lafını bitirmedi, çünkü bir anda eğilmiş, süpürgenin sapıyla yatağın altını dürtüklemeye başlamıştı. Soluğunun geri kalanına sapı itmek için ihtiyacı vardı. Yatağın altından çıkan tek şey kedi oldu.

“Ben böyle çocuk görmedim!”

Açık kapıya yöneldi, kapıda durup bahçedeki domates fidanları ile tatula otlarının arasına göz attı. Tom yok. Sonra artan mesafeye göre sesini yükseltti:

“Toooom!”

… ..

… ..

… ..

Tom bir süre düşündü, tam razı olacaktı ki, fikrini değiştirdi: “Olmaz, olmaz; bana kalırsa bu hiç iyi fikir değil.Anla beni. Polly Teyze bu çite çok önem veriyor…. Burası tam sokağa bakıyor çünkü… Arka çit olsaydı hiç düşünmezdim, o da üzerinde durmazdı. Bu çit konusunda çok titiz, ne yaparsın. Çok özenli banalanaması lazım, bu işi tam istendiği gibi yapacak çocuk da binde bir çıkar, hatta iki binde bir çıkar herhalde.”

“Yok canım… öyle mi? Yapma ya; ver bir deneyeyim, birazcık sadece. Ben olsamsana izin verirdim, Tom.”

“Gerçekten vermek isterdim, Ben. Yalanım varsa canım çıksın. Ama Polly Teyze… Jim yapmak istedi ama teyzem bırakmadı. Sid istekliydi, onu da kabul etmedi. Neen benim seçildiğimi anlamıyor musun? Ya çite zarar verirsen, ya yanlış bir şey yaparsan…”

“Ne olursun. ben de çok özenli yaparım. Haydi izin vr. Bak… istersen sana elmamın koçanını veririm.”

“Şey, ben. Yok, yok, verme, istemem, kusura bakma…”

“Hepsini veririm!”

Tom yüzünde gönülsüzlük, ama içinde sevinçle fırçayı teslim etti. Az önceki Büyük Misssori vapuru güneşin altında çalışıp terlerken, emekli sanatçı da gölgede duran bir fırçının üstünde oturup bacaklarını sarkıttı ve elmasını yerken başka kurbanlarının yolunu gözlemeye başladı. Doğrusu pek de kıtlık yoktu; ikide bir yeni çocuklar sökün ediyordu. Dalga geçmeye geliyor ama badana yapmak için kalıyorlardı.Ben bitkin düşene kadar Tom sonraki sırayı sapasağlam bir uçurtma karşılığında Billy Fisher’a satmıştı.; o da surasını savınca Johnny Miller ölü bir fare ve fareyi sallamak için bacağına bağlanacak bir sicim karşılığında yerine geçti; saatler boyu böyle sürüp gitti. İkindi vakti geldiğinde, sabahki zavallı çocuktan eser kalmamış, Tom resmen servet içinde yüzmeye başlamıştı.Az önce saydığı şeylerin yanı sıra malları arasına on iki misket, bir mızıka parçası, ardından bakmak için mavi bir cam şişe dibi, lastik takılmış boş bir ip makarası, hiçbir kilidi açmayan bir anahtar, bir tebeşir parçası, camdan işki şişesi tıpası, bir teneke asker, bir çift iribaş, altı çatapat, tek gözlü bir yavru kedi, pirinç bir kapı tokmağı, bir köpek tasması, -ama köpeksiz- bir bıçak sapı, dört parça portakal kabuğu ve çürümeye yüz tutmuş bir parça pencere pervazı katılmıştı.

Üstelik tüm bu zaman boyunca aylaklık edip hoş vakit geçirmişti, yanında arkadaştan bol bir şey yoktu, ayrıca çitin üzerine üç kat badana vurulmuştu. Eğer kovadaki kireç bitmeseydi, köydeki tüm çocukları iflas ettirecekti.

Tom, hayat o kadarda boş değilmiş, dedi kendi kendine. İnsanı harekete geçiren kanunların en büyüklerinden birini  keşfetmişti farkında olmadan: Bir adamın ya da çocuğun bişr şeyi çok istemesini sağlamak için o şeyi erişilmesi güç bir hale getirmek yeter. Tom da bu kitabın yazarı gibi büyük ve bilge bir filozof olsaydı, iş denen şeyin mecburen yapılan bir şey, oyunun ise mecburen yapılmayan şey olduğunu anlayabilirdi. Bu da yapay çiçek yapmanın ya da ipte cambazlık etmenin çalışmak, kuka devirmek ya da Mont Blanc’a tırmanmanın eğlence olduğunu anlamasına yardımcı olurdu. İngiltere’de bazı zengin beyefendiler yazları dört atlı arabalarla günde otuz mil yolculuk ederler, çünkü bu ayrıcalık onlara epeyce paraya mal olur; ama birisi çıkıp da onlara bu iş için ücret önerseydi artık yaptıkları şey çalışmak olurdu ve derhal istifa ederlerdi

Dünyasında meydana gelen bu somut değişimi zihninde iyice evirip çeviren Tom, haberleri vermek üzere karargâha doğru hareket etti.

… …

… ..






*Tom Sawyerin Maceraları & Mark Twain 

Özgün Adı: The Adventures of Tom Sawyer

İngilizce Aslından Çeviren: Bülent o. Doğan

Türkiye İş Bankası Yayınları

Birinci Baskı: Mart 2006


5 yorum:

  1. Haşarı, haylaz ve her taraflarından enerji fışkıran çocukların macera dolu hayatları… sürükleyici, hatta duygularınıza harekete geçirip serüvenin içinde yaşamaya başladığınız oluyor…. final sahnesinde korsanlar ve soyguncular arasındaki farkı öğrenme şansınız da var … ..

    YanıtlaSil